Arama sonuçları

7.5 milyon üniversitelinin yarıdan fazlası açıköğretimde

7.5 milyon üniversitelinin yarıdan fazlası açıköğretimde

7.5 milyon üniversitelinin yarıdan fazlası açıköğretimde. Eğitim Bir Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Açıköğretim Fakültesi öğrenci sayısının, ön lisans ve lisans düzeyindeki 7 milyondan fazla öğrencinin yarısından fazlasını oluşturduğunu belirtti.

Yalçın "Bu kadar büyük bir açık öğretim sisteminin varlığı, yükseköğretim sisteminin kalitesini doğrudan etkilemekte’ dedi. Yalçın, açıköğretimdeki sayının azaltılıp, yüz yüze öğretimin artırılmasının, yükseköğretimin niteliğini olumlu etkileyeceğini söyledi.

7.5 MİLYON ÜNİVERSİTELİNİN YARIDAN FAZLASI AÇIKÖĞRETİMDE

Eğitim Bir Sen’in hazırladığı "Yükseköğretime Bakış 2018: İzleme ve Değerlendirme Raporu" açıklandı. Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Mustafa Safran, YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Şişman, rektörler, akademisyenler ve bürokratların da raporun açıklandığı basın toplantısına katıldı.

Yalçın, Türkiye'nin yükseköğretim sisteminin, güncel verilere göre yaklaşık 7,5 milyonluk öğrenci sayısıyla "Avrupa'nın en büyük yükseköğretim sistemi" haline geldiğini aktardı. Türkiye'de yükseköğretim sistemindeki öğrenci sayısının bu kadar fazla olmasını sağlayan en önemli unsurun açıköğretimin öğrenci sayısı olduğunu belirten Yalçın, şunları söyledi:

"Yükseköğretimde, ön lisans ve lisans düzeyindeki 7 milyon öğrencinin yarısı, hatta yarısından biraz daha fazlası açıköğretimde öğrenim görmektedir. Bu sayı, devlet yüksek öğretim kurumlarında yüz yüze öğrenim gören öğrenci sayısından 200 bin daha fazladır. Bu kadar büyük bir açıköğretim sisteminin varlığı, yükseköğretim sisteminin kalitesini doğrudan etkilemektedir. Açıköğretimdeki sayının azaltılıp, yüz yüze öğretimin artırılmasının, yükseköğretimin niteliğini olumlu etkileyeceğini düşünüyoruz."

ÜNİVERSİTE SAYISININ ARTMASI GEREK

Yalçın, yükseköğretime yönelik talep ve rekabet, açıköğretimin yükseköğretim sistemi içindeki büyüklüğü gibi konular dikkate alındığında hem vakıf hem de devlet üniversitelerinin sayısının daha da artırılması gerektiğine işaret etti. Yalçın, 2009-2017 yılları arasında 25 ve üzeri yaş grubu kadınlarda yükseköğretim mezuniyet oranının yüzde 8'den yüzde 16,2'ye, erkeklerde ise yüzde 12,3'ten yüzde 21,2’ye çıktığını bildirdi. Yalçın, bu artışlara rağmen Türkiye'nin ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde mezuniyet oranlarının OECD ülkeleri ortalamalarının oldukça altında olduğunu kaydetti. 

5 KONTENJANDAN BİRİ BOŞ KALDI

Lisans programlarına ayrılan her 5 kontenjandan 1'inin boş kaldığını kaydeden Yalçın şöyle konuştu.

"Yükseköğretim sisteminin büyümesinin önünde, üniversite giriş sınavlarındaki arz ve talep dengesizliği ile yükseköğretim kontenjanlarının boş kalması sorunu bulunmaktadır. Lisans programlarına ayrılan kontenjanlar, bu yıl 11 bin artırılırken, boş kalan kontenjanlar da geçen yıla göre 40 bin artarak yaklaşık 90 bin olmuştur. Diğer bir ifadeyle, lisans programlarına ayrılan her 5 kontenjandan 1'i boş kalmıştır. YÖK’ün bazı programlar için uyguladığı sıralama barajı gibi uygulamalar da boş kontenjanları arttırmış olabilir."

529 PROGRAM AKREDİTE OLDU

YÖK Üyesi Prof. Dr. Mehmet Şişman ise raporda "yeni YÖK" olarak son yıllarda yaptıkları icraatların, yeni kararların ve projelerin rapora yansıtılmamasının kendilerini üzdüğünü ifade etti. Şişman, konuşmasında, YÖK tarafından yapılan yeni mevzuat çalışmaları ve projeleri anlattı.

Türkiye'nin kadın akademisyen ve kız öğrenciler yönünden Avrupa Birliği ortalamasının üzerinde olduğunu dile getiren Prof. Dr. Şişman, şöyle dedi:

"Yeni YÖK olarak yükseköğretimde insan kaynağının geliştirilmesine dönük iyileştirici faaliyetler yapıyoruz ama bunların hiçbirisi görünmüyor."

Açıköğretim Fakültesi’ne ilişkin YÖK'ün aldığı tedbirleri hatırlatan Şişman, konunun YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç tarafından masaya yatırıldığını ve niteliği artırma yönünde adımlar atıldığını anlattı. Türkiye'nin, Avrupa'daki gelişmiş ülkelerdeki gibi gelişmiş fiziki mekanlara sahip olduğunu anımsatan Mehmet Şişman, ayrıca vakıf yükseköğretim kurumlarının taşrada daha çok açılması yönünde teşvik mekanizmalarını hayata geçirdiklerine değindi.

PAYDAŞ KURUMLARI HIRPALAMADAN

Yükseköğretim Kalite Kurulu’nun kurulduğunu da hatırlatan Şişman, 529 programın akredite edildiğini, yakında Avrupa Kalite Ajansı’na da üye olunacağını bildirdi. Sendikanın hazırladığı raporu önemsediklerine işaret eden Prof. Dr. Şişman, "Ama bunları yaparken paydaş kurumları da hırpalamadan, gerektiğinde iş birliği yaparak veri temininde onlardan da yararlanarak çalışma yapılması gerekir" dedi. 

12-09-2018


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin