Arama sonuçları

? Siz sorun Pervin Kaplan yanıtlasın

Çocuğun bilişsel gelişiminde aile ve okulun rolü nedir?

Çocuğun bilişsel gelişiminde aile ve okulun rolü nedir?

Çocuğun bilişsel gelişiminde aile ve okulun rolü nedir? Hep tartışılan konudur, çocukların gelişiminde aile ve okulun rolünün ne olduğu. İşte bu sorunun yanıtını eğitimciler aradı. İlk öğrencilerini 2017-2018 öğretim yılında alacak olan ide okulları anne ve babalarla buluştu. 

Hilton Kozyatağı’nda ide okulları tarafından gerçekleştirilen seminerde “Çocuğunuzun Bilişsel Gelişiminde Aile ve Okulun Yeri”ni konunun uzmanlarıyla konuştu.

ÖĞRENME HAYAT BOYU SÜRÜYOR 

ide okulları Kurucu Genel Müdürü Bünyamin Çelikten, öğrenmenin hayat boyu bitmeyen bir süreç olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi: 

“Eğitimi kişinin öğrenme sürecinden öte, hayatındaki yaşam konforunu sağlama adına önemli bir adım olduğunu düşünüyoruz. İşte bu yüzden öğrenme hayat boyu bitmeyen bir süreç. Öğrencilerin, bilgi ve becerileri doğru bir yaklaşımla, doğru bir birikimle öğrenmesi gerekiyor. Bu durum, hangi mesleği yaparsanız yapın temel bir unsur. Bu becerilere en doğru, en iyi şekilde nasıl sahip olunabilir sorusu, bizim eğitim adına neler yapmamız gerektiğinin cevabını oluşturuyor. Bu sorunun cevabı da çağdan çağa, yıldan yıla değişiyor. Çünkü insanlık ve gelecek değişiyor. Bizler gelecek için insan yetiştirdiğimizden dolayı da kendimizi sürekli güncellemeliyiz. ide buluşmaları; nasıl bir eğitim, nasıl bir okul, nasıl bir öğretmen sorusunu hep tartışacağımız ve hep daha iyisini bulmaya çalışacağımız bir yolculuk olacak.”

ÖZGÜVENLİ OLDUĞUNU MU GÖSTERİR?

Uzman Psikolojik Danışman Meltem Canver, “Çocuklarımızın bilişsel gelişim desteklerken aile ve okulun yeri” konulu konuşmasında gelişim sürecinde ailelerin dikkat etmesi, okulun da neler yapması gerektiğini anlattı. Öğrenmede sadece bilişsel süreçlerin değil, çocukların ruhsal dünyada yaşadıkları zorlukların da etkili olduğuna değinen Canver, çocukların yaşlarına uygun bilişsel gelişimin oluşabilmesi için ebeveynlerin neler yapması gerektiği şöyle anlattı: 

“Çocuk için öğrenme, belirli basamaklardan oluşuyor. Planlamada sorunu olan çocuklarda ise, sınıf ortamında bir şey öğrenmek daha zor olabilir. Çünkü o çocuk, canı istediğinde, istediği şeyi yapmak isteyecek. Bazen bu durum özgüvenle karıştırılıyor. Çocuğun canının istediğini yapıyor olması özgüvenli bir çocuk olduğunu göstermez. Aslında tam tersidir, özgüven dediğimiz şey sınırlarla gelişir. Bir çocuk sınırlarını bildikçe güvenli bir ortamın içerisinde olur ve neyi yapıp yapamayacağını bilmek,onun yapabilirlik kapasitesini artırır. Öbür türlü biz çocuğa, ‘her şeyi yapabilirsin’ yanılgısı sunmuş oluruz.”

DİKKAT SORUNU OLAN ÇOCUKLARDA ÖĞRENME 

Dikkatin öğrenmedeki ilk adım olduğunu ve bir süzgeç görevi gördüğünü söyleyen Meltem Canver,sözlerini şöyle sürdürdü: 

“Çocuğun dikkat ile ilgili bir sorunu varsa, beklenen performansı gösteremeyecektir. İç dünyada ve dış dünyada birçok uyaran bulunuyor. Tüm bu uyaranları fark ederek, arasından biriyle bütünleşip diğerlerini dışarıda bırakmamız gerekiyor. Çocuk için bu, hiç kolay bir durum değil. Çocuğun anne ve baba ile kurduğu ilişki aslında öğrenmenin zemini oluşturuyor. Anne ve babalar,fark ederek ya da fark etmeyerek bebeklikten itibaren çocukların öğrenme ile olan ilişkilerini belirlemede ilk adımları atıyor.Çocuğun yetersizlikle ilgili hiç bir duygusu yoksa o çocuk öğrenmeye aç olmaz. Okul ona yetersizlikleri, bir takım kuralları gösteren bir yerdir, bu yüzden de okula gitmekten mutlu olmaz. Şunu unutmamalıyız ki, okul sizin işbirliği içerisinde olduğunuz ama çocuğun özerk alanıdır.”

MERKEZDE MUTLU ÖĞRENCİ MUTLU ÖĞRETMEN

“Nasıl bir eğitim?” sorusuna yanıt veren ide okulları Eğitim Direktörü Dilek Yakar ise ide okullarının merkezinde mutlu öğretmen, mutlu öğrenci olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu: 

“Öğrenme ortamının güvenli olmasını istiyoruz ki çocuk kendini güvende hissetsin ve bir öğrenenler topluluğu oluşsun. Öğretmenin öğrenciyi dinlemesi, saygı göstermesi, onu bir birey olarak kabul etmesi ve etki yaratabilmesi çok önemli. Artık bu çağda bilgiyi yüklemek değil, beceri odaklı olmak daha önemli. Biz de bu anlamda, eğitim alanında dünyada kabul görmüş farklı program ve yaklaşımlarla besleyerek eklektik bir bakış açısı oluşturduk” dedi.

Çocuğun hem duygusal, hem kişisel, hem de bedensel gelişimine önem verdiklerini söyleyen Yakar, “Her çocuğunfarklı olarak ilgi duyduğu, parladığı alanlar var. Bir çocuk matematikte çok başarılı olurken, diğeri sanatsal alanda kendini çok daha iyi ifade edebilir. Çocukların her birine kendilerini ifade edilecekleri alanlar açmamız gerekiyor” dedi.

09-05-2017


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin