Arama sonuçları

? Siz sorun Pervin Kaplan yanıtlasın

Geçen yıl 210 bin öğrenci açık liseye yerleşti

Geçen yıl 210 bin öğrenci açık liseye yerleşti

Geçen yıl 210 bin öğrenci açık liseye yerleşti. Geçen yıl puanı hesaplanmayan ve bir yere yerleşemeyenler ile açık liseyi tercih edenler dikkate alındığında açık liseye yerleşen öğrenci sayısının 210 bini bulduğu görülüyor. 

CHP Bursa Milletvekili Ceyhun İrgil, Milli Eğitim Bakanlığına TEOG kontenjanlarının, tercih ve yerleşme sonuçlarının okul türlerine göre sayısal dağılımının nasıl oluştuğunun açıklanmasını isteyen bir soru önergesi vermişti. MEB soru önergesine verdiği yanıtta; Fen Lisesi'ne 33 bin 810 (kontenjanı 33 bin 810)  Sosyal Bilimler Lisesi’ne 9 bin 83 (Kontenjanı 9 bin 83) Anadolu Lisesi'ne 341 bin 771 (kontenjanı 347 bin 500) öğrenci yerleştiğini verilen yanıtta belirtmişti. 

 

GEÇEN YIL 210 BİN ÖĞRENCİ AÇIK LİSEYE YERLEŞTİ 

 

Bakanlık önergeye verdiği yanıtın devamında Mesleki ve Teknik Anadolu Lise türlerinin tamamına 426 bin 409 (Kontenjanı 666 bin 259),İmam Hatip Lise türlerinin tamamına 160 bin 391 (Kontenjanı 194 bin 674) öğrencinin yerleştiğini açıklamıştı. 

Bu durumda liselerde ayrılan kontenjanların toplamı 1 milyon 251 bin 276 olmaktadır. Puanı hesaplanan sayı 1 milyon 192 bin 600 olduğuna göre, arada oluşan 58 bin 676’lik farkın puanı hesaplanmayan öğrencilerden oluşması söz konusu olmaktadır. 

 

ÖĞRENCİLER AÇIK ÖĞRETİME YÖNLENDİRİLDİ

 

Bu öğrencilerinde açık öğretime yönlendirilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü 12 yıllık zorunlu eğitim bütün çocukları 12 yılın sonuna kadar öğrenci olarak kabul etmektedir.  

MEB'in soru önergesine verdiği yanıtta yer alan rakamlara göre, daha öncesinde açıklanmış olan Fen ve Sosyal Bilimler Liselerinin kontenjanında hiç boş yer kalmazken, Anadolu Lisesi kontenjanın yüzde 1,7’si boş kalmış olmaktadır. Boş kontenjanların diğer okul türü dağılımlarında Mesleki ve Teknik Anadolu Lise türlerinin tamamına ayrılan kontenjanın yüzde 36’sı,İ mam Hatip ve Anadolu İmam Hatip liselerine ayrılan kontenjanın ise yüzde 17,61’i boş kalmış görünüyor. 

2016-17 yılında 8.sınıfta okumakta olan öğrencilerden TEOG’a girip puanı hesaplanan öğrencilerin sayısının 1 milyon 192 bin 600 olduğu Bakanlık açıklamasından anlaşılmaktadır. Bu öğrencilerden 1 milyon 125 bin 60 öğrencinin kamu ve özel liselerin örgün ve açık lise program türlerine yerleştiği verilen bilgilerden anlaşılmaktadır. 69 bin 271 öğrenci herhangi bir tercih başvurusunda bulunmadan ve doğrudan özel öğretim lise türlerine yerleşmiştir. Bakanlığa yöneltilen soru önergesine Bakanlığın verdiği yanıtta 1 milyon 19 bin 577 öğrencinin tercih yapma başvurusunda bulunduğu açıklanmaktadır. 

 

210 BİN ÖĞRENCİ AÇIK LİSEYE YERLEŞTİ 

 

Tercih başvurusunda bulunan 935 bin 241 öğrencinin tercih yaptığı bir örgün ortaöğretim kurumuna yerleştiğini önergeye verilen yanıtta yer alan rakamlardan anlıyoruz. 1 milyon 19 bin 577 öğrenciden tercihlerine göre 84 bin 326 öğrenci ise açık öğretim programlarına yerleştirildi. Puanı hesaplanmasına rağmen hiçbir tercihte bulunmayan 67 bin 540 öğrenci Bakanlık tarafından açık öğretime yönlendirilmiştir. Böylece açık öğretime yönlendirilen öğrencilerin toplam sayısı 151 bin 866 olmuştur. 151 bin 866 rakamına puanı hesaplanmayan ancak kontenjana dahil edilen 58 bin 676 eklendiğinde açık öğretime yönlendirilen toplam sayının 210 bin 541 olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Açık öğretime ilişkin oluşmuş rakamlar açıklamalar doğrultusunda kestirimleri yapılan sayılara dayanmaktadır. Açık öğretimde okuyan öğrencileri net sayısını ve oluşan rakamların doğrulanmasını ve sağlamasını Bakanlığın yapacağı kapsamlı istatistik çalışması açıklandığında görmüş olacağız.

 

EĞİTİM ALANINDA NE OLDUĞUNU BİLMEYE HAKKIMIZ VAR

 

Eğitim ve bilim alanı kamusal işlevi olan alanlardır. Toplumun tamamını etkilemekte ve ilgilendirmektedir. Bu alanlara ilişkin yeniden yapılandırma çalışmaları yapılırken kamuoyuna zamanında yapılacak açıklama ve bilgilendirmeler her kamu yöneticisinin görevleri arasında önemli bir yer tutmaktadır. Bu yaklaşım aynı zamanda toplumda oluşabilecek olası yanlış ve yönlendirmeye dayalı algıların önüne geçilmesine olanak sağlayacaktır. Bu bilgilendirme yapılırken olguları olduğu gibi ortaya koymak objektif, saydam ve denetlenebilir olmak yönetenlerin uyması gereken etik ilkelerdendir. Söz konusu olan sınav, tercih ve yerleştirmeler ile kontenjanların zamanında açıklanmamış olması, soru önergesi verilmesinin ardından açıklanmak zorunda kalınması olumsuz yargıların oluşmasına kapı aralamıştır. Yurttaşların eğitim ve bilim alanında ne olup bittiği ile ilgili bilme, bilgilenme ve öğrenme hakları vardır.

 

ZORLA YAPTIRILAN TERCİHLER BAŞARISIZLIK OLACAK

 

Açıklamaların ardından tablo daha net görülebilmektedir. Değişikliğe gidilmesinin arkasında yatan esas neden daha iyi anlaşılmaktadır. Ailelerin ve öğrencilerin bazı programlara daha arzulu tercihte bulunma isteklerinin olması anlaşılabilir bir durumdur. Yönetimlerin görevi yurttaşlardan gelen bu istek ve tercihleri herhangi bir ön koşullanmaya tabi tutmadan doğru yönde kanalize ederek yerleştirmeleri gerçekleştirmektir. Mecburiyete dayandırarak ya da mevcut olana zorlayarak yapılacak yerleştirmeler ileride yaşanacak olası büyük uzaklaşmalara ve başarısızlıklara giden yola taş döşemek anlamına gelmektedir. 

Türkiye halkının ekonomik durumu, ülkenin coğrafi ve demografik yapısı ile beşeri unsurların eğitim alanına etkilerinden kaynaklı eğitim ve bilim alanının farklılaşan sorunları bulunmaktadır. Özellikle beşeri unsurların zaman zaman ön plana çıkarak kendilerini özne sayıp, kendileri gibi düşünmeyenleri nesneleştirme çabaları farklı düşüncelerde olan insanların çocukları ile ilgili duydukları kaygıları çoğaltmaktadır. Bu nedenledir ki, okul türleri arasında geçişleri düzenleyen her türlü model pedagoji biliminin genel doğrularının ötesine geçerek doktrine dayalı yargılar üzerinden tartışılmaktadır. 

 

YENİ LİSEYE GEÇİŞ SİSTEMİNİN SORULARI VAR

 

Getirilmekte olan yeni ortaöğretime geçiş modeli de pek çok soru işaretini içinde barındırmaktadır. Modelin inandırıcı ve ikna edici olması bir takım sözel, özel ve “güzel”güvencelere dayandırılmak istense de örneğin, “hiçbir çocuk açıkta kalmayacak, hiçbir çocuk istemediği okula zorla yerleştirilmeyecek” söyleminde olduğu gibi, yine de kafalarda netleşmeyen sorular yanıt beklemeye devam etmektedir. Türkiye halkının yaşam merkezleri olan iller, ilçeler, köy ve mahalleler yeterli sayıda ortaöğretim kurumuna ve çeşitliliğine sahip olmadığı için öğrencilerin okul tercihi yapmakta zorlanacakları gerçeği hem yönetimi hem de çocukları oldukça zorlayacak bir faktör olarak karşımızda durmaktadır. Ayrıca bu süreçte gelişecek ve süreci etkileyecek pek çok değişkenin adım adım devreye sokulması kaygıları büyüten diğer bir etken olmaktadır.

 

EVRENSEL OLANA YABANCILAŞMA GELİR 

 

Eğitim ve bilim alanı ile ilgili tartışmalar basit, yüzeysel ve sıradan kavramlarla tartışılamaz. Herkesin kendine ait doğruları olması demek, üzerinde yüz yıllara, yaşanmışlıklara ve denelere dayanan bilimsel olguları ortadan kaldırmaya yetmez. Eğitim ve bilim alanı ile ilgili yapılan ve yapılması öngörülen düzenlemeleri salt yerli ve milli olduğu ifade edilen değerler, şahsiyetler ve  “sadakat” aidiyeti üzerine inşa etmek evrensel olandan kopmaya, evrensel olana yabancılaşmaya neden olabilir. İnsanlık ve uygarlık tarihinde bunun sayısız örnekleri bulunmaktadır. O nedenle yapılan her düzenleme bilimsel analizlere, verilere ve saha çalışmalarına dayandırılmalı, muhatapları ile bütün yönleriyle tartışılıp netleştirildikten sonra uygulamaya konulmalıdır. MEB’de bu konularda yaşanmış olumlu örnekler, azaltmak yerine çoğaltmaya ihtiyaç olduğunu görmek gerekmektedir. 

 

TERCİHTE YAŞANACAK HAK MAĞDURİYETLERİ

Sonuç olarak, tartışılan ve tartışılmakta olan, daha doğrusu belli mesafeler alındıktan ve öğrenildikten sonra tartışılan ortaöğretime geçiş modeli çok karmaşık ve içinden çıkılmaz bir hal alabilir. Hiç kimsenin böyle olmasını istemediğini de bilerek, adrese dayalı geçiş modelinin yeniden ele alınması, okul tercihlerinde okullardaki derslere ilişkin ölçme ve değerlendirme, kültürel, sanatsal ve sportif ve benzeri etkinlik başarımlarına dair sonuçların oluşturulacak kurullar eliyle analiz edilerek süreçte değerlendirilmesi tercih sıralamalarında yaşanacak olası hak mağduriyetlerinin önüne geçecektir. 

 

OKULLAR NASIL BELİRLENMELİ?

 

Yüzde on diye ifade edilen ve sınav sonucuna göre tercih yapılacak liselerin belirlenmesi sırasında yürütülecek çalışmalarda maksimum düzeyde objektif davranılması, okullar belirlenirken yukarıdan aşağıya değil aşağıdan yukarıya ve örgütlü bütün bileşenlerin katılımına açık şeffaf bir takvim ile sürecin işletilmesi, dikkate alınması gereken bir öneri olarak görülmelidir. Taşrada bulunan bazı ilçelerde sadece bir ya da iki lise türünün bulunuyor olması tercihlerde yaşanacak zorlukların bir başka boyutunu oluşturmaktadır. Bu ilçelerde okuyan çocuklara kontenjan, öncelik, kota gibi alternatifler sunularak yaşanabilecek sorunların asgari düzeye çekilmesi sağlanmalıdır.

Hepsinden daha önemlisi, hiçbir çocuğun kendisine ayrıcalık tanındığı ya da ayrımcılık yapıldığı duygusuna düşmeden eşit, hakkaniyete ve adalete dayalı bir yerleştirmenin gerçekleştirilmesidir. Kendisine ayrımcılık yapıldığı duygusu içine düşecek çocukların ve ailelerin gelecekte telafisi mümkün olmayan duygu kırılması ve başarısızlık öyküleri içine sürüklenebileceklerini de öngörmek gerekmektedir. Kamuoyunun, eğitime duyarlı çevrelerin, ailelerin ve eğitim basının zamanında, yeterli ve saydam bir şekilde bilgilendirilmesi dileğiyle. 

          

 

27-01-2018


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin