Çocuk işçilik yaşı düşüyor, önlem alınmıyor
Bugün 20 Kasım, Dünya Çocuk Hakları Günü. Birleşmiş Milletlerde Çocuk Hakları Sözleşmesinin imzalanmasının üzerinden 36 sene geçti. 6 yıl sonra Türkiye 20 Kasım’ı, henüz ay bitmeden 9 çocuk işçinin ölümüyle karşılıyor. İSİG Meclisi verilerine göre sene başından bu yana en az 81 çocuk işçi yaşamını yitirdi.
20 Kasım’da ‘Çocuk hakları’ ile ilgili sayısız bürokrat açıklaması dizilirken; Kadosan’daki otomotiv atölyelerinde çalışan çocuklarla çocuk işçi cinayetlerini, ‘haklarını’, resmi açıklamaların ardındaki gerçek tabloyu gösterdi. Evrensel’den Nisa Sude Demirel ve Ekim Can Aslan'ın haberi: Ümraniye’de yer alan Kadosan’da 500’e yakın iş yeri var, 4 bine yakın işçi çalışıyor. Bu işçilerden bir kısmı yakında bulunan İMES Süheyl Erboz Mesleki Eğitim Merkezine kayıtlı. Büyük kısmı motor-mekanikte çıraklık yapan çocuklar, işçi sayısı en fazla 15’i bulan atölyelerde haftanın en az 5 günü, günde 10 saat, asgari ücretin de altına ücretlere çalışıyor.
"ACELEM VAR, USTA PARÇA ALMAYA GÖNDERDİ"
Sanayi sitesine girdikten ancak birkaç dakika sonra karşımızdan yaşını tahmin edemediğimiz kadar küçük duran bir çocuk elinde ufak metal parçalar ve üzerinde iş kıyafetleriyle yürüyor. Durdurup tanışıyoruz. 14 yaşındaki Ahmet 9. sınıfa gidiyor ve bu sene MESEM’e kaydolmuş. Birkaç ay önce de burada bir otomotiv dükkanında çalışmaya başlamış. Kasım ayında hayatını kaybeden çocuk işçileri konuşuyoruz. Duymadığını, üzüldüğünü söylüyor. Acelesi olduğunu, ustasının parça almaya gönderdiğini söyleyerek gidiyor. Ahmet’te iş ayakkabısı yok, bağcıkları gevşek, yer yer delinmiş bir bez ayakkabı var.
TEMEL SEBEP ÖNLEM ALINMAMASI
Hemen arkasından konuştuğumuz Berat, görece daha büyük bir atölyede çalışıyor. 17 yaşında, üç senedir aynı iş yerinde. Kasım ayında 9 çocuk işçinin ölümünden söz ediyoruz, “9 mu? Çok fazlaymış, hiç duymuyoruz” diyor. Evi babası ve kendisi geçindiriyor, aylık ücreti 16 bin TL. Çalışmaya başlamasını şöyle anlatıyor, “Aslında ben okuyacaktım. Sonra maddi sıkıntılar falan oldu işte. Çalışmaya başladım burada. Öyle ‘Okuyacağıma çalışırım’ gibi başlamadım yani pek.”
Çocuk işçilerin ölümü hakkında konuşurken iş yerinde iş güvenliği önlemlerini alıp almadıklarını soruyoruz, “Ben alıyorum çünkü büyük araba yapıyoruz. Almazsam sürekli yaralanırım” diyor. İş güvenliği dediği bir iş ayakkabısı ve ince bir eldiven. İş ayakkabısı giyiyorum, eldiven takıyorum.”
Berat’a göre son zamanlarda çocuk işçi cinayetlerinin bu kadar artmış olmasının temel sebebi önlem alınmaması. Kimin önlem almadığını sorduğumuzda, “Yanında çalıştıranlar almıyor. Canımıza hiç önem vermiyorlar” diyor.
"DEVLET İŞİNİ YAPSA..."
MESEM öğrencilerine iş güvenliğine ilişkin ders veriliyor ancak Berat’a göre içeriğinde hiç ‘işe yarar’ bir şey yok: “Geçen sene birkaç ders gördük. Bir ders bir de sınav var, başka bir şey yok. Burada kendi kendimize öğreniyoruz. ‘Baret takın’, ‘İş ayakkabısı giyin’ falan diyorlar. Ama kontrol eden yok veriyorlar mı, vermiyorlar mı...”
Berat’a ‘çocuk haklarının’ ne ifade ettiğini soruyoruz: “Yani şimdi aklıma gelmiyor böyle sorunca, ne desem kendim de siz de inanmazsınız. O kadar boş bir terim.” Cevabının üzerine yaşam koşullarını neyin kolaylaştırabileceğini konuşuyoruz, Berat yoksulluğun nasıl çocuk işçiliği artırdığını anlatıyor: “Yani keşke devlet biraz ailelerimize yardım etseydi. Biraz bile yardım etse bir sürü kişi bu yaşta bu dükkanlara düşmek zorunda kalmazdı.”
HAFTADA 60 SAAT MESAİNİN SONU İŞ KAZASI
Sanayi sitesinin içinde dolanırken Serkan’la tanışıyoruz. Kadosan’da çocuk işçilere rastlamak çok zor değil. Serkan yeni 18’ine basmış. Tam 4 senedir aynı otomotiv atölyesinde çalışıyor, onun da aylık ücreti 16 bin TL. Bu sene MESEM’i duyunca yazılmış. Nasıl bir eğitim olsa okumak isterdi diye sorduğumuzda müfredatın içeriğine sıra gelmiyor, “Ekonomi biraz daha iyi olsa tabi...”
Serkan’a çocuk işçi cinayetlerinden bahsediyoruz, Serkan’a göre bu ölümlerin sebebi ‘ustaların dikkatsizliği.’ Serkan da daha önce iş kazası geçirmiş. Parmağını gösteriyor, yaklaşık bir sene önce çalışırken tırnağını makineye kaptırmış, yeni yeni iyileşiyor, “İş yeriyle değil, benimle ilgili ama” diyor. Serkan sabah 8-9 gibi atölyeye geliyor, akşam 6-7 gibi çıkıyor ve haftanın 6 günü çalışıyor. Serkan’ın burada hayatını iyileştirmek için bir talebi yok, İngiltere’ye gitmek istiyor.
"İNSAN BU ARABADAN BENDE DE OLSA DİYOR"
Serkan’la konuştuğumuz sokağın bir altındaki atölyede 16 yaşındaki Eren’le tanışıyoruz. İki senedir yani 14 yaşından beri aynı atölyede. Normalde okuyacakmış, ama LGS’den sonra Fatih Borsa Anadolu Lisesi gelmiş. Şimdi atölyede mekanikçi. Sabah 9 gibi işe başlıyor, saat 7’yi geçerken çıkıyor. Çarşamba günleri okula gidiyor, ama kendini pek okul okuyor gibi hissetmiyor: “Okulda boş boş yatıyoruz genelde, pek ders de işlemiyoruz. İşlediğimizde de faydalı bir şey öğrenmiyoruz.”
Eren’le de 9 çocuk işçi cinayetini konuşuyoruz. Eren son cinayetleri duymamış, ama bazılarına denk geldiğini söylüyor. Kendisinin iş yerinde iş güvenliği önlemlerini sorunca gülerek ayağındaki terlikleri gösteriyor. İş ayakkabısı yok, eldivenleri ise mavi, ince lastikten. Eren’e göre çocuk işçi cinayetlerinin bu kadar artmasının sebebi çalışma yaşının düşmesi: “14 yaş çok küçük bence çalışmaya başlamak için ama hayat ona itiyor. Daha küçükler geldikçe kazalar da artıyor.”
Eren’in çalıştığı atölyede pahalı olduğu belli bir klasik araba duruyor, gelen arabalar hakkında konuşuyoruz: “İyi arabalar geliyor buraya, biz pek elleyemiyoruz onları. Bunlara bakıyoruz biz (Bir Renault Megane’ı gösteriyor). İnsan diyor tabi keşke bende de olsa bir tane diye ama çok zor.” Eren’e, Dünya Çocuk Hakları Günü’nde ne talep ettiğini soruyoruz: “Para ya, kazandığımız ucu ucuna yetiyor. Bir de lise ortamını tatmak isterdim aslında.”
VERİLERLE ÇOCUK YOKSULLUĞU
TÜİK’e göre 15-17 yaş arasındaki her dört çocuktan biri, yani 970 bin çocuk çalışıyor. Buna kayıtsız olanlar ya da bu yaş aralığının dışındaki MESEM’liler dahil değil. 5-17 yaş arasını kapsayan çocuk iş gücü istatistikleri ise 2019’dan bu yana açıklanmıyor.
2024’te çocukları yeni giysilere sahip olamayan hane halkı oranı yüzde 9.2, düzgün iki çift ayakkabı sahibi olamayan çocukların oranı yüzde 11.7. Günde en az bir kez taze sebze ve meyve tüketimi yapamayan hane halkı oranı yüzde 10, çocukların yüzde 32.3’ü günde en az bir et, tavuk veya balık tüketemiyor. Evden uzakta bir haftalık tatil yapamayan çocukların oranı yüzde 22.2. Yaşına uygun kitaplara ulaşamayan çocukların oranı yüzde 16.7, evde ders çalışabileceği uygun bir yere sahip olmayan çocukların oranı yüzde 21.5.
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfının 2024’te yayımladığı rapora göre çocukların yüzde 31.3’ü yoksul, bu oran 3-14 yaş arasında yüzde 43.8.
Ekim ayında 8, kasımın ilk 16 gününde 9 çocuk çalışırken hayatını kaybetti.
İSİG Meclisinin verilerine göre 2013’ten bu yana en az 822 çocuk çalışırken yaşamını yitirdi.
20-11-2025



