Ara tatiller: Kaldırılırsa ara tatil günleri yaz tatiline eklenecek
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, CNN Türk'te yayımlanan "Hakan Çelik ile Hafta Sonu" programında eğitim gündemine ilişkin soruları yanıtladı.
Bütün çocukların 66 aydan itibaren zorunlu olarak Millî Eğitim Bakanlığına emanet edildiğine işaret eden Tekin, şöyle dedi: "Biz, bize emanet edilen çocukları, bahsettiğimiz referans değerler etrafında yetiştirmekle mükellefiz. Yani kendisine emanet edilen vatanı, vatana ait değerleri, kutsalları, barışı, insan haklarını, demokrasiyi, hukuk devletini sahiplenecek; olağan dışı bir durum olduğunda yardımlaşma, dayanışma ve benzeri duygularla mücehhez bir kuşak yetiştirmemiz lazım ki barut fıçısı gibi olan bu coğrafyada kendi değerlerimizi, bağımsızlığımızi, etrafımızda barışı koruyacak bir kuşak olsun. Bu, Bakanlığın temel işlerinden biri. Bu görevi bize hem anayasamız veriyor hem de Millî Eğitim Temel Kanunu, bize bu işlevi yerine getirmeyi bir sorumluluk olarak veriyor."
ANAYASA VE KANUNLARA UYGUN
Bu işi yaparken anayasanın ve kanunların diğer hükümlerine de riayet ederek, bildiride ifade edilen laiklik gibi konuları göz önünde tutarak asli görevlerini yerine getirmekle mükellef olduklarını belirten Tekin, bu konuda çok hassas olduklarını belirtti.
Türkiye'de millî birliği, beraberliği temin edecek hususları ilk defa gündemlerine almadıklarına işaret eden Tekin, 2023 haziran ayı itibarıyla Bakan olduğunu, ilk yaptıkları şeylerden birinin okul bahçelerinde çocukların, kültür aktarımının önemli unsurlarından biri olan geleneksel çocuk oyunlarını oynamalarına imkân sağlamak olduğunu anlattı. Devamında 2024 yılında dünya barışına katkı sağlamak amacıyla okullara Filistinli çocuklar için saygı duruşuyla başladıklarını hatırlatan Tekin, bir sonraki yıl "Çanakkale'de Gazze'ye Vatan Savunması" temasıyla okulları başlattıklarını, bu yıl çocukların çevre ve doğa bilincinin gelişmesi için farkındalık etkinlikleri düzenlediklerini söyledi.
RAMAZAN BİZİM KÜLTÜRÜMÜZDE
Bahar yarıyılı başlarken okullarda bayrak üzerinden bir farkındalık oluşturduklarını dile getiren Bakan Tekin şöyle dedi: "Bütün bunlar, bizi biz yapan değerlerimiz etrafında millî birlik oluşturacak; beraberliği, yardımlaşmayı, dayanışmayı güçlendirecek adımlar. Ramazan da bizim kültürümüzde bahsettiğimiz işlevleri açısından önemli rolü olan bir değer. Bu sebeple sıra dışı, kural dışı, mevzuat dışı şeylerin yapılmasını da engelleyecek biçimde bir genelge hazırladık. Genelge'de anayasamızdan, Millî Eğitim Temel Kanunumuzdan, Bakanlığın öğretim programlarından referansla ramazan ayının bir dizi etkinlikle farkındalık oluşturulabilecek bir imkân olduğunu öğretmenlerimize, okullarımıza, idarecilerimize duyurduk."
SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUM”
Genelge'nin sonunda iki hususa herkesin dikkatini çektiklerini kaydeden Tekin, bunlardan birinin gönüllülük esası, diğerinin mahremiyet olduğunu vurguladı. Tekin, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Orucunu tutan, tutmayan ayrımının alenileştirilmemesi gibi hususlara riayet edilmesini ısrarlı bir biçimde söyledik. Tüm bunları yaptıktan sonra Genelge'mizin yayımlanmasını müteakip o gün itibarıyla bir bildiri yayımlandı. Bu bildiri; bir Bakan olarak, bir akademisyen olarak, bir siyaset bilimci olarak asla kabul edemeyeceğim tanımlamaları bünyesinde barındırıyor. Birincisi, biz millî birlikten ve beraberlikten bahsederken yaptıklarımızın 'Talibanlaştırma' olarak yorumlanması. Bunu yapanları gerici, azgın bir sapkınlık gibi tanımlıyor. Bu bildiriyi yayımlamanın kendileri açısından demokratik bir hak olduğunu söylüyorlar. Ben de diyorum ki demokratik hukuk devleti prensipleri içinde burada beni rahatsız eden şeyleri yargıya taşımak benim açımdan da demokratik bir hak. Bu bahsi geçen ifadelerden dolayı suç duyurusunda bulundum. Yani 'Talibanlaştırma, Trump'ın ipine sarılma, gerici azgınlık, sapkınlık...' Bunlar kabul edilebilir şeyler değil. Ben yazıyı yazan Bakan olarak, Genelge hükümlerine göre okullarımızda etkinlik yapan öğrencilerimiz, onların velileri, öğretmenlerimiz, idarecilerimiz, hepsi zan altında bırakılıyor. Onların hukukunu korumak için çıkıp onlar gibi ekranlarda hakaret mi etmem gerekiyor? Gayet doğal, hukuk devletinin prensipleri içinde, yaptıkları şeyin bu etkinlikleri organize edenler için kişiler için hakaret içerdiğini ifade ederek suç duyurusunda bulundum. Bundan rahatsız oldular ve mevzuyu bambaşka yerlere taşıdılar."
Tekin, ramazan etkinlikleriyle ilgili, dinî referansları kendi çıkarları için kullanan bazı gruplara yönelik kaygıların gündeme getirildiğinin hatırlatılması üzerine FETÖ ya da benzeri yapılarla mücadele konusunda oturup saatlerce konuşabileceklerini, bu konuda nerede durduğunun herkes tarafından bilindiğini dile getirdi. Tekin, şöyle dedi:
"2013 yılında başlayan ve 2014 yılı bahar aylarında yasalaşan, FETÖ ile mücadele anlamında çok kritik bir süreç olan dershane konusunda, bugün süreci eleştiren CHP'nin nerede durduğuna bir bakmamız lazım. Yani FETÖ uyarısı yapan CHP, 2014 yılında neredeydi? 2014 yılında CHP, bizim FETÖ süreciyle ilgili başlattığımız dershane yasasını Anayasa Mahkemesine taşıdı. FETÖ dershanelerinde ağlayan milletvekilleri vardı. FETÖ'nün bankasının kapanmaması için önünde eylem yapan CHP'liler vardı. Şimdi biz FETÖ ve benzeri hassasiyetleri göz önünde bulundururken, o gün onların yanında olanlar bugün bize bu uyarıyı yapıyorlar. Burası bir samimiyet testi."
GENELGENİN ESPRİSİ NEDİR?
Yazıda dini vecibelerle alakalı hiçbir ifade olmadığını vurgulayan Tekin, geçen yıl 23 Nisan'da da ulusal egemenlik kavramının ne olduğunun çocuklara öğretilmesi amacıyla okullarda bu tür etkinlikler yapılacağını dair Genelge yayımladıklarını söyledi: Tekin, "Bizim buradaki Genelge'mizin odak noktası ne dinî sorumluluklar ne de başka bir şey. Biz sadece ülkemizin geleceğini emanet edeceğimiz çocuklarımızda bu ülkeye sahip çıkacak, bu ülke içinde millî birliği, dayanışmayı, beraberliği en üst düzeye çıkaracak bir bilinç oluşturmaya çalışıyoruz, bu genelgenin esprisi bu" dedi.
LAİKLİK KAVRAMI ÜZERİNDE UZLAŞMA
Ramazan ayında yapılacak şeylerle ilgili okul bazlı örnekler hazırladıklarını belirten Tekin, bunların tamamının sağlık, beraberlik, bütünlük, bunlarla ilgili farkındalık oluşturacak etkinlikler olduğunu söyledi. Bunu laiklik meselesine taşımanın çok abes olduğunu ifade eden Tekin şunları söyledi: "Laiklik kavramı üzerinde oturup uzlaşmamız gerekiyor, laiklikten ne anladığımızı konuşmamız gerekiyor. Bu coğrafyada Osmanlı Devleti çatısı altında bile farklı inançların özgürlük ve barış içinde, yani kendi dinî inanç ve ibadetlerini özgür biçimde gerçekleştirebildikleri, barış içinde yaşadıkları bir gelenekten geliyoruz biz."
Farklı inançlarda olan kişilerin özgürce ve hoşgörüyle yaşadığı, birbirlerine saygı duyduğu bir coğrafyada yaşadıklarını vurgulayan Tekin; uzun yıllar Sivas'ta, Tokat'ta bulunduğunu, oruç tutan ya da tutmayan komşularının ramazan ayında evinde pişen yemekleri, iftar için hazırladıklarını ve birbirlerine ikram ettiklerini anlattı. Tekin, o birliktelik arzusunun Türk insanının mayasında olduğunu, okullarda da yeniden canlı tutarak bunu sağlayabileceklerini düşündüğünü söyledi. Genelgen'in amacının da bu olduğunu dile getiren Tekin, buradan laiklik tartışmasının çıkacağının akıllarından bile geçmediğini ifade etti. Tekin, şu değerlendirmeleri yaptı:
"Böyle bir tartışmanın çıkabileceğini tahmin etmiyordum ama şunun farkındaydım: Yani şunu görünce, bu eleştiriyi yapan kişilerin Türkiye'nin toplumsal yapısıyla ilgili zerre miktarı bilgisi olmadığını anladım. Kabir başında rakı içen, bunu içebilecek kadar Türkiye'nin toplumsal yapısına yabancılaşmış bir siyasetçinin ramazanla ilgili böyle bir değerlendirme yapabileceğini de burada böylece görmüş olduk, bu da başka bir boyutu olayın..."
“ART NİYETLİ YAKLAŞIMLARA KARŞI ANINDA TEDBİR ALINIYOR”
Tekin'e bir okulda işte selefi andı okutulduğu eleştirilerinin hatırlatılarak, "Bu ve buna benzer hadiseler olduğunda Millî Eğitim Bakanlığı nasıl bir tutum alıyor, nasıl bir yol izleniyor?" sorusu yöneltildi. Tekin, bu Genelge'yi yazdıklarında il millî eğitim müdürleriyle bir toplantı yaptıklarını ve genelgenin amaçlarını daha geniş bir perspektifle anlattıklarını hatırlattı. Genelge'nin ekinde faaliyet örnekleri koyduklarını, iki önemli ilkeyi, mahremiyet ve gönüllülüğü özellikle vurguladıklarını kaydeden Bakan Tekin, şunları kaydetti:
"Sonra ramazan başladığında bu kez online olarak il müdürü arkadaşlarımızla bir toplantı daha yaptık. Çok yoğun bir ilgi olunca, iki gün önce bu sefer Personel Genel Müdürümüz il müdürlerimizle online bir toplantı daha yaptı. Burada yapmak istediğimiz, söylediğimiz şey şu: Toplumdan çok yoğun bir destek gördü, bunu sabote etmek isteyen art niyetli yaklaşımlar olabilir, bunlara karşı dikkatli olalım. Biz başka örnekleri de yaşadık, yani bayrak örneğinde bile farklı şeylerle karşı karşıya kaldık. Bunlara karşı Millî Eğitim Bakanlığı, okul yöneticilerimiz ve öğretmenlerimiz çok duyarlılar zaten... Hemen, anında tedbir alınıyor."
SAKATA GETİRECEK ŞEYLER
Yüz binlerce güzel etkinlik yapıldığına işaret eden Bakan Tekin, bunların içinde birkaç tane kendisinin tasvip etmediği, kimsenin tasvip edemeyeceği örnekler olduğunu söyledi. Tekin, şöyle devam etti:
"Bunlardan hareketle lütfen bu arkadaşlarımızın emeğini, bizim bu konudaki niyetimizi böyle sakata getirecek şeylerin içerisine girmeyelim. Ben muhalefette de aynı şekilde sesleniyorum. Benim çağrım şu: Bizi kutuplaşma yaratmakla suçlayan muhalefetin kutuplaşmayı engellemek için bu süreçlere destek olmasını bekliyorum. Buyurun gelin, beraber yapalım bu etkinlikleri, yani siz de katılın. Bakın, önceki akşam Türkiye Büyük Millet Meclisi Millî Eğitim, Gençlik, Spor ve Kültür Komisyonu üyelerini biz beraber iftara yapalım diye davet ettik, ona bile gelmediler."
OKUL ZİLLERİNDE STANDART
Tekin, "Okul zilleriyle ilgili bir standart var mı?" sorusuna şu yanıtı verdi: "Burada bir anomali durumu olduğu için geçtiğimiz yaz aylarındaki genelgelerimizden bir tanesinde okul zili uygulamasını kaldırdık."
Zilsiz okul uygulamasını başlattıklarını ifade eden Tekin, çocukların sorumluluk bilincinin gelişmesi açısından da bunu yaptıklarını belirtti. Okul zili uygulamasının elektronik ortamda otomatik yapıldığını ve hafta sonu çevredeki insanların rahatsız olabildiğini hatırlatan Tekin, bunların yaşanmaması için uygulamayı kaldırdıklarını ifade etti. Tekin, "Nöbetçi öğretmen arkadaşlarımız var, teneffüsün bittiğini, dersin başladığını hatırlatıyorlar" dedi.
ARA TATİL YAZ TATİLİNE EKLENİR
Ara tatilin kaldırılıp kaldırılmayacağı sorusu üzerine Tekin, mevzuata göre okulların 180 iş günü devam etmek zorunda olduğunu, yine kanuna göre öğretmenlerin yılda iki ay yaz tatili yaptıklarını açıkladı. Tekin, şunları söyledi:
"Bunları koyduğumuzda ve üzerine işte 29 Ekim ile başlayıp yaz tatiline kadar yılbaşı, şubat tatili, 23 Nisan, 19 Mayıs, 1 Mayıs, Nevruz, Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı... Bunları eklediğimizde bazen takvim olarak sorun yaşayabiliyoruz. Bahar yarıyılında Ramazan ve Kurban Bayramı aynı yarıyıla denk düştüğünde ve her ikisinde birer haftalık veya 9'ar günlük tatiller olduğunda bizim hukuken yapabileceğimiz, yapmamız gereken o iş günü sayısını tamamlayamayacak duruma geliyoruz, dolayısıyla bu olunca sorunlar yaşanıyor. Ara tatilleri kaldırmak deyince çocuklar, gençler şöyle anlıyorlar: Sanki okula eklenecek gibi. Böyle değil. Burada yapacağımız şey şu: Eğer yaparsak okulların açılışını eylül ayında öteleyeceğiz, yine 180 iş günü okullar devam edecek, yine öğretmenlerimiz iki ay tatil yapacak. Yani o aradaki tatil kısmı buraya eklenebilir, eylül ayının bu yıl 8'inde başladı, diyelim 15'inde başlayacaktır. Biz okula çocukların geldikleri gün sayısını artırmıyoruz burada, tatili de azaltmıyoruz. Artmayacak da azalmayacak da. Tatiller de azalmayacak, bir şey değişmiyor yani.
TAKVİM İLAN EDİLDİ
Bu yıl için zaten herhangi bir şey yok, bu yıl takvimimizi ilan ettik. Biz mayıs ayında önümüzdeki yılın takvimini hazırlıyoruz, yani 2026-2027 eğitim öğretim yılı, şimdi orada Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı birer haftalık dilimlerle bizim eğer akademik takvimimizi etkileyecek durumda olursa orada bir tedbir alabiliriz ama dediğim gibi bu, ara tatilleri kaldırmak değil; ara tatilleri yaz tatiline eklemek."
Tekin, "Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, burs verdiği için mi gözaltına alındı, böyle bir durum mu var? sorusuna. "Ben buraya girerken cep telefonuma düştü, bilemiyorum tabii ama burs verdiği için hiçbir belediye başkanı gözaltına alınmaz" yanıtını verdi.
AKRAN ZORBALIĞI YERİNE AKRAN NEZAKETİ
Akran zorbalığının önlenmesi konusunda yürütülen faaliyetlere ilişkin soru üzerine Bakan Tekin, Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğünün bu konuda çok yoğun bir şekilde çalıştığını söyledi. Bunun adını "akran nezaketi" ifadesiyle kullandıklarına dikkat çeken Tekin şöyle dedi: "Bu konuda yaptığımız araştırmalar, akran arasındaki en büyük akran zorbalığı olarak tanımlanan şeyin sosyal medya üzerinden ve elektronik ortamda, yüzde 90'a yakını oradaki uygulamaları zorbalık olarak kabul ediyor. Dolayısıyla biz bir taraftan sosyal medya okuryazarlığını, bir taraftan da bu psikolojik rehberlik faaliyetlerini yürütüyoruz."
Enerji okuryazarlığı ve sürdürülebilirlik başlıklarında okullarda farklı şeyler yapılmasının söz konusu olup olmadığı sorusu üzerine Tekin şöyle dedi: "Tabii ki çok güzel olur. Biz zaten programlarımızı oluştururken, yani müfredatı yazarken bütün bunlarla ilgili enerji verimliliği, enerjinin doğru kullanılması, kaynak israfının engellenmesi konularında ilgili STK'lerin fikirlerini aldık. Şimdi de bizimle bu konuda ortak çalışmak isteyen, farkındalık oluşturmak isteyen bütün STK'lara açığız."
"18 yaşın altındaki çocukların internete erişiminin sınırlandırılmasıyla ilgili bazı adımlar var dünyada da Türkiye'de de. Siz de o kanaatte misiniz?" sorusu üzerine Tekin, bu konuyu gündeme ilk olarak kendilerinin getirdiğini vurguladı.
Okullar için cep telefonunu kısıtladıklarında bunu gündeme getirdiklerini hatırlatan Tekin, "Onu şu anda Aile Bakanlığımız ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız birlikte yürütüyorlar, yakın bir zamanda onunla ilgili bir düzenleme gelecek. Ben çocuklarımızın zorunlu eğitim çağını bitirinceye kadar bu yasakla karşı karşıya bulunmasını istiyorum. Yaş koymayalım, yani 12 yıllık zorunlu eğitimi bitirinceye kadar diyelim tarafındayım ama ilgili Bakanlıklar bir yaş üzerinde çalışıyorlar." değerlendirmesinde bulundu.
OKULA BAŞLAMA YAŞI
"Okula başlama yaşıyla ilgili bir değişiklik çalışması var mı?" sorusu üzerine Tekin, okula başlama ve okulda bulunma yaşıyla ilgili konuyu tartışmaya açtıklarında bunun biraz farklı bir yere evrildiğini belirtti. Tekin, şöyle dedi:
"Biz şunu söylüyoruz: Okul öncesi eğitimi yaygınlaştırarak çocukların okula başlama yaşını biraz da erkene alıp daha standart hale getirelim. Şöyle düşünün: Şu anda 66 aylık bir çocukla 84 aylık bir çocuk aynı sınıfta okula başlayabiliyor, burada bir düzenleme yapalım istiyorduk, çalışıyor arkadaşlar."
Kantinlerde satılan ürünlerin takibiyle ilgili soru üzerine Tekin, Sağlık Bakanlığı ve Tarım ve Orman Bakanlığı ile beraber bunun takibini yaptıklarını söyledi. Ortak bir yönetmeliklerinin olduğunu belirten Tekin, "Okullarda satılabilecek ürünlerle ilgili çok geniş bir liste var, ona riayet ediyoruz. Hem Tarım Bakanlığı hem bizim müfettişler denetimlerini yapıyorlar." diye konuştu.
"Özel eğitime ihtiyacı olan çocuklar için mevcut öğretmen ve sınıf kapasitesi ne durumda? Biraz daha arttırılabilir mi?" sorusuna Tekin, "Bizim en çok ihtiyaç duyduğumuz öğretmenlik alanı özel eğitim öğretmenliği. Kapasitemiz var, öğretmen ihtiyacımızı zamanla gideriyoruz, öğretmen ihtiyacımızı giderdikçe de sınıf ve okul açıyoruz. Özel eğitim okulları kampüsleri açmaya başladık zaten şimdi, sadece özel eğitim üzerine. En son geçtiğimiz aralık ayında Emine Erdoğan Hanımefendiyle birlikte Zonguldak Karadeniz Ereğli'de açtık" yanıtını verdi.
Beyin göçünün tersine çevrilmesi için bir çalışma yürütülüp yürütülmediği sorusu üzerine Bakan Tekin, bu konuda çok abartılı şeyler söylendiğini dile getirdi. Bu konuyu vahim bir boyutta görmediklerini kaydeden Tekin şöyle dedi: "1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanun var, her yıl burs başvurusuna çıkıyoruz lisansüstü eğitim için. yani master ve doktora için. Birçok alanda boş kalıyor. Spesifik alanlar değil, üniversitelerdeki normal anabilim dalları. Bu konuda çok abartılı, şişirme rakamlar var. Böyle bir algı oluşturuluyor."
SEFERBERLİK HALİ İÇİNDEYİZ
Bakan Tekin, bugün 28 Şubat olduğunu hatırlatarak Türkiye'de demokrasi ve insan hakları açısından önemli kırılma anlarından biri olduğunu söyledi. Tekin, şunları söyledi:
"İnşallah bu türden demokrasiye antidemokratik müdahalelerin olmadığı Türkiye'yi hep beraber yaşarız, bir daha o kötü günleri yaşamayız diye ümit ediyorum. Öğretmen arkadaşlarıma gerçekten çok samimiyetle teşekkür ediyorum. Toplumu da öğretmen arkadaşlarımızın hukukuna sahip çıkmak, onlara destek olmak konusunda daha duyarlı olmaya davet ediyorum. Velilerimizi aynı şekilde bu sürecin içinde daha aktif bulunmaya davet ediyorum. Biz 1 milyon 200 bin kişilik bir ordu olarak Türkiye'de çocuklarımızın geleceğe daha iyi hazırlanmaları için yoğun bir seferberlik hali içerisindeyiz. Destekler, dualarla yürüyecek inşallah."
02-03-2026


