Arama sonuçları

? Siz sorun Pervin Kaplan yanıtlasın

Atanamayan öğretmene ‘kendi alanında iş’ teklifi

Atanamayan öğretmene ‘kendi alanında iş’ teklifi

Kasım ayında YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, basın toplantısında öğretmenlik programlarına 250 bin başarı sırası barajı getireceklerini açıkladı. Öğretmen Yetiştirme Genel Müdür yaptığı sunumda atanmayı bekleyen öğretmen sayısının önümüzdeki yıllarda 1 milyonu bulacağını, atanmayı bekleyen öğretmenlerin öğretmenlik dışında başka alanlara yönelmeleri gerektiğini ifade etti. MEB Müsteşarı ise 2020 yılına kadar öğretmen ihtiyacının 100 bin olacağını söyledi.  

Biz bu sayının asil idareci kadrosunu tam dolması, özel eğitim ve okul öncesi eğitimde okullaşmanın yüzde yüz olması halinde 150 bin olduğunu düşünüyoruz. Bu yıl şubat ayında atama yapılmamış olması atama bekleyen öğretmenlerde büyük hayal kırıklığı yaratmıştır. 2017’de kamuya alınacak toplam personel sayısına bakarak bu yıl atanacak öğretmen sayısının sınırlı sayıda kalacağını söyleyebiliriz.  

450 BİN ATANAMAYAN ÖĞRETMEN VAR
Karşı karşıya bulunduğumuz işsiz öğretmen sayısı ve bunlara önümüzdeki yıllarda eklenecek sayı kaygıları büyütmektedir. 2016 yılında yapılan KPSS ÖABT Oturumuna 333 bin 532 öğretmen başvuru yapmış, 311 bin 755 öğretmen sınava girmişti. Umudunu kaybederek başvuru yapmayanlar ile birlikte bu sayının yaklaşık 450 bin olduğu geçmiş yıllarda yapılan başvuruların karşılaştırılmasından anlaşılmaktadır.

EĞİTİM FAKÜLTESİ ENFLASYONU VAR
Türkiye'de bugün itibariyle devlet üniversitelerinde 75, vakıf üniversitelerinde 17 eğitim fakültesi bulunuyor. Eğitim fakültesi olmayan üniversite sayısı ise 31. Devlet üniversitelerindeki eğitim fakültelerinde yaklaşık 200 bin, vakıf üniversitelerinde ise 13 bin öğrenci okuyor. Eğitim fakültelerindeki toplam öğrenci sayısı ise 212 bin 376. İkinci öğretim programı ise yalnızca rehberlik ve psikolojik danışmanlık ile okul öncesi öğretmenliği bölümlerinde bulunuyor. Pedagojik formasyon programlarına devam edenler ile birlikte bu sayının açıklanan rakamların çok üzerinde olduğu bilinmektedir. 

SORUNU NASIL ÇÖZMEK GEREKİYOR?
Karşı karşıya bulunduğumuz tehlike hamaset, vaat ve ajitasyonlar ile geçiştirilmeyecek kadar büyüktür. Sorunu yaratmanın bir parçası olanlar o sorunu çözemezler dense de, bu soruna hep birlikte ortak akıl ile çözüm üretmekten başka şansımız bulunmamaktadır.Çözüme katkı olur düşüncesiyle aşağıda yer alan önerileri kamuoyunun tartışmasına sunuyorum. Kamunun yanında özel sektöründe sorumluluk almasını gerektiren önerilerin dikkate alınacağına dair umudumu koruduğumu ifade etmeliyim.  

İŞSİZ ÖĞRETMENLERE KENDİ ALANLARINDA İŞ ÖNERİLERİ
*Emeklilik yaşını doldurmuş olanlara bir defaya mahsus olmak üzere alacakları bir yıllık maaş tutarlarına karşılık gelecek ‘ek ikramiye’ adı altında emekliliğe teşvik ikramiyesi verilmelidir. Uygulama zorunlu olmamalı isteğe bağlı olarak gerçekleştirilmelidir. Eş zamanlı olarak öğretmenlerin ek göstergesi 3600 çıkarılmalı, öğretmenlerin çalışırken aldıkları aylıkla emekli olduklarında alacakları aylık arasındaki makasın kapanmasının yaratacağı olumlu etki ile emekli olacak sayı artabilir. Emeklilik nedeniyle boşalacak 30-40 bin kadroya atama yapılarak birikimin eritilmesine olanak sağlanabilir.

 *Bütün eğitim fakültelerini bünyesinde barındıracak, bölge nüfus sayıları gözetilerek ihtiyaca göre planlanacak sayıda içinde uygulama okulları da bulunan ‘öğretmen üniversitesi’ kurulmalıdır. Mevcut üniversitelerde bulunan eğitim fakülteleri dengeli bir dağılımla bu üniversitelerin bünyesine dahil edilmeli, planlı bir program çerçevesinde işsiz öğretmen sayısı çok yüksek rakamlara ulaşan branş bölümleri kapatılmalıdır.

*Öğretmen akademileri yukarıda belirlenen üniversiteler kurulana kadar belli merkezlerde eğitim fakültelerinin bünyesinde açılabilir. Öğretmen üniversitelerinin kurulmasının ardından akademiler bu üniversitelerde ayrı bir bölüm olarak oluşturulmalıdır. Akademiler hem mevcut öğretmenlerin hizmet içi eğitimlerine, yeterliliklerine ve niteliğine katkıda bulunmalı hem de işsiz öğretmenlere alanlarına dair statüleri esas olmak üzere yan dal statü hakkı tanınmalıdır. Kendi alanları dışında ihtiyaç duyulan alanlarda öğretmenlere tanınan bu yan dal alan statüsüne yönelik alan bilgisi temelli sertifika programları düzenlemelidir. Bu sertifika programlarının ağırlığını psikoloji ve rehberlik alanı programları oluşturmalıdır.

*21 yy çalışma koşulları iş yerlerinde çalışanlara yoğun stres, gerilim psikolojik sorunlar yaşatmaktadır. Bu sorunların çözümüne katkıda bulunmak için alt sınırı 100 olmak üzere, her 100 çalışana karşılık (kamu-özel)  engelli ve iş yeri hekimi çalıştırma zorunluluğu örneklerinde olduğu gibi bir rehberlik ve psikolojik danışman çalıştırma zorunluluğu getirilmelidir. Bu yolla yüz elli bine yakın öğretmen istihdam olanağı bulabilir.Akademilerin rehberlik ve psikolojik danışmanlık sertifika programını bitiren öğretmenler bu iş yerlerinde görevlendirilmelidir. Böylece öğretmenler ‘turist rehberliği’ değil, öğretmenlik alanı ile ilgili bir iş yapmış olacaktır. İstihdam edilecek bu öğretmenlerin çalışma sözleşmeleri iş güvencesi esasına göre düzenlenmelidir. Bu öneri öğretmenlerin toplumsal sorumluluk ve yarar ilkesi ve kendi mesleksel gelişmelerinin ilerlemesi anlamında yapılan bir öneridir. Bu ilke çerçevesinde sağlanan olanaklar ile öğretmenler aynı zamanda toplumsal ve kamusal yaşama katılma olanağı bulacaktır. Bu kapsamda özel sektörde istihdam edilecek öğretmenlerin ekonomik ve sosyal hakları kamuda istidam edilen öğretmenlerin altında olmaması genel kural olarak yasada yer almalıdır.

Mevcut birikimin eritilmesi için 50’ye kadar öğretmeni olan her okula 1,50-100 arası 2,100-150 arası 3,150-200 arası 4,200 ve üzeri öğretmen kadrosu bulunan okullara 5 fazla öğretmen atanmalıdır. Bunun gerekçesi bünyesinde bu sayılarda öğretmen bulunan okullarda her gün bir öğretmenin değişik mazeretle okulda bulunamamasıdır. Mazereti olan öğretmenin derslerinin boş geçmemesi için bu öğretmenlerden yararlanılacaktır. Bu yolla en az 50 bin öğretmen istihdamı sağlanmış olacaktır.

*2017 performans hedeflerinde hafta sonu yapılmakta olan destekleme ve yetiştirme kurslarında görev alacak öğretmenlere 850 milyon, özel öğretim kurumlarından alınacak hizmete karşılık teşvik amaçlı bu okullara 1 milyar 250 milyon bütçe ayrıldığı bilgisi yer almaktadır. Toplamda 2 milyar 100 milyonluk bütçe ile(özel öğretim kurumlarına teşvikten vaz geçilerek) devlete maliyeti 3 bin 700 lira olan 50 bin kadrolu öğretmen atanabilir. Atanan bu öğretmenlerin görev alanı hafta sonu okullarda açılan destekleme ve yetiştirme kurslarında görev yapmak olmalı, kursların olmadığı dönemlerde de aylıkları ödenmelidir.

*Bütün bu alternatif istihdam seçeneklerinin yanında yaygın eğitim kurumlarında yetişkinlerin eğitimi için işsiz öğretmenlere istihdam olanağı sağlanabilir. Yetişkinlerin yaygın eğitim kurumlarında alacakları eğitim yoluyla eğitim yılı ortalamasında yükselmesi sağlanabilir.

*Özellikle mesleki teknik ortaöğretimde bazı branşlarda öğretmenlerin iş yükü çok yoğundur. Bu branşları rahatlatmak için öğretmenlerin okutmakla zorunlu olduğu ders saatleri ekonomik kayıplara uğratılmaksızın azaltılabilir.Bu yolla doğacak öğretmen ihtiyacını karşılamak içinde mevcut işsiz öğretmenler arasından atama yapılabilir. Yapılacak atamaların rakamsal karşılığı çok büyük olmasa da öğretme-öğrenme süreçlerinin niteliğinin yükseltilmesine önemli katkılar sağlayacaktır.

*Ülkenin bazı kentlerinde buluna okulların sınıflarında ikinci öğretmenin bulunmasına gereksinim duyulmaktadır. Bu gereksinimin karşılanmasına yönelik öğretmenlik programları yerelin özgünlüğü üzerinden değerlendirilerek öğretmen istihdamı yoluna gidilebilir. Böylece ülkenin bazı coğrafi bölgelerinde yaşayan çocukların yaşadığı yoksunluklar giderilip dezavantajlı olma halleri de ortadan kaldırılmış olur.
Sonuç olarak. Her bir önerinin ayrı ayrı tartışma platformları oluşturularak tartışılıp, zenginleştirilerek ayrıntı ve detaylarının yapılacak projeler ve çıkarılacak yasal düzenlemeler ile kısa, uzun ve orta vadeli bir planla yürütülmesi yararlı olacaktır. Yapılacak bütün tartışma toplantıları alanda faaliyet yürüten kurumların katılımına açık olacak şekilde gerçekleştirilmelidir. Birikmiş işsiz öğretmen sayısının azaltmanın yanında, öğretmenlik için yürütülen yükseköğretim programlarına getirilecek sınırlamalar sonrasında önümüzdeki 5 yıl içerisinde bu sorun büyük oranda çözülmüş olacaktır. Çözüme dair üretilecek politikaların gecikmesi ileride aşmada daha çok zorlanacağımız bir tablo ile karşı kalmamıza neden olabilir.

 

03-02-2017


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin