Arama sonuçları

20 bin öğretmen emekli mi oluyor?

20 bin öğretmen emekli mi oluyor?

20 bin öğretmen emekli mi oluyor? Hükümetin 2017 programında ve MEB’in hedefleri arasında 2019’a kadar ikili eğitimden tekli eğitime geçilmesi, okul öncesi eğitimin zorunlu olması, 5.sınıfların yabancı dil ağırlıklı hale dönüştürülmesi, yeni müfredatın 1. 5. ve 9.sınıfta uygulamaya konulması gibi hedefler yer alıyor. Bu hedeflere; bütün okul türlerinde çağ nüfusunun yüzde yüz okullaşması ve öğretmen ihtiyacının kapatılmasını da ekleyebiliriz. 

Aynı hedefler arasına eğitim emekçilerinin ekonomik sosyal yaşam standartlarının düzeltilmesini de ekleyerek bir paket program oluşturulup, bu paket programını 2018 yılını“Eğitim Yılı” adı altında kampanya haline dönüştürülmesi halinde bu hedeflerin daha erkengerçekleştirilmesi mümkün olabilir. 

Kampanya konsepti içinde yer alacak plan ve projelerin yaşam bulması öncelikle var olan kaynakların yerinde ve zamanında kullanılması, yeni kaynakların oluşturulması ve yatırımların yapılması için bugünden başlayarak yoğun hazırlık yapmak gerekir. Bu plan ve projeler gerçekleştirilirken aynı zamanda eğitimin, dolayısıyla bu eğitim sürecinde yetişen çocukların nitelikli yurttaşlar olarak yetişmesine yönelik müfredat ve konularla ilgili dönüşümlerde yapılmalı.

20 BİN ÖĞRETMEN EMEKLİLİK İÇİN BAŞVURUYOR

Bakanlık tam gün eğitim (09.00-15.00 saatleri arası) için 77 bin derslik, bir o kadar da öğretmen ihtiyacı olduğunu açıklıyor. 30 öğrencili sınıflara göre belirlenmiş bu ihtiyaçlar sınıfların 24 öğrencili olması halinde ikiye katlanacak. Özellikle bu yıl çok sayıda öğretmen emekli olmak için başvuru yapmış bulunuyor. Kesin olmamakla birlikte emeklilik başvurusunda bulunan öğretmen sayısının 20 bini bulduğu da ifade ediliyor. Tecrübe, deneyim ve birikim sahibi bu öğretmenlerin emekli olma nedenlerinin araştırılması gerekiyor.

ÖĞRETMEN İHTİYACI AÇIKLANANIN ÜZERİNDE 

Geçen yıl 10 bin olan sayının bu yıl iki katına çıkacak olması ayrıca üzerinde önemle durulması ve sorgulanması gereken bir sorundur. Bütün bu göstergeler öğretmen ihtiyacının Bakanlığın açıkladığı rakamların çok üstüne çıkacağını göstermektedir. Yürütülecek kampanya dönemi sayıları yüz binlerle ifade edilen işsiz öğretmenlere de iş bulmanın olanaklarının yaratılacağı bir dönem olmalıdır. Değerler eğitimi adı altında öğretilmeye çalışılan değerlerin adı “yurttaşlık eğitimi” ya da “sivil eğitim” diye değiştirilmelidir. Bu eğitimin kapsamı yerel, ulusal ve küresel ölçekte benimsenmiş insan hakları ve etik ilkelerin bağımsız bir ders ya da konu içeriklerinde ilkokul 2.sınıftan itibaren öğretimini amaçlayan bir uygulama yaşama geçirilmelidir.    

KİTAP HARCAMAMIZ YOK

Türkiye’nin yıllık basılan ve okunan kitap sayısı sıralamasında bulunduğu yerin iyi bir yer olmadığı hepimizin malumu. Bu alanda nüfusu bizden çok az olan ülkelerin bizden üst sıralarda olduğu açıklanan yıllık istatistiklerden anlaşılmaktadır. En fazla kitap okuyan ülkelerin başında, yüzde 21 ile Fransa ve İngiltere var. Ardından, yüzde 14 ile Japonya geliyor. ABD'de bu oran yüzde 12, İspanya'da ise, yüzde 9. Türkiye'de ise, oran binde bir.  Okuma alışkanlığında, dünyada 86. Sıradayız. Kitap okuyanların yüzde 65'i aşk, yüzde 24'ü siyasi, yüzde 13'ü düşünce, yüzde 7'si kişisel gelişim kitapları okuyor. YAYFED' in bandrol izleme raporlarına göre, 2014'te 344 milyon, 2015'te 384 milyon bandrollü kitap satıldı.

Dünyada kişi başına kitap harcaması 1.3 dolarken, Türkiye'de ise bu rakam 25 sent... Çocuklara kitap hediye edilmesi sıralamasında Türkiye 180 ülke içerisinde 140. Sırada. 

TÜRKİYE'DE KAÇ KÜTÜPHANE VAR?

Benzer tablo ülkedeki kütüphane sayısı içinde geçerli olan bir durum. Türkiye genelinde 2015 yılında 1 milli kütüphane, 1.130 halk kütüphanesi,  555 üniversite kütüphanesi ve 27 bin 836 örgün ve yaygın eğitim kurumu kütüphanesi olmak üzere toplam 29 bin 522 kütüphane mevcuttur. Ülke genelinde okulöncesi ve özel kurslar hariç 58 bin 718 örgün ve yaygın eğitim kurumu bulunmaktadır. Sayılar an itibarıyla 30 bin 882 örgün ve yaygın eğitim kurumunda kütüphane olmadığını göstermektedir. Milli Kütüphane kayıtlı üye sayısı 36 bin 220, halk kütüphanesi kayıtlı üye sayısı 1 milyon 367 bin 139 ve üniversite kütüphanesi kayıtlı üye sayısı 3 milyon 820 bin 761 oldu.

Rakamlara bakarak Türkiye’yi kütüphane “fakiri”” olarak niteleyebiliriz. “Eğitim Yılı” beraberinde ülkeyi “üstü açık kütüphaneye” dönüştürecek büyük bir kitap okuma kampanyasının da birlikte örgütleneceği bir süreci içermelidir. Her köye ve mahalleye adına ”halk kütüphanesi” denilen bir kütüphane açılmalı, açılan kütüphaneler özel idare ve yerel yönetimler tarafından finanse edilmelidir. Hafta içi etüt hafta sonu açılan yetiştirme kurslarının en az iki saati kitap okuma etkinliklerine ayrılmalıdır. “Okullar Hayat Olsun” projesi “Okullar Kitapla Yaşam Bulsun” projesine dönüştürülerek okuma yazma bilmeyen halka okuma yazma öğretilecek çalışmalara, anne baba destek eğitimlerine ve kitap okuma etkinliklerine olanak sağlayacak şekilde içeriği zenginleştirilerek yaşama geçirilsin.

“Eğitim Yılı” çağ nüfusu içinde olup açık ortaokul ve liseye gitmek zorunda kalan öğrenci sayılarını en aza indirecek bir programın yaşam bulacağı başlangıç yılı olmalıdır. Mesleki teknik ortaöğretimde okuyanların oranının yüzde 60, akademik ortaöğretimde okuyanların oranının yüzde 40 olacağı yapılanmanın 2018 yılı sonunda tutturulması için çalışma yapılmalı konu ile alakalı projeler geliştirilmelidir. Bu bağlamda çıraklık eğitim merkezlerinin mesleki ortaöğretim kurumu kapsamına alınması önemli bir adımdır. İş içinde, iş başında ve iş yerinde eğitim mesleki teknik öğretimin önemli ayağını oluşturmaktadır. Ancak bu eğitim süreci programlanırken ve sahada uygulamalar yapılırken çocuk işçiliğini teşvik edici anlayışlardan uzak durulmasına özen gösterilmelidir. Bu konuda var olan yasaklar, yaptırımlar ve denetimler bazı caydırıcı önlemlerle birlikte yoğunlaştırılarak sürdürülmelidir. 

Sonuç olarak, eğitim alanına yönelik bütün kavramsal çerçeve ve pratik uygulama süreçleri ile mevzuat düzenlemelerindeki temel anlayış “herkes için koşulsuz ve eşit eğitim” ve “eğitim herkesin hakkı, karma ve laik olmalıdır” esası üzerinde yapılandırılmalıdır. Bu kavramsal çerçeve insanlığın gelişimine ve ilerlemesine hizmet edecek nitelikli insanların nitelikli eğitim yoluyla yaratılmasını amaçlayan bir perspektifle yürütülmelidir. Daha öncede başka yazılarda ifade ettiğimiz gibi bu amaçları gerçekleştirmek, çocuklarımızı, eğitim emekçilerini ve okulları bu olanaklara kavuşturmak zor ancak imkansız değil.

07-06-2017


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin