Arama sonuçları

? Siz sorun Pervin Kaplan yanıtlasın

Öğrencinize 'çok zekisin' demeyin, kısa hedefler koyun

Öğrencinize 'çok zekisin' demeyin, kısa hedefler koyun

Öğrencinize 'çok zekisin' demeyin, kısa hedefler koyun. Bu sözler Amerikan Psikoloji Birliği APA (American Psychological Association) "Okul Öncesinden Lise Sona: Öğretmenler için 20 Temel Psikoloji İlkesi" adlı çalışmadan. APA öğretmenler için bir rehber hazırladı. Türk Eğitim Derneği'nin (TED) Düşünce Kuruluşu TEDMEM de öğretmenler için yol gösterici olacak bu çalışmanın Türkçe yayım haklarını satın aldı. TEDMEM bu çalışmayı öğretmenler için rapor haline getirerek, yayımladı. 

APA, American Psychological Association- Amerikan Psikoloji Birliği, Amerika Birleşik Devletleri'nde psikoloji çalışmalarını temsil eden bilimsel ve profesyonel bir dernek ve 155binden fazla üyesiyle dünyada psikoloji alanındaki en büyük kuruluş

Türkçe basım ve dağıtımın yapılması için gerekli tüm izinlerin alındığı çalışmanın öncelikli hedef kitlesi, öğretmenler. Öğretmenler için önemli bir kaynak oluşturabilecek çalışma, eğitim fakültesi öğrencileri ve eğitimciler için de yararlı bir doküman olacak. 

Çalışmada, öğretmenlere yol gösterecek 20 psikolojik ipucu sıralanıyor. 20 temel ilkede, öğrencilerin nasıl düşündüğü ve nasıl öğrendiği, onları nelerin motive ettiği, öğrenmelerini etkileyen sosyal ve duygusal faktörlerin neler olduğu, sınıfın en iyi nasıl yönetileceği ve öğrenci gelişiminin nasıl ölçüleceği konusunda bilgiler ve örnekler yer alıyor. TEDMEM raporunda da çalışmadaki bazı ilkelerden dikkat çekici olanları şöyle sıraladı: 

ÖĞRENCİLERİNİZE “ÇOK ZEKİSİN” DEMEYİN

Öğretmenler övgü kullanımlarında tedbirli olmalı, övgülerin içeriğinin yetenek yerine, çaba veya başarılı stratejilerle ilişkili olmasını sağlamalıdırlar. Öğretmenler özellikle başarısızlığa meyilli öğrencilerin özgüvenlerini korumaya çalıştıklarında, istemeden öğrencinin düşük yetenekli olduğu hakkında dolaylı ve örtük mesajlar verebilirler. Hatta bu tür övgüler motivasyonu sarsabilir çünkü öğrencinin daha zor bir çalışmada başarılı olma yeteneğine sahip olmadığı izlenimini uyandırır,

Mesela öğretmen, öğrenci zor olmayan bir problemin cevabını hızlı bir şekilde bulduğunda “Sen çok zekisin” diyerek ödüllendirirse, istemeden öğrencinin zekayı, hız ve çaba eksikliği ile ilişkilendirmesine neden olur. Bu ilişkilendirmeler, öğrenci daha zorlayıcı materyallerle karşılaştığında veya daha fazla zaman, çaba veya farklı yaklaşımları kullanması gerektiğinde sorun oluştururlar.

UZUN DÖNEMLİ DEĞİL KISA DÖNEMLİ VE SOMUT HEDEFLER MOTİVE EDER

Öğrencilerin motivasyonu uzun dönemli (uzak), genel ve aşırı zorlayıcı hedefler yerine kısa dönemli (yakınsal), belirgin ve ortalama zorlayıcılığa sahip hedefler belirlendiğinde daha çok artar. Gelişimsel olarak, en azından orta ergenliğe kadar, öğrenciler uzak gelecekle ilgili somut düşünme konusunda daha az beceri gösterirler. Belirgin hedefler (örn. “Bugün 20 toplama işlemini %100 doğrulukla tamamlayacağım) daha kolay ölçülebilir ve izlenebilir oldukları için daha genel hedeflere (örn. “Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışacağım”) tercih edilir.

Öğrenciler orta zorlayıcılığa sahip yakınsal hedefler belirleme konusunda uzmanlaştıkça, başarı odaklı bireylerin en önemli özelliği olan orta seviyedeki riskleri göze alabilmeyi öğreneceklerdir.

ÖĞRENCİLERİNİZE ANLAMLI VE ZAMANINDA GERİ BİLDİRİM VERİN

Anlamlı, açıklayıcı ve zamanında verilen geri bildirim öğrenmeyi olumlu etkiler. Öğretmenlerin sıklıkla kullandığı “aferin” ifadesi açıklayıcı ve anlamlı olmadığı için öğrencilerin anlama düzeylerini ya da öğrenme motivasyonlarını artırmaz. Açıklayıcı ve zamanında geri bildirim, öğrencilere öğrenme süreçlerindeki güçlü ve geliştirilebilir noktaları yansıtarak kendi süreçlerini takip edebilmeleri açısından kılavuzluk eder. “Zamanında” anahtar bir ifadedir. Öğrenci bir sınava girdikten, ödev teslim ettikten, performans sergiledikten hemen sonra öğrenme süreci ile ilgili geri bildirim verilmelidir.

Geri bildirimin dili olumlu olmalı; öğretmen eksiklikler ve zayıflıkları değil geliştirilebilir noktaları dile getirmelidir. Mesela öğretmen; “aferin” ya da “olmamış” gibi genel yorumlar yerine “Giriş cümlelerin paragraflardaki temel fikirlerin iyi bir özetini sunuyor. İleride, birkaç noktayı açıklayıp, bütün temel fikirlerin birbirleriyle nasıl etkileştiğini dikkate alarak metnin ana fikrini bir bütün olarak ele almalısın” gibi yorumlar yapabilir. Küçük bir gelişmenin bile öğretmen tarafından görülmesi öğrenci açısından güçlü bir motivasyon unsurudur. 

ÖĞRENMEK İÇİN ÖĞRENMEYİ TEŞVİK EDİN

İçsel motivasyon bir çalışmayı, çalışmanın kendisi için yapmaya karşılık gelir. İçsel motivasyona sahip öğrenciler zevkli buldukları için öğrenme etkinlikleri üzerinde çalışırlar. Onlar için katılımın kendisi ödüldür ve öğrenme istekleri övgü, not veya diğer dışsal etmenler gibi maddi ödüllere bağlı değildir. Buna karşın, dışsal motivasyona sahip öğrenciler öğrenme etkinliklerini iyi bir not almak, ailelerinden övgü almak veya cezadan kaçınmak gibi amaca ulaşmayı sağlayan bir araç olarak görürler. 

İçsel motivasyona sahip öğrenciler çalışmaktan ve öğrenmekten daha fazla zevk alırken bu durum öğrencilerin kalıcı öğrenmelerini, başarılarını ve yeterlik algılarını da olumlu etkilemektedir. Kendilerini daha yeterli hissettikleri için başarı kaygısı taşımazlar. Dışsal motivasyona sahip bir öğrenci ise ödül ve cezaya o kadar çok odaklanabilirler ki, öğrenme arka planda kalabilir. Yeterlik hissi zayıfladığı için yüksek kaygı hissedebilirler. Ayrıca dışsal motivasyonda öğrenmenin sürekliliğini sağlamak için sürekli bir dış motivasyon aracı (ödül/ceza) gereksinimi duyulur. 

İçsel motivasyonu artırmak, öğrencilerin kendilerini yeterli ve yetkin hissetmek konusundaki temel ihtiyaçlarını destekleyecek uygulama ve etkinliklerin birleşimini gerektirir. Öğrencileri başarmak için içsel motivasyona sahip olma konusunda desteklemek, öğretmenlerin ödül kullanımını tamamıyla saf dışı bırakmasını gerektirmez.

ÖĞRENİLENLERİN UZUN DÖNEMLİ OLMASI ALIŞTIRMA YAPMAYA BAĞLIDIR

Bilginin kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe aktarımı farklı stratejiler yoluyla gerçekleştirilir ve bu aktarım sürecinin anahtarı alıştırma yapmaktır. Öğrenci alıştırmaları öğretmenler tarafından çeşitli yollarla desteklenebilir. Çünkü alıştırmalar, öğrencilerin aslında zevkli bulmayabilecekleri yoğun ve odaklanmış çaba gerektirir; bu nedenle öğretmenlerin öğrencilere harcadıkları çabanın daha iyi performansla sonuçlanacağını ifade etmesi ve öğrencileri alıştırma yapmaya cesaretlendirmesi gerekir.

Sınıf içinde alıştırmayı etkili kullanma yöntemlerinden biri ders tekrarları ve sınavlar olarak düşünülebilir. Açık uçlu soruların olduğu kısa sınavlar özellikle etkilidir, çünkü öğrencilerin sadece uzun süreli bellekten bilgi anımsamasını gerektirmez ayrıca yeni bilgi oluşturmalarını sağlar.

ÖĞRENCİLERİN SINIFTA İYİ HİSSETMESİ ÖĞRENMEYİ VE GELİŞİMİ ETKİLER

Duygusal iyi olma hali; sınıfın her gün başarılı bir şekilde işlemesinin ayrılmaz bir parçasıdır ve öğrenmeyi yakından etkiler. Ayrıca kişilerarası ilişkiler, sosyal gelişim ve genel akıl sağlığı için de önemlidir. Öğretmen, bütün öğrencilerin kabul edildiği, değer ve saygı gördüğü, akademik başarı ve destek için fırsatların sunulduğu, yetişkinler ve akranlarla olumlu sosyal ilişkilere sahip olunan bir iklimi kurmada başrol oynar. Öğretmenlerin öğrencilerin duygusal gelişimlerini desteklemek ve olumlu bir sınıf iklimi oluşturmak için yapabilecekleri pek çok şey vardır. 

ÖĞRETİM SÜRECİNDE TEMEL BELİRLEYİCİ ÖĞRENCİNİN YAŞI OLMAMALIDIR

Öğrencilerin yapabildikleri bir yaşa veya sınıf seviyesine bağlı olan temel bir bilişsel evreyle sınırlı değildir veya onun tarafından belirlenmez. Bilişsel gelişim üzerindeki yeni araştırmalar gelişim evreleri teorileriyle ilgili açıklamaların yerini almıştır.

Öğretmenler hangi öğretim deneyimlerinin daha uygun ve ilişkili olduğuna karar verirken öğrencilerin gelişimsel seviyelerini dikkate alabilirler, fakat öğrencilerin neler bilebileceği ya da akıl yürütebileceği konusunda temel veya yegane belirleyicinin öğrencilerin yaşı olduğu düşünülmemelidir.

Öğretmenler karma yetenek grupları oluşturarak, öğrencilerin daha ileri seviyelerdeki akranlarıyla etkileşim kurmalarını sağlayarak, öğrencilerin becerilerini aşamalı olarak öncelikle yeterli oldukları alanlarda destekleyerek gelişimlerini bir adım ileriye taşıyabilirler. 

ÖĞRETMEN SOSYAL KARŞILAŞTIRMALARDAN KAÇINMALI VE HER ÖĞRENCİYE GÖRE ÖĞRETİM HIZI BELİRLEMELİDİR

Öğrenme ortamında sosyal karşılaştırmalardan kaçınmak en iyisidir. Yüksek başarılı öğrenciler toplum tarafından bilinmekten hoşlansalar ve başarı seviyeleri bir önceki başarı seviyelerini aştığında övülmeleri gerekse de, zorlananlar veya “aptal” gibi görünmekten endişe edenler için sosyal karşılaştırmalar heves kırıcı olabilir. Bunun yerine öğretmenler, bir öğrencinin çalışmasını diğerininki ile karşılaştırmadan her bir öğrencinin kendi çalışmasında yaptığı ilerlemeyi dikkate alabilir.

Sınıf ortamında, öğrenci değerlendirmelerini aktarmanın en iyi yolu öğrenciyle yalnız iletişim kurmaktır. “Mükemmel”, “zekice”, “şaşırtıcı” gibi öğrenciye neyi iyi yaptıkları ile ilgili herhangi bir belirgin bilgi sunmayan övgülerden kaçınılması en iyisidir, çünkü bunlar yüksek nitelikli çalışmayı tekrarlamak için yönlendirme içermez.

Öğrencilerin hatalarını veya yanlış cevaplarını, sonuç değerlendirmesi veya yetenek göstergesi gibi görmeleri yerine öğrenme fırsatı olarak görmelerini destekleyin. Eğer öğretmenler iyi puanlara övgü yoluyla çok ilgi gösterirlerse ve hataları fazla görünür kılarlarsa (örn. öğrenci kağıtlarındaki kırmızı düzeltmeler), öğrenciler hataları değersizleştirebilir ve bunları öğrenmenin doğal bir parçası olarak görmek istemeyebilirler.

Öğretim hızını olabildiğince bireyselleştirin. Bazı öğrencilerin bir konuda yeterlik kazanması diğerlerinden daha uzun sürebilir, bu sebeple onlara daha fazla zaman verilmelidir.

IRK, CİNSİYET, SOSYO-EKONOMİK SINIF ÖĞRENCİNİN YETENEĞİ İLE İLGİLİ BEKLENTİ OLUŞTURMAK İÇİN SAĞLAM TEMELLER DEĞİLDİR

Öğretmenler yüksek beklentilere sahip oldukları öğrencileri için daha destekleyici bir duygusal iklim, daha açık geribildirim, daha fazla dikkat, daha fazla öğretimsel zaman ve sonuçta daha fazla öğrenme fırsatı sağlamaktadırlar. Bu farklılık gösteren davranışlar zaman içerisinde yüksek ve düşük performans gösteren öğrenciler arasındaki başarı farkını arttırabilir. Bir öğrencinin zayıf akademik geçmişi, o öğrenci için mutlak son söz olarak algılanmamalıdır, (örn. geçmişte bu öğrencinin yeteneğini zayıflatan fakat artık geçerli olmayan azaltıcı faktörler olabilir) bunun yerine öğretmen, öğrenci ile ilgili geçici varsayımının yanlış olduğunu göstermek için bunu bir fırsat olarak kullanabilir. Ayrıca, ırk, cinsiyet ve sosyal sınıf da öğrencinin yeteneğiyle ilgili beklenti oluşturmak için sağlam temeller değildir.

 

04-05-2017


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin