2025 PISA: Türkiye başarısını Tekin nasıl anlattı?
38’i OECD ülkesi 91 ülkenin katılımıyla gerçekleştirilen PISA 2025 sonuçlarına göre Türkiye geçmiş yıllara göre büyük bir ilerleme gösterdi. Türkiye, 38 OECD ülkesi arasında fen bilimlerinde 494 puanla 14’ncü, okuma becerilerinde 472 puanla 13’ncü olurken, OECD ortalamasının da üzerinde yer aldı. Matematik alanında ise 462 puanla 23’ncü oldu.
Tüm ülkeler dikkate alındığında ise 91 ülkenin verilerine göre de fen bilimlerinde 15, okuma becerilerinde 18, matematikte ise 11 puanlık bir sıçrama gerçekleştirdi. Tüm ülkeler sıralamasında Türkiye fen bilimlerinde 19’ncu, okuma becerilerinde 18’nci, matematikte 28’nci sırada yer aldı. OECD ülkelerinin son 10 yıllık puan değişimlerine göre Türkiye fen bilimleri, okuma becerileri ve matematik alanlarının üçünde de puanını artıran tek OECD üyesi ülke oldu. Fen bilimleri alanında Türkiye’nin ortalaması 494 puan ile 484 olan OECD ortalamasının 12 puan, tüm ülkeler ortalamasının ise 10 puan üzerine çıktı.
PERFORMANSINI ARTIRAN ÜLKE
Peki bu sonuç nasıl alındı? Bakan Tekin ile birlikte PISA 2025 sonuçlarının Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından Slovakya'nın başkenti Bratislava'da açıklandığı toplantıdaydık. Tekin, OECD'nin uzun dönem analizlerine göre 2015'ten 2025'e uzanan 10 yıllık süreçte her üç alanda birden performansını anlamlı biçimde yükseltebilen tek OECD ülkesinin yine Türkiye olduğunu ifade etti. Toplantıda konuşan Tekin, yaklaşık on beş gün önce OECD Eğitim Direktörü Andreas Schleicher ile toplantı yaptıklarını anımsatarak, Schleicher'in kendisinden PISA 2025 döngüsünde Türkiye'nin son 10 yılda attığı adımlar ve hangi adımlar neticesinde bu başarının elde edildiğine dair bir konuşma yapmasını istediğini belirtti.
OLAĞANÜSTÜ PERFORMANS SERGİLENİYOR
Türkiye'de eğitimde son 10 yılda atılan adımların ne tür sonuçlar doğurduğuna dair tecrübelerini paylaşmak istediğini aktaran Tekin, OECD Genel Sekreter Yardımcısı Frantisek Ruzicka ve Schleicher'in 2015'ten sonra Türkiye'nin PISA döngülerinde "olağanüstü bir performans sergilediğine" dair ifadeler kullandığını söyledi.
Bilhassa 2000'li yılların başında üzerinde odaklandıkları ana konulardan birinin eğitim için genel bütçeden ayrılan payın sıralamadaki düşüklüğü olduğunu vurgulayan Tekin, bu anlamda eğitime ayrılan kaynağın söz konusu yıllarda gerilerde olduğunu dile getirdi.
Türkiye'de 2000'li yılların başında başta savunma ve güvenlik olmak üzere farklı sektörlere kaynak ayrıldığına işaret eden Tekin, "Sayın Cumhurbaşkanımız, başbakan olarak göreve başladığı 2002'den itibaren Türkiye'de genel bütçeden en yüksek pay eğitime ayrılmaya başlandı. Bunun önemli problemlerimizin çözümü için çok ciddi bir adım olarak literatüre geçmesini isterim. Çünkü bu gerçekten hem siyasal önceleme anlamında hem de ekonomik kaynak ayırma anlamında çok önemli bir adımdı" dedi.
ÖĞRENCİ SAYISI VE OECD
2000'li yılların başında eğitimde fırsat eşitliğinin temini noktasında atılması gereken adımlar olduğunu belirterek, o yıllarda Türkiye'nin coğrafi koşulları itibarıyla etnik, dini, politik ya da benzeri sebeplerle dünyanın her tarafında olduğu gibi eğitime erişme konusunda da sorunlar yaşandığını, bunun sonucunda fırsat eşitsizliğinin beraberinde geldiğini söyledi.
Bu kapsamda birtakım adımlar attıklarını ifade eden Tekin, şöyle dedi: "Biz bu süreç içerisinde öğrencilerin kamu kaynaklarıyla merkezdeki okullara her gün taşınmasından öğretmenlerin eğitimde erişim sıkıntısı yaşanan okullara taşınmasına kadar, bölge yatılı okullar kurmaktan bilhassa özel eğitime ihtiyaç duyan çocuklarımızın evinde, hastanede, ailesinin yanında eğitim imkanına erişmesine kadar sosyal eşitsizlikleri giderebilecek çok ciddi tedbirler aldık. Şu an ülke içerisinde özel servisler dışında her gün yaklaşık kamu kaynaklı beslenen 90 bin servis aracıyla çocuklarımızı eğitim öğretime eriştirmeye çaba sarf ediyoruz."
DERSLİK SAYISI ARTTI
Son 20 yılda derslik sayısındaki artışa değinen Tekin, bu dersliklerin hem fiziki kapasiteyi rahatlatma hem de daha nitelikli ortamlarda eğitim öğretim imkanının sunulması anlamında önemli bir adım olduğunu vurguladı.
Türkiye'de yaklaşık olarak 750 bin sınıfta 18 milyon öğrenciye eğitim öğretim hizmeti verdiklerinin altını çizen Tekin, şöyle devam etti: "Bu anlamda attığımız önemli adımlardan bir tanesi öğretmen başına düşen öğrenci sayısı itibarıyla OECD ortalamasının çok gerisindeydik. Şu anda hem derslik başına düşen öğrenci sayısı hem de öğretmen başına düşen öğrenci sayısı itibarıyla OECD ortalamasının üzerine çıkmış durumdayız. Bu da bizim açımızdan önemli bir yenilik."
Tekin, 2013 sonrası başlatılan FATİH Projesi ile 750 bin dersliğin tamamına internet erişiminin sağlandığını ve milyonlarca eğitim içeriğinin bulunduğu bir eğitim içerik portalı oluşturduklarını belirtti.
EĞİTİMİN ASIL MESELESİ
Tekin, dünyada şu anda temel hak ve hürriyetlerin ihlal edildiği, can güvenliği başta olmak üzere birçok bölgede insanların yaşama ve düşüncesini yayma gibi birçok konuda sorun yaşandığına dikkati çekti. PISA ve OECD sayesinde dünyanın her tarafında eğitimin niteliğinin nasıl artırılabileceğine dair tedbirlerin ve örnek uygulamaların paylaşıldığını aktaran Tekin, şunları kaydetti:
"Ancak beni endişelendiren, endişeye sevk eden şöyle bir husus var: Eğitimin niteliğini artırıp fen bilimlerinde, matematikte daha nitelikli gençler, çocuklar yetiştirip dünyada savaşların, insan hakları ihlallerinin, saldırıların yaygınlaştığı bir dünyayı hep beraber ortaya çıkarma riskimiz var. Dolayısıyla bizim Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı olarak yaptığımız çok önemli bir iş var. 2024'te son adımını da attık. On iki yıllık zorunlu eğitim müfredatı içindeki programlarımızda insan hakları, demokrasi, dünyada barış ve adaletin tesisi gibi konuların eğitimin asıl meselesi olduğunu müfredatımızın içine kalın çizgilerle, önemle yerleştirmeye çalıştık.
Bu süreçte Sayın Cumhurbaşkanımız bu konuda bizi teşvik ediyor. Bu konuda atılması gereken adımları, dünyaya barışı eğitimcilerin getireceğini, dünyada insan hakları ihlallerini öğretmenlerin ve okulların durduracağını burada hepimiz biliyoruz. O yüzden müfredatımızda bu değişiklikleri de yakın zamanda yaptık. Bunların neticesinde 2015 sonrasında hem matematik hem fen bilimlerinde performansını istikrarla artırabilen az sayıdaki ülkelerden biri olarak OECD raporlarında ifade edilen noktaya getirmiş olduk."
Tekin, 2003'ten itibaren katılmaya başladıkları PISA döngülerinde özellikle 2018 ve 2022 döngüleriyle güçlendiklerini, 2025 döngüsüyle de çok daha iyi bir noktaya geldiklerini bildirdi. Türkiye'nin PISA 2025 döngüsünde ilk defa fen bilimleri ve okuma becerilerinde OECD ortalamalarının üzerine çıktığını vurgulayan Tekin, matematikte de bu ortalamaları yakaladıklarını söyledi. Tekin, sözlerine şöyle devam etti:
TEK OECD ÜLKESİ OLDUK
"Küresel ölçekte belirgin gerilemelerin yaşandığı bu 2022-2025 döneminde her üç alanda da performansını anlamlı biçimde yükselten tek OECD ülkesi Türkiye oldu. Bu yükselişi asıl kıymetli kılan taraf ise onun yalnızca bir ortalamanın artışından ibaret kalmamasıdır. Türkiye aynı dönemde hem en başarılı öğrencilerin oranını artıran hem de asgari düzeyin altındaki öğrencilerin oranını aynı şekilde azaltan iki OECD ülkesinden biri oldu. Yani hem zirvedeki öğrencilerimizi daha yukarıya taşıma çabası içinde olduk hem de en geride kalan çocuklarımızın ellerinden tutup onların yukarıya doğru taşınmasına yardımcı olduk. Bu tablonun bizim için çok ayrı bir anlamı var. OECD'nin uzun dönem analizlerine göre 2015'ten 2025'e uzanan bu on yıllık süreçte her üç alanda birden performansını anlamlı biçimde yükseltebilen tek OECD ülkesi yine Türkiye oldu."
ZORUNLULUK OLDU
Tekin, 2023'ün yaz aylarından itibaren okullarda telefon kullanımını yasakladıklarını anımsatarak, aynı şekilde bu yıl öğretmenlerin de ders ortamında telefonla zaman geçirmemeleri gerektiğini kendilerine hatırlattıklarını ifade etti. Ailelerin çocuklarının eğitim öğretim süreçlerine pozitif katkı vereceklerini gördüklerini aktaran Tekin, 2023 yazından itibaren Türkiye'deki yaklaşık 18 milyon öğrencinin tamamının ailesine yönelik ebeveyn eğitimleri sürecini başlattıklarını dile getirerek, "Bu yıl itibarıyla da okul öncesine, ilkokula ve ortaokula yeni başlayan çocuklarımızın ailelerine bu eğitimlere katılmayı zorunlu hale getirdik. Türkiye'de bugün burada konuştuğumuz güzel atmosferin oluşmasına sebebiyet veren Sayın Cumhurbaşkanımıza ve bu anlamda bizim her daim destekçimiz olan öğretmen arkadaşlarıma teşekkür ediyorum."
09-09-2026

