Arama sonuçları

Türk üniversiteleri sıralamalarda neden düşüyor?

Türk üniversiteleri sıralamalarda neden düşüyor?

Türk üniversiteleri sıralamalarda neden düşüyor? Üniversite tercihi yaparken adayların da ailelerin de dikkate aldığı konulardan birini üniversite sıralamaları oluşturur. Birçok ülkede üniversite sıralamaları yükseköğretim kurumlarına verilecek bütçelerin belirlenmesinde etkili oluyor. Bunun yanı sıra akademik işbirliklerinin belirlenmesinde, burs dağıtılmasında hatta göçmen kabullerinde bile üniversite sıralamaları bir kriter olarak kullanılıyor.

Örneğin Katar ve Kazakistan’da ilk 100’deki üniversitelerden kabul alan öğrencilere devlet bursu veriliyor. Sıralamalar akademik ortakların belirlenmesinde kullanılıyor. Brezilya’da sadece ilk 500’dekilerle, Singapur’da sadece ilk 100’dekilerle işbirliği yapılıyor. Göçmenlik başvurularında Hollanda en iyi 150 üniversitenin mezununu, Danimarka ilk 20 üniversitenin mezununu tercih ediyor. YÖK ise denklik vermek için gidilecek üniversitenin sıralama kuruluşlarının yaptığı listede ilk 1000 içinde olmasını arıyor.

TÜRK ÜNİVERSİTELERİ SIRALAMALARDA NEDEN DÜŞÜYOR?

Türkiye’de de son yıllarda üniversite sıralamaları tercih yapacak ailelerin ve öğrencilerin kararlarını etkilemeye başladı. ABD’de yapılan araştırma adayların üniversite tercihi yaparken sadece üniversitelerin genel sıralamalardaki durumlarına değil, kendi istedikleri bilim alanındaki derecelerini de dikkate aldıklarını gösteriyor.

Peki tercihlerde sıralamalar bu kadar önemli olduğuna göre Türk üniversitelerinin dünya listelerindeki durumunu iç açıcı olarak nitelendirmek mümkün mü?

MAKALE SAYISI ARTIYOR AMA YÜKSELMİYORLAR

Buna evet diyebilmek oldukça zor. Özellikle son yıllarda sıralamalarda yükselmediklerini yer kaybettiklerini gösteriyor. Üstelik de son yıllarda yayımlanan makale sayıları artarken, bunun yansıması “yükselme” olmuyor. Çünkü daha önce de defalarca yazdığımız gibi etki düzeyi düşük dergilerde yayımlanan bilimsel makaleler, hatta 500 dolara makale basımı sağlayan "hakemli dergi pazarları", bazı uyanık akademisyenlerin birbirine atıf yapabilmek için çıkardıkları "çakma" dergiler, "çakma uluslararası konferanslar" uluslararası arenada Türk üniversitelerini yükseltmiyor. 

ÜNİVERSİTELER NEDEN YÜKSELMİYOR?

Son olarak Türk üniversitelerinin dünya sıralamalarındaki yerini gösteren rapor yayımlayan URAP Başkanı Prof. Dr. Ural Akbulut ile sıralamalarda Türk üniversitelerinin neden yükselmediğini konuştuk.

Akbulut da bu “yavaşlamanın” nedenlerinin başında Türkiye kaynaklı bilimsel makalelerin bazılarının giderek, etki değeri düşük hatta sıfır olan bilimsel dergilere yönelmeden kaynaklandığını söylüyor. Akbulut’a göre bir başka etken de ‘CERN makaleleri.”

CERN ETKİSİ TÜRK ÜNİVERSİTELERİNİ SIÇRATMIŞTI

Akbulut, “CERN, çok sayıda ülkeden binlerce akademisyenin ortak araştırma yaptığı bir merkez. Son yıllarda bu merkezde yapılan buluşların sonuçlarının açıklandığı 2.000–5.000 yazarlı makaleler yayımlanmakta. Binlerce atıf alan bu çok yazarlı makaleler nedeniyle; aralarında Türk üniversitelerinin de yer aldığı bazı üniversiteler sıralamalarda çok üst sıralara çıkmıştı. URAP, THE ve QS gibi sıralama kurumları çok yazarlı makalelerin ortaya çıkardığı haksızlıkları gidermek amacıyla 500 veya 1.000 yazarlı makaleleri değerlendirme dışı bıraktığı veya makaleleri yazar sayısına böldüğü için CERN ile ilişkili çok sayıda Türk üniversitesi dünya sıralamalarında önemli düşüşler yaşadı.”

AR-GE İÇİN AYRILAN PAY OECD ÜLKELERİNİN ALTINDA

Yine Akbulut’un dikkat çektiği bir başka nokta da Türkiye’de Ar-Ge’ye ayrılan payın, milli gelirin yüzde 1’ini geçip OECD ortalaması olan yüzde 2.3’e ulaşamamış olması. Bu oranla Türkiye’nin Ar-Ge payı, Yunanistan, Polonya, Rusya, Portekiz, İspanya ve Macaristan gibi ülkelerin gerisinde kaldı.
Bu payın düşüklüğü nedeniyle üniversiteler bilimsel araştırmalar için yeterli kaynak bulamamakta ve sıralamalarda hak ettikleri yerlere ulaşamamakta.

Peki Türk üniversitelerinin dünya sıralamalarında yükselişi nasıl sağlanabilir?

YÜKSEK ETKİ GÜCÜ OLAN DERGİLERDE MAKALE YAZILMALI

Akbulut bunun yollarından birinin etki değeri yüksek dergilerde Türkiye kaynaklı makale yayımlanması olduğunu söyleyerek, şöyle devam ediyor:

“Bilindiği gibi; 2017 yılında dünyadaki tüm makalelerin yayımlandığı dergiler, her bilim alanında etki değerine göre yüzde 25’lik dört dilime ayrıldı. Dünyadaki bazı üniversiteler maalesef etki değeri en düşük olan son yüzde 25’lik dilimde dünya ortalamasının çok üzerinde makale yayımlayarak yayın sayılarını artırıp dünya sıralamalarında yükselmeye çalışmaktadır. Bu üniversitelerin sıralamalarda; Nature veya Science gibi etki değeri en yüksek dergilerde makale yayımlayan başarılı üniversitelerle aynı şekilde değerlendirilmesi haksızlık yaratmaktadır. Bu haksızlığı önlemek amacıyla URAP Türkiye ve dünya sıralamalarında etki değeri en düşük veya sıfır olan son çeyrekteki (Q4 grubunda) makaleler değerlendirme dışı bırakılmıştır. Bu tür uygulamalar nedeniyle, akademisyenlerimizin etki değer düşük dergiler yerine dünyanın en saygın bilimsel dergilerine yönelmesini umuyoruz.”

AR-GE PAYI ARTIRILIRSA YÜKSELME DE GELİR

 

Akbulut üniversitelerin sıralamalarda yükselmesinin yollarından bir diğerinin de Ar-Ge için ayrılan payın artırılmasında görüyor:

“Ülkemizin, gelişmiş ülkeler düzeyine çıkması için bilim ve teknoloji alanlarında hızla gelişmesi ve yüksek teknoloji ürünleri ihraç etmesi gerekmektedir. Türk üniversitelerindeki; değerli akademisyenlerimiz ve genç nüfusumuz sayesinde bu hedefe ulaşmamız zor değildir. Ülkemizin; Ar-Ge payını yüzde 2,0-2.5 seviyesine çıkartarak, bilimsel araştırmaların sayısı ile kalitesini artırarak ve üniversite sanayi işbirliğini daha da geliştirerek gelişmiş ülkeler seviyesine ulaşabiliriz.”

 

TEKNOLOJİ GELİŞTİRME MERKEZLERİ NEDEN ÖNEMLİ?

Akbulut’un dikkat çektiği bir başka nokta ise Teknoloji Geliştirme Merkezleri.  Akbulut, üniversite sanayi işbirliğini artırarak Ar-Ge çalışmalarını hızlandırmak amacıyla 2001 yılında 4691 sayılı yasanın yürürlüğe girmesi sayesinde, ilki ODTÜ’de kurulan teknoparkların (Teknoloji Geliştirme Bölgesi) sayısındaki artışın üniversitelerde uygulamaya yönelik araştırmaların artması açısından umut verici olduğunu söylüyor.

Sayıları 2018’de 81’e ulaşan Teknoloji Geliştirme Bölgeleri’nin, üniversite sanayi işbirliği için çok uygun ortamlar oluşturduğuna değinen Akbulut şöyle konuşuyor:

“Bu işbirlikleri sayesinde üniversitelerimizde çok sayıda yüksek teknoloji ürünü geliştirildi ve patent sayıları da arttı. Teknoloji Geliştirme Bölgeleri’nde bulunan şirketlerin; Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere, Japonya, İsrail, İngiltere ve Almanya gibi dünyanın en gelişmiş ülkelerine yaptığı yüksek teknoloji ürün ihracatı 3.5 Milyar ABD dolarına ulaştı.”

 

ÖNÜMÜZDEKİ YILLARDA BU SIRALAMALAR YÜKSELİR Mİ?

Akbulut bu gelişmelerin üniversitelerin sıralamalarda yükselmesine de yansıyacağını belirterek, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Türk üniversiteleri, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri konusunda dünyanın en başarılı üniversiteleri arasındadır. Üniversitelerimizin Teknoloji Geliştirme Bölgeleri’nde ulaştığı başarı düzeyi, çoğu ABD ve Avrupa üniversitesini geride bıraktı. Üniversite sıralamalarında üniversitelerimizin yükselmesinde Teknoloji Geliştirme Bölgeleri önümüzdeki yıllarda çok etkili olacaktır. Ancak bu tür etkilerin sıralamalara yansıması uzun zaman almaktadır. Bu nedenle; üniversitelerimizin sıralamalarda daha kısa sürede yükselebilmesi için üniversite yöneticilerinin, akademisyenleri etki değeri en yüksek bilimsel dergilerde makale yayımlamaya teşvik etmeleri gerekmektedir.”

Akbulut’un da vurguladığı gibi öncelikle “çakma” ile etki değeri düşük dergilerde makale yayımlamaya son vermek gerekiyor. Burada YÖK’e de büyük görev düşüyor. Akademik unvanlarda yükselme için dikkate alınacak makalelerin artık nerede yayımlandığına bakabilir. Birçok çakma dergide yayımlanan makalelerle, hileli ‘atıflarla’,  “çakma konferanslarla” profesörlüğe kadar yükselen “hileli akademisyenlerin” de üniversitelerde ders vermesi önlenir.

 

 

02-08-2018


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin