Arama sonuçları

Saraç: Yükseköğretim politikalarını hızla yenilememiz gerekiyor

Saraç: Yükseköğretim politikalarını hızla yenilememiz gerekiyor

Saraç: Yükseköğretim politikalarını hızla yenilememiz gerekiyor. Meslek yüksekokullarına IT dersleri geliyor. YÖK’te akademisyenler ve iş dünyası geleceğin mesleklerini konuşuyor. YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç dünyanın büyük değişim içinde olduğunu söyleyerek, şöyle dedi: Dünyadaki işlerin yüzde 90’nın bilişim teknolojileri (IT) yetenekleri gerektiriyor. Ötelemeye zamanımız yok. Bugün işe başlamadığımız takdirde gelişen ve hızla ilerleyen süreçlere uyum sağlamamız yarın mümkün olmayabilir”

Saraç, bilgi toplumundan Endüstri 4.0'ın yarattığı otomasyona ve robotik dünyaya geçilirken, yeni teknolojiler oluşturulurken ciddi dalgalanmalara hazır olmak gerektiğini söyledi. Saraç, “Bu hızlı ve güçlü geçişler karşısında yükseköğretim politikalarını hızla yenilememiz lazım” dedi. Saraç,  “ Bu çalışmalar mutlaka sosyal bilimlerin etkin rolü ile desteklenmeli” diye konuştu.

YÜKSEKÖĞRETİM POLİTİKALARINI HIZLA YENİLEMEMİZ GEREKİYOR

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından düzenlenen “Geleceğin Meslekleri, Mesleklerin Geleceği” konulu çalıştay başladı. Çalıştayın açılışını, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç ile  Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay yaptı.

YÖK Başkanı Saraç, kongrenin amacının yükseköğretimde gelecekte öne çıkacak yetkinlikler ve mesleki eğilimlere dair kavramları ve tartışmaları gözden geçirmek ve yetkinlikleri edinebilmek için etkin yapısal sistemleri ortaya koymak olarak açıkladı.

MESLEK YÜKSEKOKULLARINA IT DERSLERİ GELİYOR

Saraç, 129’u devlet 73’ü vakıf üniversitesi ve 5’i de müstakil vakıf meslek yüksekokulu olmak üzere 207 yükseköğretim kurumu bulunduğunu hatırlattı. Saraç öğrenci sayınının da 8 milyona, akademisyen sayısının da 83 bini öğretim üyesi olmak üzere 168 bin 326 olduğunu belirtti. Saraç, ön lisans ve lisans düzeyinde ise farklı isimde 2 bin 191 program olduğunu, 15 bin 950 programın da faal olduğunu söyledi. Saraç uluslararası öğrenci sayısının ise 172 bine ulaştığını vurguladı. Saraç, “Yükseköğretim sistemimize ilişkin fikirler ve teklifler öne sürerken bu devasa büyüklüğü gözden kaçırmamak gerekiyor” dedi.

DÜNYA BÜYÜK DEĞİŞİM İÇİNDE

Dünyanın büyük bir değişim içinde olduğunu anlatan Saraç’ın konuşmasından satır başları şöyle:

Aslında dünya büyük dönüşümler içinde. Geleceği şekillendirecek bu dönüşümün vurgularının anlaşılması, geleceğin güçlü ve büyük Türkiyesi için çok önemlidir. Bu dönüşümün en büyük yansımaları toplumun farklı kesimlerinin taleplerinde görülmektedir.

Bugün iş dünyası neredeyse tüm alanlarda farklı bir teknolojik altyapı kullanmakta, geleneksel iş tanımlarının ötesindeki istihdam pozisyonlarına eleman aramakta, yatırımlarını sürdürmek ve geliştirmek için farklı donanımlara sahip işgücünün ihtiyacını duymakta ve bu farklı düzeyler ve yeteneklerdeki işgücünün dönüşüm süreçlerine uyumunu istemektedir.

Bizler de Yeni YÖK olarak, bu gelişmelerin ortaya çıkardığı değişimleri ve yeni yapıyı desteklemek gerektiğini biliyoruz. Elbette diğer taraftan da üniversitelerimizin gerek özel gerek kamu sektörü ile geliştirmeye çalıştıkları işbirliğinin yalnızca Ar-Ge çalışmalarından ibaret olmadığının her fırsatta altını çizmeye çalışıyoruz. Bu iki uç arasında dengeyi kaybettiğimizde üniversitelerin şirket statüsüne dönüşme ihtimalini, riskini de göz önünde tutuyor ve üniversitenin şümullü yapısından kopmamasını da istiyoruz.

Geleceğin meslekleri ve iş dünyasının yeni ihtiyaçları, yükseköğretimde de alışık olduğumuz statik bir sistemden daha dinamik sistemlere geçilmesini zorunlu kılmakta.

ÖTELEMEYE ZAMANIMIZ YOK, YARIN GEÇ OLABİLİR

Neyin nasıl yapılacağı kadar, ne kadar sürede yapılması da önemli ve beklemeye, ötelemeye, zamana yaymaya vaktimiz yok. Bugün işe başlamadığımız takdirde gelişen ve hızla ilerleyen süreçlere uyum sağlamamız yarın mümkün olmayabilir. Eğitimde yeni yetkinliklerin bir an önce kazandırılması ve yeni yetenek eğitimlerinin hızla uygulamaya girmesi beklentisi haklıdır ve icraat beklemektedir.

DÜNYA EKONOMİK FORMU NE DİYOR?

Dünya Ekonomik Forumu'nun 2018 yılı İşlerin Geleceği Raporu'na göre: yüksek hızlı mobil internet, yapay zeka, bulut teknolojileri ve büyük veri analizlerinin adaptasyonunun iş dünyasını hızlı, derinden ve yaygın olarak etkilediği net olarak ortaya konulmuştur. Eğitimin, iş dünyasının, hükümetlerin ve sosyal alanın bu gelmekte olan büyük dönüşümden nasıl etkileneceğini ciddi bir biçimde ve titizlikle çalışmamız gerekmektedir... Bu alandaki akademik çalışmalar, otomasyon teknolojilerinin, en çok etkilendiği üç alanın küreselleşme, dijitalleşme ve ekonominin çok geniş anlamda merkezileşmeden uzaklaşması (ekonomik atomizasyon) olduğunu ifade etmektedirler.

IT TEKNOLOJİLERİ MESLEK YÜKSEKOKULLARINDA DERS OLACAK

Çünkü ekonomideki bu dağılım KOBİ sektöründe önemli bir gelişmeye yol açmıştır. Bu durum bize otomasyon ve yapay zekanın toplumun her kesiminde kullanılabildiğini göstermektedir. Bütün bu gerekçelerle biz de meslek yüksekokullarımızda IT teknolojilerini ders olarak vermeye kararlıyız.

BU GELİŞMELER BİZİ KORKUTMALI MI?

Yeni öngörüler, robotlar ve yapay zekanın 2020'deki harcamalarının 188 milyar dolar karşılığında olacağını, dünya ölçeğinde sadece yapay zeka marketlerinin 2016'da 1.8 milyar dolar olan harcamalarının 2025'te 59 milyar dolara ulaşacağını bildirmektedirler. Doğrusu bu yeni gelişmeler karşısında heyecanlanmalı mıyız, yoksa endişelenmeli miyiz henüz kestiremiyoruz. Ama gerçek anlamda biliyoruz ki üniversitelerimiz bu alanlarda her açıdan hazırlıklı olmalıdır. 

İŞLERİN YÜZDE 90’I IT YETENEKLERİ İSTİYOR

Dünyada şu andaki işlerin %90'ı bilişim teknolojileri (IT) yetenekleri gerektiriyor. Dijital dönüşüm tüm Avrupa ülkelerinde son on yılda 2 milyon yeni iş sahası yarattı. 2005'ten bu yana ülkeler arası veri aktarımı 45 kat arttı, yani alışveriş veri ile gerçekleşiyor. Bütün bu gelişmeler bize gösteriyor ki geleceğin meslekleri bilgisayar bilimleri üzerinde domine edilmektedir. Bu alanda ortaöğretimden itibaren teknik bilginin elde edilmesi kadar elde edilen kapasitenin kullanılabilmesi de önem taşımaktadır. YÖK yapısal değişim projelerinde bu yıl 16 üniversitede dijital dönüşüm eğitimi verdi.   36 bin 2 öğrenci ve 3 bin 112 öğretim elemanı bu eğitimi aldı.

SOSYAL BİLİMLERDEN AYRI OLAMAZ

Bu konu ile alakalı diğer önemli bir başlıkta şudur ki: Bu çalışmalar mutlaka sosyal bilimlerin etkin rolü ile desteklenmeli. Hukuki alt yapıların hazırlanması, farklı nitelikteki komisyonlar marifetiyle, çeşitli alanların katkı sağlaması ve topluma uygunluğunun teyid edilmesi ve elbette bu yeni sistemlerin ortak akılla ve geniş mutabakatlar ile yürütülmesi önem taşımaktadır.  

Tarihsel olarak baktığımızda 1840'larda, 1960'larda, 1970'lerde tarım toplumundan sanayi toplumuna, bilgi toplumuna geçerken de kısa ve uzun vadelerde etkili olan büyük dalgalanmalar yaşanmıştı.

CİDDİ DALGALANMALAR OLACAK

Şimdi de bilgi toplumundan Endüstri 4.0'ın yarattığı otomasyona ve robotik dünyaya geçilirken, yeni teknolojiler oluşturulurken ciddi dalgalanmalara hazır olmamız gerekiyor. Bu hızlı ve güçlü geçişler karşısında yükseköğretim politikalarını hızla yenilememiz lazım. Yetiştirdiğimiz gençlerin kariyer yollarında referans çerçevesinin milli, bakış açısının ise evrensel olmasına önem vermeleri, çıktıkları yolda başarılı olmaları için devrin bilgi ve yetkinlikleri ile mücehhez,  ülkenin ekonomik ve sosyal refahına katkı koyabilmeyi hedef ittihaz etmeleri çok önemlidir. 

YÖK OLARAK NELER YAPIYORUZ?

Çeşitlilik-Misyon farklılaşması ve ihtisaslaşma: Ülkemizin sürdürülebilir kalkınma süreçlerine çok ciddi katkılar veren Misyon farklılaşması ve İhtisaslaşma Yeni YÖK’ün Türk yükseköğretimine kazandırdığı önemli bir açılımdır. Yükseköğretimde ihtisaslaşmayı iki kavram çerçevesinde şekillendirdik ve uyguluyoruz.

-Bölgesel Kalkınma Odaklı Üniversiteler: İlgili bakanlıklarımızla birlikte yürüttüğümüz çalışmalar sonucunda 2006 yılından sonra kurulan 10 üniversitemize bölgesel misyonlar verildi. Bu yıl 5 üniversite daha bu projeye dahil edilecek. Yakında bu 5 üniversitemizi ve ihtisas alanlarını da kamuoyuna açıklayacağız.

-Araştırma Üniversiteleri: Malumunuz 11 asıl 5 aday araştırma üniversitemiz var. Geçtiğimiz günlerde bu üniversitelerimizin son iki yıldaki performanslarını açıkladık.  Toplam performanslarına göre önümüzdeki yıl tekrar bir güncelleme söz konusu olacaktır.

Gurur duyduğumuz bir diğer projemiz ise bir Türkiye Projesi olarak nitelediğimiz YÖK 100/2000 Projesidir. Bu proje  yükseköğretim tarihimizde kurgusu itibariyle bir ilktir ve bütünüyle özgündür. YÖK tarafından her yıl Türkiye’nin bilim hayatının 100 öncelikli alanı belirlenmekte ve her çağrıda bu liste güncellenmektedir. Bu alanların dörtte üçü disiplinlerarasıdır. Robotik, nanoteknoloji, ilaç, aşı, göç çalışmaları, deniz hukuku gibi fen ve mühendislik alanlarının yansıra sağlık ve sosyal bilimler alanlarının hepsini bu proje kapsamaktadır.

100/2000 YÖK Doktora Projesi’nde geleceğin meslekleri ile ilgili ülkemizin ihtiyacı olan öncelikli alanlarda  doktora programları açarak akademiye, iş dünyasına ve de sanayiye, doktoralı, nitelikli insan kaynağı yetiştiriyoruz. Ana gayemiz geleceğe güçlü nesiller yetiştirmektir.

HEDEF ODAKLI ULUSLARARASILAŞMA

Yürüttüğümüz ana projelerimizden bir diğeri “hedef odaklı uluslararasılaşma”dır. Bir ülkenin yükseköğretiminin uluslararasılaşması sadece ekonomik bir mesele değil, o ülkenin uluslararası görünürlüğü ve etkinliğine katkı sağlayan, yükseköğretimin standartlarını daha da yükselten hususiyetleri içinde barındıran önemli ve ciddi bir süreçtir. Bu maksatla “hedef odaklı uluslararasılaşma” projesini başlattık ve bu projemiz de başarı ile devam ediyor. Kurgusundan bahsetmeyeceğim. Fakat bugün uluslararası öğrenci sayımız 2014 yılında 48 bin iken bugün itibariyle 172 bine ulaşmış ise herkes tarafından kabul ve teslim edilmelidir ki bunun arkasında YÖK’ün ciddi bir planlaması ve süreç yönetimi vardır. Ulaştığımız yabancı öğrenci sayısı son yıllarda Avrupa’daki uluslararası öğrenci sayısı artış oranlarının en iyisidir ve Yeni YÖK için gurur vericidir.

YÖK olarak sürekli yeni ve yenilikçi girişimlerimiz ve düzenlemelerimiz devam etmektedir. Yükseköğretim tarihimizde ilk kez bu sene üniversite kontenjanları, ilgili bakanlık, kamu kurumları ve özel sektörün de katılımı ile birlikte kararlaştırıldı. Sonuç olarak lisans ve önlisans programlarında bütün başlıklarda ciddi bir iyileşme sağlandı. Üniversitelerimizde eğitim programları yapılırken bu yıl Araştırma Üniversitelerinin dışında 7 üniversitemizde Dijital Medya ve Pazarlama, Üç Boyutlu Modelleme, Yapay Zeka Mühendisliği, Yazılım Geliştirme gibi alanlarda lisans ve önlisans programları açıldı. Bugünkü toplantımız ve öğleden sonraki alanlara özgü çalıştaylarımız ile de geleceğin meslekleri ile ilgili yeni programların önümüzdeki ilk sene sisteme kazandırılmasını hedeflemekteyiz.

DEĞİŞİME AYAK MI UYDURUYORUZ?

Değişime ayak uydurmak zorundayız, cümlesi doğrusu bizim üslubumuza uymuyor, onun için şöyle diyoruz: Şartlar bizi mecbur bırakmadan değişim ve gelişim programımızı kendimiz yapmalıyız ve değişimi yönetmeliyiz. Başkan olduğumuzun akabinde söylediğim ve sürekli de tekrarladığım gibi, sistemi tedrici olarak fakat daimi tekamül esaslı yenilememiz gerekliliğini bir kez daha burada ifade ediyorum.

DÜNYA NASIL YATIRIM YAPIYOR?

Bu dönüşüm çalışmalarının elbette bir de mali boyutları söz konusu. Amerika Birleşik Devletleri'nde MIT kampüsünde Bilgisayar Bilimleri tümüyle yenilendi, geliştirildi ve 2018'de sadece bu alanda 50 yeni akademik pozisyon oluşturuldu. Bu alandaki küresel fırsat ve tehditlerin değerlendirilmesi için MIT'ye 1 milyar dolar bütçe ayrıldı. Bütün araştırma merkezlerinde bu alanda politikalar üretildi ve etik yönergeler yayınlandı.

Bu yüksek rakamlar bizleri yıldırmasın, hedeflerimize ulaşmak için yüksek moral, değerler, verimli politikalar ve elbette artık günümüzde zümrüd-i anka kuşu halini alan idealizmi tekrar ihya edebilirsek ve idealist bir nesil yetiştirebilirsek az maliyetlere rağmen büyük sıçramalar yapabiliriz. Buna inanıyoruz.

MÜFREDAT NASIL OLUŞTURULMALI

İkinci olarak geleceğin dünyasında tüm mesleklerin disiplinler arası bir eğitimden fayda göreceğini düşünüyoruz. Eğitim programlarının bir alanda uzmanlaşmayı sağlarken diğer taraftan da disiplinlerarası bilgi birikimleri ile desteklemesi gerektiğini, tüm müfredatların öğrencinin dünyaya bakışını, kendi mesleğini konumlandırışını, başarıyı anlamlandırmasını sağlayacak derslerle desteklenmesinin gerektiğini düşünüyoruz. Üniversiteler öğrenmeyi öğretir. Bunun için geniş bir bakış açısına ihtiyaç vardır.

Ayrıca uygulama alanlarında disiplinlerarası projeler ile bir konuya farklı açılardan bakabilme yeteneği elde edeceklerini biliyoruz. Bir örnekle gidersek: bir mimarlık öğrencisinin kentsel dönüşümle ilgili bir projede sosyologlar, hukukçular ve diğer sosyal bilimciler ile birlikte ilerlemesinin gelecekte sahada çalışırken ona çok önemli birikimler sağlayacağına dikkat çekmek istiyoruz.

HAYAT BOYU ÖĞRENME NEDEN ÖNEMLİ?

Diğer bir başlık ise çok daha geniş bir alanı kapsıyor: “Hayat boyu öğrenme” başlığı. Geleceğin meslekleri yalnızca geleceğin istihdamı ile ilgili bir başlık değil, bugün iş gücünün parçası olan milyonların da geleceklerinin bir parçası.  YÖK olarak dünyada bugün tüm eğitim uzmanları tarafından altı çizilen bu başlığı çok önemsiyor ve herkesin eğitimine yaşam boyu devam etmesinin gerekliliğine inanıyoruz. Bunun için farklı, açık öğretim programlarını bir lisans derecesi olan herkese açık kıldık. Ayrıca üniversitelerimizin sürekli eğitim merkezleri iş dünyasından gelecek tekliflere hazır. Olası sertifika programları ile üniversitenin birikimlerini iş dünyasının deneyimi ile bir araya getirerek verimli işbirlikleri sağlamalıyız.

Üniversitenin değişen istihdama ve geleceğin inşasına yönelik vereceği desteğin yalnızca teknik bilgiye ve dijital dönüşüme uyumu sağlayacak eğitim paketleriyle sınırlı olmaması gerektiğinin de bilincindeyiz. Desteğin yalnızca teknik başlıklarda değil, hızla değişen dünyada iş dünyasının değişime uyumunu da, öğrenme biçimlerindeki değişimi anlama, sürekli öğrenmenin kıymetini bilme, kişinin dönüşüm süreçlerinde yaşayacağı sorunları aşmayı öğrenmesi gibi alanlarla desteklemesi gerektiğini biliyoruz.

Gene bu noktada vurguladığım son iki başlığı bir araya getirecek bir değişim ihtiyacının da öneminden bahsetmek istiyorum.

Sadece akademiden öğrenmeyi değil çalışma alanlarında farklı kuşaklar arası öğrenmeyi destekleyecek programların varlığı  da önemli. Bugün belli bir kuşağa ait kadroların iş tecrübesi geniş, fakat dijital araçların uygulaması konusunda tecrübeleri gençlere göre çok daha sınırlı. Yeni nesil ise iş tecrübesi noktasında geride olsa bile dijital dünyaya ve araçlarına hakim. Fakat mesleki tecrübelerindeki eksiklik nedeniyle kullanımına hakim oldukları araçları etkin olarak iş süreçlerine aktaramıyorlar. Bugün önemli bir sorun olan bu boşluğu eritmek ve bu kadroları yakınlaştırmak için akademinin desteğine ihtiyaç var.

Yeni YÖK olarak klasik kalıplarımızın dışına çıktık ve tam da bugünün konsepti içinde yükseköğretim sistemimizde daha önce örneği bulunmayan; ülkemizin ihtiyaç duyduğu öncelikli alanlarda YÖK 100/2000 doktora projesi ile, üniversitelere çeşitliliği ve misyon farklılaşmasını getiren araştırma üniversiteleri ile bölgesel kalkınmada ihtisaslaşan üniversiteler projeleri ile, hedef odaklı uluslararasılaşma projesi ile Türk yükseköğretimini daha yükseğe ve ileriye taşımaya çalışıyoruz. Biz YÖK olarak hayallerimizi, tasarımlarımızı, geleceğe dair tasavvurlarımızı dillendirmiyoruz, yapacaklarımızla değil, yaptıklarımızla gurur duyuyoruz. Büyük bir mutluluk ile ifade etmek isterim ki hayata geçirdiğimiz pek çok projemiz sonuç üretmeye başladı.  Bir örnek vermek isteriz.

Daha önce ülkemizde kapsamlı olarak çalışılmamış robotik, büyük veri, nanoteknoloji, biyo genetik gibi birçok alanda 4200 öğrencimiz doktor çalışmalarını sürdürüyorlar ve yakın dönemde önemli sayıda mezun vereceğiz. Bu mezunlar yeni dünyanın bilimsel ve teknolojik dönüşümüne hakim olarak akademide ve farklı sektörlerde hizmet verecekler.

Sayın Cumhurbaşkanımızın işaret ettiği “büyük, güçlü ve bağımsız Türkiye”nin geleceği için YÖK olarak üniversitelerimiz ile birlikte üzerimize düşen görevi yerine getirmek için çalışıyoruz. Bugün bu toplantı ile de üniversite ve iş dünyası arasındaki bağları daha da güçlendireceğiz, birbirimizi daha iyi anlayacağız ve geleceği inşa ederken birlikte adım atacağız.Eğer bu dönüşümü gerçekleştiremez isek verdiğimiz eğitim, ihtiyaçların gerisine düşecektir. Bugün dünyada diplomaların ötesinde bilgi, beceri ve yetkinliklerin tanınması tartışılırken, geleceğin ihtiyaçlarına yönelik bir yapılanmayı ortaya koyamayan eğitim kurumlarının diplomalarının değeri ciddi zarar görecektir. Bu durum da üniversite olgusunu tartışma zeminine çekecektir.

Bu gerçeğin farkında olmalı ve bir ülkenin en kıymetli hazinesi olan çocuklarımıza ve gençlerine sağladığımız eğitimin her dakikasının anlamlı olmasını ve hayatlarına değer katmasını sağlamalıyız. Nesnelerin akıllandığı, yapay zekanın günlük hayata girdiği bugünlerin eğitiminde de temel kavramın  “derin öğrenme” olması gerekmektedir.

05-11-2019


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin