Arama sonuçları

Üniversitelerimiz kaliteli bir eğitime hazır olmalı

Üniversitelerimiz kaliteli bir eğitime hazır olmalı

Üniversitelerimiz kaliteli bir eğitime hazır olmalı. Yükseköğretim Kalite Kurulu Kurucu Başkanı ve Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Uzun “Üniversitelerimiz kaliteli bir eğitime hazır olmalı” dedi. Uzun,  gelişmiş ülkelerin "beyin göçü" ile genç nüfusu kendilerine çekmek istediklerini belirterek, şöyle dedi: "Kendi yükseköğretim kurumlarımızı, kaliteli bir eğitim -öğretime hazır hale getirmek zorundayız. Böylece ülkemizden giden beyin göçünü engelleyip sadece kendi nüfusumuzu değil, dünyadan Türkiye'ye akacak olan genç nüfusu da artırıp, akışın yönünü değiştirebiliriz."

ÜNİVERSİTELERİMİZ KALİTELİ BİR EĞİTİME HAZIR OLMALI

Prof. Dr. Uzun, Üniversite Öğretim Elemanları Dayanışma Derneği'nce (ÜNDER), İstanbul Üniversitesi Baltalimanı Sosyal Tesisleri'nde düzenlenen konferansta, "Küreselleşme ve Yükseköğretim" başlıklı sunum yaptı. Uzun, gelişmiş ülkelerin beyin göçü stratejisine karşılık, yükseköğretim kurumlarının daha kaliteli ve gençlerin ilgisini çekecek şekilde donatılması gerektiğini söyledi.

Gelişmiş ülkelerin, kendi ülkelerinde azalan genç nüfusun yerine koymak amacıyla beyin göçünü gerçekleştirmek için çaba sarf ettiğini söyleyen Uzun, şöyle dedi:

ÜNİVERSİTELERİMİZ BEYİN GÖÇÜNÜ ENGELLEYEBİLİR

 

"Beyin göçüyle genç nüfusu, kendilerine çekmek istiyorlar. Burada da yükseköğretimin rolü gerçekten büyük önem arz ediyor. Gençlerin, gelişmiş ülkelere gitmek istemesi ve daha kaliteli bir eğitim görme arzusuyla gelecek dünyaya hazırlanmak isteğine karşılık biz, kendi üniversitelerimiz kaliteli bir eğitime hazır hale getirmek zorundayız. Böylece ülkemizden giden beyin göçünü engelleyip, sadece kendi nüfusumuzu değil, dünyadan Türkiye'ye akacak olan genç nüfusu da arttırıp, akışın yönünü değiştirebiliriz."

GENÇ NÜFUS TÜRKİYE’NİN ZENGİNLİĞİ

Uzun, yükseköğretimin kritik bir öneme sahip olduğunu vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Yükseköğretimdeki genel eğilimlere bakıldığı zaman bütün dünyada bütçe kısıtlamalarının olduğunu görüyoruz. Özellikle ABD'de yükseköğretim kurumlarında, öğrencilerin kurumlara verdiği paralarda, yüzde 60'lara varan çok ciddi bir artışın olduğunu gözlemliyoruz. Kendi ülkemize baktığımız zaman ise gerçekten gıpta edilmesi gereken bir durumda olduğumuzu söylemek istiyorum çünkü genç nüfus Türkiye'nin en büyük zenginliğidir. Yükseköğretimin sürdürülebilirliği, gündemimize yeni bir kavram olarak 'Yaşam boyu öğrenme' kavramını dahil ediyor. Sanki bu kavramı yeni duyuyormuşuz gibi bir algının oluşturulmasından da rahatsızım çünkü 'Beşikten, mezara ilim öğrenmek her Müslümana farzdır' bilinci bizim inancımızın temel esaslarından biridir. Bugün ise 'Yaşam boyu öğrenme' kavramı, batıdan ithal ettiğimiz bir kavramdır." 

DÜNYADA GENÇ NÜFUS AZALIYOR

Küreselleşme, tüm dünya ekonomisinin işleyişini derinden etkilemiş ve değiştirmiştir. Bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan patlama, bilgi toplumlarını ortaya çıkardığı için bugün akıllı bir toplumdan bahsedebiliyoruz. Bu toplumlarda ise yükseköğretim kurumlarının önemli bir rolü vardır. Dolayısıyla, hem en gelişmiş hem de gelişen ekonomilerde yükseköğretimin geliştirilmesi öncelik haline gelmiştir. Bu kapsamda, şunu da eklemek istiyorum ki dünya genelinde insanların ortalama yaşama süreleri uzamakta ve bununla birlikte doğurganlık oranları düşmektedir. Bu iki durumun neticesinde 15-24 yaş arasındaki genç nüfusunda dünya genelinde bir azalma görülmektedir ve azalma neticesinde yükseköğretime başlayacak geleneksel öğrenci nüfusu da birçok gelişmiş ülkede azalmaktadır. Bu durumun geçerli olmadığı tek kıtanın, Afrika kıtası olduğu tahmin ediliyor ve Afrika kıtasında da genç nüfusun 2025 yılına kadar artmaya devam edeceği öngörülüyor."

Uzun, YÖK’ün uygulamaya konulan pek çok yenilikçi projenin, kalitenin arttırılması konusunda önemli çalışmalar gerçekleştirdiğine dikkati çekti. Uzun, 100 farklı alanda 2 bin doktora öğrencisinin nitelikli insan kaynağı yetiştirme noktasında önemli katkılar sağlayacağına inandığını belirtti.

YURTDIŞINDA DOKTORA YAPMAK

Üniversite Öğretim Elemanları Dayanışma Derneği (ÜNDER) Başkanı Muhammet Kurulay, yaklaşık iki ay önce yurtdışında yüksek lisans eğitimi için öğrencilerin artık gönderilmediğini ve 2 sene önce düzenledikleri çalıştayın sonuçlarını rapor halinde YÖK'e ulaştırdıklarını ifade etti. Kurulay, şöyle dedi:

"Bu raporda kısaca, 'Yurtdışında doktora yapmak demek, iyi bir bilim insanı olunduğu anlamına gelmiyor. Yurtdışında Türkiye'den belki daha az eğitim veya hiç eğitim almadan maalesef para karşılığı lisansüstü eğitimler verilebiliyor.

04-11-2018


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin