Arama sonuçları

? Siz sorun Pervin Kaplan yanıtlasın

Eğitimde ilk dönemin tartışılan 10 başlığı ne oldu?

Eğitimde ilk dönemin tartışılan 10 başlığı ne oldu?

Eğitimde ilk dönemin tartışılan 10 başlığı ne oldu? 2016-2017 öğretim yılında ilk dönem son buluyor. Öğrenciler 20 Ocak’ta karne alarak iki haftalık tatile giriyor. İkinci dönem sınav yoğunluğu ile geçecek. Bu yıl karnelerine sevinenlerin, üzülenlerden çok olması en içten dileğimiz.  

Ancak bir yarı dönem tamamlanırken, öne çıkan, tartışılan gelişmelerinin neler olduğuna bakalım:      

1-Bitmek bilmeyen kar tatilleri  

Kış koşullarının başlaması ile birlikte kar tatilleri arka arkaya açıklanmaya başlandı.50’ye yakın il ve bu illerin yüzlerce ilçesinde okullar 1 il e 3 gün arasında tatil edildi. Bazı il ve ilçelerde kar tatilleri öğretme öğrenme sürecini kesintiye ve akamete uğratacak sürelere uzandı. Öyle ki bu süreler bazı il ve ilçelerde aralıklı olarak 10 günün üzerine çıktı. Uzun süreli tatillerin öğretme öğrenme sürecinin çocuklarda derslerden soğumaya, kopmalara, odaklanamamaya, geribildirim sürecinde kesintiye ve takviye ile telafi yapılmasa tatil yapmayan akranlarından geri kalmaya neden olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçek. Kar tatilleri nedeniyle yaşanan ders açıklarını kapatacak önlemlerin önümüzdeki dönemde alınması için değişik seçeneklerin devreye sokulması yararlı olacaktır.

2-Öğretmen Açıkları ve Öğretmen İhtiyacı

Öğretmen açıkları ve öğretmen ihtiyacı bu yılda sorunların odağında yer aldı. Bakanın açıklamasına göre 97 bin öğretmen açığı bulunmaktadır. Açıklanan bu rakamı veri kabul ettiğimizde bu ihtiyacın ek ders ücreti ödenerek ücretli öğretmen görevlendirilerek kapatıldığı gerçeğini de ifade etmeliyiz. 2017’de kamuya alınacağı açıklanan rakamın tamamı MEB’e verilse bile ihtiyacın kapanmayacağı gerçeği ile karşı karşıya olduğumuzu söylemek durumundayız. Ayrıca gelecek yıldan itibaren okulöncesinin zorunlu,2019 yılı sonuna kadar tam gün eğitime geçilmesinin yaratacağı açıklarla birlikte ihtiyaç rakamı 150 bini bulacaktır.  2017’de atanacak kadronun belirsizliği MEB’in valiliklere gönderdiği yazıya da yansımış bulunmaktadır. Bakanlık yazısında valiliklere ‘kurumlar arası ve açıktan atama tekliflerinde bulunmayın, biz 2017’de bize ayrılacak kadronun tamamını öğretmen atamaları için kullanacağız’ demektedir. Aslında bu yazı bile ihtiyacın boyutlarının büyüklüğünü göstermektedir. O nedenle yapılması gereken öğretmen ihtiyacı olarak Bakanlık tarafından açıklanan 97 bin öğretmen kadrosunu MEB’e tahsis etmektir. 

3-Akdağ Yurt Yangını, Servis Kazaları ve Beslenme Zehirlenmeleri

Adana Akdağ’da bir cemaate ait özel yurtta 10 çocuk ve 1 görevlinin yanarak ölmesi ülkede okumak isteyen çocukların var olan barınma sorununu yeniden gündem yaptı. Yurt yangını ülkemiz çocuklarının yaşamının nasıl bir pamuk ipliğine bağlı olduğunu, ölümün çocuklarımızın ne kadar yakınında olduğunu gösterdi. Sadece yanarak ölüm değil, yaşanan ölümlü ve yaralanmalı onlarca servis kazası ile yemek zehirlenmesinin de haberleri görsel ve yazılı medyadan hiç eksik olmadı. En son Kütahya’da yaşanan servis kazasında bir şoför yaşamını kaybederken 14 çocuk ölümün kıyısından döndü. Aynı şekilde gerek pansiyonlarda gerekse okul kantinlerinde yedikleri yemeklerden toplu zehirlenme vakaları yüzlerce çocuğun hastanelere taşınmasına neden oldu.

4-PISA Sonuçları

2015 PISA Sonuçları 2016 yılının birinci döneminin önemli tartışma olaylarından biri oldu. Ülke sıralamalarında önceki yıl sıralamalarından geri düşülmüş olması eğitimde gelinen yerin yeniden sorgulanmasına kapı araladı. Özellikle teolojinin, fen, sosyal ve temel bilimlerinin önüne konulması, siyasal ve ideolojik yaklaşımların eğitim ve bilimin yerine indirgemeci bir dayatma ile ikame edilmesinin sonuçların başarısız olmasında etkisinin olduğu yargısı toplumda genel kanaat oluşturdu. PISA Sonuçları eğitimde yaşanan eşitsizlikleri, çarpıklıkları ve sorunları gün yüzüne çıkardı. Milli Eğitim Bakanı yaptığı açıklamada sonuçların olumsuz olmasından meslek ve imam hatip liselerini sorumlu tutsa da, başarısız sonuçların eğitimin genelinde yaşanan sorunlardan kaynaklı olduğu gerçeğinin hepimiz farkındayız. Bu alanda alınacak olumlu sonuçlara övgümüzü, olumsuz sonuçlara eleştirimizi yapmayı sürdüreceğiz. 

5-Eğitim Bütçesi ve Personel Aylıkları

2017 Eğitim bütçesi diğer kurumların bütçelerinin önünde ilk sırada yer aldı.2017 bütçesinde 2016 yılına göre 8 milyar 694 milyon 378 bin lira (%11,39) artış yapıldı. Yapılan artışın mevcut personelin aylıklarında 2017 yılında yapılacak %7’lik zamları,2017 yılında ataması yapılacak öğretmenlerin aylıklarını ve özel sektöre yapılan teşvikleri karşılamaktan öteye geçmeyeceğini biliyoruz. MEB Bütçesinin 2017’de %79,35’i (67.478.968,000) personel giderlerine ve personelin sosyal güvenlik giderlerine ayrıldı.2016 yıllında bu oran %79,69 (60.845.503.000)olmuştu. Görüldüğü gibi genel bütçeden eğitime ayrılan bütçenin içindeki payın büyük bir bölümü personel giderlerine ayrılmaktadır. Eğitimde hizmet veren öğretmen ve idari personelinin aylıklarına 2017’de %7 zam öngörülmektedir. Bu artışın idari personelin aylıklarına yansıması ayda 75 lira, öğretmenlerin aylıklarına yansıması ise ayda 110 lira olacaktır.

Geçmiş on beş yıla göre yatırım bütçesi %5,61 azaldı.2003 yılında Konsolide/Merkezi Yönetim Bütçe Yatırım Ödeneği içinde eğitim yatırım bütçesinin oranı %16,44 olurken, bu oran 2017 yılında %10,92’ye geriledi. Konsolide/Merkez Yönetim Bütçe Yatırım Ödeneği on beş yılda 7,4 kat artarken, MEB Yatırımlarına genel yatırımlar içinde ayrılan pay 4,9 kat artış gösterdi. Bu bütçe yatırım payı ile yapılacak yatırımların hedefleri yakalamaya yetmeyeceğini söyleyebiliriz. Görüleceği gibi eğitim bütçesinin artmış olması öyle çokta övünülmesi gereken bir tablo sergilemiyor. Eğitim bütçesinden mal ve hizmet alımlarına ayrılan pay 2016’da %8,21, 2017’de %9,53 oldu. Yatırım ve hizmet alımları ile ilgili bütçe artışları maalesef yeterlilik düzeyinin altında kaldı.

6-OHAL ve KHK Uygulamaları

*İhraçlar ve Açığa Almalar,

*Sözleşmeli Öğretmenlik,

*Özel Öğretim Kursları,

*Proje Okulları

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ilan edilen OHAL ve OHAL ile birlikte çıkarılan KHK’lardan eğitim alanı ve eğitim emekçileri kendi payına düşeni aldı. KHK’larla on binlerce eğitim personeli ihraç ve açığa alma süreci yaşadı. Sözleşmeli öğretmenlik ve özel öğretim kurslarının açılmasını bir bilim alanı sınırlayan düzenlemelere KHK’da yer verilerek yasallaştırıldı. Proje okulları el konulan okulların dönüşümü ile birlikte OHAL gölgesinde gündeme getirildi. Uygulamaya konulan düzenleme ile onlarca okul öğrenci, veli ve öğretmenlerin itirazına rağmen yaşama geçirildi. Proje okul dayatması çok tartışıldı ve tartışılmaya devam ediyor. 18 bin 506 öğretmen mülakat sonucunda sözleşmeli olarak atandı. Ve bundan böyle atamaların mülakata dayalı sözleşmeli olarak yapılacağı OHAL yasasında yer aldı.  

7-Eğitimin Torba Yasası

Haziran ayında Meclise sunulup Aralık ayında yasalaşan Eğitimim Torba Yasası içinde alanla ilgili ve bu alanda çalışan binlerce kişiyi ilgilendiren düzenlemeler içermektedir. Müsteşar sayısını beşten yediye çıkaran, maarif müfettişlerine, çıraklık eğitim merkezlerine ve okul aile birliklerine yönelik değişiklikler bu dönem tartışılan eğitim konuları arasında yer aldı. Başkaca düzenlemeler de bulunan torba yasanın yürürlüğe girmesi ile özellikle maarif müfettişlerine yönelik yeni mağduriyetler yaratığı müfettişler ve sendikalar tarafından dile getirildi. 

8-Yeni Müfredat Ders Programlarına Ait Taslaklar

13 Ocak günü ilkokul, ortaokul ve liselerde okutulan 53 dersin program taslakları tartışılmaya devam ediyor. 444’lük yasanın devamı niteliğinde olan program düzenlemeleri kamuoyuna üniteleri ve bu üniteler yoluyla verilmek istenen bilgileri ‘sadeleştirme’ ‘basitleştirme’ ve gereksiz bilgileri ‘ayıklama’ olarak anlatıldı.   Önceki programın eleştirilen pek çok yönünü büyük oranda koruyan yeni taslaklar içinde yer alan kimi değişiklik ve düzenlemeler nedeniyle yoğun eleştiri aldı. Almaya da devam ediyor. 

Referanslarını milli, manevi, ahlaki ve evrensel değerlerden aldığı iddia edilen değişikliklerin ardında din,  dil, etnik kimlik ve tarih bilincini özümsemiş, aynı zamanda evrensel olanı da benimseyen insan modeli oluşturulması planı yatıyor. Bu imgeler aynı zamanda zamanın ruhuna uygun kalıplara dökülerek topluma sunuluyor. Sosyal bilim derslerinin program kazanımları ve değerleri içinde bu kalıplar daha çok yer alıyor. Geçmişte ‘tornacı ve kalıpçı’ olduğu için çok eleştirilen zihniyete öykünerek kendine özgü ‘yeni torna kalıpları’ kurmanın anlamlı olmadığını düşünüyorum.  Taslakları tartışmanın aceleye getirilmemesi gerekmektedir. Taslakların askıda kalma süresi yeterli değildir. Bu kadar kısa zaman aralığına sıkıştırılmış, ülke geleceği açısından yaşamsal öneme sahip olan bir konuda ‘yangından mal kaçırır’ gibi hareket etmeninde anlamı yok. Askı ve tartışma süresi yeniden gözden geçirilip mutlaka uzatılmalıdır.

9-Başbakanın Eğitim İle İlgili Açıklamaları,

*Okulöncesi Eğitim Zorunlu Olacak,

*Tam Gün Eğitime Geçilecek,

*5.SınıflarYabancı Dil Hazırlık Sınıfı Olacak

Okulöncesi eğitimin zorunlu olması için bazı tedbirlerin alınması yatırımların yapılmasına ihtiyaç duyulacaktır. Bu ihtiyacın başında derslik ve öğretmen ihtiyacı gelmektedir. An itibarı ile 5 yaşta okula erişim oranı %63,4 ve 5 yaşta ise %43’tür.5 yaşta çağ nüfusu 1 milyon 250 bin okula erişen öğrenci sayısı 787 bin 500’dür.Bu yaş grubunda 462 bin 500 çocuğun okulöncesi eğitime erişiminde sorun bulunmaktadır.5 Yaş gurubunun yüzde yüz okullaşması halinde 23 bin öğretmen ve dersliğe ihtiyaç duyulacaktır.4 ve 5 yaşta okulöncesine erişimin yüzde yüz gerçekleşmesi için ihtiyaç olacak öğretmen ve derslik sayısı 72 bin olacaktır.

Tam gün eğitim hedefinin gerçekleşmesi için halen ilkokul ve ortaokullarda %48,liselerde %8 olan ikili eğitimin sona erdirilmesini sağlayacak yatırımların yapılması gerekmektedir. Öğretmen ihtiyacı da bu oranda artacaktır. Mevcut derslik sayısına ilaveten alt özel eğitim, ilkokul, ortaokul ve liselerde 95 bin derslik gerekecektir.5 yaş zorunlu okulöncesi ve diğer okul türlerinde tam gün eğitim için 120 bin dersliğin 2019 yılı sonuna kadar yapılması gerekmektedir. İnşaat Mühendisleri Odası verilerine göre36 metrekarelik bir dersliğin inşaat maliyeti yaklaşık 100 bin liradır.120 bin derslik yapımı için üç yılda 12 milyar lira gerekecektir.

5.sınıfların yabancı ağırlıklı sınıflara dönüştürülmesi hedefinin gerçekleşebilmesi, dil laboratuvarı dahil dil ile ilgili her türlü teknik ve fiziki alt yapının kurulumunun ardından geçişin yapılması daha olumlu ve başarılı çıktılar elde edilmesini mümkün kılabilir Aksi durum yabancı dil sorunsalını daha karmaşık ve içinden çıkılmaz hale getirecektir. Yabancı dil ağırlıklı sınıfların oluşturulmasının ardından mevcut yabancı dil öğretmenlerinin en az %30’u kadar öğretmene ihtiyaç duyulacağı yapılan hesaplamalardan anlaşılmaktadır. Atamalar yapılırken alanında yetkin ve tam donanımlı öğretmenlerin atanmasına özen gösterilmelidir.    

10-MEB’in Ortaöğretim İzleme Anket Sonuçları

Milli Eğitim Bakanlığı ortaöğretimde öğretme öğrenme süreçlerini izlemek ve incelemek üzere ortaöğretim öğretmenleri üzerinden bir anket çalışması düzenlemiştir. Kamuoyuna Kasım ayında yansıyan bu araştırmanın aşağıda yer alan bölümleri geniş yankı uyandırmıştır.

-Teknik liselerde öğretmenlerin %80’devamsızlığın önemli bir sorun oluşturduğunu söylemektedir.

-Öğretmenlerin %78’i öğrencilerin okulda mutsuz olduğunu düşündükleri için devamsızlık yaptıklarını söylemektedir. Okullar arsında bu madde de en yüksek oran %55 ile Anadolu İmam Hatip Liselerinde. Bölgesel bazda Karadeniz ve İç Anadolu Bölgesi daha mutsuz.

-Öğretmenlerin %44’ü devamsızlığın akademik başarısızlığı etkilediğini düşünüyor. Ankete katılan öğretmenler arasında böyle düşünenlerin oranı meslek ve imam hatiplerde daha yüksek.

-Öğretmenlere göre 12.Sınıflar için YGS’den sonra okul fiilen sona eriyor.

Öncelikle böyle bir araştırmanın yapılmış olması ortaöğretim öğrenme ve öğretme süreçlerinin işleyişi ve düzenlenmesi bakımından olumlu bir durumdur. Ancak sonuçlar bazı okul türlerinde sürmekte olan öğretim süreçlerine ilişkin önemli ipuçları vermektedir. Özellikle öğrencilerin bulundukları okullardan ve okul ortamlarından mutlu olmadığını düşündüğünü ifade eden öğretmenlerin bulunduğu okulların ‘gözde’ ve ‘teşvik gören okullar olması oldukça dikkat çekmektedir. Bu okulların zamanın ruhuna uygun öncelik verilen okullar olması altı çizilmesi gereken önemli bir husus. 

 

Bütün bu değerlendirmelerin ötesinde çıkan sonuçların ortaöğretimin doğru yönelimler içine girmesi ve yönetilmesi için önemli bir yol haritası oluşturacağına dair umudumuzu korumak istiyoruz. Hiç bir okul türüne ya da bireye ayrıcalık ve avantaj sağlamadan kaynakların eşit dağılımı ve paylaşımı sorunların azalmasına katkı sağlayacaktır. Araştırma sonuçları ile nicelik kadar niteliğin, bilimselliğin, demokratikliğin ve kamusallığın ihmale uğratılmadan eğitim sürecini sürdürmeye ihtiyaç olduğu bu araştırma ile de somutlaşmış oluyor. 

Sonuç olarak, eğitim öğretimin bir yarı dönemi yarın sona erecek. Öğrenciler karnelerini alacak. Aldığı karnedeki durumuna sevinenler ve üzülenler olacak. Aileler karnelerinde kırıkları olan çocuklarına karşı pozitif dil kullanmayı ihmal etmemelidir. Yermek, yargılamak, kıyaslamak veya abartıya kaçan övgüler sıralamak, ödüller almakta doğru değildir.Kırıkları çok karne sonuçlardan öncelikle sistemi ve bu sistemi yönetenleri eleştirip sorgulamayı, sonra bir parça da olsa kendimizi sorgulamak daha akılcı olan yoldur. Aklın ve bilimin yolundan gitmenin en doğru yol olduğuna inanarak yürümek bizi daha sağlıklı sonuçlara götürecektir.

ALAADDİN DİNÇER'İN YAZISI İÇİN TIKLAYINIZ. 

19-01-2017


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin