Arama sonuçları

4+4+4’lük eğitim modeli dökülüyor

4+4+4’lük eğitim modeli dökülüyor

4+4+4’lük eğitim modeli dökülüyor. Eğitim sistemine pilot uygulama, bilimsel saha analizleri veyeterli tartışma yapılmadan bir oldubitti ile monte edilen model aradan geçen 4 yılda yıprandı, eskidi ve çürümeye başladı. Din eğitimini olabildiğince erken yaşta başlatmayı referans kaynağı olarak önceleyen modelin mimarları da gidişattan memnun görünmüyorlar. Müfredatı değiştirme, sürekli yeni yasa ve yönetmelikler çıkararak sistemde düzenleme yapma, hafta sonu açılan yetiştirme ve hazırlık kursları, diğer bakanlıklar ve DİB ile imzalanan ortak etkinlik ve proje protokolleri, özel okulları teşvik çabası vb gibi düzenlemeler modelin dikiş tutmadığının en somut göstergesi. 

Geçmişte yürürlükte olan 8 yıllık zorunlu ilköğretimde 5 yıllık, 2012’de yasalaştırılan 4+4+4’lük modelde 4 yıllık temel eğitim (ilkokul) süresinin çocuklarımız için yeterli olmadığı ortaya çıktı. Yetmezliğin en somut sonuçlarını uluslararası ve ulusal çapta yapılan sınavlarda öğrencilerin başarılı sayılmak için gerekli olan puanı alanların oranındaki azlıkta görmek mümkün.

4+4+4 SİSTEMİNİN BAŞARILARI NE OLDU?

Bunca yetmezliğe karşılık 4+4+4’lük modelin üç başarısından söz edilebilir. Bunlar, din eğitiminin ve bu eğitimi veren kurumları yaygınlaşması, özel okulların teşvik edilmesi, öğretmen ve derslik sayısındaki artışlar.

“Bilgi Çağı” teriminin hayatımıza girdiği 1990’lı yıllardan bu yana, ülkelerin gelişmişlik düzeylerinin yalnızca, GSMH, Fert Başına Düşen Milli Gelir, enflasyon rakamları vb. gibi ekonomik değişkenler ile tespit etmenin çok da yeterli olmadığı modern dünyanın genel olarak kabul ettiği bir gerçek. Zenginliğin ileri teknolojiyi üretebilen, bilimsel düşünceyi ve bilimsel yöntemleri kullanmayı bir yaşam biçimi haline getirebilmiş olan toplumlarda daha fazla olduğu anlaşıldı. Geçmişte uygulanan eğitim modeli ile mevcut eğitim modelinin bu evrensel gerçeği içselleştirmiş insanlar yetiştirme noktasında verilen 4 yıllık ilkokul aşamasını kapsayan eğitimin temel eğitim dönemi olarak yetmeyeceği şimdiden görünür oldu.  

ÇOCUKLAR TERBİYE İLE EDEP ARASINA SIKIŞTI 

Geleneksel eğitim sistemi ile programların günümüz insanlarının sorunlarına çözüm üretmek için yeterli gelmediğini söyleyebiliriz. Çocuklar sadece derslerde öğrendikleri ile yetinmek istememektedirler. Çocukların bilginin yanında yeteneklerine göre seçtikleri alanlarda interaktif çalışma yapmak istediklerini görmekteyiz. Standart, çocukları edilgen yapan, ’terbiye ve edep’ arasına sıkıştırılmış, yaşama hazırlayıcı olmaktan uzak ders programları yürürlüktedir. Yeni diye ifade edilen müfredatında eskiden pek farklı olmadığı görüldü. Bu nedenle 6 yıllık ilkokul ve buna uygun yapılandırılmış okul ve müfredatın yaşama geçirilmesi kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır. 

TIMSS ve PISA’da başarılı olan ülkelerin büyük bir bölümünde temel eğitimin ilkokul aşaması 6 yıl. Ortaokul 3 yıl, lise 3 yıl. İlkokul 4.sınıf ile ortaokul 8.sınıf ve liseleri kapsayan TIMSS/PISA 2015 Sonuç Raporlarında 500 ve üzeri puan alan pek çok ülkede bunun dışında kalan birçok Afrika, Uzak Doğu Asya, Orta Doğu ve Latin Amerika ülkesinde temel eğitimin birinci aşaması (ilkokul) 6 yıldır. TIMSS ve PISA’da 500 puan üzeri puan alan ilkokulun 6 yıl olduğu ülke örnekleri; Singapur, İsrail,Finlandiya, Güney Kore, Japonya, Danimarka, İrlanda, Birleşik Krallık, Estonya, Litvanya, ABDEyaletlerinin büyük bir bölümü, İsviçre Kantonlarının ağırlıklı bir bölümü, Macaristan. Slovakya, Polonya, Sırbistan, Kanada, Slovenya, İsveç, Çin, Belçika, İspanya, İzlanda gibi ülkeler. İlkokulun 6 yıl olduğu diğer ülkeler Cibuti, Mısır, Cezayir, Uganda, Kenya gibi pek çok Afrika ülkesi. Orta Doğu ülkeleri arasında Suriye, Ürdün, Lübnan yer alırken, Güneydoğu Asya’da Filipinler, Tayvan, Malezya, Endonezya yer almaktadır. 6 yıllık ilkokul kademesi Küba ve Arjantin başta olmak üzere bazı Latin Amerika ülkelerinde de tercih edilen bir model olarak uygulanmaktadır. Bu ülkelerde eğitim sistemi aynı zamanda 6+3+3 ya da 6+4+2 şeklinde kademelendirilmiş durumda.

4 yıllık ilkokul süresinin yetmezliği tartışmasının diğer önemli boyutunu pedagoji bilimi ve çocukların gelişim sürecini ele alan psikoloji alanında çalışan bilim insanlarının görüşleri oluşturmaktadır. Bu alanda çalışan Freud ve Erikson başta olmak üzere pek çok bilim insanı 6-12 yaş arası dönemi son çocukluk dönemi olarak tanımlamaktadır.  Bireyin gelişiminin 4.evresini oluşturan bu dönemde çocuğun gelişim evresinin zaman zaman iniş çıkışlarla dolu olduğu görülür. Son çocukluk döneminde giren çocuk, dengesiz, kurala karşı olan, isyankar bir tutuma girer. Bir geçiş dönemini oluşturan bu yaşta, bedensel ve ruhsal kaynaklı bazı temel değişiklikler dikkati çeker. Arkadaş gereksinimi ilk çocukluk evresine göre artmış, tek başına ya da ikili oyunlar önemini yitirmiştir. 

Arkadaşlık ilişkileri çocuğa, toplumsal yaşamda uyumlu bir birey olmayı, işbirliğini öğretirken, aynı zamanda ona, kendine ve başkalarına saygılı davranmayı, haklarını korumayı, yarışmayı, önder olmayı, yönetmeyi, sorumluluk almayı öğretir. Son çocukluk döneminde aşırı duyarlılığın yanında görülen bir başka özellik de, kolay etkilenmedir. Bu dönemdeki çocuklar, kendi arzularının öteki çocukların doğrultusunda olduğu inancındadır. Bu onların guruba kabul edilmelerini kolaylaştırır. Yaşam süreci içinde belki de hiçbir dönemde rastlanmayacak düzeyde kolay etkilenme, son çocukluk evresinde görülür. 6-12 yaş arası çocuklarda sosyal çevre çok genişler. Öğrendikleri ve uyguladıklarından zevk alırlar. Problemlerini ve kazanımlarını paylaşmayı öğrenirler. Kayba tahammülü öğrenirler. Bu dönemde çocukta cinselliğin doruk noktasına ulaşmadığı çocuklukla delikanlılık arasında bir süreçtir ve uyku devresi adını alır. Bu dönem boyunca kişisel kimlik arayışı birçok yol izler. Erikson’a göre, bu arayış kişin bir toplum içinde verimliliği sağlamada yararlı beceriler öğrenmesi üzerine odaklanır Bu süreç, uygun cinsiyet rolü davranışlarının benimsenmesiyle devam eder. Okul çocuğun yaşamında önemli duruma gelir. Çünkü çocuklar zamanın büyük bir bölümünü orada geçirirler; öğretmenleriyle ve yaşıtlarıyla etkileşmeyi ve okuma, yazma, matematik gibi disiplinleri nasıl kullanacaklarını öğrenirler. Bütün bu alanlarda kazanılan başarılar, çocukları ergenliğe hazırlar. Son çocukluk dönemi olarak tanılanan bu dönemin ilkokul ders programlarını yukarıda yer alan gelişimsel özellikler ile uyumlu yaşam becerileri ve kazanımlar üzerine kurmakgerekmektedir.    

Sonuç olarak, makalede yer alan anlatıların tamamı çocukların ilkokul eğitimi evresinin 6-12 yaş arasında olmasını gerekli kılmaktadır. Milli Eğitim Temel Kanunu'nda yer alan eğitimin temel amaçlarının gerçekleşmesi ve çocuğun ileri yaş dönemlerinde göreceği eğitimin sağlam temellere oturması için bu evre eğitiminin 6 yıl olması yararlı olacaktır. 6.sınıf yöneltme ağırlıklı derslerden oluşan bir programın uygulandığı, ortaokula yönelimlerinin belirleneceği hazırlık sınıf olabilir. 4+4+4’lük modelin 6+3+3 modeline dönüşümü daha fazla zaman kaybetmeden gerçekleştirmek hem çocuklarımızın geleceği, hem de toplumun geleceğinin olumlu yönde gelişmesine katkı sağlayacaktır. 

24-02-2017


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin