Arama sonuçları

Üniversite sınavları değişecek mi?

Üniversite sınavları değişecek mi?

Üniversite sınavları değişecek mi? Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, 2023 Eğitim Vizyonu belgesinde yükseköğretime geçiş ve öğretmen yetiştirme mekanizmaları açısından iki boyutun bulunduğuna işaret etti. Selçuk, şöyle dedi: “Yükseköğretime geçiş meselesini YÖK ve ÖSYM ile değerlendirip, gereken yolu birlikte çizeceğiz. Çünkü bu, 'ben yaptım oldu' diyerek yapılacak bir iş değil.”

ÜNİVERSİTE SINAVLARI DEĞİŞECEK Mİ?

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, YÖK’te öğretmen yetiştirme programlarıyla ilgili toplantıya katıldı. YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç'ın katılımıyla düzenlenen toplantıya, üniversite rektörleri ve eğitim fakültesi dekanları da katıldı. Selçuk’un bu toplantıda yaptığı konuşma ise akla “Üniversite sınavları değişecek mi?” sorusunu getirdi.

Selçuk, 2023 Eğitim Vizyonu’nun boyutlarından birisinin de yükseköğretimle olan bağlantısı olduğunu belirtti. Bu kapsamda, yükseköğretime geçiş ve öğretmen yetiştirme mekanizmaları açısından iki boyutun bulunduğuna işaret eden Selçuk’un açıklamaları şöyle:

YÜKSEKÖĞRETİMİN KALİTESİNİ ORTAÖĞRETİM BELİRLİYOR

"Yükseköğretime geçiş meselesi son derece önemli. Çünkü yükseköğretimin kalitesini belirleyen ana faktörlerden bir tanesi ortaöğretimin kalitesi. Ortaöğretim ne kadar nitelikli olursa yükseköğretimin girdisi de o kadar nitelikli olacaktır. Türk eğitim sisteminin, bel kemiğinin kırıldığı yer, Aşil topuğunun kesildiği yer ortaöğretim.

LİSEDE DÜZELME OLMAZSA

Ortaöğretim eğer düzelmezse bizim sadece yükseköğretime geçişle ilgili sıkıntılarımız söz konusu olmaz, gençliğimizin kültürel kodları, sanatla, sporla ilişkisi gibi kültürel olarak dönüşümümüz de mümkün olmaz. Çünkü gençliği sınavla bloke ettiğimizde, çocuk sınavın dışında herhangi bir şeyle alakalı olarak düşünme fırsatına sahip değil. Böyle bir gençliğin gelecek tasavvuru açısından da yaşayabileceği sıkıntılar rahatlıkla anlaşılabilir. Yükseköğretime geçişi çok önemsiyoruz ve ama bunu sınavlar üzerinde birtakım mekanizmaları değiştirerek yapmaktan yana değiliz. Bunun bir tabii seyri var, tabii bir zemini var.

BU KADAR DERSE GEREK VAR MI?

Anglosakson gelenekte liselerde 5, 6 ya da 7 ders varken Türkiye'deki liselerde 15-16 ders bulunuyor. Çocuklarımızın bu kadar dersi gerçekten hakkını vererek, algılayarak, anlayarak yürütmesini beklememiz çok doğru değil. Çocuklarımız yükseköğretimde hangi alana gidecekse bu alanla ilgili irtibatının derinleştirilmesi ve çocukların bir nevi ihtisaslaşmasının sağlanması konusunda tedbirler almamız gerekiyor. Bunun bütün fiziksel alt yapısını, insan kaynakları alt yapısını modelleyerek simüle ederek dönüştürmemiz ve biraz zaman bırakmamız lazım. Aksi takdirde yeni çözümlerimiz yeni sorunlara yol açar.

‘NEDEN BİR ŞEY YAPMIYORSUNUZ?’ DİYORLAR

Sürekli olarak ‘Neden hemen bir şey yapmıyorsunuz?’ sorusu yöneltiliyor. Bunu yaptığımızda Türkiye'nin eğitim sorunlarına yenisini ilave etmiş olacağız. Oysa bu tür süreçler bir maraton koşusu.

YÜKSEKÖĞRETİME GEÇİŞ MESELESİ NASIL ÇÖZÜLECEK?

Yükseköğretime geçiş meselesini YÖK ve ÖSYM ile değerlendirip, gereken yolu birlikte çizeceğiz. Çünkü bu, 'ben yaptım oldu' diyerek yapılacak bir iş değil. Bu bütün toplum için bir ödev. Bu bir ülke ödevi. O sebeple de bunu birlikte dönüştüreceğiz.

ÖĞRETMEN YETİŞTİRME İÇİN BİRİKİM VAR

Öğretmen yetiştirmede, Türkiye'nin tarihsel olarak çok büyük birikimi var. Ancak 1970'li yıllardaki terör hadiseleri ve 12 Eylül sonrasında ortaya konulan yapı bir türlü dönüştürülemedi. Öğretmen yetiştirme bir ihtiyaç. Birçok şey, değişmiyorsa zamanı gelmemiştir. Biz MEB olarak bunun zamanının geldiğini düşünüyoruz.

YÖK İLE BİRLİKTE ÇALIŞILACAK

YÖK ile öğretmen yetiştirme konusunda birlikte çalışılacak. Öğretmenin kaynağı, eğer düzenlenmezse yeniden yapılandırılmazsa bizim sürekli olarak hizmet içi eğitimlerle mevcut görevdeki öğretmenlerimizi belirli bir içeriğe davet etmemiz çok da işlevsel değil. O sebeple öğretmen yetiştirmede gerçekten yapısal yani süreç ve işlevlerle ilgili elbet bir şeyler yapılır ama asıl ihtiyaç, amaç ve yapının yeniden düzenlenmesi.

PİLOT ÇALIŞMALARLA DEĞİŞİM OLACAK

Bu, birdenbire olacak bir iş değil. Hemen önümüzdeki sene, bütünüyle 'şöyle bir değişiklik yapıyoruz' diyerek yapılacak bir iş değil. YÖK Başkanımızla birlikte yaptırdığımız ilkesel değerlendirmede, belirli pilot çalışmalarla belirli zamanlar tanıyarak hem öğrenciler hem öğretmen adayları için hem eğitim fakülteleri için belirli zaman dilimleri tanıyacağız. Bu pilotlama çalışmalarını gündeme getirmek ve bunlarla ilgili MEB'in çok ciddi maddi manevi katkısını ortaya koymak ve ortak bir hedefle çok daha kaliteli bir öğretmen yetiştirme sistemine doğru yönelmek arzumuzdur.

ÖĞRETMEN KALİTESİ İYİLEŞTİRİLECEK

 

Hiçbir eğitim sisteminin kalitesi, öğretmeninin kalitesini aşamaz. Öğretmen kalitemizle ilgili biraz daha çalışmaya ihtiyacımız var. Öğretmen niteliğini artırmak bütün dünyanın ihtiyacı, sadece Türkiye'nin ihtiyacı değil, bizim de ihtiyacımız. Bu konuda çalışmalar yapacağız ve bu süreç içinde ortaya çıkan gelişmeleri de kamuoyu ile paylaşacağız.

YÖK ile çalışmamızın çok güzel şeylere gebe olduğunu ifade etmek isterim. Bunu teknik çalışmalarla da ortaya koyacağız. Bu konuda bütün üniversitelerin katkısını bekliyoruz.

EĞİTİMİN TÜM BİLEŞENLERİYLE DÖNÜŞTÜRÜLMESİ

MEB ve YÖK yekvücut olarak davranabilme kabiliyeti ve kapasitesinin yükseldiği, yükseleceği bir dönemdeyiz. 2023 Eğitim Vizyonu, eğitimin tüm bileşenleriyle birlikte dönüştürülmesi hedefini taşıyor. Türkiye'de ulaşım, iletişim, sağlık gibi alt yapılar dönüşerek, uluslararası kriterlerle bağlantılı hale geldi. Ama eğitiminde bu gerçekleşmedi. Eğitimin  çeşitli ideolojik nedenlerle veya rejim konusundaki bazı endişelerle sürekli kontrol altında bir form içinde tutuluyor olması, eğitimin kendi tabiatı ve seyri üzerinde devam etmesi hususunu zorlaştırdı. Eğitim hep kontrol edilen bir alana dönüştü. Eğitim fakültesinin ders çizelgeleri dahi kontrol edilen, bütün ilkokullar, ortaokullar liseler sürekli olarak denetlenen bir kurumsal algıya dönüştü. Eğer biz yapıyı dönüştürmezsek süreçleri tasarlayamayız, süreçleri tasarlamazsak fonksiyonlar üzerinde bir icraatımız olamaz. İşlevler üzerinde yaptığımız her değişiklik, yapı değişmedikçe sürece sirayet etmez. Eğitimin demokrasi ile ilgisi ekonomi ile ilgisi kadar önemli bir husus. Demokrasinin ilerlememesi halinde eğitimin giderek donuklaştığı ve katılaşan yapılara dönüştüğünü de ifade etmek mümkündür.

 

14-11-2018


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin