Arama sonuçları

? Siz sorun Pervin Kaplan yanıtlasın

Ya sevdiğiniz işi yapın ya da yaptığınız işi sevin

Ya sevdiğiniz işi yapın ya da yaptığınız işi sevin

Ya sevdiğin işi yap ya da yaptığın işi sev. Bu sözler astronomi ve uzay bilimlerini daha geniş kitlelere en doğru ve ilgi çekici şekilde ulaştırmak için sosyal medya aracılığıyla astronomi temalı genel ve güncel bilgiler paylaşan Dr. Selçuk Topal’a ait.      

İnsanoğlunun hayat bulduğu bu gezegende yok olmayacağına ve evren dediğimiz bu sonsuz kozmik denize bir gün yelken açacağına inanan Topal’ın sloganı #gelecekuzayda!     

Topal, Ankara Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri bölümü mezunu. Son olarak da doktorasını Oxford Üniversitesi’nde yaptı. Üniversite eğitimi süresince herkesin “iş alanınız ne kadar geniş” dediğini anlatan Topal, mezuniyetten sonra yaşadığı hayal kırıklığını şöyle anlatıyor: 

“KPSS’ye girdim ve iç açıcı olmayan gerçekle yüzleştim. Uzay Bilimleri mezunu olarak çalışabileceğim tek yer Diyanet İşleri Başkanlığı’ydı. Güneş saatlerini hesaplamak için sadece 1 astronom göreve alınıyordu. Bunun dışında kamu kuruluşlarında veya başka yerlerde bize uygun bir pozisyon maalesef yoktu. Benim hala kaybetmediğim özelliğim gülümsememdir. Dolayısıyla akademide kalıp, lisans üstü eğitim yapmaya karar verdim.”

Topal’ın gençlere önerisi ise işini sevmek. Çünkü başarı ancak işini sevdiğin zaman geliyor. Dr. Selçuk Topal ile röportajı TAF Network ekibinden Canan Altun pervinkaplan.com için yaptı. İşte Topal’ın astronomi ve uzay bilimleri alanında çalışmak isteyen gençlere önerileri ve kendi yaşadıkları ve “vazgeçmeme azmi” ile ilgili anlattıkları: 

Hocam bize liseden başlayarak Oxford’a uzanan bu başarılı eğitim hayatınızdan söz edebilir misiniz? 

Ben Giresunluyum. Liseyi de düz lise olan Giresun Lisesi’nde tamamladım. Her lise öğrencisi gibi benim de kafamda soru işaretleri vardı. Bir yanda ailenizin beklentileri bir yanda sizin tercihleriniz. ilk tercihim Selçuk Üniversitesi İktisat bölümüydü. Astronomi ise 15’inci tercihimdi ve o çıktı. 2000 yılında Ankara Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri bölümüne başladım. Üniversite hayatım boyunca çevremde herkes beni destekledi. Hep iş alanımızın ne kadar geniş olduğundan bahsediliyordu. Mezuniyetten sonra KPSS’ye girdim ve iç açıcı olmayan gerçekle yüzleştim. Uzay Bilimleri mezunu olarak çalışabileceğim tek yer Diyanet İşleri Başkanlığı’ydı. Güneş saatlerini hesaplamak için sadece 1 astronom göreve alınıyordu ve bunun dışında kamu kuruluşlarında veya başka yerlerde bize uygun bir pozisyon maalesef yoktu. Benim hala kaybetmediğim özelliğim gülümsememdir. Bunun artılarını da hep gördüm. Dolayısıyla yüksek lisans yapmaya ve akademide kalmaya karar verdim. 

Aslında alanınızda iş bulamamak sizi akademide kalmaya yöneltmiş diyebiliriz.

Evet, böylece yüksek lisans eğitimimi yine Ankara Üniversitesi’nde 2006 yılında tamamladım. O yıllarda MEB, yüksek lisans ve doktora eğitimi için yurtdışına burslu öğrenci gönderiyordu. Ben de doktora eğitimim için o programa katıldım ve burs kazandım. Ancak 1 hafta sonra bursum iptal oldu. Sonra İstanbul Üniversitesi’nde girdiğim doktora mülakatını kazanamadım. 2008 yılında askerliğimi tamamladığımda tekrar doktora için yollar aramaya başladım. 2006’da kaybettiğim bursa daha yüksek ALES puanıyla tekrar başvurdum. Bursu kazandım ve 2009 yılı Nisan ayında İngiltere’ye gittim. İlk kez yurtdışına çıkmıştımve öncelikle dil eğitimi almaya başladım. O sırada doktora için Hollanda’daki birçok üniversiteyle görüştüm ve olumlu sonuçlar aldım ama Oxford Astrofizik bölümüne de başvurdum. Oradan da olumlu sonuç gelince doktora eğitimime 2010 yılında Oxford Üniversitesi’nde başlamış oldum. 

Üniversite tercihinizi yaparken Astronomi ve Uzay Bilimlerini 15. sıraya yazmanızın nedeni neydi?

Çünkü o dönemde, şimdi olduğu gibi Uzay Bilimleri ile alakalı bilgi aktaran kimse ya da herhangi bir sosyal medya aracı yoktu. Evet bir şekilde aklımda bir yerlerde Astronomi vardı ancak 15. sıraya yazmış olmam ilgimin seviyesini de bir bakıma açıklıyor. Başladıktan sonra bölümü sevdim. Sevdikçe de başarılı oldum. Başka bir alana ya da bilim dalına da kayabilirdim ve yine başarılıolurdum. Çünkü önemli olan; elinize aldığınız işi bitirmek, sonlandırmak. Böylelikle hangi bölüm olursa olsun başarılı olursunuz. 

Akademik kariyer planlayan öğrenciler olarak bizlerin her zaman merak ettiği; doktora başvurunuzda neden sizi seçtiler? Lisans, yüksek lisans ve mülakat sırasındaki başarılarınız sayesinde mi, yoksa başka etkenler de var mı?

Bence her şeyin toplamı. Şöyle ki; her üniversitenin gereksinimleri farklıdır. Cambridge Üniversitesi’nde bir önceki eğitiminizdeki puana bakılırken, Oxford Üniversitesi’nde böyle bir şey daha az etkilidir. Ama ana dili İngilizce olmayan öğrenciler için standart gereksinimler şunlardır: İngilizce düzeyi (mülakat sırasında anlaşılır), iletişim düzeyi, çalışmak istediğiniz alanla alakalıarka plan bilginiz ve transkript. Bunların hepsini değerlendirince ortalama bir puan çıkıyor.Bunların dışında özellikle Oxford gibi dünyanın en iyi üniversiteleri söz konusu olduğunda burslu olmanız da bir avantaj oluyor. Yüksek lisans eğitimi sırasında yayın yapmış olmanın da avantaj sağladığını düşünüyorum. 

Oxford’daki çalışmalarınız dışındaki sosyal hayatınızı ve yurtdışına adapte olma sürecinizi anlatabilir misiniz, zor oldu mu sizin için?

Şöyle ki, çok fazla olmasa da Oxford’da belli bir Türk nüfusu var. Oxford Türk Topluluğu var. Oraya üyeydim, hatta bir dönem başkan yardımcılığı da yaptım. Belli etkinlikler düzenliyorduk, sonuçta havalı bir üniversite birçok açıdan. İnanılmaz bir deneyim oldu benim için, çok güzel geçti tabii ki. Onun dışında Oxford zaten küçük bir şehir. Havası temiz, yeşili bol, su kanalları olan şirin bir yer. Öğrenci nüfusu çok fazla, bu yüzden yabancılık çekmek de pek mümkün değil. Ama nerede ne kadar kalırsanız kalın, ‘Ah benim vatanım’diyorsunuz ve özlüyorsunuz. En azından ben böyleyim.

Başta yüksek lisans ve doktora olmak üzere, akademik kariyer planlayan öğrencilere hem yurtdışı konusunda hem de alacakları eğitimler konusunda tavsiyeleriniz neler? 

Master, doktora veya sonrası için en önemli tavsiyem; bir şekilde İngilizceyi halletmeye bakın. Türkiye’de yabancı bir dili öğrenmek gerçekten çok zor. Yurtdışına çıkmaya çalışın. Çeşitli burslara başvurun, Erasmus gibi programlardan faydalanın. Yurtdışına çıktığınız ilk 2 hafta bunalımdır, çok zordur. Ancak üçüncü haftadan sonra yaşadığınız yerin çakalı olursunuz. Akademik kariyer yapmak isteyen arkadaşlara tavsiyem ise; gitmek istediğiniz üniversiteyi adından dolayı değil, alanındaki başarılarından dolayı seçmelisiniz. Doktora başvurularınızı yaparken sadece bir üniversiteye başvurup oradan sonuç gelmesini beklemeyin, birçok üniversiteye aynı anda başvurun. Zaten bir üniversiteyle ortalama yazışma 6 ay sürer. Cevaplar geldikten sonra alanınızda en iyi olanı seçin. Doktora için önemli adımlardan bir diğeri ise danışman seçimidir. Çünkü size doğru yolu gösterebilecek kişi odur. Bir danışman size hayatı çok kolay hale getirebileceği gibi zehir de edebilir. Bence doktora, akademik hayatta zirveye çıkılan noktadır. Sonrasında ilerleme devam eder ama hafif artış yaparak ve çok fazla acı vermeden. Doktoranın sonuna kadar olan süreç zordur, acıverir. Ama bitirdiğinizde de çok rahatlarsınız, hayallerinize giden yoldaki en büyük engellerden birini aşmışsınızdır çünkü. Hayatta önemli olan şey de budur zaten: hayallerinizdeki işi yapmak ve mutlu olmak. Başarı zaten bundan sonra gelir. Acıya ve zorluğa rağmen gülebilmeli insan, gülmeyi sevmeli bence. Dünyada 70-80 yıl yaşayacaksınız ve bunun her saniyesi değerli. Dolayısıyla her anını gülerek ve yaptığından zevk alarak yaşamalı insan. Şunu unutmayın: elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışın ama samimiyetle yapın. Böylelikle birçok şeyi halledeceksiniz emin olun.

Şu anda Türkiye’desiniz. Buradaki çalışmalarınız ve devam eden projelerinizden bahseder misiniz?

Şu anda Hürriyet gazetesinde zaman zaman yazılar yazıyorum. Çalışmalarım galaksiler ve bizim galaksimiz dışındaki galaksilerde yıldız oluşum bölgelerini incelemek. Bilim Yolcuları projemiz var. Dünyanın birçok yerinden Türk bilim insanlarını öğrencilerle buluşturuyoruz. 70 farklı bağlantıile aynı anda 3000-5000 öğrenciye ulaşabiliyoruz. Stem-Maker dergisi var kodlamayla alakalı. Artık malum kodlama epey revaçta çünkü teknolojik imkanlar artık inanılmaz derecede ilerledi. Bu dergide ben bir seri başlattım, onu anlatıyorum. Astronomi Atölyesi var, su roketi yapımınıanlatıyoruz. 

Astronominin Türkiye’deki gençlere tanıtılması noktasında bir girişiminiz var. Çalışma alanınızı ülkemizde geliştirmek için neler yapabiliriz, bu konudaki tavsiyeleriniz nelerdir?

Astronominin yelpazesi çok geniştir. Yani; teorik olarak çalışanlar var, benim gibi gözlemsel olarak çalışanlar var, Güneşi bizzat inceleyen var, evrenin evrimini inceleyenler var. Benim yaptığım bütün bunların bir özetini sunmak, sloganım: ‘Gelecek Uzayda’. Filmi biraz ileriye sararsanız her şey ölmeye mahkum, bu evrenin kanunu. Dünyayı sonsuza dek yeşil tutabilecek miyiz, içme sularını ne kadar daha koruyacağız gibi sorulara mahkumuz. Doğayı ve dünyayı maalesef kirletiyoruz. Yani bir şekilde dünyayı terk etmek zorunda kalabiliriz. Bence önümüzde öyle bir gelecek var. O nedenle diyorum, ‘Gelecek Uzayda’. Evrenle olan bağlantımızı anlatmaya çalışıyorum. Uzay bilimleri hayatımızla içiçe. En basitinden kablosuz internet kullanıyoruz her gün, bu teknolojinin gelişimini bile radyo-astronomiye borçluyuz. Bizim yaşayışımızla alakalı birçok bağlantılı yönü var astronominin. Demem o ki; uzay bilimlerine uzun vadede yapılan yatırımlar, ülkelerin kendi teknolojilerini üretmelerini sağlar. Siz kendi patentinizi alırsanız onu satarsınız ve böylece ülkeye bir getiri sağlarsınız. İnsanlar uzay bilimlerini çok uçuk kaçık bir şey zannetmesinler istiyorum. Bunları söylemekteki amacım herkesin astronomi okuması gerektiğini vurgulamak değil; ne seçerseniz seçin uzayla ilgilenebilirsiniz demek. Gelecek bu yöne doğru gidiyor zaten. Anlatmaya ve yapmaya çalıştığım şey bu. Ufak ufak başarılı oluyoruz. Her gün sayısıartan güzel bir kalabalığız. 

 

• Röportajımızı bitirmeden önce bilim insanlarıyla 5 soru 5 cevap köşemiz var. Bunlarıda cevaplarsanız çok sevinirim.
• Sizi ne heyecanlandırır?

 

Hayatta birçok şey insanı heyecanlandırır ama benim en çok heyecanlandığım an çocuğumun doğumuna şahit olmamdı. Yani; o atom topluluğunun, canlı dediğimiz o organizmaya dönüşmesi bana hala daha inanılmaz bir şey gibi gelir. 

• Peki heyecanınız nasıl düşer?

Genelde bir anda düşük moda geçmem maksimum 24 saat sürer. Dünyanın en kötü şeyi dahi olsa beni 24 saat etkiler. Modu düşük insanlar gördüğüm zaman heyecanım düşer. 

• Hangi mesleği yapmak istemezdiniz?

Bence hayattaki en önemli meslek öğretmenliktir. Ve dünyanın en zor öğretmenliği ilkokul öğretmenliğidir. Yapmak istemezdim demeyeyim ama kendimi ona yeterli hissetmiyorum. Çünkü o aşamada çocuğun beyin gelişimi öyle bir noktada; psikolojisi o kadar özel ki, onu idare edemezdim. Herhalde çıldırırdım diye düşünüyorum. İlkokul öğretmenlerini tebrik ediyorum yaptıkları bu güzel işten dolayı. 

• Kahramanınız/idolünüz kim?

Benim idolüm Mustafa Kemal Atatürk. Bilim dünyasında da idollerim var ama ben bu ülkede doğmuşsam, bu ülkede büyüyorsam, bir şekilde bağımsız bir devletsek biz bunun nedeni KurtuluşSavaşı’nıbaşlatan ve mücadele veren Mustafa Kemal Atatürk’tür. O dönemde mücadele veren insanların hepsine birden teşekkür etmiş oluyorum aslında. Ve ben her zaman şunu söylüyorum, ‘Biz hepimiz Afrikalıyız. Bu ülkenin sınırları içerisindeysek, bu ülkenin bağımsızlığına da vatan sevgisine de saygı duyacağız. Her şey olun ama nankör olmayın.’

• Son olarak hayat felsefeniz nedir?

Benim hayat felsefem şu: Ya sevdiğin işi yap ya da yaptığın işi sev. Başarının sırrı bu. Çünküsevdiğin işi yapmak demek, onu elde edene kadar elinden geleni yapmak demektir. Ben yoruldum, bıktım vs. olmamalı. Olduğu zamanlar olur çünkü çevremizdeki insanların yaptıkları bizi etkileyebilir. Bazen hedefinizi kaçırabilirsiniz ama elinizdeki mesleği de sevmesini bilmeli. Ancak bu şekilde başarılı olunabilir. 

Bu röportajın Youtube yayınıizlemek için buraya tıklayabilirsiniz. 

@astronomTurk hesabını Twitter’dan takip edebilirsiniz.

18-04-2017


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin