Arama sonuçları

‘Mükemmel anne’ler ergenleri anoreksiya yapıyor

‘Mükemmel anne’ler ergenleri anoreksiya yapıyor

‘Mükemmel anne’ler ergenleri anoreksiya yapıyor. Beslenmeyle ilgili bilgiler havada uçuşuyor. Her kafadan bir ses, her gün yeni bir bilgi ortaya çıkıyor. Neredeyse herkes beslenme uzmanı oldu. Ama buna rağmen gençler arasında anoreksiya ve bulimiya çığ gibi artıyor. Beslenme Uzmanı Dilek Işık, “Bundan en başta biz beslenme uzmanları sorumluyuz” diyor ve ekliyor: “Tabi bir de mükemmel ve kusursuz olmaya şartlanmış anne ve babalar da var. Sadece yağsız salata yenen bir aile sofrasında ne kadar sağlıklı çocuklar yetişebilir?”

 

Ergenler arasında beslenme bozukluğu hastalıkları olan anoreksiya nevroza ve bulimiya nevroza görülme sıklığı giderek artıyor. Magazin dünyasının ve sosyal medyanın dayattığı ‘manken’ rol modelleri gençleri zayıflık takıntısına doğru hızla sürüklüyor. Ancak Dr. Voice ClinicBeslenme Uzmanı Dilek Işık; gençleri beslenme bozukluğu girdabına çeken zayıflık takıntısının tek sorumlusunun magazin ve dijital dünya olmadığını vurguluyor.

 

‘MÜKEMMEL ANNE’LER ERGENLERİ ANOREKSİYA YAPIYOR

 

Beslenme Uzmanı Işık’a göre, ailecek sadece salata yenen aile sofralarından beslenme uzmanları ve ‘mükemmel anne’ler de sorumlu. Beslenme Uzmanı Işık, ergenlerdeki beslenme sorunlarına ilişkin çarpıcı uyarı ve önerilerde bulunuyor:

 

ERGENLİK EN KARMAŞIK DÖNEMİ OLUŞTURUYOR

Ergenlik aslında birey olmanın ilk adımı ama insan olmanın en zor zamanıdır. Hayatın ‘biz’ olmaktan ’ben’ olmaya geçtiği, karşı cinsin ve bedenin fark edildiği, kimsenin kendisini anlamadığını düşündüğü, hiç bir şeyle başedilemeyen, karmaşık ve zor zamanlardır. Kontrol edilebilen ve hatta kendisine ait olan, tek yegane varlık bedendir.

 

‘PROJE BEDEN’ DAYATMASI VAR

 

Çağımızda görsellik dünyanın en önemli kriteri olunca tabi ki ergenlerin de en birinci gündemi ve sorunu oluyor. Çünkü beklentilerin bu yönde olduğunu biliyor: Zayıf olmalı, fit görünmeli, uzun olmalı, cildi pürüzsüz olmalı, mankenler kadar estetik olmalı… Yani bedenini ‘proje’ haline getiriyor.

 

BESLENME ABLUKASI YAŞIYORLAR

 

Moda dünyası görsellerinde ve medyasında kullanılan mükemmel ölçülerde çizilmiş mankenler, 7-8 yaş çocuğunun giyeceği ölçülerde sunulan giyim(32-34 beden elbiseler), buna hizmet eden bilgiler, yemek dükkanları, minik dozlarda sunulan yemekler, evlere sağlıklı yemek hizmeti, daha bir çok uyaran gençleri abluka altına alıyor. Üstelik ne yazık ki tüm bunlar normal olarak kabul görüyor.

 

ADIM ADIM ANOREKSİYAYA DOĞRU GİDİLİYOR

 

Ergenlikte genç insanlar için en önemli durum görsel kaygı olduğundan, kilolu olmak bu kaygının ilk ve en önemli basamağı oluyor. Bu durum başlangıçta bozukluk olmayabilir sadece kilosuna dikkat etmek şeklinde başlayabilir. Ancak sonrasında yanlış bilgilenme ve yanlış bilgilendirilme ile ilk aşamada beslenme bozukluğuna ve sonrasında iki ayrı ama birbiriyle de bağlantılı beslenme hastalığına dönüşebiliyor. Bazen tek başına bazen birbirini takip eden iki hastalık olarak karşımıza çıkabiliyor: Anoreksiyanervoza ve bulimiya nevroza. En üzücü olan da bu iki hastalığa rastlanma sıklığının hayli artmış olmasıdır.

 

7’DEN 70’E DİYETİSYEN MODASI: KÜÇÜCÜK ÇOCUKLAR DİYETİSYENDE

 

Beslenme ve diyet konusu son dönemde ergenlerin gündeminde çok fazla yer alıyor. Küçükten ergene birçok çocuğun diyetisyene gittiği gözlemleniyor. Yaratılan bilgi kirliliği ve genel anlamda her ebeveynin her konuda uzman, mükemmel ve kusursuz olması gerektiği algısının yerleştiriliyor olması bu durumu doğuruyor.

 

BİNBİR ÇEŞİT TEST SİZİ BEKLİYOR

 

Yanlış bilgilendirme en önemli sorun olarak karşımıza çıkıyor. İnsanlar önüne sağlıklı vurgusu konularak çeşitli beslenme modellerine yönlendiriliyorlar. Sağlıklı beslenmek için özel gıdalar ve binbir çeşit testler sunuluyor.Bir yöntem tüketilemeden bir diğer yöntem üretiliyor.

 

SALATADAN İBARET AİLE SOFRALARI KURULUYOR

 

Sağlık ve çocuk ebeveynlerin en zayıf noktası. Yine buna yetişkinlerin de kilo ve görsel kaygıları eklenince, binbir çeşit ve modelde beslenme düzeneklerini kullanan anne babalar, çocuklara farketmeden rol-model oluyorlar. Aslında bir taraftan da baskı oluşturan masalarda yemekler yemeye başladılar. Bazen bir lokantada, ebeveynlerin yanlarında 12-13 yaşındaki kız çocuğuyla birlikte sadece yağsız salata yediklerine şahit olabiliyorsunuz. Aile yemekleri, aile sofraları salatadan ibaret olursa, ne kadar sağlıklı bir ergen yetişebilir?

 

İĞNEYİ BAŞKASINA ÇUVALDIZI DİYETİSYENE

Ama aileleri de bu duruma getirenin biz beslenme uzmanları olduğunu söyleyebiliriz.Sorun, yanlış bilginin kaynağında. Asıl problem; bütün bunları onaylayan açıklamalar yapan ve gelen insanlara planlanan diyetlerde bu modelleri kullanan bizlerde. Beslenme uzmanları veya kendisini beslenme uzmanı olarak tanımlayan bizlerde.

 

ÇOCUĞA HAMBURGER YEME  DEMEK YEME KRİZİNE DAVETİYE

Arkadaşları hamburger, pizza yerken sebze yemesi önerilen genç, yine ‘az ye zayıfla’ mesajı alır. ‘Yeme zayıfla’ önermesi veya bu anlamı barındıran söylemler en tehlikeli olan söylemlerdir. Aksine yemeden zayıflandığında; yani karbonhidratları keselim, salatalar, etler ve sebzelerle yaşayalım düsturu öne sürüldüğünde, problem tam da burada başlıyor. Sadece yeme bozuklukları değil yemeye dair tüm anormallikler başlıyor.

ERGENLERİN METOBOLİZMASI HIZLI

Karbonhidrat içeren besinler kullanılmadığında elbette kilo vermek kaçınılmaz. Fakat ağırlığınızın azalması zayılamak değildir. İştah devam ediyor ve sürekli kontrol varsa; bu durum bir gün bu kontrol edilemez hal alacak ve sistem buna müsaade etmeyecektir. Ağırlık azalıyorsa bile bu normal dışı uygulama sistemde başka bölümlere zarar verebilir. Çoğunlukla ergen ve genç bedenler sağlam olduğundan, bu kişilerde yeme krizleri, yeme atakları veya normal olmayan yeme baş gösterir. Bu nedenle metabolik çalışma ve yakımı artıracak besinler ve beslenme önemlidir. Ne kadar az yenirse metabolizma o kadar yavaş çalışır.

 

YANLIŞ DİYET ÇOCUK YAŞTA BAŞARISIZLIK DUYGUSU GETİRİR

Hamburger ve pizzaların, suchi ve noodle’ların besin dünyasında yaşayan bir çocuğa ve ergene yeme derseniz ve bu olamazsa (çoğunlukla da olmaz; çünkü yemedikçe hem duygusal hem de fizyolojik olarak iştahı artar) kendini başarısız hisseder. Kendisinden bekleneni yapamadığı için bu başarısız diyetle başarısızlık duygusu yaşar. Bu başarısızlığı sahiplenir, zamanla tüm hayatına yayar. Yapamadığını, başaramadığını düşünüp çaresiz ve köşeye sıkışmış hisseder.

Bu nedenle beden ihtiyaçlarının ve disiplinlerinin dışına çıkan her türlü beslenme ve diyet önerisi yanlış olup, başarılması mümkün olmayan çalışmalardır. Geçici çözüm olabilir ama kalıcı hasarlara neden olurlar. Sadece beslenme bozukluğu değil birçok bedene dair bozuklukların belirleyicisi olabilirler.

DİYETİSYEN KEYİFLİ BİR LİDER OLMALI

Ergenlerin beslenme sorunlarında doğru yaklaşım ve güçlü diyalog çok büyük önem taşır. Burada en önemli ayrıntı; yemeyi azaltarak kiloyu dengede tutmaya çalışmanın, birkaç kilo vermek adına normal olmayan, beden ve ruhu çok hırpalayan bu uygulamanın yanlışlığı anlatılarak değil yaşatılarak gösterilmeli. Planlanan beslenme önerilerinin ergen tarafından içselleştirilmesi sağlanmalı. Bunu da beden tarafından kabul görecek normlar içerisinde yapmak gerekir. Bu, uzmanın yerine getirmesi gereken sorumluluğudur.

Ergenle çalışan beslenme uzmanı; süreci yöneten, yönlendiren ve keyifli hale getiren bir lider olmalı, verdiği bilgilerin nasıl kullanılabileceğinden emin olmalı. Bu da çalıştığı genç veya çocuğun kişisel ayrıntılarına dikkatle, aileyi ve genci iyi dinlemekle, en çok da eğitime yönelik görüşmelerle sağlanabilir. Tabii kullanılacak diyet planlarıyla kilo kaybı sağlanıyorken, yiyecekler günlük ahengi ve sosyal hayatını etkilemeyen bir düzende hazırlanmalı.

  • Zeynep RAZAKİ 
    info@pervinkaplan.com

 

 

 

 

12-03-2018


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin