Arama sonuçları

Öğretmenlik insan yetiştirme sanatıdır, sevgisiz yapılmaz

Öğretmenlik insan yetiştirme sanatıdır, sevgisiz yapılmaz

Ankara’nın köklü okullarından Özel Arı Okulları kuruluşunun 35’nci yıldönümünü kutluyor. Bir süre önce Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) ile ilgili öğrencilerine seminer vermek için gittiğim kurumda, kuruluş yıldönümü nedeniyle okulların kurucusu ve kendisi de öğretmen olan Sıtkı Alp ile buluştuk.  

1969 yılında Arı Dershanesi’nin açılması ile birlikte hizmet vermeye başlayan Arı Eğitim Kurumları bugün 50, Özel Arı Okulları ise 35 yaşında. Arı Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı ve Çankaya Üniversitesi kurucusu, Mütevelli Heyet Başkanı ve öğretmenlikten özel okul kuruculuğuna kadar yarım asırdır eğitimin içinde olan Sıtkı Alp ise bugün 81 yaşında eğitimin duayenlerinden birisi. Alp ile hem günümüz eğitimini, değişen öğretmen, öğrenci ve veli profilini hem de özel okulların günümüzdeki durumunu konuştuk.

ÖĞRETMENLİK İNSAN YETİŞTİRME SANATIDIR, SEVGİSİZ YAPILMAZ

1960-1964 yılları arasında devlet okullarında matematik öğretmeni olarak çalışmaya başlayan Sıtkı Alp, öğretmenlik mesleğini “İnsan yetiştirme sanatı” olarak tanımlıyor ve bu mesleği sevmeyenlerin öğretmenlikte başarılı olamayacağını söylüyor.

İşte yılların eğitimcisi Sıtkı Alp’in sorularımıza verdiği yanıtlar:

Öğretmen, öğrenci ve veli yıllar içinde nasıl bir değişim gösterdiğini hem bir öğretmen hem de yarım asırdır eğitim kurumları kurucusu olarak en iyi anlatabilecek eğitimcilerden birisiniz. Bu süreçte nasıl bir değişim oldu?

Eğitim-öğretimin en önemli paydaşlarından biri olan öğretmen geçmişte yalnızca öğreten konumunda idi. Öğrenci ise öğrenme sürecinin daha bir pasif üyesiydi ve öğrencinin tek bilgi kaynağı öğretmenleriydi. Veliler ise öğrencilerin eğitim-öğretim süreçlerinde daha geri planda kalmaktaydı.

Bugün ise öğretmenler, rehberlik eden, yönlendiren bir paydaş kimliğindeler. Öğrenciler bilgiye ulaşmada zengin öğrenme kaynaklarına sahipler ve öğrenme sürecinin daha aktif bir paydaşı oldular. Bu durum öğretmenlerin, öğrencilerin farklı öğrenme stillerine hitap etmelerini, öğrenme ortamını farklı öğrenme stillerine göre yapılandırmalarını gerekli kıldı. Öğretim teknolojilerindeki gelişmeler, öğretmenin öğrencisine rehberlik etme, rol model olma ve onları yüreklendirme sorumluluklarını daha da ön plana çıkardı diyebilirim.

VELİLERİN DE BEKLENTİLERİ ARTTI

İçinde bulunduğumuz çağın gereksinim duyduğu insan profili ve beklentilerin teknoloji koşutunda sürekli olarak artması, velilerin de eğitim-öğretimden beklentilerini oldukça artırdı. Bununla birlikte günümüzde veliler bilgiye ulaşma yönünde çok daha geniş olanaklara sahipler. Buradaki en önemli nokta ulaşılan bilginin doğruluğu ve nasıl kullanacağıdır.

Velilerin okulla, okul yöneticileri ve öğretmenlerle iletişim ve paylaşım içinde iş birlikçi tutum geliştirmeleri, öğrencilerin sağlıklı ve çok yönlü gelişimi açısından kritik role sahiptir.

 

ÖĞRETMENLİĞİ SEVMEYEN BAŞARILI OLAMAZ

 

Öğretmen olmak için hangi nitelikler bulunmalı?

 

Bir eğitimci olduğum ve öğretmenlik mesleğinden geldiğim için öğretmenlere çok değer veriyorum. Öğretmenlik mesleği çok değerli ve çok özel bir meslek. Bir ülkenin kalkınması, ilerlemesi veya duraklaması, o ülkenin öğretmenine verdiği değerin bir sonucudur. Aslında, öğretmenlik bir sanattır. Öğretmenlik bir insan yetiştirme sanatıdır. Sanatların en zoru, en karmaşığıdır. Her öğrencinin kendine özgü bir dünyası vardır. İşte bundan dolayı öğrencileri bireysel olarak tanıyıp, her birine özel bir yöntem geliştirmeyi gerektirdiği için öğretmenlik zor bir sanattır.

 

ÖĞRETMENLİK BİLGİ, FORMASYON VE SEVGİ İSTER

 

Öğretmenlik kuvvetli alan bilgisi ister. Öğretmenlik aynı zamanda bir formasyon işidir. Hepsinden önemlisi öğretmenlik, bir sevgi işidir. Öğretmenlik mesleğini sevmeyen, hoşgörülü olamayan, fedakârlık yapamayan kişiler bu meslekte başarılı olamazlar. Mesleğini seven, sabırlı, fedakâr öğretmenin kazanamayacağı öğrenci yoktur. Öğretmen, öğrencinin ruhuna hem sevgi hem de “ikna” yolu ile giren “İLİM” demektir.

ÖĞRETMEN ÖĞRENCİSİNİN ROL MODELİDİR

Öğretmen branşı konusunda öğrencisine rehberlik eden bir kişi olmanın ötesinde öğrencileri için, öğrencilerinin bütüncül gelişimi için bir rol modeldir. Öğretmen, duruşuyla, konuşmasıyla, tutum ve davranışlarıyla öğrencilerine doğru yaşamanın ve iyi bir insan olmanın örneğini sergileyen kişi olmalıdır. Geleceği biçimlendirecek olan gençleri her açıdan donanımlı kılmak ve onlara örnek değerler kazandırmak, onları çok yönlü bireyler olarak yetiştirmek; ancak bu mesleğe sevdalı olmakla, işini heyecanla, azimle yapmakla, öğrenciyi sevmekle, öğrenciye sevgiyle, şefkatle, sabırla yaklaşmakla ve işine yüreğini katmakla olanaklıdır.

ZİNCİR OKUL BİZİM EĞİTİM YAKLAŞIMIMIZLA ÖRTÜŞMÜYOR

Zincir okul olmayı hiç düşündü mü? Örneğin Ankara'nın dışında okul açacak mı?

 

Zincir okul kavramı, Arı Eğitim Kurumları olarak bizim eğitim yaklaşımımızla örtüşmüyor. Okulların başka sektörlerdeki markalar gibi aynı şehirde ya da başka şehirlerde kurumsal standartlarını koruyarak nicel olarak çoğalmasının doğru olmayacağının ötesinde çok da mümkün olmayacağını düşünüyoruz. Eğitim kurumlarının hizmet kalitelerini geliştirmelerine engel olacak sayısal büyümeleri, bir eğitimci bakış açısından çok ticari bir bakış olarak değerlendiririz. Niteliksel gelişmek kurum olarak önceliğimizdir. Ama bunun dışında kurumsal yapılaşmamızda yerleşkemizi şehrin geliştiği yöne doğru taşıma geleneğimiz vardır.

ÖZEL OKUL AÇMAK İÇİN TEMİNAT ALINMALI

Özel okulların bazılarının ekonomik sıkıntılar yaşadığı biliyor. Bazı okulların önümüzdeki öğretim yılında batacağı, el değiştireceği konuşuluyor. Her isteyen özel okul açabilmeli mi? Örneğin üniversite açmak için belli teminat olması gerekiyor. Aynı kural özel okullar için de geçerli olmalı mı?

Özel okulların öncelikle öğrencileri, yanı sıra velileri ve istihdam sağladığı öğretmenleri için eğitim-öğretimde sürekliliği sağlamayı hedeflemeleri gerekir. Bu nedenle öncelikle öğrencilerin eğitiminin yarıda kalmaması adına özel okul açmak için belli teminatlar olmalıdır. Belli maddi güvenceler özel okulların sürekliğini sağlamak adına gereklidir.

MADDİ KAYGILARLA YÜRÜTÜLÜRSE

Eğitimcilik bir sevgi ve gönül işidir. Maddi kaygılarla yürütülen eğitimcilik macerasının sonunda hüsrana uğrama olasılığı çok daha yüksektir. Kendimden örnek verecek olursam, eğitim sektöründe faaliyet gösterip başarılı olduktan sonra, çevremdeki insanlar, beni, dış ticaret, turizm, tarım veya inşaat sektörüne yönlendirmeye çalıştılar. Ancak ben insanın bildiği, eğitimini aldığı alanda çalışması gerektiğine inandığım için çalışmalarımı, girişimlerimi hep bu ilke doğrultusunda gerçekleştirdim.

Eğitim-öğretimin sürekliliğini sağlamada kurum kültürü ve ilkeleri kadar, kurucudan sonraki kuşakların da bu işe gönül vermesi, sahip çıkması gerekir. Eğitim kurumlarımızın yönetiminde şu an 2. kuşak etkin görev almaktadır. Alp Ailesinin en seçkin özelliği eğitimciliktir. Bu bilinçle çalışmalarımızı yürütmekte, güçlü kurumsal yapımızı bu özellikten almaktayız.

 

GEÇMİŞE DÖNSEM YİNE ÖĞRETMEN OLURDUM

Öğretmenliği özlüyor musunuz?

Tabi ki, öğretmenlik mesleği benim için en kutsal meslek. Öğretmenlik benim en büyük tutkum. Öğretmenlik, çocukların, gençlerin ufkunu açmak, yaşamlarına yöne vermek demektir. Geçmişe dönsem yine öğretmenlik mesleğini seçerim. Artık derslere yalnız öğrencilerimizle eğitim-öğretim ortamını paylaşmak için giriyorum. Derslerde, etkinliklerde, laboratuvarlarda ve çok çeşitli öğrenme ortamlarında öğrencilerimizle buluşmak, onların çok yönlü gelişimlerini görmek bana yaşama sevinci ve çalışma gücü veriyor.

Şunu da belirtmek isterim ki,  Arı Eğitim Kurumları, 1969 yılından itibaren sadece öğrenci değil aynı zamanda çok sayıda öğretmen yetiştirmiş bir kurumdur. Öğretmenlikte deneyim çok önemlidir. Eğitim kurumlarımızda rol model olma, sürekli öğrenme ve gelişme konularında öğretmenlerimizden beklentilerimiz her zaman çok net olmuştur. Ben kendim de rol model olma, sürekli öğrenme ve gelişme konularında öğretmenlerimiz için örnek olmayı daima ilke edinmişimdir.

KENDİMİ EĞİTİM GÖNÜLLÜSÜ OLARAK TANIMLIYORUM

Ben kendini eğitime adamış, 58 yıldır bu alanda çalışmakta olan, bu ülkenin çocuklarının ve gençlerinin en iyi biçimde yetişmesi için varını, yoğunu ortaya koymuş, eğitimden kazandığını eğitime yatıran bir eğitim gönüllüsü olarak tanımlıyorum. Bu iş bir gönül işidir, kendini adamadan yapılamaz.  Kurumlarımızın eğitim-öğretim çalışmalarının her geçen yıl daha iyiye gitmesi ve daha başarılı olmaları benim yaşam enerjimin kaynağını oluşturuyor. Galiba yaşamımı çalışmakla doldurmak beni mutlu ediyor.

EĞİTİM İNSANA YAPILAN EN ÖNEMLİ YATIRIM

 

Geçmişe dönebilseydiniz, yine de okul ve üniversite açar mıydınız?

 

Elbette açardım. Eğitim, insana yapılan en önemli yatırımdır.  Adana’da öğretmenlik yaptığım yıllarda, eğitim dünyasını ve eğitim-öğretim alanını yakından tanımaya başladım. Bu dönemde özel bir okulda kısa süreli etüt öğretmeni olarak çalıştım. O yıllarda edindiğinim bazı deneyimlerle geleceğe ilişkin zihnimde kurguladığım birçok projem yeşermeye başladı. 1966 yılında Ankara’da bulunurken özel okullar ve dershaneler dikkatimi çekmeye başlamıştı. Nitelikli ve özgün eğitim metotlarını uygulama yönünde hizmette bulunacak eğitim kurumlarının Türk Milli Eğitiminde yer alacağına hep inandım. Bu nedenle 1960’lı ve 1970’li yıllarda hem yurdumuzda hem de yabancı ülkelerdeki özel okulları yakından izledim. İzlediğim özel okulların çalışma sistemlerini ve disiplinlerini, önem verdikleri konuları yakından inceledim.

İnsan yetiştirmeye, başarıya dönük, ekonomik boyutu ikinci planda tutarak daha çok eğitimci bir bakış açısıyla eğitimcilik hedeflerimizi belirledik.

Eğitim kurumlarımızın oluşumunda ve yapılandırılmasında bizi başarıya taşıyan en önemli etmenin, bir üst eğitim basamağının gereksinimlerini yaşayarak, deneyimleyerek biliyor olmamız olduğunu söyleyebilirim. Eğitim-öğretim süreçlerimizi, üst kademede istenen bilgi ve becerileri bilerek tasarlıyoruz. Eğitim-öğretim kurumlarımız okul öncesi eğitimden yükseköğretime oradan da yaşam boyu öğrenmeye uzanmaktadır. Arı Önokul, Arı İlköğretim Kurumları, Arı Anadolu Lisesi (IB DP), Arı Fen Lisesi ve bu kurumların gücüyle varlık bulan Sıtkı Alp Eğitim Vakfı (SAEV) ve Çankaya Üniversitesi, enstitüler ve sürekli eğitim merkezimizde nitelikli eğitim-öğretim hizmeti vererek çalışmalarımızı, etkinliklerimizi başarıyla sürdürmekteyiz.

 

ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ İLE TASARLIYORUZ

 

Bu oluşturduğumuz okul-üniversite sinerjisine dayalı eğitim modeli ile eğitim-öğretimdeki yeni yöntemleri ve gelişmeleri, kuram ile uygulamayı birleştiren bir yaklaşımla ele almakta, Arı Okullarında yürüttüğümüz eğitim-öğretim programlarımızı Çankaya Üniversitesi ile iş birliği içinde tasarlayarak yürütmekteyiz.

SITKI ALP KİMDİR?

1960 yılında Bursa Eğitim Enstitüsü Fen Bölümü’nden diplomasını alan Sıtkı Alp Matematik lisansını 1993-1995 yıllarında tamamladı. 1960-1964 yılları arasında devlette matematik öğretmeni olarak çalıştı. 1969 yılında Arı Dershanesini kurdu. Arı Dershanesinde uzun yıllar matematik öğretmeni ve yönetici olarak çalıştı. 1984 yılında Özel Arı Anadolu Lisesi’ni, 1985 yılında Özel Arı Koleji’nin ilk kısmını, 1991 yılında Özel Arı Fen Lisesi’ni kurdu. 1989-2001 yılları arasında Özel Arı Okulları Genel Müdürü olarak çalıştı.

1996 yılında Sıtkı Alp Eğitim Vakfı’nı, 1997 yılında Çankaya Üniversitesi’ni, 2000 yılında Özel Arı Okullarının önokul kısmını kurdu. Özel Dershaneler Birliği Derneği’nin  (ÖZDEBİR) kurucu yönetim kurulu üyesi ve kurucu başkanı. Ankara Ticaret Odası Eğitim Komisyonu’nda özel eğitim kurumlarını temsilen 15 yıl görev yaptı. Devlet Planlama Teşkilatında 8’inci 5 yıllık Kalkınma Planı Komisyonunda üye olarak çalıştı. 2006 yılından beri Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye Yüksek Öğretim Meclisi üyesi.

 

CUMHURİYET ONUR ÖDÜLÜ VE BERATI ALDI

 

29 Ekim 2014’te eğitime olan katkıları nedeniyle “Cumhuriyet Onur Ödülü ve Beratı”na değer görüldü. 2016 yılında Atatürk Üniversitesi tarafından “fahri doktor” unvanı verildi.

Kuruluşundan bu yana Arı Eğitim Öğretim AŞ’nin Yönetim Kurulu Başkanlığını yürütmektedir. Çankaya Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Sıtkı Alp, ikisi kız biri erkek üç çocuk babası. Eğitim yolculuğunda kendisini yalnız bırakmayan emekli öğretmen eşi Süheyla Alp de Arı Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyor.

 

İKİNCİ KUŞAK EĞİTİMİN BAŞINA GEÇTİ

 

3 çocuğundan en büyükleri olan Seva Demiröz, Arı Okulları eğitim ve yönetiminden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı. Lisans ve yüksek lisans eğitimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Bölümü’nde tamamlayan Eğitim alanında Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ve Ekonomisi Ana Bilim Dalın’nda doktora yaptı. Aynı zamanda Çankaya Üniversitesi’nde yönetim dersleri veriyor.

Sıtkı Alp’in küçük kızı Seda Tarman ise okulların teknoloji ve yönetsel konularından sorumlu Özel Arı Okulları Genel Müdür Yardımcısı. Tarman, eğitimini anne ve babasının kurduğu okullarda tamamladı. İlk, orta ve lise öğrenimini Arı Okulları’nda, üniversite eğitimini Gazi üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, İstatistik bölümünde, yüksek lisansını da Çankaya Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsünde tamamladı.

Ailenin tek erkek çocuğu olan Erdoğan Sedat Alp ise Özel Arı Okulları Genel Müdürü ve Çankaya Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan Vekili. Liseyi Arı Okulları’nda tamamladı. Florida International University’de İşletme Yönetimi Bilimleri ve Yandal olarak Ekonomi bölümlerinden mezun oldu. Çankaya Üniversitesi’nde İngiliz Kültür ve Edebiyatı İncelemeleri alanında yüksek lisans diplomasını aldı.

Alp ailesinin çocukları da baba ve annelerinin izinden gittiklerini söyleyerek, “Başka bir alanda çalışmayı hiç düşünmedik. Öğretmen çocukları olarak eğitim sektöründe olmaya en baştan karar verdik” diyor.

Sıtkı Alp, kendi yaşam öyküsünü ve eğitim serüvenini anlattığı “Eserleri Sözlerinin Ötesinde Bir Eğitimci Sıtkı Alp’in Kaleminden” adlı bir de kitap yazdı. Bu yazıda Alp’in yaşam öyküsü de bu kitaptan yararlanılarak, hazırlandı.

 

 

13-04-2019


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin