Arama sonuçları

? Siz sorun Pervin Kaplan yanıtlasın

Cihad İslam’ın şartı olarak müfredata girdi

Cihad İslam’ın şartı olarak müfredata girdi

Cihad İslam’ın şartı olarak müfredata girdi. Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) taslak programını açıkladığı Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi müfredatının bugüne kadar ki en mezhepçi ve ümmetçi anlayışa sahip eğitim programı olduğu belirtildi.

CİHAD İSLAMIN ŞARTI OLARAK MÜFREDATA GİRDİ

Eğitim İş taslak olarak sunulan din kültürü ve ahlak bilgisi müfredatını inceledi ve şu tespitleri yaptı:

·    Yaşattığı dehşet ve terörle sadece Ortadoğu’ya değil tüm dünyaya kabus olmuş IŞİD gerçeği, hayatımızın tam ortasındayken, taslak müfredata “Cihad” kavramı bir ibadet gibi konmuş. Yani bu uğurda kafa kesen radikal İslamcı örgütlerin varlığına rağmen müfredata göre; cihad, namaz kılmak, oruç tutmak gibi bir İslam şartıdır. Hatta İslam’ın diğer gereklerini yerine getiren bir Müslüman, cihad etmiyorsa ibadetini eksik yapıyordur. Bu anlayışı çocuklarımız ve hatta geleceğimiz için sakıncalı buluyoruz.

LAİKLİK VE CUMHURİYET DEĞERLERİ GÖZ ARDI EDİLMİŞ

·         Tıpkı seçimli dini derslerin müfredatında olduğu gibi bu dersin de müfredatında laiklik ve Cumhuriyet değerleri göz ardı edilmiş. Oysa müfredatın ve bu dersin amaçlarının en başında yer alması gereken husus laiklik ilkesidir. Zira Milli Eğitim Temel Kanunu da bunu emretmektedir. Her ne kadar açıklamalar bölümünde bu kanuna göre ve laiklik ilkesine göre davranıldığı iddia edilse de, müfredatın hazırlanmasında hiçbir biçimde laiklik dikkate alınmamıştır, “dindar ve kindar” bir nesil yetiştirme niyeti “mezhepçilik” ile pekiştirilmiştir.

TÜM DİNLERE EŞİT DURMASI GEREKİRKEN

·         Taslak müfredatta 4.sınıf için yer alan ünite adları; Günlük Hayatta Dini İfadeler, Dinle İlgili Temel Kavramlar, Hz. Muhammed’i Tanıyalım, Din ve Temizlik şeklindedir. Bu sınıf düzeyinde Sünnilik dışında hiçbir mezhebe ve inanca yer verilmediği görülmüştür. Bu da dersin, genel olarak din değil, İslam dersi olduğunun tek başına kanıtı olmuş, devletin tüm dinlere ve tüm dinlere sahip yurttaşlarına eşit durması ilkesi çiğnenmiştir.

·         Günlük Hayatta Dini İfadeler ünitesinde Alevi kurumlarının talebine rağmen; dualarda kullanılan “bismişah” sözünün ve “amin” yerine söylenen “Allah Allah” sözünün ders müfredatına konulmadığı görülmüştür. Yalan yanlış bir Osmanlıcılık övgüsüne her fırsatta sığınan AKP iktidarının emrindeki bakanlık, Yeniçeri yeminlerinde bile yer alan bu ifadeleri, hasır altı etmiştir.

HERHANGİ BİR DUAYA GÜLBENGİNE YER YOK

·         Aynı ünitede; besmele, hamd ve şükür, tekbir, salavat, selam gibi sözcüklerin yanısıra “Kelime – i Tevhid” ve “ Kelime – i Şehadet” kavramları da yer almıştır. Ancak açıklama ve kazanım ksımında Kelime – i Şehadet ve Kelime – i Tevhid’de, Alevi ve Şiilerin söylediği; “Aliyyen veliyyullah” ifadesine değinilmemiş ve bu ifadenin dördüncü sınıf müfredatına alınmadığı görülmüştür. Dördüncü sınıfta bazı duaların müfredata konulduğu görülmekle birlikte hiçbir Alevi Bektaşi duasına / gülbengine yer verilmiyor.

·         “Hz. Muhammed’i Tanıyalım” adlı ünitede de Sünni anlayış doğrultusunda bir peygamber algısının esas alındığı tespit edilmiştir. Ancak deyim yerindeyse “yasak savma kabilinden” ehlibeyt kavramına yer verildiği ve adeta vitrinlik olsun diye Kevser Suresi’nin Alevi ve Şii yorumundan bahsedildiği Kazanım ve Açıklamalar kısımında göze çarpmaktadır.

SUNNİ ANLAŞIYI 4’TE DE VAR

·         Görüleceği üzere dördüncü sınıf müfredatı tamamen Sünni anlayış doğrultusunda hazırlanmıştır. Alevilik Bektaşilik ve Şiilikle ilgili olduğu düşünülen hususlar da özellikle Sünni anlayışın da reddetmediği konulardan seçilmiştir. Yani Sünni bakış açısı burada da hakim unsur olmuştur.

·         Beşinci sınıflar için öngörülen müfredat içeriği de maalesef aynı koyu Sünni bir bakış açısından ibarettir. Yine yasak savma kabilinden olmak üzere dua konusu işlenirken Alevi Bektaşi dua örneklerine yer verileceği açıklama kısmında belirtilmekle birlikte hiçbir dua örneği açıkça ifade edilmiş değildir.

ALEVİLİK FOLKLORİK UNSUR OLARAK GÖRÜLÜYOR

·         Yer verileceği belirtilen Alevi Bektaşi dua örnekleri de “Kültürümüzde Dua Örnekleri” başlığı altında konu edilmiştir. Sünni anlayış açısından dualar için “kültür”  tabiri kullanılmazken, Alevilik ve Bektaşilik için daima kültür ifadesi kullanılmaktadır. Bu da Aleviliğin bir inanç olarak değil de kültürel – folklorik bir unsur olarak görüldüğünün bir göstergesidir. Nitekim Alevilikteki Muharrem Orucu uygulaması da yine “Kültürümüzde Muharrem Orucu ve Aşure” başlığı altında ele alınmıştır. Ne ilginç ki Muharrem orucunun sözde işlendiği ünitenin adı da “Ramazan ve Oruç” adını taşıyor. Yani Muharrem orucu bile Ramazan’la birlikte ele alınıyor. Ayrıca Muharrem orucunun farz değil de nafile bir oruç olduğu açıklamalar kısmında belirtiliyor. Bu ifade tam bir Sünni bakış açısını yansıtmıştır. Zira Muharrem orucu Alevilikte farz hükmündedir. Sünnilikte ise nafiledir.

AİHM KARARLARI HİÇ YANSITILMAMIŞ

·         Tespit edildidği üzere beşinci sınıf müfredatına da Sünni anlayış hakim durumdadır. Gerek dördüncü sınf gerekse beşinci sınıf müfredatında AİHM kararlarının hiç dikkate alınmadığı görülmüştür.

·         6.sınıflar için hazırlanan konular ve o konuların ele alınış biçimi de aynı zihniyeti yansıtmaktadır. Nitekim ibadetlerle ilgili ünitede namaz ibadetine yer verilmiş ve bu konuda Şii / Caferi uygulamalara değinilmemiştir. Yalnızca ezandaki bir farklılığa temas edilerek konu geçiştirilmiştir.

·         İbadet konusunun işlendiği ünitede bir ibadet olarak Alevi Bektaşi cem ibadetlerine hiç değinilmemiş olduğu görülüyor. Yine ifade edelim ki, bu sınıf düzeyinde de AİHM karalarının ve Alevi kurumlarının talepleri hiç dikkate alınmamıştır.

SADECE SUNNİ ANLAYIŞI YANSITILIYOR

·         7.sınıflar için taslak müfredatta da benzer tablo vardır. Kader ve Kaza ünitesinde Alevi Bektaşi, Şii ve Mutezile düşüncesi yok farzedilmiş, yalnızca Sünnilik (Eş’arilik ve Maturudilik ) esas alınmış.  Nitekim öncei sınıflarda öğretilmesi istenen “Amentü” duası zaten kader konusundaki Sünni anlayışı yansıtan ifadeleri içermektedir.

CEMEVLERİ İBADETHANE DEĞİL ‘YER’

·         İslam Düşüncesinde Yorumlar başlıklı ünitede Alevilik, tasavvufi yorum başlığı altında ve Sünni tarikatlarla birlikte verilerek bir tarikat düzeyine indirgenmiştir. Cem ibadeti için ibadet ifadesi kullanılmamıştır. Semah ibadet olarak belirtilmemiştir. Muharrem ve Hızır oruçları da  farz ibadet tanımlamasıyla anlatılmamıştır.

·         Cemevinden ibadethane olarak bahsedilmeyip sadece “yer” olarak bahsedilmiştir.

DİNE GÖRE ŞEKİLLENEN BİR TOPLUMSAL YAŞAM

·         8.sınıflarda ise özellikle Din ve Hayat başlıklı ünitede din ve hayat arasındaki ilişki ümmetçi ideoloji doğrultusunda işlenmiştir. Dinin toplum hayatına koyduğu kurallardan bahsedilmektedir. Bu da dine göre şekillenen bir toplumsal yaşamın hedeflendiğini göstermektedir. Laiklik ilkesi çerçevesinde  din özel yaşamın konusu iken, burada neredeyse yumuşatılmış bir şeriat yaşantısından bahsedilmiştir.

·         Hz. Muhammed başlıklı ünitede peygamberimiz sadece Sünni bakış açısıyla ele alınmıştır. Alevi Bektaşi ve Şii peygamber algısı yok farz edilmiştir. Şii hadis kaynaklarına hiç gönderme yapılmamıştır.

·         Ahiret Hayatı başlıklı ünitede de Alevilikteki eskatolojik duruma hiç değinilmemiştir. Tenasüh, devriye gibi inanışlar yok farzedilmiştir.

ALEVİLİK GİBİ BEKTAŞİLİK DE YER BULAMADI

·         Anadolu’da İslam başlıklı ünitede, milletimizin İslam anlayışının oluşmasında etkili gönül erenleri başlığı altında, Türklerin İslam’a girişinde etkili olan 12 İmamlardan İmam Ali Rıza’ya hiç değinilmemiştir.  İslam’ın Anadolu ve Balkanlarda yayılmasında etkili olan Alevilik ve Bektaşilik müfredatta kendine yer bulamamıştır.

·         İlk ve ortaokul Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin taslak müfredatında her sınıf düzeyinde namaz sureleri öğretildiği halde  Alevi Bektaşi dualarına hiç yer verilmemiştir.

ATATÜRK TAMAMEN KALDIRILMIŞTIR

·         Evvelki programda yer alan Atatürk’ün Laiklik Anlayışı vb.  Atatürkçülükle ilgili konular tamamen kaldırılmıştır. Taslak müfredatta laiklikle ilgili hiçbir konu kendine yer bulamamıştır. Oysa Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin temel amaçlarından biri öğrencilere laiklik düşüncesinin öğretmektir.

CİHAT İBADET OLARAK MÜFREDATA GİRDİ

·         9.sınıflarda ise durum daha vahimdir. İslam’da İbadetler ünitesinde sadece Sünni İslam inancının ibadetlerine yer verilmiş, hatta CİHAD da ibadet olarak müfredata konulmuştur. Bu, IŞİD vb. anlayışların zemin kazanmasına sebep olacak bir yanlış tercihtir.

LAİKLİK İLE İLGİLİ KONULAR KALDIRILDI

·         Bu sınıf düzeyinde de Atatürkçülük ve laiklikle iligili bütün konular kaldırılmıştır.

·         Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi ile ilgili AİHM kararları hiç dikkate alınmadığı gibi eski müfredattan da daha koyu bir mezhepçi anlayış müfredata egemen olmuştur.

CAFERİLİK TASLAKTAN ÇIKARILDI

·         10.sınıflarda ise mezhepçilik giderek artımıştır. Allah İnsan İlişkisi adlı ünitede Allah inancının ele alınışında Sünni egemen inanç doğrultusunda Müteal Tanrı kavramı esas alınmış, İslam mistisizmindeki ve Alevilikteki Mündemiç Allah Kavramı ise görmezden gelinmiştir. Aslında bütün sınıf düzeylerinde Allah inancı sadece müteal anlayış doğrultusunda işlenmiştir. Bu da müfredatın mezhepçi kimliğini belirginleştiren en önemli unsurlardan biridir.

·         İslam Düşüncesinde Yorumlar başlığı altında Fıkhi Yorumlar alt başlığında evvelki müfredatta yer alan Caferilik konusu taslak programdan çıkarılmıştır. Caferilik yok farzedilmiştir. Her ne kadar açıklamalar bölümünde “Caferilikten de bahsedilecektir” denilse de Caferilik müfredatta bir konu başlığı olarak yer alamamıştır. Aynı şekilde Zeydilik de müfredatta bir konu başlığı olarak bulunmamaktadır.

SUNNİ RADİKAL GRUPLAR

·         Selefilik; Sünnilik (Ehli Sünnet) başlığı altında ele alınarak sahiplenilmiş böylece Selefiliğin; Vahhabilik, İhvanı Müslimiyn vb. türevlerine de kapı açılmıştır. Bu da Sünni radikalizmine zemin kazandırma amacını açıkça yansıtmaktadır. Her ne kadar açıklamalar bölümünde Sünni radikal grupların istismar faaliyetlerinin anlatılacağı ve bu grupların Selefilik yorumlarının yanlışlığının vurgulanacağı belirtilse de bunun kağıt üzerinde kalacağı aşikardır. Zira öğretmenler nedeniyle sınıf ortamına tam tersi bir anlayışın egemen olacağı bellidir. 

LAİKLİK YOK AMA İSLAM HUKUKU VAR

·         Ayrıca yine bu sınıf düzeyinde de Atatürkçülük ve Laiklikle ilgili evvelki yıllarda yer alan konular müfredattan tümüyle kaldırılmıştır. Fakat bununla birlikte İslam Medeniyeti, İslam Toplumu, İslam ve Hukuk gibi ifadeler müfredatta sıkça yer almaktadır. Bu da laik bir devlet yapısından dini devlete gidiş arzusunu ve ümmet esaslı bir toplum modelinin hedeflendiğini çok net bir biçimde ortaya koymaktadır.

SADECE KÜLTÜREL TANIMLAMALAR VAR

·         11.sınıflarda da Dünya ve Ahiret adlı ünitede cenaze namazı sadece Sünni mezhebİne göre işlenmiştir. Alevilikteki ve Şiilikteki cenaze uygulamaları bir konu başlığı olarak kendine yer bulamamıştır. Açıklamalar bölümünde Alevi Bektaşi kültüründe cenaze uğurlama geleneklerine de değinileceği belirtilse de bununla ilgili bir konu ihdas edilmemiştir. Üstelik Alevilik ve Bektaşilik yine bir inanç olarak değil de “kültür” olarak tanımlanmıştır.

SEKÜLERİZM HURAFE VE BATIL İNANÇ OLDU

·         “Kur’an’a Göre Hz. Muhammed” başlıklı ünitede başlıkla uyumlu olmamasına rağmen hadis kaynakları konusu ihdas edilmiş ve üstelik Şii hadis kaynaklarına hiçbir atıf yapılmamıştır. Oysa Sünni hadis kaynakları (Kütübü tis’a) açıkça belirtilmiştir.

·         Din ve Hayat adlı ünitede İnançla İlgili Felfesi Yaklaşımlar başlığı altında , deizm, ateizm, sekülerizm, agnostisizm gibi felsefi düşünceler, hurafe ve batıl inanışlar konusu ile aynı ünite içinde verilerek öğrencilerin zihninde deist, ateist ve agnostiklere karşı olumsuz bir düşünce inşasına çalışılmış; deist, ateist ve agnostiklere yönelik bir itibar saldırısı yapılmıştır.

HER SINIF DÜZEYİNDE LAİKLİK VE ATATÜRKÇÜLÜK KALKTI

·         Yahudilik ve Hristiyanlık için iki ayrı ünite tahsis edilmiş, böylece AİHM karalarına karşı bir müdafaa zemini yaratılmak istenmiştir.

·         Bu sınıf düzeyinde de laiklik ve Atatürkçülükle ilgili konular müfredattan kaldırılmıştır.

·         12. sınıf düzeyinde laiklikle ilgili kısa bir konunun konulduğu görülmüştür. Oysa evvelki müfredatta her sınıf düzeyinde laiklikle ve Atatürkçülükle ilgili ünite seviyesinde konular vardı.

·         İslam Düşüncesinde Tasavvufi Yorumlar adlı ünitede Alevilik ve Bektaşilik, yine Sünni tarikatlarda bir arada el alınmış ve böylece Alevilik bir Sünni tarikat düzeyine indigenmiştir. Ayrıca Alevilikle ilgili ibadetler gelenek, kültür gibi ifadelerle tanımlanmıştır.  Alevi ibadetlerine hiçbir yerde açıkça ibadet denilmemiştir. Aynı şekilde cemevi de ibadethane olarak tanımlanmamış, “erkan yeri” biçiminde ifade edilmiştir.

Bu sınıf düzeyinde ilk defa olmak üzere, Türk Ortodoks Kilisesi’ne, Yezidiliğe, Bahailiğe değinilmiş, Hinduizm ve Budizm gibi Uzakdoğu dinlerine geniş yer ayrılmıştır.

EKÜMENLİK DE MÜFREDATA GİRDİ

Fener Rum Patrikhanesi’nin ekümeniklik iddiası da müfredata konulmuştur.

21-07-2017


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin