Arama sonuçları

? Siz sorun Pervin Kaplan yanıtlasın

Öğretmene şiddeti MEB seyretmesin

Öğretmene şiddeti MEB seyretmesin

Öğretmene şiddeti MEB seyretmesin. Türk Eğitim-Sen’in "Cesur Yüreklerle; Onurlu Geçmiş, Umutlu Gelecek" temasıyla düzenlediği  İlçe Temsilcileri Eğitim ve İstişare Toplantısı'nı Antalya'da yaptı. 

Toplantıda konuşan Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncukİzmir Ödemiş Kaymakçı Çok Programlı Anadolu Lisesi Müdürü Ayhan Kökmen’in iki öğrencisi tarafından öldürülmesi hatırlattı. Öğretmene yönelik şiddetin giderek tırmandığına işaret eden Koncuk'un  açıklamaları şöyle:  

ÖĞRETMENE ŞİDDETİ MEB SEYRETMESİN     

Öğretmenlere yönelik şiddet konusunda Hükümet ya da Milli Eğitim Bakanlığı tedbir almaz ise, yaşananlar sadece seyredilirse, önümüzdeki süreçte daha büyük eylemler yapacağımızdan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye’de ne yazık ki tüm kurumlarda şiddet sarmalı giderek büyüyor. Bunun tedbirinin alınması için 18 Aralık tarihinde tüm sendikalarla ilk ders zili çalmadan okullarımızda öğretmenlere yönelik şiddete tepkimizi ortaya koymak için basın açıklaması yaptık. Eğitim-öğretimin en önemli enstrümanı olan öğretmenlerin bu kadar itibarsız hale getirilmesine sessiz kalamayız. 

ÖĞRENCİYİ Mİ HEDEF ALACAĞIZ?

Aslında bu konuda eylem yapma arzusunda değiliz. Öğrenciyi mi hedef alacağız? Kimi cezalandırmak için eylem yapacağız? Öğretmenlere yönelik şiddet konusunda Hükümet ya da Milli Eğitim Bakanlığı tedbir almaz ise, yaşananlar sadece seyredilirse, önümüzdeki süreçte daha büyük eylemler yapacağımızdan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

ÖĞRETMENE 'SINIRLI' ALAN DEĞİŞİKLİĞİ 

Alan değişikliği meselesi sadece alan değiştirmek isteyenlerin meselesi değildir; Türk milli eğitiminin problemidir. Bu probleme mutlaka neşter vurulmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı adeta problem üreten bir bakanlık. Mesela; alan değişikliği talebinin yerine getirilmesini istedik. Bir formül ortaya koyduk. Alan değişikliğinin her yıl azar azar yapılmasının zaman içinde bu talebi ortadan kaldıracağını ifade ettik. Sayın Müsteşar ise ‘Anayasal haklardan dolayı alan değişikliği yapılamıyor’ şeklinde bir açıklama yaptı. Ne alakası var? Alan değişikliği Anayasal hakların gaspı olarak nasıl görülebilir? Bunu anlamak mümkün değil. 

ATAMASI YAPILMAYANLARI NASIL ETKİLİYOR?

Alan değişikliği çok sınırlı tutuldu. Bunun gerekçesi olarak da öğretmen atamaları gösterildi. Diyorlar ki; ataması yapılmayan 412 bin öğretmen, 700 bin öğrenci bulunmaktadır.  Bir insan alanını değiştirdiği zaman, o değiştirdiği alanda boşluk oluşur. Her yeri işgal etmiyor ki! Ataması yapılmayan öğretmenleri bu durum nasıl olumsuz etkileyebilir? Bu nasıl bir aldatmacadır? Hz. Peygamberimiz, ‘Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz’ diye buyurmuş.  Yüce Kuran’ı Kerim İKRA! diye başlıyor. Milli Eğitim Bakanlığı ise alan değişikliği yapmamak için direniyor. Bu nasıl bir anlayıştır, anlamak mümkün değil. Alan değişikliği talebini ısrarla dile getirmeye devam edeceğiz. 

İL İÇİ ÖZÜR ATAMALARI YAPILMALI 

İl içi özür tayin taleplerinin gerçekleştirilmemesi öğretmenleri ve ailelerini mağdur ediyor. Bir öğretmen Doğu Anadolu’da, Güneydoğu Anadolu’da ya da diğer mahrumiyet bölgelerinde görev yapıyor. 5 yıl sonra tayin isteyebileceğinin söylenmesine rağmen, görevde 15 yılı tamamlamış, hala tayinin talebi gerçekleştirilmemiş. Böyle bir sistemsizlik nasıl kabul edilebilir? Bu insanlar adeta kürek mahkûmu yapılmış. Bunu kabul etmemiz mümkün değil.”

MADEM BU FAKÜLTELERİ AÇTINIZ !

Madem eğitim fakültesi açtınız, öğretmen atayacağınıza dair taahhütte bulundunuz, o zaman bunu projelendirmek zorundasınız. 'Şu anda görev yapanların yüzde 60’ını biz atadık’ diyorlar. Tabi ki öğretmen atayacaksınız. Mesele ne kadar öğretmen atadığınız değil, mesele öğretmen atadıktan sonra geride ne kadar ataması yapılmayan öğretmen kaldığıdır. 2002 yılında 72 bin olan ataması yapılmayan öğretmen sayısı, 15 yıl sonra 450 binlere ulaşmıştır.

ATAMALARDA MÜLAKATLARDA NE OLUYOR?

KPSS’den 85-90 puan alan gençlerimiz mülakatta başarısız olurken, 50 puan alanlar, torpil bularak öğretmen olarak atandı. Gençlerimizin alın teri, emekleri, ömürleri çalındı. Kamuda hiçbir alanda mülakatı kabul etmeyeceğimizi bir kez daha ifade etmek istiyorum. 

SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLİK İPTAL EDİLMİŞTİ

 

2006 yılında kısmi zamanlı sözleşmeli öğreticilik adı altında bir istihdam türü getirildi. Türk Eğitim-Sen olarak bu düzenlemeye dava açtık. Bu dava sonucunda kısmi sözleşmeli öğreticiliği iptal ettirdik. Bunun üzerine öğretmenlikte 4/B'li çalışma modelini getirdiler. Bununla da yıllarca mücadele ettik. 2007 yılından 2011 yılına kadar 4/B’li öğretmen istihdamının iptal edilmesi için yapmadığımız eylem, söylemediğimiz söz kalmadı. 2011 yılında genel seçimler öncesinde muhalefet partilerinin “Sözleşmeli öğretmenleri kadrolu yapacağız’ taahhüdünün ardından Adalet ve Kalkınma Partisi de bu sözü verdi ve 2011 yılında 4/B’li öğretmen istihdamı kaldırılarak, tüm öğretmenler kadroya geçirildi. 2011 yılında 4/B’li öğretmen istihdamına son verilmesinin gerekçesi,  kamuda verimliliği artırmaktı. Ama maalesef bugün yine 4/B’li memur ve öğretmen alımı yapılmaktadır. 

REHBER ÖĞRETMENLER YÖNETMELİĞİ 

“Rehberlik ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Yönetmeliği’nde değişiklik yapıldı. Bu yönetmelik, rehber öğretmenlere hakaret anlamını taşımaktadır. Biz meseleye duygusal mı yoksa bilimsel mi yaklaşacağız? Öncelikle bunu ortaya koymamız gerekmektedir. Rehber öğretmenlerin görevi öğrencilere psikolojik danışmanlık yapmaktır. Birçok ilde, ilçede öğrencilerin aile içi cinsel tacize uğradığını cesaretle ortaya çıkaran rehber öğretmenlerimiz var. Bugün yetişkinler bile aile, ekonomik ya da mesleki sorunları nedeniyle psikolojik destek alıyor. Böyle bir ortamda 18 milyon öğrencimizin psikolojik danışmana ihtiyacı yoktur diyebilir miyiz. Çocuklarımızın, gençlerimizin birtakım sıkıntılar yaşaması gayet tabidir ve bunları tespit edebilecek tek mekanizma psikolojik danışmanlarımızdır. Rehber öğretmenlerin nöbet tutması isteniyor. Allahtan korkun. Psikolojik danışman arkadaşlarımızın görevi nöbet tutmak değildir. Okullarımız rehber öğretmenlerin nöbet tutmasına mı muhtaç? nöbet görevi verildiği sürece bu arkadaşlarımızın teneffüste görevlerini yapmaları çok zor. Çünkü rehber öğretmenlerin öğrencilerle tek bağlantı kurabileceği zaman dilimi teneffüste geçirilen süredir.Bu yönetmeliği ısrarla çıkaran, tepkileri görmezden gelen Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürünü kınıyorum. Kendisi de psikolojik danışman olmasına rağmen inatla bu tepkileri görmezden geliyor.

 

 

26-12-2017


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin