Arama sonuçları

Ortaokulda en geç lisede kodlama öğrenin

Ortaokulda en geç lisede kodlama öğrenin

Ortaokulda en geç lisede kodlama öğrenin. Türkiye’nin yurtdışındaki bilim insanlarından biri de Rasim Barutçu. MIT ve Harvard’ın ardından Toronto Üniversitesi’nde ikinci doktorasını yapan Barutçu genom mimarisi üzerine çalışıyor.

Barutçu’nun gençlere önerisi ise hangi bilim alanına ilgi duyuyor olurlarsa olsunlar geç kalmadan mutlaka kodlama öğrenmeleri.

ORTAOKULDA EN GEÇ LİSEDE KODLAMA ÖĞRENİN

Çünkü başvurularda kodlama bilmek bir adım öne geçirecek. Barutçu, yapay zeka uygulamaları için de güçlü bir programlama ve matematik bilgisine gerek duyulduğunu söylüyor.

Yurtdışındaki Türk Bilim İnsanları başlığıyla röportajlarımıza devam ediyoruz. Bu kez konuğumuz Toronto Üniversitesi’nde genom mimarisi konusunda 2. doktora sonrası (Postdoc) çalışmalarını yürüten Rasim Barutçu oldu. Barutçu ile röportajı ise Tarsus Amerikan Koleji (TAC) öğrencisi Ömer Güzel, pervinkaplan.com için yaptı.

HAYATIM ELEMENTLERDEN OLUŞUYOR

İşte Barutçu’nun röportajı:

Hocam, öncelikle kendinizden biraz bahseder misiniz? Rasim Barutçu kimdir?

Rasim Barutçu, yüzde 65’i oksijen, yüzde 20’i karbon, yüzde 10’u hidrojen ve kalanı diğer elementlerden oluşan, hayatında her daim yeni bir şeyler öğrenmeye çalışan bir kişidir. TAC’den 2002’de mezun oldum. Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümünü derece ile bitirdim. Sonra, TÜBİTAK bursu kazanıp Bilkent Üniversitesi’nde Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünde 2 sene yüksek lisans yaptım. Ardından ABD’de University of Massachusetts Medical School’a gidip 2016’da doktoramı aldım. 2016-2018 seneleri arasında Harvard Stem Cell Institute’te doktora sonrası çalışma yaptıktan sonra öğrendiklerimi geliştirmek amacı ile 2018’de Kanada’da prestijli “Banting Fellowship” bursunu kazanıp University of Toronto’da ikinci bir doktora sonrası çalışmasına başladım. Halen Toronto’da araştırmalarıma devam ediyorum.

ARAŞTIRMA KONUSU GENOM MİMARİSİ

Araştırma konularınız hakkında bilgi verebilir misiniz? Hangi alanda çalışıyorsunuz?

Yüksek lisansımdan itibaren ilgi duyduğum araştırma konusu “genom mimarisidir”.  Tek bir insan hücresinin çekirdeğini çıkarıp içerisindeki DNA’yı çekip uzatsak, boyu 2 metre gelir. Ancak bu 2 metrelik molekül, santimetrenin milyonda biri büyüklüğündeki bir çekirdeğin içerisine sığıp, ayni zamanda yaşamımız için bir çok fonksiyonu yerine getirmektedir.  Benim ilgi duyduğum ve yaklaşık 10 senedir ve muhtemelen de hayatim boyunca araştıracağım konu ise bu iki metrelik molekülün 10 mikrometre çapındaki bir çekirdeğe nasıl katlanıp sığdığıdır. Bu yüzden bilimde bu alana “genom mimarisi” (genome architecture) adi verilmektedir.  Daha da önemlisi ise, her hücre bölündüğünde, bu 2 metrelik molekülden birer kopya daha yapılıp ayni şekilde yeni oluşan hücrelerde de katlanabilmesidir. Ancak DNA, hücrede rastgele bir şekilde katlanmamaktadır. Doktora sırasında yaptığım çalışmalar bu DNA katlanmalarının bir çok hastalıkta, özellikle kanserde, normal hücrelere göre çok daha farklı bir yapıda olduğunu gösterdi. Birçok laboratuvar şuanda kanserin erken teşhisi için bu katlanma farklılıklarını analiz ediyor. Şuan Toronto’da ve daha önce Harvard’da yaptığım araştırmalar ise çeşitli protein ve RNA moleküllerinin bu DNA katlanmaları üzerindeki etkisine odaklanmaktadır.

 

GELECEK BİYOTEKNOLOJİ VE BİLGİSAYAR TEKNOLOJİLERİNDE

Şu anda moleküler biyoloji üzerinde çalışmalar yapıyorsunuz. Sizi bu alana iten ne oldu?

Lisedeki biyoloji derslerinden beri biyoloji ile ilgileneceğimi biliyordum. Bu sebeple ÖSS sınavında aldığım puanın altında bir puan seçip başka bolümler yerine biyoloji bölümünü seçtim. Gerek lisede gerek üniversitedeki biyoloji derslerinde bir sürü mekanizma anlatılıyordu ve düşününce şu an bu satırları okurken bile bütün o derslerde anlatılanlar içinizde gerçekleşiyor. İnsan doğayı anlamaya başlayınca, kendisinin ne kadar cahil olduğunu anlayıp bir o kadar bilinmeyenle karşılaşıyor.  Bütün bunların üzerine, laboratuvarda bir deney sonucuna baktığınızda, insanoğlunun bilmediği bir bilgiyi o an bir tek siz bilmiş oluyorsunuz, bir nevi yeni yerler keşfetmek gibi. Öteki yandan ise şuan gelecek biyoteknoloji ve bilgisayar teknolojilerinde. Bu yüzden bu alana girmek, insana gelecek nesil islerde çalışma olanağı da doğuruyor.

Massachusetts ve Harvard üniversitelerinde eğitim gördünüz. Buradaki çalışmalarınızdan söz edebilir misiniz?

University of Massachusetts’te ben DNA katlanmalarını çalışmak için kullanılan önemli bir tekniği (high-throughput chromosome conformation capture (Hi-C)) bulan insan ile çalıştım.  Bu tekniği kanser dahil birçok farklı hücresel koşulunda (örneğin kök hücreden kemik hücresine farklılaşma, kanser vb.) uygulama olanağı yakaladım. Harvard’da ise DNA’dan RNA’ya ifade edilip ancak proteine çevrilmeyen “kodlamayan RNA” (non-coding RNA) adi verilen moleküllerin DNA katlanması üzerindeki etkisini çalıştım.  Bilimde üniversiteden çok hangi profesör ile birlikte çalıştığınız daha önemlidir.  Her alandaki en uzman olmuş kişi herhangi bir üniversitede olabilir. Örneğin şuanda da RNA biyolojisinde dünya liderlerinden bir profesörün Toronto’daki laboratuvarında çalışmaktayım.

Peki, burs ile mi yoksa kendi imkanlarınızla mı gittiniz?

2006’da Bilkent Üniversitesi’nde iken TUBITAK yükseköğrenim bursu almıştım. Doktoradan sonra girdiğiniz enstitü çalışmalarınız boyunca sizi zaten destekliyor.  Kanada’da ise 1923’te insülini bulup Nobel Ödülünü kazanan Frederick Banting’in adına verilen bir ödülü kazandım.  

YURTDIŞINDA OKUMAK NASIL AVANTAJ SAĞLIYOR?

Sizce yurtdışında okumak ve çalışmak kolay mı? Avantajları ve dezavantajları nelerdir? Sosyal ve eğitim anlamında yurtdışının etkisi nedir?

Yurtdışında okumanın en büyük avantajı dünya çapındaki çalışmaların daha çok içerisinde olmanızdır. Maalesef Türkiye’de şu an bu tarz çalışma yapabilen çok az sayıda üniversite/enstitü var.  Yurtdışında okumanın en büyük dezavantajları ise aile ve arkadaşlardan uzak olup Türkiye’de olan yenilikleri takip edememek.

TÜRKİYE AR-GE ÇALIŞMALARINA HARCAMA YAPMALI

Moleküler biyolojinin ülkemizde de ilerlemesi için ne gibi eksiklikleri gidermemiz gerekiyor?

Öncelikle ilkokuldan başlayarak, ortaokul, lise ve üniversite eğitiminin bilimi baz alarak yapılması gerekiyor. Küçük yaştan itibaren bilimsel bir eğitim almayan bir kişi maalesef her şeyi sorgulayan, açık bir düşünce yapısına sahip olamaz. Onun yerine, dogmatik, sadece belli kişilerin sözünden çıkmaktan öteye geçemeyen bir birey grubu haline gelir. Ülkemizde bilim temelli eğitimi sağladıktan sonra ülkemizin gayri safi milli hasılasının (GSMH) önemli bir kısmını Ar-Ge çalışmalarına harcaması gerekiyor. Böyle düşünce şu anda ülkemizde ekonomik vb. problemler aslında gerçek problem değildir. Asıl problem eğitimimizde yaşanan çöküştür. Eğitim dışındaki problemleri bir şekilde en fazla 3-5 yılda geri iyiye döndürebiliriz, ancak eğitim bir kez yok olduktan sonra onu geri çevirmek kuşaklar gerektirir.

 

Eğitim hayatınızdan bahsettik, biraz da sosyal hayatınızdan bahsedelim. Bir gününüz nasıl geçiyor, neler yapıyorsunuz?

Hafta içi genelde sabah 6.30’ta kalkarım, sade bir kahvaltı yapıp kahvemi içerken yârim saat kitap okurum. Sonra sabah 9-10 gibi laboratuvara gidip daha önceden dizayn ettiğim deneyleri yapmaya başlarım. Toplantı ya da seminer olursa zamanlamalarımı ona göre ayarlarım. Akşam ise gününe göre ya dışarı çıkar, ya evde bilimsel okuma yapar, ya da spor için duvar tırmanışına giderim. Bir insanın işinde üretken olması için sağlıklı bir iş-yaşam dengesi olması lazım.

YURTDIŞINDA OKUMAK İSTİYORSANIZ…

Yurtdışında okumak isteyen gençlere ne önerirsiniz?

Hangi bilim alanına ilgi duyuyorsanız duyun,  ortaokulda ya da en geç lisede programlama öğrenmeye başlayın (özellikle R, Python ya da Perl dili).  Ülkemizin özellikle bu konuda öğrencilere daha çok katkıda bulunması gerektiğini düşünüyorum. Şu anda bütün bilim dalları, biyoloji dahil, rakamlar ve matematik üzerine kurulmuştur.  Bu yüzden herhangi bir yere başvururken programlama biliyor olmanız sizi birçok kişinin önüne geçirecektir ve herhangi bir alanda çalışabilmenize olanak sağlayacaktır. Ayrıca şuan her alana uygulanan yapay zekâ uygulamaları için de güçlü bir programlama/matematik bilgisi şarttır.

 

Son olarak bilim insanlarıyla 5 soru 5 cevap köşemiz var.

İlk olarak sizi ne heyecanlandırır?

Beklenmedik bir deney sonucu.  Biyoloji her zaman beklediğiniz gibi işlemez ve beklenmedik sonuçlar daha önce düşünmediğiniz hipotezler kurdurur.

Heyecanınızı ne öldürür?

Eskimiş ve sıkıcı fikirler.

Hangi mesleği yapmak istemezdiniz?

Her halde her meslekte öğrenilecek bir şey vardır, ancak ayni işi bütün gün tekrarlayan işlerden hoşlanmam.

Kahramanınız kim?

Isaac Asimov

Hayat felsefenizi hangi slogan özetler?

Eğer bir fikri düşünebiliyorsan, doğa onu zaten yapmıştır.

17-03-2019


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin