Arama sonuçları

? Siz sorun Pervin Kaplan yanıtlasın

Soru çıkmayan derse öğrenci çalışır mı?

Soru çıkmayan derse öğrenci çalışır mı?

 

Soru çıkmayan derse öğrenci çalışır mı? Akademisyenler yeni sınavı nasıl değerlendirdi? Üniversiteye geçişte getirilen iki oturumlu Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) haziran ayında yapılacak. Sınavın ilk oturumu Temel Yeterlilik Testi (TYT). Bu oturumda 40 Türkçe ve 40 temel matematik sorularından oluşan 80 soru yer alacak. YGS yerine gelen bu bölümde artık felsefe, tarih, kimya, fizik gibi sorular olmayacak. Peki bu öğrencileri nasıl etkileyecek? Soru sorulmayacaksa öğrenciler bu derslere çalışır mı?

SORU ÇIKMAYAN DERSE ÖĞRENCİ ÇALIŞIR MI?

Peki YGS ve LYS yerine getirilen bu yeni sınav sistemi ile ilgili akademisyenler ne diyor? MEF Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Özcan sınavın aynı gün yapılmaı kararının tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini söylüyor. Özcan ayrıca sınavın ilk bölümünün sadece Türkçe ve matematik sorularından oluşmasının öğrencilerin derslere karşı davranışlarını olumsuz etkileyeceğini vurguluyor.

İşte Özcan’ın değerlendirmesi.

SINAV TEK GÜNDE DEĞİL, İKİ GÜNDE YAPILMALI

İki sınavın aynı gün yapılması ilişkin karar kesinlikle yeniden düşünülmelidir. İki sınav arasındaki iki saatlik süre yeterli değildir. Sınavların iki gün sürmesi daha doğru olacaktır. Riski yüksek bir sınavın bir güne sıkıştırılması öğrenciler üzerinde psikolojik baskı yaratacaktır.

ÖĞRENCİ BARAJI GEÇTİĞİNİ NASIL BİLECEK?

İlk sınavda 180 puanı aştığını düşünenlerin ikinci sınava girmesine ilişkin karar da kesinlikle yeniden düşünülmelidir. Öğrencilerin sınavın nasıl geçtiğine ilişkin yargılarına güvenmek yanıltıcı olacaktır. Adayların sınavın nasıl geçtiği hakkında doğru karar verecek deneyimi ve bilgisi yoktur. Bu karar sınavların uzun bir döneme yayılması problemini çözerken başka bir problem yaratmıştır.

AÇIK UÇLU SORU GERÇEKTEN AÇIK UÇLU MU?

Açık uçlu soru uygulaması hakkında bir yenilik yoktur. Açık uçlu olarak zikredilen sorular gerçekte açık uçlu değildir. Açık uçlu soru bilgi sormaz, bilinenlere dayalı yorum ve sentez gerektirir. Kıyaslamayı, karşılaştırmayı, üst düzey düşünmeyi ve yaratıcı olmayı gerektiren sorular açık uçludur. Bu konu tekrar düşünülmelidir.

SORU ÇIKMAYAN DERSLER NE OLACAK?

Türkiye’nin test tecrübesi bize şunu öğretti: Üniversite sınavında soru çıkmayacak dersler ve konulara öğrenciler çalışmak istemiyor. Anne-babalar ve hatta idareciler ve öğretmenler bu konuları ve dersleri önemsemiyor. Yeni sınav, zaten var olan bu problemi daha da büyütecektir. Mesela, eski LYS’de fizikten 30, kimyadan 30 ve biyolojiden 30 olmak üzere FKB grubundan toplam 90 soru vardı. Ayrıca eski YGS’de 14 fizik, 13 kimya ve 13 biyoloji olmak üzere toplam 40 FKB grubu sorusu daha vardı. Toplam 120 FKB sorusu sorulmaktaydı. Yeni YKS’de ise bu alandan sadece toplam 40 soru vardır. Bu durum, bu derslere verilen önemi ve çalışmak için ayrılan zamanı azaltacaktır. Bu azalmanın yaratacağı diğer bir problem de bu FKB sorularının sayısı azalmış ama ağırlığının çok artmış olmasıdır. Söz gelimi, tıp fakültesine girmek isteyenler için bir tek FKB sorusunu yanlış yapmak hayati sonuçlar doğurabilir.

SINAV SİSTEMİNİ İYİLEŞTİRMEK GEREKİYOR

Türkiye’de bir üniversiteye öğrenci seçme ve buna bağlı olarak da üniversiteye giriş sınavı sorunu vardır. Sınav sistemini iyileştirmek gerekir. Bu konuda çalışma yapılmasını da takdirle karşılamalıyız. Ancak sınav sorunu tam olarak bir sonuçtur. Türkiye’nin yapması gereken bu sonucu yaratan sebepleri ortadan kaldırmaktır. Asıl sorun çok boyutludur. Burada sadece önemli gördüğüm iki boyutuna değinmek istiyorum.

ARZ TALEP DENGESİZLİĞİ VAR

Arz-talep dengesizliği: Türkiye’de kaliteli yüksek öğretime talep var ancak bunu karşılayacak kadar kaliteli yüksek öğretim kurumu yoktur. Herkes en iyi üniversiteye girmek istemektedir. Bu olmazsa en azından bir üniversiteye girmek istemektedir. Hiçbir şekilde açıkta kalmak istememektedir. Bu talebi çok iyi okumak ve anlamak zorundayız. Modern toplumda eğitim, servetin, itibarın ve gücün kaynağıdır. Yapılması gereken kaliteli yüksek öğretim kurumlarının açılması ve mevcutların kalitesinin yükseltilmesidir.Herkese yetecek kadar kaliteli yüksek öğretim kurumu açmadan üniversite önünde yığılma ve seçme sınavı sorunu çözülmeyecektir.

ÖĞRENCİ SADECE TEST PUANIYLA SEÇİLMEMELİ

Seçme işleminin yetersizliği: Üniversiteye öğrenci sadece test puanıyla seçilmemelidir. Çocuklarımızın fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal olarak, bir bütün olarak, tam bir insan olarak gelişmesini istiyorsak onların her bakımdan gelişmesi için gerekli ortamı ve şartları hazırlamak zorundayız. Üniversiteye seçme işlemi öğrencilerin akademik başarısı kadar sanat, spor, liderlik, sosyal sorumluk ve benzeri alanlardaki bilgi ve becerilerini de değerlendirecek şekilde tasarlanmalıdır. Ancak o zaman test çözmekten başka bir şey bilmeyen robot gibi bir gençlik yerine hayattan zevk alan başarılı, erdemli ve mutlu nesiller yetiştirebiliriz.

13-10-2017


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin