Arama sonuçları

Kadının akademide adı yok

Kadının akademide adı yok

Türkiye'de üniversite sayısı neredeyse 200'e yaklaştı ancak akademide rektör ve dekanlık görevlerinde kadınlardan söz etmek zor. 184 üniversite rektörünün sadece 13'ü, yani yüzde 7'si kadın. Bu oranın Avrupa ortalaması yüzde 13, ABD'de yüzde 26, İsveç'te yüzde 43. Kadın dekan oranı ise Türkiye'de sadece yüzde 9. 19 kişilik YÖK'ün yönetim kadrosunda ise sadece iki kadın var. 

Sabancı Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Forumu Direktörü Prof. Dr. Sibel Irzık, Türkiye'de akademideki cinsiyet eşitsizliğinin en çarpıcı gözüktüğü alanın üniversite yönetimi olduğunu belirterek, bu oranları paylaşıyor. İşte Irzık'ın açıklamaları: 

1914 YILINDA YÜKSEKÖĞRETİM HAKKI: Kadınlar yüksek eğitim görme hakkını 1914'te, Kadınlar Dünyası dergisi öncülüğünde gerçekleşen etkin bir mücadele sonucunda kazandı. Derginin yazarlarının "Biz de maarif vergisi veriyoruz" diyerek, yüksek öğrenimden yararlanmanın kadının en doğal hakkı olduğunu dile getirdi. Dergideki tartışmalar ve etkili lobi çalışmaları sonucunda önce üniversitede kadınlar için konferanslar düzenlendi. 12 Eylül 1914'te, bugün yerinde İstanbul Üniversitesi Fen ve Edebiyat fakülteleri bulunan Zeynep Hanım Konağı'nda kadınlar için edebiyat ve fen bölümlerinden oluşan İnas Darülfünun yani Kadın Üniversitesi açıldı. 1918-1919 öğrenim yılında yine kadınların talepleri ve mücadeleleri sonucunda karma eğitime geçildikten sonra 1921'de İnas Darülfünun kapatıldı. 
İLK DEKAN 1954, İLK REKTÖR 1974: Üniversitede 1920'lerde ders vermeye başlayan kadınlar  ilk dekanlarını 1954'te, ilk rektörlerini 1974'te çıkardı. 
AKADEMİSYEN ORANI İYİ AMA: Türkiye'deki akademisyenler içinde kadınların oranına bakıldığında, Türkiye'nin bu konuda iyi bir durumda. Üniversitelerimizdeki toplam öğretim elemanları içinde kadınların oranı yüzde 42-43 kadar. Üstelik birçok ülkede erkeklerin çok ağırlıkta olduğu tıp, doğa bilimleri, mühendislik gibi alanlarda da kadın öğretim elemanları göreli olarak yüksek. ABD'de ve Avrupa ülkelerinde mühendislik ve teknoloji alanlarında kadın öğretim elemanı oranı yüzde 10'u geçmezken, Türkiye'de bu oran yüzde 20 civarında. Ama diğer ülkelere göreli olarak iyi olsa da sonuçta açık bir eşitsizlik var bu alanda. Kadın-erkek öğretim elemanı oranlarını akademik kademelere göre ayrıştırdığımız zaman ortaya çıkan tablo da böyle. Profesörler arasında kadınların oranı yüzde 29'da kalıyor örneğin. Aşağıdan yukarıya giderek artan bir dengesizlik var. Bu durum diğer ülkeler için de geçerli. 
21 BİN PROFESÖR: Son 10 yılda profesör sayısı yüzde 96 artışla 21 bin 958'e ulaştı. 2005-2006 eğitim-öğretim yılında 79 bin 555 olan öğretim elemanı sayısı, son 10 yıllık süreçte her yıl artış gösterdi. Akademisyen sayısı 2006-2007'de 82 bin 250'ye, 2007-2008'de 86 bin 522'ye, 2008-2009'da 96 bin 105'e, 2009-2010'da 97 bin 923'e, 2010-2011'de 102 bin 682'ye, 2011-2012'de 108 bin 462'ye, 2012-2013'te 115 bin 798'e, 2013-2014'te 127 bin 441'e ve 2014-2015 eğitim ve öğretim yılında 151 bin 164'e çıktı. Bu 196 üniversitedeki öğretim elemanlarının akademik unvanlarına göre dağılımına bakıldığında, bunların 21 bin 958'i profesör, 14 bin 497'si doçent, 34 bin 196'sı yardımcı doçent, 21 bin 8'i öğretim görevlisi, 10 bin 257'si okutman, 3 bin 821'i uzman, 45 bin 383'ü araştırma görevlisi, 44'ü de çevirici ve eğitim-öğretim planlamacısı.

YÜZDE 39'DAN YÜZDE 43'E ÇIKTI: Aynı dönemde üniversitelerde görev yapan akademisyenler içinde kadınların oranı yüzde 39'dan yüzde 43'e çıktı. Kadın akademisyen sayısı da 31 bin 199'dan 65 bin 138'e yükseldi. Üniversitelerdeki 65 bin 138 kadın öğretim elemanının 6 bin 369'unun profesör, 5 bin 33'ünün doçent, 13 bin 628'inin yardımcı doçent, 9 bin 203'ü öğretim görevlisi, 6 bin 340'ı okutman, bin 877'si uzman, 22 bin 662'sinin araştırma görevlisi, 15'i çevirici, 11'inin eğitim-öğretim planlamacısı olarak hizmet veriyor. 

EN ÇARPICI EŞİTSİZLİK YÖNETİMDE: Türkiye'de akademideki cinsiyet eşitsizliğinin en çarpıcı olarak gözüktüğü alan üniversite yönetimi. 184 üniversite rektörünün sadece 13'ü, yani yüzde 7'si kadın. Oysa bu oran için Avrupa ortalaması yüzde 13, ABD'de aynı oran yüzde 26, İsveç'te yüzde 43. Türkiye'deki kadın dekan oranı yüzde 9. YÖK'ün 19 kişilik yönetim kadrosunda sadece 2 kadın var. 
SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİNE İHTİYAÇ VAR: Kadın akademisyen sayıları bakımından sahip olduğumuz avantajı başka ülkelerde yıllardır birikmekte olan deneyimlerden de yararlanarak kullanabilirsek bu alanda hızla yol alabiliriz. Türkiye'deki üniversitelerde toplumsal cinsiyet eşitliğini ve çeşitliliği sağlayacak, kurumsallaştıracak ve koruyacak mekanizmalar geliştirmeye, üniversite politikalarında kalıcı sistem değişikliklerine ihtiyacımız var. Bu gerçekleştirilemezse, bunun olumsuz sonuçları öğrencilere, bilime, teknolojiye, genel olarak topluma yansır. Buna bağlı ikinci bir neden de dünya çapında yüksek öğrenim kurumlarının değerlendirilmesiyle, bu değerlendirmelere göre kaliteli öğrenci ve öğretim üyeleri çekebilmeleriyle ilgili. Artık bu değerlendirmelerde üniversitelerde verilen eğitimin kalitesiyle birlikte, akademik hayatta toplumsal cinsiyet eşitliği ve kültürel çeşitlilik, özellikle de bunun ne kadar kurumsallaştırıldığı da göz önüne alınıyor. 

Bu blog AA abonesidir

 

06-03-2016


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin