Arama sonuçları

İlkokula beceri temelli değerlendirme, liseye modüler müfredat

İlkokula beceri temelli değerlendirme, liseye modüler müfredat

İlkokula beceri temelli değerlendirme, liseye modüler müfredat. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ilkokulda öğrencilerin değerlendirilmesinde not yerine beceri temelli etkinlik yer alacak. Ortaöğretimde yani lisede esnek ve modüler müfredat uygulanacak. Ders saatleri azaltılacak, yetenek ve mizaca göre ders setleri yapılandırılacak, sertifikaya dayalı yeterlilik gelecek. Öğrenciler 9’uncu sınıfta alan seçecek

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Milli Eğitim Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı (ÖSYM) ile üniversitelerin 2019 yılı bütçelerinin görüşmeleri sürüyor. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk da Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) 2019 yılı bütçesine ilişkin sunum yaptı. Bu sunumda özel okullarda okuyan öğrencilere verilen teşvik uygulamasının kademeli olarak kaldırılacağını açıklayan Selçuk, zorunlu okul öncesi eğitimden, ilkokul ve lise eğitiminde nelerin değişeceğine ilişkin bilgiler verdi.

İLKOKULA BECERİ KEMELLİ DEĞERLENDİRME, LİSEYE MODÜLER MÜFREDAT

Millî Eğitim Bakanlığı olarak gerçekleştirmek istediğimiz dönüşüm; adil, insan merkezli, öğretmen temelli, kavramda evrensel-uygulamada yerli, esnek, beceri ve görgü odaklı, hesap verebilir, sürdürülebilir bir ilkesel duruş sergilemektir. Temel amacımız; çağın ve geleceğin becerileriyle donanmış ve bu donanımı insanlık hayrına sarf edebilen, bilime sevdalı, kültüre meraklı ve duyarlı, nitelikli, ahlaklı çocuklar yetiştirmektir.

Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi ile birlikte etkinliği ve sorun çözme kapasitesi artan her bakanlığımız gibi Millî Eğitim Bakanlığı da, hayata geçireceği 2023 Eğitim Vizyonu’ndaki çalışmalarla Türk Eğitim Sistemi’ne güç katacaktır.

 

NİCELİK, NİTELİKLE TAMAMLANACAK

Bugün toplumsal, siyasi ve ekonomik alanlar başta olmak üzere, ülkemizde hemen her alanda ortaya konan başarı hikâyelerini, eğitim alanında yapacaklarımızla taçlandırmanın zamanıdır. Önceki yıllarda derslik sayısı, öğretmen ataması, okullaşma, dijital altyapı gibi konularda yapılan niceliğe dair atılımları nitelikle tamamlamanın vaktidir. 2023 Eğitim Vizyonu, Türk Millî Eğitim Sistemi’nin nicelik ve erişimle ilgili sorunlarının birçoğunu geride bıraktığımız şu günlerde, önümüzdeki döneme ait niteliksel gelişimi gerçekleştirmek konusundaki kararlığımızı tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır.

 

EĞİTİM BÜTÇESİ 161 MİLYAR 612 MİLYON TL

 

Eğitim bütçemiz, 2019 yılında merkezi yönetim bütçesinin yaklaşık yüzde 17’sine denk düşecek şekilde 161 milyar 612 milyon TL olarak belirlenmiştir. Bu bütçe çerçevesinde Bakanlığımızın yeni dönemde oynayacağı rol; talim ve terbiyeyi Türk Milletinin toplumsal bütünleşmesinin ve ortak ülküye dayalı inşasına öncülük etmekten ibaret olacaktır.

 

2018-2019 eğitim ve öğretim yılında resmî ve özel 11 bin 649 okul öncesi,  24 bin 963 ilkokul, 19 bin 284 ortaokul ve 12 bin 515 lise olmak üzere toplam 68 bin 411 okulumuzda, 1 milyon 97 bin 292 öğretmen ve toplam 17 milyon 505 bin 379 öğrencimiz ile eğitim ve öğretime devam ediyoruz.

 

MÜFREDAT NASIL DÜZENLENECEK?

 

Ülkemizin hayallerini hedeflere, hedeflerini gerçeğe dönüştürme mücadelemizde en büyük güç kaynağımız; nitelikli, özgüveni yüksek, millî ve manevi değerlerimizle teçhiz edilmiş nesillerimizdir. Bu nesillerin yetişebilmesi için yetenek temelli bir tanıma yaklaşımı ve işlevsel bir müfredat anlayışına gereksinim vardır. Müfredatların öğrenilen her türlü bilgi, beceri ve tutumun bir davranış olarak ortaya çıkmasının ötesinde, çocukların kendilerine ve topluma doğrudan hizmet edebilecek bir yetkinlik olarak düzenlenmesine önem verilmektedir.

 

ZORUNLU DERS SAATLERİ AZALACAK

 

Bu kapsamda müfredat, çocukların ilgi, yetenek ve mizaçları doğrultusunda esnek, modüler ve uygulamalı olarak iyileştirilecektir. Zorunlu ders saatleri ve çeşitleri tüm kademelerde azaltılarak, temel derslerde derinleşilebilmesi, kişiselleştirme yapılabilmesi ve uygulama etkinliklerinin yürütülebilmesi için gereken zaman sağlanmış olacaktır.

 

EŞİTSİZLİĞİ GİDERMEK SINAV BASKISINI AZALTACAK

 

Geleceğimize yön verecek vizyonumuz; müfredatı bilgiden beceriye, beceriden görgüye taşımayı hedeflerken, başarının anahtarı olarak öğretmen eğitimini, okullar arasındaki eşitsizliği asgariye indirmeyi ve sınav baskısını azaltmayı ön koşul olarak görmektedir.

 

 

ÖĞRENCİLER PASİF DİNLEYİCİ KONUMUNDA

 

Öğrenme materyallerinin doğası öğrenenlerin doğasıyla uyumlu olmak zorundadır. Günümüzde çocukların öğrenmeyle ilişkisi pasif bir dinleyici olmanın ötesindedir. Onlar için öğrenme kendi meraklarını takip ederken katılımcı olmayı, deneyimlemeyi ve sorgulamayı gerektiren bir süreçtir.

 

DİJİTAL İÇERİKLER OLACAK

Yalnızca basılı materyallerle sınıf içinde ya da dışında günümüz öğrenme ihtiyaçlarını karşılamak neredeyse imkânsızdır. Sınıf içinde öğretmenler, sorgulamaya, tasarımsal düşünmeye, kavramsal öğrenmeye yönelik, bireysel ya da grup çalışmasına uygun ortamlar oluşturmak durumundadır. Bu ortamların oluşturulabilmesi için kullanılacak araçlardan biri de dijital içerikler olacaktır.

Öğretim programlarının, bilgi teknolojileri destekli öğretime uyumlu hâle getirilmesi suretiyle oluşturulan dijital içerikler, Eğitim Bilişim Ağı (EBA) üzerinden öğretmen, öğrenci ve velilere sunulmaktadır.

EBA, öğretmen ve öğrencileri tanıyan, bireyselleştirilmiş öğrenim imkânı sağlayan, kullanıcıya yapay zekâ algoritmalarını da kullanarak önerilerde bulunan, analiz ve raporlama yapan yeni nesil bir sistemdir.

 

EBA ULUSAL DİJİTAL İÇERİK ARŞİVİ OLACAK

 

2023 Eğitim Vizyonu kapsamında EBA’nın içerik normları ve kalite standartları tüm muhtemel kullanım senaryolarını destekleyecek şekilde Ulusal Dijital İçerik Arşivine dönüştürülecektir.

 

İÇERİK GELİŞTİRME EKOSİSTEMİ KURULACAK

 

Bu kapsamda içerik çeşitliliğini artırmak üzere ülke çapında içerik geliştirme ekosistemi kurulacaktır. Ayrıca dijital içerikleri etkin olarak kullanma ve geliştirme kültürü edinmiş lider öğretmenlerin yetiştirilmesine yönelik EBA üzerinden eğitimler verilecektir. Böylece bu kültürün okullarda daha da yaygınlaşması sağlanacaktır.

 

YABANCI DİL İÇİN DİJİTAL ORTAMLAR OLUŞACAK

 

Yeni EBA modelinde yabancı dil öğretimi konusunda da ulusal ve uluslararası yayıncılardan yenilikçi dijital kaynaklar temin edilerek EBA üzerindeki mevcut içerik havuzu daha da genişletilecektir. Ayrıca oluşturulacak yabancı dil içerik havuzunda öğretmen ve öğrenciler için çevrimiçi dinleme, konuşma, okuma, yazma ve tartışma etkinliklerini yapabilecekleri dijital ortamlar oluşturulacaktır.

 

Öğrenme süreçlerinde teknoloji desteği konusunda bilhassa altyapı anlamında ciddi çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Bu güne kadar 432 bin 288 adet etkileşimli tahta okullarımıza kurulmuştur. 15 bin 103 okulda bir milyondan fazla uç kurulumu yapılmıştır. Altyapısı tamamlanan okullara Sanal Özel Ağ (VPN) internet erişimi verilmektedir. Altyapı çalışmaları önümüzdeki dönemde hız kesmeden devam edecek ve tüm okullarımızın teknolojik imkânları daha da iyileştirilecektir.

 

İlerleyen süreçte içerik ve nitelik yönelimli bir bakış açısıyla, çocuklarımızın bilişim teknolojilerini çevrimiçi ve çevrimdışı ortamlarda “üretim”, “sorunlara çözüm geliştirme” ve “hayallerini hayata geçirme” aracı olarak kullanmaları hedeflenmektedir.

 

EĞİTİMİN İLK BASAMAĞI OKUL ÖNCESİ EĞİTİM

 

Toplumsal refahın artması ve ülkemizin sosyal, kültürel ve ekonomik sürdürülebilir kalkınması eğitim sisteminin ilk basamağı olan okul öncesinden başlamaktadır.

2018-2019 eğitim ve öğretim yılında resmî 2 bin 577 anaokulunda; 18 bin 480 öğretmen ve 349 bin 854 öğrenci;  20 bin 186 ana sınıfında; 36 bin 982 öğretmen ve 764 bin 462 öğrenci bulunmaktadır. Ayrıca 3 bin 596 özel anaokulu da öğrencilerimize hizmet vermektedir.

3 YIL İÇİNDE 5 YAŞ ZORUNLU EĞİTİM KAPSAMINA ALINACAK

 

Okul öncesi eğitimin yaygınlaşması ve kurumsallaşması yönünde yapılan çalışmalar ile 2017-2018 eğitim ve öğretim yılı itibarıyla 5 yaş net okullaşma oranında bir önceki yıla göre %8,09’luk bir artış olmuş, bu sayede okullaşma oranı %66,88’e ulaşmıştır. 4-5 yaş grubunda ise net okullaşma oranı %50,42’dir.

 

Bakanlık olarak hedefimiz; 3 yıl içinde 5 yaş erken çocukluk eğitiminin zorunlu hâle getirilmesidir.

 

TOPLUM TEMELLİ OKUL ÖNCESİ EĞİTİM HİZMETLERİ YAYILACAK

 

Erken çocukluk eğitimi, çocukların sosyal, duygusal, bilişsel, dil ve motor gelişimini azami düzeyde destekleyen, yaşam boyu iyi olma hâline katkı sağlayan bir eğitim kademesidir. Bu dönemde sunulan tecrübelerle elde edilecek temel bilgi, beceri ve tutumlar çocuğun sosyal yaşamına etki etmesinin yanı sıra sonraki eğitim hayatını da biçimlendirdiğinden bu dönemde sunulan nitelikli eğitim hizmeti, tüm eğitim sisteminin en önemli basamağı olarak görülmektedir.

Bakanlık olarak bu bilinçten hareketle; şartları elverişsiz hanelerdeki çocukların erken çocukluk eğitiminde araç-gereç ihtiyacı karşılanacaktır. Toplum temelli erken çocukluk hizmetlerinin yayılımı bağlamında merkezler, atölyeler ve gezici otobüs sınıflar devreye sokulacaktır.

KAÇ ÇOCUK OKUL ÖNCESİNDE OKUYOR?

2018-2019 eğitim ve öğretim yılında resmî 23 bin 74 ilkokulda; 250 bin 124 öğretmen ve 5 milyon 23 bin 621 öğrenci, 17 bin 114 ortaokul ve imam hatip ortaokulunda; 308 bin 127 öğretmen, 5 milyon 116 bin 642 öğrenci ve 311 yatılı bölge okulunda 5 bin 502 öğretmen ve 72 bin 420 öğrenci bulunmaktadır.

İlkokul ve ortaokul dönemleri hayatın temelini oluşturmaktadır. Bu nedenle bu dönemde verilecek eğitimin, sağlam bir zeminde oluşması büyük önem arz etmektedir.

Temel eğitime aşırı bir akademik anlam ve içerik yüklemeksizin basit, sade ve çocuğun doğasına saygılı bir yaklaşım benimsenecektir. Öğrenme ekosistemi içerisinde çocukları şimdiye uyandıracak ve geleceğe hazırlayacak vasıfta bir bilinç ve farkındalık geliştirmek temel eğitimde esas olacaktır.

 

İLKOKULDA NOT YERİNE BECERİ TEMELLİ ETKİNLİK

 

Bu amaçları hayata geçirebilmek için; ilkokul kademesinin amaçları dikkate alınarak, çocukların değerlendirilmesi not yerine beceri temelli etkinlikler doğrultusunda yapılandırılacak, Türkçenin korunması ve geliştirilmesi temel eğitimin omurgası olarak ele alınacak, ilkokul çocuklarının gelişimsel özellikleri dikkate alınarak teneffüs süreleri artırılacaktır.

Bilimsel becerilere sahip bireylerden oluşan toplumlar, diğerlerine göre belirgin bir güce sahip olmaktadır. Ülkemizin de böylesine bir güce sahip olması özellikle ortaöğretim düzeyinde yapacağı öğretim tasarımı ile yakından ilişkilidir.

2018-2019 eğitim ve öğretim yılında resmî 2 bin 582 Anadolu lisesinde 92 bin 953 öğretmen, 1 milyon 522 bin 20 öğrenci; 310 fen lisesinde 7 bin 965 öğretmen, 124 bin 219 öğrenci; 92 sosyal bilimler lisesinde 2 bin 504 öğretmen, 39 bin 540 öğrenci olmak üzere toplam 2 bin 984 okulda, 103 bin 422 öğretmen ve 1 milyon 685 bin 779 öğrenci bulunmaktadır. Ayrıca, 2 bin 606 özel genel lise, 1 açık öğretim lisesi bulunmaktadır.

 

LİSEDE MODÜLER MÜFREDAT UYGULANACAK

 

Ortaöğretimin, değişen dünyanın gerektirdiği becerileri sağlaması ve değişimin aktörü olacak öğrenciler yetiştirmesi için yapısal ve bütüncül bir dönüşüme gereksinim duyulmaktadır. Bu amaçla; ortaöğretimde esnek ve modüler müfredat uygulanacak, ders saatleri azaltılacak, çocukların ilgi yetenek ve mizaçlarına göre esnek seçmeli ders setleri yapılandırılacak, çocuklarımıza sertifikaya dayalı bilişim ve iş dünyasına ilişkin yeterlilikler kazandırılacak, alan seçimi 9. sınıfta başlatılacaktır.

 

FEN VE SOSYAL BİLİMLER LİSELERİ NE OLACAK?

 

Fen ve sosyal bilimler liseleri, Türkiye’nin özellikle temel bilimler başta olmak üzere tüm alanlarında entelektüel sermayesini artırmak, medeniyet ve kalkınmaya ilişkin çabalarında çocuklarımızın var olan kapasitelerini geliştirmek için kurulmuştur. Yakın tarihimizde başarılı mühendisler, hekimler, edebiyatçılar, sanatçılar, akademisyenler, iş ve bilim insanlarının yetiştiği bu kurumlarımızın kapasitelerini artırmak önceliklerimiz arasındadır.

 

 

YARIM MİLYON ÖĞRENCİ İMAM HATİP OKULLARINDA

 

2018-2019 eğitim ve öğretim yılında 1.607 imam hatip lisesinde 44 bin 952 öğretmen ve 504 bin 327 öğrenci ile eğitim ve öğretime devam edilmektedir.

Devletin, öğrencileri dinin temel kaynaklarıyla doğru şekilde tanıştırması, imam hatip okullarının toplum tarafından sahiplenilmesini sağlamıştır. Hiçbir okul türündeki öğrencimiz bir diğerinden daha avantajlı ya da dezavantajlı değildir. Hepsi hak temelli bir bakış açısıyla her türlü desteğe layıktır.

 

Çocuklarımızın akademik ve mesleki gelişimlerini desteklemek için imam hatip okullarıyla yükseköğretim kurumları arasında iş birliği geliştirilecektir.

MESLEKİ EĞİTİM NE OLACAK?

Eğitimin önemli alanlarından bir diğeri de Türkiye ekonomisinin uluslararası rekabet gücünün artırılması ve nitelikli işgücü ihtiyacının karşılanması için verilen mesleki ve teknik eğitimdir.

2018-2019 eğitim ve öğretim yılında resmî 3 bin 792 mesleki ve teknik ortaöğretim okulunda, 134 bin 870 öğretmen ve 1 milyon 405 bin 890 öğrenci ile eğitim ve öğretime devam edilmektedir.

 

Yetenek sınavı ile öğrenci alan 82 güzel sanatlar lisesi ve 74 spor lisesi 2018-2019 eğitim ve öğretim yılından itibaren mesleki ve teknik ortaöğretim kapsamına dâhil edilmiştir.  82 güzel sanatlar lisesinde 2 bin 371 öğretmen; 15 bin 818 öğrenci ve 74 spor lisesinde 1.260 öğretmen, 17 bin 526 öğrenci ile eğitim ve öğretime devam edilmektedir. Ayrıca 420 özel meslek lisesi bulunmaktadır.

İŞ DÜNYASI İLE BAĞLANTILI OLACAK

 

İş dünyasının ihtiyaç duyduğu meslek ve alanlarda nitelikli işgücünün yetiştirilmesini sağlayacak şekilde mesleki eğitimin kalitesini artırılması ve eğitim-istihdam-üretim bağlantısının sağlıklı bir zeminde yürütülmesi bir diğer önceliğimizdir.

Öğrencilerin işletmelerde gerçek iş ortamında, üretimin içinde yaptıkları beceri eğitimleri ve stajlar mesleki eğitim için büyük önem arz etmektedir. 2016-2017 eğitim ve öğretim yılının ikinci döneminden itibaren işletmelerde beceri eğitimi ve staj yaptırmakla yükümlü bulunan işletmeler tarafından öğrencilere ödenen ücrete devlet olarak katkı verilmektedir. Böylece daha fazla işletmenin daha çok öğrenciye beceri eğitimi ve staj imkânı sağlanmasının önü açılmıştır. Ayrıca mesleki ve teknik ortaöğretim okullarına devam eden öğrencilerin, alan eğitimine başladıkları andan mezun oluncaya kadar iş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı sigorta primleri devlet tarafından ödenmektedir.

 

TEMATİK LİSELER NEDİR?

 

Belirli bir sektörün öne çıktığı ve yoğunlaştığı merkezlerde sadece bu sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünü yetiştirmek üzere “bir meslek alanında” eğitim veren tematik mesleki ve teknik Anadolu liseleri açılmıştır. Geçen yıl eğitim ve öğretime başlayan tematik meslek liseleri sayımız 13 ilde 20 ye ulaşmıştır. Güneş ve rüzgâr zengini Türkiye’de yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanarak elektrik, ısınma gibi kullanılan enerjinin çoğunluğunu güneş ve rüzgârdan sağlayacak çevre dostu Cezeri Yeşil Teknoloji Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi faaliyete başlamıştır.

 

Mesleki ve teknik ortaöğretimde eğitimi verilen alanlarla ilgili 3 boyutlu modelleme tekniği ile öğretim materyalleri hazırlama çalışmaları devam etmektedir.

 

 

 

MESLEK LİSESİ AÇANA DA OKUYANA DA DESTEK

 

Mesleki ve teknik eğitimde kaliteyi artırmak, sanayi kuruluşlarına kaliteli iş gücü sağlamak ve istihdamı artırmak amacıyla, organize sanayi bölgelerinde ya da dışında açılan özel mesleki ve teknik eğitim okullarında öğrenim gören her bir öğrenci için; eğitim desteği ödemesi Bakanlığımız tarafından yapılmaktadır. 2018-2019 eğitim ve öğretim yılında 27 alanda eğitim ve öğretim desteği verilmektedir.

 

Organize sanayi bölgelerinin içinde ve dışında açılan özel mesleki ve teknik Anadolu liselerinde eğitim gören her öğrenci için 4 bin 630 TL’den başlayarak alanlara göre 6 bin 420 TL’ye kadar eğitim ve öğretim desteği verilmektedir. Bu kapsamda 2017-2018 eğitim ve öğretim yılında 71 özel mesleki ve teknik Anadolu lisesine 216 milyon 934 bin 638 TL ödeme yapılmıştır.

 

2018-2019 eğitim ve öğretim döneminde özel mesleki ve teknik Anadolu liselerinde öğrenim gören 53 bin 595 öğrencinin eğitim ve öğretim desteği ödemesi Bakanlığımızca karşılanacaktır.

 

Mesleki ve teknik eğitimde; yenilenen millî eğitim politikamızla uyumlu olacak şekilde; toplumsal algıyı değiştirmeyi hedefe koyan, öğrencilerin mesleki ilgi ve yeteneklerini tespit eden ve öğrenciler ile ailelerini bu doğrultuda yönlendiren, akademik ders yoğunluğunun azaltıldığı, mesleki ders içeriklerinin güncellendiği, öğretmenlerin iş başında eğitim olanaklarının artırıldığı, ulusal ve uluslararası sektör ve kamu finansal kaynaklarının kullanımı yoluyla okulların altyapı ve donanımını hızla değişen ve gelişen teknolojiyle uyumlu hâle getirildiği, mezunlarına istihdamda öncelik sağlanan ve farklı ücret politikalarının uygulandığı, sektörün mesleki ve teknik eğitim süreçlerinde daha fazla yer aldığı, sektör liderleri ile iş birliği imkânlarının artırıldığı, ulusal ve uluslararası düzeyde sektörel iş birliği protokolleri ve iyi uygulama modeli olabilecek projelerin hayata geçirildiği, mezunlarının kendi alanlarında yükseköğretime geçişlerini sağlayacak bütünleşik bir yapının kurulduğu, mezunlarını sağlıklı olarak izlendiği ve ülkemiz 2023 hedefleri ile uyumlu bir sistem oluşturulması planlanmıştır.

 

ÖZEL EĞİTİME İHTİYAÇ DUYAN ÇOCUKLAR

 

Özel eğitim ihtiyacı olan bireylerin her türlü sosyal hak ve eşit eğitim fırsatlarından yararlanması, toplumsal yaşantı ile bütünleşme ve sosyal becerilerinin desteklenmesi esastır.

 

Geçtiğimiz yıl 117 olan Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM) sayısı bu yıl 81 ilde olmak üzere 135' e çıkarılmıştır. 2018 Haziran ayı itibarıyla BİLSEM’lerde toplam 33 bin 720 öğrenciye eğitim verilmiştir. Özel yetenekli öğrenciler BİLSEM’lerin yanı sıra destek eğitim odalarından da yararlanabilmektedirler.

 

2017-2018 eğitim ve öğretim yılında özel eğitim okullarında toplam 50 bin 25 özel eğitim ihtiyacı olan öğrenciye eğitim verilmiştir.

 

2017-2018 eğitim ve öğretim yılında özel yetenekli bireyleri tanılama sürecinde 1, 2 ve 3.sınıf düzeyindeki 259 bin 166 öğrenci tablet bilgisayar üzerinden grup tarama uygulamasına katılmıştır.

 

ÖZEL YETENEKLİ ÇOCUKLAR İÇİN

 

Bilim, sanat, spor ve benzeri alanlardaki özel yetenekli çocuklarımızın yeteneklerine uygun bir eğitim içeriği ve ortamı sunmak Bakanlığımızın öncelikli politikaları arasındadır. Ülkemizin tüm yerleşim yerlerinde bulunan özel yetenekli öğrencilerimizin özgün tanılama araçları ile tespit edilmesi ve gelişim süreçlerinin desteklenerek izlenmesi, bu öğrencilerimizin uzun vadede hem bireysel yaşamlarına hem de ülkemizin büyümesine katma değer oluşturmalarını sağlayacaktır. Bu noktada özel yetenekli çocuklarımızı akranlarından ayrıştırmadan, doğalarına uygun bir eğitim yöntemi belirlemek amaçlanmaktadır.

 

Bu amaçla; özel yetenekli bireylerin eğitimi için yeni bir mevzuat hazırlanacak, Özel Yeteneklilerin Eğitimi Bilim ve Değerlendirme Kurulu kurulacak, bilim ve sanat merkezleri yeniden yapılandırılacaktır. Hâlen uygulanmakta olan özel yeteneklilere yönelik tanılama ve değerlendirme araçları daha ileri seviyeye taşınacaktır.

 

 

ÖZEL OKUL SAYISI NE OLDU?

 

2018-2019 eğitim ve öğretim yılı itibarıyla 13 bin 679 özel okul bulunmaktadır. 2006-2007 eğitim ve öğretim yılında tüm özel okullarda kayıtlı öğrencilerin toplam öğrenci sayısına oranı (açık öğretim hariç)  % 2,53 iken 2018-2019 eğitim ve öğretim yılında %8,2 olmuştur. Örgün eğitim içerisindeki özel okul sayılarının toplam okul sayısına oranı ise %17,8’dir.

 

ÖZEL OKULLARDA SINAV MERKEZLİ BAKIŞ AÇISI

 

Son yıllarda hızlı bir ivme kazanan özel öğretimin sınav merkezli bir bakış açısından uzaklaşarak kalite odaklı gelişim göstermesi büyük bir önem taşımaktadır. Sadece nicel hedef gözetilerek özel öğretimin yaygınlaşması nitelik-nicelik dengesini bozarak özel öğretimin toplum tarafından algılanma biçimini olumsuz yönde etkilemektedir. Bu tür bir algı öğrencilerin, öğretmenlerin ve velilerin zarar görmesine yol açabilmektedir.

 

ÖZEL OKULLAR 3 YIL İÇİNDE DÖNÜŞECEK

 

Eğitim sisteminde ciddi bir yük üstlenen özel öğretim alanı önümüzdeki üç yıllık süreçte sistemin içinde daha esnek ve amaca yönelik bir yapıya dönüştürülecektir. Uluslararası standartlar gözetilerek gelişen özel öğretim, tüm okullar için destekleyici ve geliştirici bir işlev üstlenecektir.

 

ÖZEL OKULA TEŞVİK NE OLACAK?

 

2014-2015 eğitim ve öğretim yılında Bakanlığımızın başlatmış olduğu eğitim ve öğretim desteği uygulaması, devlet okullarındaki ikili eğitim yükünün ve derslik başına düşen öğrenci sayısının azaltılmasına katkı sağlamıştır.

 

2017-2018 eğitim ve öğretim yılında 301 bin 777 öğrenciye 1 milyar 207 milyon 708 bin 478 TL eğitim ve öğretim desteği ödemesi yapılmıştır.

 

2018-2019 eğitim ve öğretim yılında geçen yıllardan hak kazanan ve bu eğitim ve öğretim döneminde yeni katılan 75.000 öğrenci ile toplamda 253 bin 827 öğrencinin eğitim ve öğretim desteğinden faydalanması planlanmıştır.

 

2018-2019 eğitim ve öğretim yılında ödeme miktarları Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Bakanlığımızın müştereken belirlediği oranda artırılarak, eğitim ve öğretim kademesine göre yıllık 3.290 TL ile 4.610 TL arasında değişen eğitim ve öğretim desteği ödenecektir.

 

TEŞVİK DEZAJANTAJLI OKULLARA VERİLECEK

 

Özel öğretimde istatistiklerden de anlaşılacağı üzere nicelikle ilgili önemli ilerlemeler sağlanmıştır. Önümüzdeki süreçte özel öğretime teşvik uygulamasını kademeli olarak azaltarak kaldıracağız. Buradaki bakış açımız dezavantajlı durumda olan resmî okullarımızdaki niteliksel ve nicel gelişime hizmet etmektir.

ÖĞRETMENLER İÇİN NE YAPILACAK?

 

Eğitimde gerçekleştirilecek her türlü reformun başarısının ön koşulu reformları hayata geçirerek çocuklarımızın hayatlarında fark yaratabilecek öğretmenlerimizin mesleki becerileri, adanmışlıkları ve bu doğrultuda sağlanan desteklerdir.

 

ÖĞRETMENLERE DE SERTİFİKA

 

Bu nedenle çocuklarımızın daha iyi öğrenmeleri için öğretmenlerimizin mesleki gelişimleri bağlamında onlara işlevsel, kariyerle ilişkili ve akredite sertifika ve/ diplomaya bağlı öğrenme imkânları sunmak önceliğimizdir. Bu öncelik geleneksel olarak Bakanlığımız tarafından sunulan hizmet içi eğitim anlayışına ilişkin varsayımlarımızın sorgulanmasını, etkili bir bireysel ve mesleki gelişim modelinin hayata geçirilmesini zorunlu kılmaktadır.

 

ÖĞRETMENE LİSANS ÜSTÜ EĞİTİM GELİYOR

 

Bu çerçevede öğretmen ve okul yöneticilerimizin mesleki gelişim etkinliklerinin lisansüstü öğrenim basamağına taşınarak yeni bir mesleki gelişim paradigması, sistem ve modeli oluşturulacaktır. Bu paradigma da bilme, okuma, öğrenme, öğretme, bilgiye ulaşma, değişime ve erdemlere yönelik liderlik etme gibi tarihi ve kültürel geleneğimizdeki kodlarımızı koruyarak ‘zamanın ruhunda’ mesleki uzmanlık yeterliklerini güçlendirmeye yönelik olacaktır. Bu doğrultuda Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile gerçekleştirilecek iş birliği ve koordinasyon aracılığıyla öğretmen ve okul yöneticilerimizin mesleki gelişimleri çağdaş bir yaklaşımla lisansüstü düzeyde diplomaya dayalı olarak yapılandırılacaktır. Ayrıca, mevcut insan kaynağının en verimli şekilde kıymetlendirilmesi için aidiyet duygusunu güçlendirecek adımlar atılacaktır. Bunu gerçekleştirdiğimizde uluslararası alanda daha güçlü bir Türkiye hedefine bir adım daha yaklaşmış olacağımızı düsünüyoruz.

 

Bu noktada, eğitim ve öğretim hizmetleri sınıfındaki mevcut personelimiz hakkında da bazı bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum.

 

KAÇ ÖĞRETMEN VAR?

 

 

Bakanlığımıza bağlı resmî eğitim kurumlarında görev yapan 920 bin 524 öğretmenimiz bulunmaktadır. Hükûmetlerimiz döneminde atanan öğretmen sayımız, mevcut resmî öğretmen sayısının %66’sına karşılık gelmektedir. Bu aynı zamanda genç bir öğretmen kadrosuna sahip olduğumuzu gösterir. Nitekim 40 yaş ve altındaki öğretmen sayımız toplam öğretmen sayımızın %65’ine tekabül etmektedir.

 

ÖĞRETMENE DÜŞEN ÖĞRENCİ SAYISI

 

Bu süre içinde öğretmen başına düşen öğrenci sayımız; ilköğretimde 16’ya, ortaöğretimde de 12’ye düşmüştür. Ülkemizin tüm coğrafi bölgelerindeki öğretmen doluluk oranları birbirine yakın bir orana yükseltilmiştir. Bilindiği üzere öğretmen ihtiyaçları Eğitim Kurumları Yönetici ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına İlişkin Yönetmelik esaslarına göre belirlenmektedir. Norm kadro doluluk oranları Doğu Anadolu Bölgesi’nde %89,16, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde %86,42, ülke genelinde ise %89,72 seviyesindedir.

 

ÖĞRETMEN MAAŞLARI NEDİR?

 

Öğretmenlerimizin mali ve sosyal haklarında önemli iyileştirmeler yapılmış ve 01.07.2018 tarihi itibarıyla Bakanlığımız bünyesinde göreve yeni başlayan 9. derece 1. kademedeki bir öğretmenimizin maaşı 3.320 TL, ek ders ücreti net 13,90 TL olmuştur.  Haftada 15 saat ayda 60 saat ek ders veren bir öğretmene 834 TL ek ders ücreti ile birlikte toplamda 4.154 TL aylık ücret ödenmektedir.

 

Ayrıca, tüm öğretmenlere, her eğitim ve öğretim yılı başında eğitim ve öğretime hazırlık ödeneği verilmekte olup 2018-2019 eğitim ve öğretim yılında 1.130 TL ödenmiştir.

 

 

EN İYİ EĞİTİM SİSTEMLERİNDE NE YAPILIYOR?

 

Dünyadaki başarılı eğitim sistemleri incelendiğinde izleme, değerlendirme ve denetim süreçlerindeki farklılaşmanın odağında öğretimin iyileştirilmesine yönelik öğretmen ve okul temelli rehberlik yer almaktadır.

 

Bakanlık olarak teftiş sisteminin okul geliştirme amaçlı rehberlik boyutunu öne çıkaracak düzenlemeleri hayata geçireceğiz.

 

Bu amaçla; teftiş süreci ve müfettişlik rolleri, öğretmen ve okullarımızın ihtiyaç duyduğu rehberlik hizmetlerini sunmak üzere yeniden yapılandırılacaktır. Bu süreçte Millî Eğitim Bakanlığı müfettişleri araştırma, inceleme ve soruşturma görevlerinin yanında; yerinde yaptıkları yapılandırılmış gözlemler, paydaşların görüşleri, yapılandırılmış veri toplama araçlarıyla elde ettikleri verilerle oluşturdukları analiz raporlarını doğrudan okula ve Bakanlığımıza sunacaklardır. Bu raporlar gelişim odaklı tüm paydaşlar ve ilgili birimler ile paylaşılacak, sadece hata ve eksiklik tespiti olarak değil, gelişimsel veri olarak da kullanılacaktır.

 

HEDEF TAM GÜN EĞİTİME GEÇMEK

 

Nitelikli bir eğitim için öncelikle eğitim altyapısının tamamlanması gerekir. Bu kapsamda, derslik başına düşen öğrenci sayısını azaltmak ve ikili öğretime son vererek tüm okullarımızda tam gün eğitim ve öğretime geçmek için okul ve ek derslik yapımı çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyoruz.

 

Bu çerçevede 2003 yılından bugüne kadar, 50 bin 735’i hayırsever vatandaşımız tarafından olmak üzere toplam 296 bin 641 adet yeni dersliğin yapımı tamamlanarak eğitim ve öğretimin hizmetine sunulmuştur.

 

Bu vesileyle, gerek derslik yapımı ve gerekse diğer aynî ve nakdi bağışlarıyla eğitimimize gönülden destek olan hayırseverlerimize huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyorum.

 

Her eğitim kademesinde derslik başına düşen öğrenci sayısı, yeni yapılan derslikler sayesinde, ülke genelinde her geçen gün azalmaktadır. Bütün bu çalışmalar sonrasında derslik başına düşen öğrenci sayısı ilköğretimde 24’e, ortaöğretimde ise 21’e düşmüştür.

 

KÜÇÜK OKUL PROJELERİ GERÇEKLEŞTİRİLECEK

 

Tekli eğitime geçiş sürecinde arsadan kaynaklanan problemleri en aza indirebilmek için eğitim yapıları tip projelerinde taban ve toplam inşaat alanı küçük okul projeleri geliştirilecektir.  Projelerden en az 1 tanesinin yeşil bina özelliğine sahip olmasına dikkat edilecektir. Bu projelerde, ilkokuldan başlayarak tüm öğretim kademelerinde okullara çocukların sahip oldukları yetenek kümeleriyle ilişkilendirilmiş becerilerin uygulama düzeyinde kazandırılabilmesi için “tasarım-beceri atölyeleri” planlanacaktır. Bu atölyeler; bilim, sanat, spor ve kültür odaklı etkinliklerin gerçekleştirildiği mekânlar olarak tasarlanacak olup öğrencilerin el becerilerinin geliştirilmesini önemseyen, mesleklerle ilişkilendirilmiş işlikler olacaktır. Tasarım-beceri atölyeleri, bilim ve sanat merkezleri ile ilişkilendirilecek ve okul bahçelerinin atölye ile bağlantılı olarak yeniden tasarlanıp yaşam alanlarına dönüştürülmesi sağlanacaktır.

 

OKULLARDA GÜVENLİK NASIL SAĞLANACAK?

 

Bakanlığımız ile İçişleri Bakanlığı arasında imzalanan "Okullarda Güvenli Ortamın Sağlanmasına Yönelik Koruyucu ve Önleyici Tedbirlerin Artırılmasına İlişkin İş Birliği Protokolü" kapsamında geleceğimizin teminatı çocuklarımızın güvenli bir eğitim-öğretim hayatı geçirmesi, madde bağımlılığı ve diğer zararlı alışkanlıklardan korunması ve mevcut güvenlik durumunun belirlenerek koruyucu ve önleyici güvenlik tedbirlerinin alınması amacıyla Bakanlığımız, Savunma Sanayi Müsteşarlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü iş birliği ve ASELSAN A.Ş’nin yükleniciliğinde 762 okulda güvenlik kamerası kurulumu çalışmalarına devam edilmektedir.

 

ŞARTLI EĞİTİM DESTEĞİ (ŞEY) NE OLDU?

 

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Bakanlığımız arasında yapılan Protokol çerçevesinde; 2003 yılından bu yana Türkiye çapında Şartlı Eğitim Yardımı (ŞEY) Programı uygulanmakta olup, ihtiyaç sahibi ailelere, çocuklarını düzenli olarak okula göndermeleri şartıyla her ay eğitim yardımı yapılmaktadır.

 

Okul öncesi ve ilköğretime devam eden erkek çocukları için 35 TL, kız çocukları için 40 TL, ortaöğretime devam eden erkek çocukları için 50 TL,  kız çocukları için 60 TL olmak üzere aylık destek verilmektedir. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu’ndan karşılanan şartlı eğitim yardımıyla 2003 yılından 2018 Nisan sonuna kadar ilk ve ortaöğretimdeki öğrencilerimizin annelerine 6 milyar 482 milyon 550 bin 446 TL ödeme yapılmıştır.

 

ÜCRETSİZ DERS KİTAPLARI DAĞITIMI

 

Bilindiği üzere, ücretsiz ders kitabı dağıtımı, eğitimde fırsat eşitliğine yönelik yürütülen çalışmalardan biridir. Bu kapsamda 2003’ten 2018 yılına kadar toplam 2 milyar 850 milyon 288 bin 456 adet kitap öğrencilerimize ücretsiz dağıtılmıştır. Bu uygulama için toplam 5 milyar 506 milyon 519 bin 749 TL ödeme yapılmıştır.

 

Ortaöğretim öğrencilerine ücretsiz ders kitabı dağıtılması amacıyla 2019 yılı Bakanlık bütçesine 477 milyon 500 bin TL, ilköğretim öğrencilerine ücretsiz olarak dağıtılacak ders kitapları için de Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan 2019 yılı için 881 milyon TL kaynak tahsisi öngörülmüştür.

 

ÖĞRENCİLERE DEĞİŞEN BURSLAR

 

Bilindiği üzere, ilköğretim ve ortaöğretim öğrencilerine verilen burslar eğitim ve öğretime erişimi artırarak fırsat eşitliğinin sağlanmasına katkı sağlayan önemli uygulamalardan biridir.

 

İlköğretim ve ortaöğretimde 273 bin 724 öğrenciye 2018 yılı itibarıyla 234,7 TL aylık burs ödenmektedir.

 

 

Bakanlık olarak özellikle engelli vatandaşlarımızın eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinden yararlanabilmeleri öncelik verdiğimiz en önemli konulardan biridir.

 

Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde verilen destek eğitimlerin kalitesi artırılacak, etkin ve verimli bir izleme denetim mekanizması tesis edilecektir. 2018-2019 eğitim ve öğretim yılında Bakanlığımıza bağlı olarak faaliyet gösteren 2.511 özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi bulunmakta olup bu merkezlerden 371 bin 9 kişi faydalanmaktadır.

 

Bu bağlamda engellilerin eğitim ve rehabilitasyonuna ilişkin olarak 2006 yılından 2018 yılı Ekim ayına kadar bütçemizden 17 milyar 433 milyon 710 TL harcanmıştır.

 

Ülkemizin her çocuğu bizim için bir değerdir ve eğitime erişimini sağlıklı bir şekilde temin etmeliyiz. Bu kapsamda, ilköğretim, ortaöğretim ve özel eğitim okul/kurumlarına devam eden öğrenciler ile yaygın eğitim hizmetinden yararlanan özel eğitim kursiyerlerinin resmî okul/kurumlara taşıma yoluyla erişimlerinin sağlanmasına devam etmekteyiz.

 

Eğitime erişim hakkını kullanmakta güçlük çeken ve özel eğitime ihtiyacı olan öğrenci/kursiyerlere taşıma hizmeti verilmektedir. Bu çerçevede, 2017-2018 eğitim ve öğretim yılında 95 bin 886 öğrencimize taşıma hizmeti verilmiştir.

 

TAŞIMALI EĞİTİM NE DURUMDA?

 

2017-2018 eğitim ve öğretim yılında toplam 764 bin 455 ilköğretim öğrencisi taşınmış olup bunların 687 bin 979’u öğle yemeği hizmetinden de yararlanmıştır. 2018-2019 eğitim ve öğretim yılında ise 733 bin 12 ilköğretim öğrencimiz taşıma hizmetinden yararlanmaktadır. Ayrıca, 2017-2018 eğitim ve öğretim yılında 478 bin 331 ortaöğretim öğrencisi taşınmış ve toplam 490 bin 169 öğrenci öğle yemeği hizmetinden faydalanmıştır. 2018-2019 eğitim ve öğretim yılında ise 430 bin 920 öğrencimize hâlen taşıma hizmeti verilmektedir.

 

Ayrıca, ortaöğretim düzeyinde yeni pansiyonların yapımı sağlanarak pansiyonların kapasitesi artırılacak, yatılılık imkânlarının ihtiyaç duyan tüm öğrenciler için ülke geneline yayılımı sağlanacak ve pansiyon hizmetleri tüm öğrencilerimize ücretsiz olarak sunulacaktır. Bu suretle taşımalı eğitimin azalması ve elverişsiz şartlardaki öğrencilerin okul terkinin azaltılması hedeflenmektedir.

 

Temel eğitim ve ortaöğretim öğrencilerine hizmet veren okul pansiyonlarımızda koğuş sisteminden oda sistemine geçme çalışmaları devam etmektedir. Bu kapsamda toplam yatak sayısı 547 bin 68’e ulaşmıştır.

 

OKULLARDAKİ DESTEK KURSLARI

 

Bakanlığımız tarafından uygulamaya konulan Örgün ve Yaygın Eğitimi Destekleme ve Yetiştirme Kursları Yönergesi çerçevesinde, Bakanlığımıza bağlı resmî/özel örgün ve yaygın eğitim kurumlarında, istekli öğrenci ve kursiyerlere ücretsiz olarak destek ve yetiştirme kursları verilmektedir. Destekleme ve yetiştirme kursları 1. dönem, 2. dönem ve yaz dönemi kursları olmak üzere üç dönemde yapılmaktadır.

 

2018-2019 eğitim ve öğretim yılı destekleme ve yetiştirme kurslarında 566 bin 980 öğretmen görev yapmakta, bu kurslara 4 milyon 64 bin 695 öğrenci katılmaktadır.

 

 

YURTDIŞI EĞİTİM NE OLACAK?

 

Bilgilerinize sunmak istediğim bir diğer husus da; Bakanlığımızın yurt dışı eğitim ve öğretim faaliyetleriyle ilgili gelişmelerdir.

 

Yurt dışında bulunan vatandaşlarımızın ve soydaşlarımızın eğitim ihtiyacını karşılamak ve eğitim ve öğretim alanındaki uluslararası ilişkilerimizin geliştirilmesini sağlamak amacıyla Bakanlığımızın 34 ülkede 31’i eğitim müşavirliği ve 25’i eğitim ataşeliği olmak üzere toplam 56 temsilciliği bulunmaktadır.

 

Bakanlığımızca açılan, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın ve soydaşlarımızın çocuklarının devam ettiği 16 ilkokul, 23 ortaokul, 26 lise, 2 Türkiye Türkçesi Öğretim Merkezi (TÖMER) olmak üzere toplam 67 eğitim kurumunda eğitim ve öğretim hizmeti verilmektedir.

Yurt dışında çalışan Türk vatandaşlarımızdan ikamet ettikleri ülkelerce istenen Türkiye’de mezun olduğu mesleki ve teknik alan/bölüme ait öğretim programı içerikleri gönderilmekte ve almış oldukları mesleki eğitimle ilgili alanlarda istihdam edilmeleri sağlanmaktadır.

 

Yurt dışındaki çocuklarımızın kimliklerini koruyarak, bulundukları ülkelerde hayatın her alanında önemli yer edinmesi için özellikle Avrupa ülkelerinde “Türkçe ve Türk Kültürü” dersi adı altında eğitim faaliyetlerimiz devam etmektedir.

 

TÜRKİYE MAARİF VAKFI NE YAPIYOR?

 

Bildiğiniz gibi, Ülkemizin eğitim alanında sahip olduğu birikimini insanlığın hizmetine sunmak ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına; yurt dışında insanlığın ortak birikim ve değerlerini esas alarak örgün ve yaygın eğitim hizmetleri vermek amacıyla Türkiye Maarif Vakfını (TMV) kurduk. Vakıf aynı zamanda yurt dışındaki vatandaşlarımızın çocuklarının eğitim ve öğretim ihtiyacını gidererek, onların anavatanlarıyla bağlarını sağlamlaştırma yönünde önemli bir görev ifa etmektedir. Bu gün itibarıyla TMV; 91 ülke ile resmî temas sağlamış, 47 ülkede temsilcilik açmış ve 31 ülkede 2 üniversite 162 okul ile eğitim ve öğretime devam etmektedir.

 

Bu eğitim hizmetlerinde gelişmeleri takip etmek ve seri bir şekilde örgün eğitim sistemimize entegre etmek amacıyla, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı bünyesinde Türkçe Öğretim Programları ve Ders Araç Gereçleri Çalışma Grubu oluşturulmuştur. Bu çerçevede, söz konusu çalışma grubumuzun odaklandığı hususlar; yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın çocuklarının ihtiyaç duydukları programlar ve ders araç gereçleri ile Türkiye Maarif Vakfı’nın hedef kitlesi olan yabancı öğrencilere yönelik ders araç gereçleridir.

 

49 FARKLI ÜLKEDE ÖĞRENCİ BULUNUYOR

 

Ayrıca; 1416 sayılı Kanun kapsamında yetişmiş insan kaynağı ihtiyacını karşılamak amacıyla, Bakanlığımız tarafından üniversiteler ve bazı kamu kurumları adına yurt dışındaki üniversitelere yüksek lisans öğrencisi gönderilmektedir.

 

2018 yılında 471 farklı alanda 1.224 yurt dışı kontenjan açılmış olup, ÖSYM’nin lisans programları tablosundaki 1.077 lisans alanı taranmış ve ilan edilen burs kontenjanlarına 457 farklı lisans alanından mezun olan öğrencilerin başvurulabilmesi sağlanmıştır. Şu an 49 farklı ülkede 3.730 öğrencimiz eğitim ve öğretim görmektedir.

 

54 DERSİN MÜFREDATI GÜNCELLENDİ

 

Eğitim ve öğretim programlarının geliştirilmesi ve güncellenmesi dinamik bir süreçtir. Bu kapsamda öğrenci açısından işlevsel bilgiye önem vererek temel yeterlilik ve değerlerimizi geliştirmeyi ön plana alan bir yaklaşımı benimsedik. İlkokul, ortaokul, imam hatip ortaokulu, Anadolu lisesi, fen lisesi, Anadolu imam hatip lisesi, güzel sanatlar lisesi, sosyal bilimler lisesi, mesleki ve teknik Anadolu lisesinde okutulan 54 zorunlu dersin müfredatını güncelledik. Seçimlik derslerle ilgili güncelleme çalışmaları ise devam etmektedir. Bu süreçte katılımcı ve demokratik anlayışı önemsedik. Yapılan tüm bu çalışmaların sonucunda 2018-2019 eğitim ve öğretim yılından itibaren güncellenen 54 dersin müfredatı ve ders kitapları okullarımızın tüm sınıf seviyelerinde uygulanmaya başlanmıştır.

 

 

YABANCI DİL EĞİTİMİNDE YENİ DÜZENLEMELER

 

Öğretim programlarını yenileme çalışmalarında; işlevsel bilgilerin ön plana çıkarılarak konular arasında sadeleştirme/seyreltmenin yapılması, ulusal ve uluslararası belgelerde tanımlanmış olan temel beceri ve yetkinliklerin öğrencilere kazandırılması ve değerler eğitimi olmak üzere üç ana unsur ön plana çıkarılmıştır.

 

Öğrenci dil yeterliliğini, haftalık ders saatlerinden ziyade yaş grupları bazında kullanılan yöntemler belirlemektedir. Bu yüzden yabancı dil olarak İngilizce eğitiminde müfredat, eğitim yöntemi ve ölçme değerlendirme yaklaşımında düzenlemelere gidilmektedir.

 

ÇEŞİTLENDİRİLMİŞ DİL PROGRAMLARI UYGULANACAK

 

Önümüzdeki süreçte gerekli altyapı hazırlandıktan sonra 2. sınıflardan başlayarak kademeli olarak 2-12. sınıflarda uygulanmak üzere yeni bir yaklaşım ortaya konulacak, ülke genelinde, seviye ve okul türlerine göre çeşitlendirilmiş dil eğitim programları uygulanacaktır. Bu çerçevede 2-4. sınıflarda “oyun tabanlı öğrenme yaklaşımı” benimsenecektir. 5-8. sınıflarda “farklılaştırılmış eğitim modeli” uygulanacaktır.   Bu modelde öğrencilerin hazırbulunuşluk seviyelerine göre bireysel öğrenme gereksinimleri ön plana alınacaktır. 9-12. sınıflarda ise lise türüne göre “özel amaçlı İngilizce modeli”yle ilgili İngilizce dili becerisi/becerileri öncelikli olarak geliştirilecektir.

 

OKUL TÜRLERİNE GÖRE DİL EĞİTİMİ

 

Okul ve program türlerine göre farklı dil becerilerinin ön plana çıkarıldığı öğretim yöntemleri kullanılacaktır. Örneğin, turizm ve otelcilik programı uygulayan mesleki ve teknik Anadolu liseleri programında dinleme ve konuşma becerilerine ağırlık verilirken, sosyal bilimler liselerinde okuduğunu anlama ve sunum becerileri önem kazanacaktır. Yabancı dil öğretmenlerinin lisansüstü ve sertifika düzeylerindeki hizmet içi eğitim çalışmalarına uluslararası ve ulusal düzeydeki kaynakların kullanımıyla özel bir önem verilecektir. Deneyimli öğretmenlerin birikimleri kurumsal bir yapı içinde değerlendirilecektir.

 

 

 

TÜRKÇE VE MATEMATİK İÇİN DESTEK VERİLİYOR

 

Eğitim sistemimizde tüm öğrencilerimizi başarılı bireyler olarak yetiştirmeye yönelik çalışmalarımız artarak devam etmektedir. İlkokulların 3 ve 4. sınıflarına devam eden, önceki eğitim ve öğretim yılları içinde çeşitli nedenlerle Türkçe ve Matematik dersi öğretim programlarında yer alan ve İlkokullarda Yetiştirme Programı (İYEP) kapsamında belirlenen kazanımları yeterli düzeyde edinemeyen öğrencilerin yetiştirilmesi için 2018-2019 eğitim ve öğretim yılı itibarıyla İYEP 81 ilde uygulanmaya başlanmıştır.

SURİYELİ KAÇ ÖĞRENCİ VAR?

 

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğünün 2018 yılı verilerine göre ülkemizde okul öncesi dâhil 5-17 yaş arası okul çağında 1 milyon 47 bin 536 Suriyeli bulunmakta. Hâlihazırda 106 bin 845’i Geçici Eğitim Merkezlerinde, 534 bin 785’i resmî okullarımızda olmak üzere toplam 641 bin 630 Suriyeli öğrenciye Bakanlığımız tarafından eğitim ve öğretim hizmeti verilmektedir.

 

 

HAYAT BOYU ÖĞRENME KAVRAMI NEDİR?

Hâlen, 991 halk eğitimi merkezi, 22 olgunlaşma enstitüsü ile toplam 3.368 programla eğitim hizmetleri sunmaya devam ediyoruz. 15 Ekim 2018 itibarıyla 5 milyon 862 bin 130 vatandaşımız kurslara katılım sağlamıştır.

 

REKABETÇİ BİR YÜKSEKÖĞRETİM GEREKİYOR

Ülkemizin 2023 yılında dünyanın 10 büyük ekonomisinden biri olma hedefine ulaşması ancak nitelikli bilgi üretimi ve nitelikli insan kaynağı ile mümkün olabilecektir. Bu da, küresel ölçekte rekabetçi bir yükseköğretim sistemine sahip olunmasını gerekli kılmaktadır.

 

Ülkemizde yükseköğretime erişim ve yükseköğretim alanındaki okullaşma oranının artırılması 2000’li yıllar öncesinde çözümlenmesi gereken en öncelikli konu iken özellikle 2003-2014 yılları arasında bu konuda sayısal açıdan çok önemli bir sıçrama yaşanmış ve yatay büyüme olarak adlandırabileceğimiz önemli düzeyde bir büyümeye şahit olunmuştur.

 

Bugün itibarıyla üniversite sayımız 129 devlet, 72 vakıf olmak üzere 201’e ulaşmıştır. Ayrıca Millî Savunma Üniversitesi, Türk-Japon Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ve 5 vakıf meslek yüksekokulu ile birlikte toplam 208 yükseköğretim kurumumuz mevcuttur. 2018-2019 eğitim ve öğretim döneminde öğrenci sayımız da 8 milyon 83 bin 903’e ulaşmıştır. Bu öğrenci sayımız ile Avrupa yükseköğretim alanındaki ikinci en büyük öğrenci sayısına sahip ülke konumuna gelinmiştir. Bu öğrenci sayısının 3 milyon 52 bin 6’sı ön lisans, 4 milyon 501 bin 615’i lisans, 430 bin 524’ü yüksek lisans, 99 bin 758’i doktora öğrencisidir. Öğretim elemanı sayımız ise 161 bin 149 olup, bunun 78 bin 765’i öğretim üyesidir.

 

YÜKSEKÖĞRETİMDE NİTELİK BÜYÜMESİ

 

Yükseköğretim sistemimizdeki son 10 yılda yaşanan bu büyüme sürecinin bundan sonraki aşaması nitelik bakımından da büyümedir.

 

Bu kapsamda tarafımızca gerçekleştirilen ve yapısal değişim niteliğinde olan en önemli girişimlerimiz, “Yükseköğretim Kalite Kurulu’nun Oluşturulması” ve “Misyon Farklılaşması Odaklı İhtisaslaşma”dır.

 

Bunlardan Yükseköğretim Kalite Kurulu ile ilgili olarak; Üretim Reform Paketi kapsamında idari ve mali açıdan bağımsız bir kalite kurulunun kurulması mümkün olmuştur. Yükseköğretim Kalite Kurulu, yükseköğretim kurumlarımızda eğitim-öğretim, araştırma faaliyetleri ile idari hizmetlerin iç ve dış kalite güvencesi, akreditasyon süreçleri ve bağımsız dış değerlendirme kurumlarının yetkilendirilmesi süreçlerini yürütmektedir. Bu Kurul “Kurumsal Değerlendirme” ve “Program Akreditasyonu” olmak üzere dış değerlendirme odaklı iki ana misyonu koordine etmektedir.

 

Yapısal değişikliği gerçekleştirecek ikinci husus, üniversitelerde misyon farklılığı odaklı ihtisaslaşma ve bu kapsamda beklenen çeşitliliktir.                Üretim Reform Paketi kapsamında 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 7’nci Maddesinin D fıkrasının 4. bendi olarak Yükseköğretim Kurulunun görevleri arasına “Yükseköğretim kurumlarının ihtisaslaşmasına yönelik çalışmalar yapmak ve bu konuda karar vermek.” ifadesi eklenmiştir.

 

Üniversitelerimizin tümünün aynı ve birbirinin kopyası olmasını tasvip etmiyoruz. Tüm üniversitelerimiz uluslararası nitelikleri gözetmeli ve farklı değerler üretmelidir. Bu kapsamda üniversitelerimizin bir kısmının eğitimde, bir kısmının araştırma ve teknoloji üretiminde bazılarının da bölgesel kalkınmaya katkı sağlamakta farklılaşmasını istiyoruz. Bu yaklaşımla kastedilen, bir üniversitenin sadece bir alanda faaliyet göstermesi değil, üniversitenin bütün alanlarda faaliyet gösterirken bir alanda temayüz etmesidir.

Bu amacın gerçekleştirilmesi için YÖK’ün koordinasyonunda, hem üniversitelerin bulundukları bölgeye olan katkılarını artırmak, hem de üniversiteleri belirli alanlarda ihtisaslaşmaya teşvik etmek amacıyla özellikle 2006 yılı sonrasında kurulmuş olan yükseköğretim kurumlarına yönelik başta Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığımız olmak üzere ilgili Bakanlıklarımız “Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması” çalışmasını başlatmıştır. Bu kapsamda,

 

  • Bingöl Üniversitesi; tarım ve havza bazlı kalkınma alanında,
  • Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi; hayvancılık alanında,
  • Düzce Üniversitesi; sağlık ve çevre alanında,
  • Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi; tarım ve jeotermal alanında,
  • Uşak Üniversitesi; tekstil, dericilik ve seramik alanında

 

 “Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması” projesinin pilot yükseköğretim kurumları olarak belirlenmiştir.

 

Misyon farklılaşması çalışmasının bir diğer ayağı da Araştırma Üniversiteleri Projesi’dir. Bu süreçte ilk aşamada ilgili Bakanlıklar ile Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), Yükseköğretim Kalite Kurulu, devlet ve vakıf üniversite temsilcilerinden oluşan bir jürinin, başvuruda bulunan üniversitelerin rektörleri ve üst yönetimleri ile bir mülakat gerçekleştirmesiyle süreç tamamlanmıştır. Nitelikli bilgi üretme, araştırma yetkinliği yüksek, doktoralı insan kaynağı yetiştirme, ürettikleri patent, proje, alınan atıflar, uluslararası sonuç üreten işbirlikleri, ulusal ve uluslararası destekler gibi kriterlere bakılarak 11 asıl, 5 aday üniversite "araştırma üniversitesi" olarak belirlenmiştir.  Ayrıca bu üniversiteler için TÜBİTAK tarafından yeni destek programları da başlatılmıştır.

 

 

 

Buna göre;

 

Araştırma Üniversiteleri

  • Ankara Üniversitesi
  • Boğaziçi Üniversitesi
  • Erciyes Üniversitesi
  • Gazi Üniversitesi
  • Gebze Teknik Üniversitesi
  • Hacettepe Üniversitesi
  • İstanbul Üniversitesi
  • İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa
  • İstanbul Teknik Üniversitesi
  • İzmir Yüksek Teknoloji Üniversitesi
  • Orta Doğu Teknik Üniversitesi 

 

Aday Araştırma Üniversiteleri ise;

  • Çukurova Üniversitesi
  • Ege Üniversitesi
  • Selçuk Üniversitesi
  • Uludağ Üniversitesi
  • Yıldız Teknik Üniversitesi’dir.

 

Türk yükseköğretim sisteminin bilimsel metotla yeniden şekillendirilmesine ve üniversitelerimizin ihtisaslaşmasına katkı sağlayacak Öncelikli Alan Araştırma Görevlisi Projesiyle de yükseköğretimde hissedilebilir bir iyileşme hedeflenmektedir.

 

 

 

Bunun yanı sıra yükseköğretim tarihimizde bir ilk olacak olan “100/2000 Doktora Projesi” hayata geçirilmiştir. Bu alanlar da rasyonel bir yaklaşımla belirlenerek, ülkemizin gelecek 10 yılını şekillendirecek bir şekilde tasarlanmıştır. “100/2000 Doktora Projesi” bilim hayatımızın önümüzdeki yıllarda teminatı olacaktır. Bu program kapsamında,         2016-2017 bahar döneminde 1.424, 2017-2018 güz döneminde 1.821,  2018-2019 yılında ise 2.000 kontenjan verilmiştir.

 

Bilim hayatını üniversitelerimizin bilimsel gücüyle tekrar şekillendirmeye ve yükseköğretimi; kalite, ihtisaslaşma, öncelikli alanlar ve nitelikli doktora gibi kavramlarla yeniden yapılandırmaya gayret etmekteyiz.

 

ÖSYM NE OLACAK?

Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı (ÖSYM) ülkemizin önemli hizmet kurumlarından biridir. Bütün hizmetlerini e-Devlet standartları çerçevesinde yürütmekte, hızla gelişen bilimsel ve teknolojik yeniliklerden yararlanarak sürekli kendisini yenilemektedir.

 

ÖSYM bünyesinde 2018 yılı içinde 182 koordinatörlüğü aracılığıyla yaklaşık 9 milyon adayın katıldığı 45 sınav yapılmış olup yıl sonu itibarıyla bu sayının 55 farklı sınav ve 11 milyon aday olarak gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.

 

ÖSYM yılbaşında açıklanan sınav takvimi çerçevesinde hizmetlerini yerine getirirken bazı önemli yenilikleri de gerçekleştirmiştir. Elektronik sınav uygulamasının yaygınlaştırılması bunlardan biridir. Ankara’da hizmete yeni açılan Esenboğa e-Sınav Merkezi, aynı anda 5.000 adayın elektronik sınava girebileceği kapasitesiyle dünyanın en büyük elektronik sınav merkezidir. Şimdiye kadar sadece İngilizce yabancı dil sınavında uygulanan elektronik sınavlara Almanca, Fransızca, Arapça ve Rusça sınavları da eklenmiştir.

 

Eğitim alanında gerçekleştireceğimiz bütün bu faaliyetler için;

  • 81 milyar 622 milyon 485 bin TL’si personel giderleri,
  • 13 milyar 299 milyon 983 bin TL’si sosyal güvenlik kurumuna devlet primi giderleri,
  • 10 milyar 38 milyon 497 bin TL’si mal ve hizmet alım giderlerinde kullanılmak üzere cari harcamalar,
  • 3 milyar 265 milyon 157 bin TL’si devlet parasız yatılı öğrencileri, burslar ile diğer cari transferler,
  • 5 milyar 558 milyon 886 bin TL’si sermaye giderleri,
  • 28 milyon 5 bin TL’si sermaye transferleri,

olmak üzere toplam 113 milyar 813 milyon 13 bin TL Millî Eğitim Bakanlığı bütçesine tahsis edilmiştir.

 

Bununla birlikte;

  •  33 milyar 23 milyon 355 bin TL’si Yüksek Öğretim Kurulu, Yükseköğretim Kalite Kurulu ve üniversitelerin bütçesi,
  • 549 milyon 535 bin TL’si Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı bütçesi,
  • 14 milyar 225 milyon 998 bin TL’si Yükseköğretim Kredi ve Yurtlar Kurumu bütçesi

olmak üzere toplam eğitim bütçemiz 161 milyar 611 milyon 901 bin TL olarak öngörülmüştür.

 

EĞİTİM MEMLEKET MESELESİDİR

 

Eğitim, ülkemizin yarınını şekillendiren en önemli unsur; insana dair yapılacak yatırımların en değerlisidir. Hükûmetimiz bu bilinçle hareket etmekte, eğitim alanına yönelik yatırımlarını bilimsel ve pedagojik gelişmelerle koşut bir şekilde sürdürmektedir. Bu sürece katkısı olan ve destek veren herkese teşekkür ediyorum. Eğitimin ortak memleket meselesi olarak görülüp bu desteğin sürdürülmesi önemlidir. Komisyonumuzun da bu desteği vereceğine olan inancım tamdır. Vereceğiniz destek için bir kez daha teşekkür ediyorum.

 

Millî Eğitim Bakanlığı 2019 yılı bütçesinin eğitim ailemize, öğretmenlerimize, öğrencilerimize, velilerimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyor, muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

 

 

 

07-11-2018


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin