Arama sonuçları

Akademik teşvik sonuçları sefaleti belgeliyor

Akademik teşvik sonuçları sefaleti belgeliyor

Akademik teşvik sonuçları üniversitelerin bilimsel sefaletini belgeliyor. Üniversiteler ve YÖK'ün kuruluşundan bu yana akademisyenlere ve idari personele yönelik tarihinin en kapsamlı kıyımı yaşanıyor. Hiçbir dönemde üniversiteler ve YÖK bu denli taraf olma, bu taraflılığın bir göstergesi olarak siyasete yaranma ve yaslanma dönemi yaşamamıştı. Egemen siyasetin gölgesinden kurtulamayan, kurtulmak bir yana bu gölgeyi büyütmeye çalışmak için yarışan üniversitelerde akademik başarının sırtı da yerden kalkmak bilmiyor.      

Akademisyenlerin proje, araştırma, yayın, patent gibi faaliyetlerini desteklemek amacıyla uygulanan akademik teşviklerde, geçen yıl sitesinde açıklama bulunmayan 11 üniversitede dışında kalan devlet  üniversitelerinde görev yapan yaklaşık 120 bin öğretim elemanından ancak 26 bininin hesaplamaya dahil olmak  için gerekli 30 puan sınırını aşabildiği dikkati çekti. 

30 PUAN SINIRINI AŞAMADILAR 

2016 yılında kamu üniversitelerinde görevli akademisyen sayısı 126 bin 536. Bu yıl internet sitesinde akademik teşvik sonuçlarını açıklamayan 19 üniversite bulunuyor. Bu 19 üniversitede yaklaşık 28 bin akademik personel görev yapıyor. 19 üniversite dışında kalan ve sonuç açıklayan üniversitelerde görev yapan 98 bin 536 akademisyenden 36 bin 82 akademisyen 30 puan sınırını aşabildi. 

2015 yılına göre 20016 yılında 30 puan sınırını aşanların 10 bin kişi artması bir olumluluk olmakla birlikte bu artışın yeterli olmadığını görmek gerekiyor. İçlerinde uluslararası alanda entelektüel olmuş, kendi alanında otorite olarak kabul gören bilim insanlarının da bulunduğu 250’ye yakın barış için imza veren akademisyeni kapının önüne koymakla övünen üniversitelerinde bulunduğu bu tablo Türkiye üniversitelerinin hali pür melalini gözler önüne seriyor. Üniversiteler ileYÖK’ün oluşan bu akademik teşvik tablosu karşısında şapkayı önüne alıp kendini, üniversite sistemini sorgulama ve öz eleştiri yapma erdemliliğini göstermesini beklenmek toplum olarak hepimizin hakkı olsa gerek.

SADECE İKİ ÜNİVERSİTEDE YÜZDE 50 SINIRI Memurlar Net Sitesinde tablo halinde yer alan bulgularda akademik teşvik sonuçlarına ulaşılan üniversitelerde akademik teşvik için belirlenen 30 puan sınırını geçen personel oranı Ege ve Sakarya Üniversitesi dışında hiçbir üniversitede yüzde 50’nin üzerinde görünmüyor. Yeni kurulan üniversitelerin yanında kuruluş tarihi çok eskiye dayanan üniversitelerde de akademik teşvik ödeneği alan akademisyenlerin oranı yüzde 50’ye ulaşmıyor. Üniversitelerde görev yapan toplam 126 bin 536’dan 28 bin düşüldüğünde geriye 98 bin 536 akademisyen kalıyor. Bu tabloya göre akademik teşvik alan akademik personel oranı yüzde 36.62 oluyor. Ortaya çıkan sonuçlara bakarak üniversitelerde akademisyenlerin 1/3’ü akademik teşvik alabilecek çalışmalar yapmış olduğunu,2/3’nün ise yaptığı çalışmaların 30 puan sınırını aşmaya yetmediğini söyleyebiliriz.

İŞTE DEVLET ÜNİVERSİTELERİNİN AKADEMİK TEŞVİK KARNESİ

 

Sonuç olarak, üniversitelerde bilimsel araştırma ve geliştirme çalışmaları yapmak, niteliği yükseltmek için iki yıl önce başlatılan akademik teşvik uygulaması olumlu olmuştur. Dejenere edilmeden yürütülmesi, belirlenecek bir puan sınırını üst üste 3 yıl boyunca geçenlere özellikle profesör altı kadrolara artı teşvikler sunulması daha motive edici bir etki sağlayacaktır. Akademik teşvik uygulaması belirli kurallar, nesnellik saydamlık ve tarafsızlık ilkeleri çerçevesinde yürütülmelidir. Böyle olduğunda ülkemiz üniversite sisteminin oturduğu mesleki yeterlilik ve mesleksel alanda aşrı uzmanlaşma yaklaşımından uzaklaşıp, evrensel ölçekte entelektüel saygınlık, değer ve kabul edilebilirlik kazanacaktır. 

Üniversiteler toplumların değişme ve gelişmesine öncülük eden kurumlardır. Haksızlık ve hukuksuzluk karşısında susmayan, düşünce ve ifade özgürlüğü başta olmak üzere, en temel insan hak ve özgürlüklerini en zor koşullarda bile savunan kurumlardır. Yürüttüğü uygulamalar temel haklar ve evrensel hukuk açısından tartışmalı olan YÖK ve üniversitelerin, toplumun ve ülkenin demokratikleşmesine, değişip dönüşmesine yapabileceği katkıda sınırlı olacaktır. Üniversiteler dinin, devletin ve sermayenin baskısından ve egemenliğinden kurtulabildikleri sürece özerk olabilir, akademik özgürlüklerin geniş kullanımına olanak sağlayabilirler. Özgür ve özerk olmak demokratik olmayı da beraberinde geliştiren bir olgudur. Akademisyen özgürlüğü ile eleştirel düşüncenin yaşam bulduğu üniversitelerde ancak bilimin özgürce üretilmesi gerçek olur. Üniversiteler, bu olguların tamamını temel referans ve ilke kaynağı olarak özümsemedikleri, akademisyenleri sürekli baskı altında tuttukları, yasaklarla çevreledikleri sürece bilimsel bütünlüğün gerçekleşmesi ve hakların özgürce kullanılması asla mümkün olmayacaktır.

19-02-2017


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin