Arama sonuçları

Bakan Tekin: Teneffüste ilahi söyleyen çocukların sesinden hangi hukuk düzeni zarar görüyor?

 Bakan Tekin: Teneffüste ilahi söyleyen çocukların sesinden hangi hukuk düzeni zarar görüyor?

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, İstanbul Bağcılar Kadir Topbaş Halk Sarayı'nda düzenlenen iftarda konuştu.  Tekin, Millî Eğitim Bakanlığının ramazan etkinlikleri üzerinden sergilenen refleksler ile 28 Şubat döneminin refleksleri arasındaki sürekliliği, zihniyet düzeyinde niçin bir arınma yaşanmadığını ve laiklik tartışmalarında hangi vesayet dilinin yeniden tedavüle sokulduğunu çok açık ve net biçimde gördüklerini dile getirdi.

Tekin, bugün ramazan etkinlikleri etrafında yükselen tepkilere bakıldığında aynı kuşatma dilinin güncellenmiş bir sürümüyle karşı karşıya olduklarını gördüklerini söyleyerek bu tablo karşısında sözü dolandırmadan açık açık konuşulması gerektiğini belirtti.

 "Çocuklarımız ramazanı tanıyınca, orucun edebini öğrenince, namazın manasını merak edince, okul bahçesinde ilahiyle kendi medeniyetinin sesiyle buluşunca kimler ve neden acaba ideolojik bir alarm sürecine geçiyor?" diyen Tekin, şu ifadeleri kullandı:

HANGİ REJİM KRİZİ ÇIKARABİLİYORSUNUZ?

"Ramazan etkinliklerimizi 'Talibanlaştırma' diye yaftalayacak kadar ölçüyü nasıl kaybettiniz? Bir çocuğun iftarı, sabrı, infakı, hürmeti öğrenmesinden nasıl bir tehdit üretebiliyorsunuz? Ramazan süslemesi yapan yavrularımızdan hangi rejim krizi çıkarabiliyorsunuz? Teneffüste dahi ilahi söyleyen çocukların sesinden hangi hukuk düzeninin zarar gördüğünü lütfen bana anlatın. Pedagojiden söz edenler, çocukların kendi kültürünü tanıma hakkını hangi pedagojik ölçüyle dışarıda bırakabiliyorsunuz? Özgürlükten söz edenler... İş, milletin inancına ve bu ülkenin manevi hafızasına gelince niçin yasakçı bir dile savruluyorsunuz? 'Laikliği savunuyoruz.' diyerek ortaya çıkanlar okul bahçesindeki ramazan neşesini gericilik, çocukların değer eğitimiyle temasını tehdit, toplumun inançla kurduğu gerçek bağı ise tehlike göstermeye siz nasıl kendinizi haklı görüyorsunuz?"

Tekin, bu milletin inancının kamusal hayatta görünürlüğüne dönük kadim tahammülsüzlüğün, dolaşıma sokulan bildirilerle bir kez daha ortaya konulduğunu söyledi.

Tekin, "Ramazan etkinliğini rejim krizi diye yaftalayan diliniz, okul bahçesindeki çocuklarımızın sevincini hedefe koyarken aslında bu toprakların mayasıyla kurulan gerçek bağdan rahatsız olduğunuz açık. Meseleye buradan bakınca laiklik tartışmalarının niçin sürekli aynı mecraya sürüklendiğini daha iyi anlayabiliyoruz" dedi.

LAİKLİK EN KESKİN SOPALARDAN BİRİSİ OLDU

Türkiye'de laikliğin, pratikte yıllarca vesayet aklının en keskin sopalarından birisi haline getirildiğini dile getiren Tekin şunları söyledi:

 "12 Eylül'ün bildirilerinde, 28 Şubat'ın brifinglerinde, e-muhtıra metinlerinde, cumhuriyet mitinglerinde, 15 Temmuz gecesi okunan korsan bildiride hep aynı kavramlara sarıldılar. Her seferinde rejimi kurtarma iddiasıyla milletin inancına, eğitim hakkına, hayat tarzına müdahale etmeye çalıştılar. Bedeli ise başörtüsü yasaklarıyla, katsayı duvarlarıyla, iş ve eğitim hakkı gasbedilen kuşaklarımız ödedi. Bugün ramazan etkinlikleri vesilesiyle yeniden sahneye sürülen laiklik bildirileri işte bu hafızayı yok sayıyor."

TEKRAR EDİP DURUYORLAR

Millî Eğitim Bakanı Tekin, bazılarının "Laikliği savunmak suç değildir" cümlesini tekrar edip durduklarını söyleyerek, şöyle devam etti:

“Elbette değildir. Sorun o cümleyi kendine zırh yapıp tesettürlü kadınlara, sarıklı cübbeli insanlara, başında tülbent, ayağında şalvar var diye seçilmiş bir belediye başkanına hakaret yağdıran zihniyettedir. Dün başörtülü öğrenciyi irtica odağı diye kampüsten kovan, öğretmeni 'sakallı, sendikalı, riskli personel' diye fişleyen kimse neyse bugün ramazan etkinlikleri üzerinden 'Laiklik elden gidiyor.' çığlığı atanlarla aynı damar orada duruyor maalesef. Sorun laiklik değil. Sorun takıntılı, kibirli laikçilik anlayışıdır. Ramazanda teneffüs arasında ilahi söyleyen çocuklardan, okulda 'değerler' eğitim başlığı altında kendi kültürünü, kendi takvimini tanıyan öğrencilerden bir rejim krizi çıkarmaya çalışanlar aslında, 'Bu toplumun inancı kamusal alanda görünür olamaz.'

KİMSE ENDİŞE TAŞIMIYOR 

Bakan Tekin, Batı dünyasında kilise kökenli gospel müziklerinden devasa bir endüstri doğmasına rağmen kimsenin "Laiklik elden gidiyor" şeklinde bir endişe taşımadığını kaydetti. Çocukların millî ve manevi değerlerinin farkında olmasının ve ilahi okumasının sadece evle sınırlandırılmak istendiğini kaydeden Tekin, bu değerlerin okulda, sokakta veya Meclis'te karşılık bulmasına karşı çıkan bir anlayışın hakim olduğunu anlattı.

LAİKLİK İLKESİ SALDIRI VESİLESİ

 Türkiye'de tek bir ilahi, tek bir yöresel kıyafet, tek bir ramazan etkinliği üzerinden laik anksiyetenin yeniden nöbet olarak devreye girdiğini söyleyen Tekin şöyle dedi: “Bu, çıplak bir İslam karşıtlığının laiklik ambalajıyla pazarlanmasından başka bir şey değildir. Bu millet kendi inancını, kendi çocuklarının eğitimini savunduğu için kimsenin karşısında mahcupluk duymak zorunda değildir. Bizim itirazımız laiklik ilkesini her defasında milletin inancına ve değerlerine saldırı vesilesi yapan vesayet dilinedir."

Tekin, Millî Eğitim Bakanlığı olarak vazifelerinin devletin bütün çocuklarına eşit hürmetle yaklaşan, kimsenin inancı, kıyafeti, okul tercihi sebebiyle dışlanmadığı bir eğitim iklimini oluşturmak, muhafaza etmek ve güçlendirmek olduğunu vurguladı. Tekin, "Bizim vazifemiz, 28 Şubat'ın deli gömleğini yeniden bu ülkenin eğitim sistemine giydirmeye yeltenen her girişim karşısında tereddütsüz bir siyasi irade ortaya koymaktır. Bu millet o karanlık dönemi yaşadı. Bedelini evlatlarıyla, umutlarıyla ve gençlerinin istikbaliyle ödedi" diye konuştu.

 Tekin, bugün vesayet dilinin karşısında durulabiliyorsa bunun AK Parti iktidarlarının yıllara yayılan demokrasi mücadelesi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bedel ödemeyi göze alan sarsılmaz liderliğiyle mümkün olduğunu söyledi. Tekin, başörtüsü yasaklarının kaldırılmasından katsayı zulmüne son verilmesine, imam hatipler üzerindeki kuşatmanın bertaraf edilmesinden eğitimde fırsat ve adalet zeminini büyüten adımlara kadar hangi eşiğe bakılırsa arkasında aynı kararlılığın olduğunu belirtti. Tekin, “Artık bu millet yeni bildirileri tedavüle sokanların değil; enerjisini çocuklarının eğitimine, adalete, kalkınmaya ve Türkiye Yüzyılı'nın inkişafına teksif eden iradenin yanında saf tutmaktadır "dedi.

01-03-2026


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin

Paylaş