Arama sonuçları

İmamoğlu'nun diploma iptal davası: Karar 15 gün içinde açıklanacak

İmamoğlu'nun diploma iptal davası: Karar 15 gün içinde açıklanacak

İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptaline karşı açtığı davanın ilk duruşması dün Silivri’de görüldü. İmamoğlu'nun savunması yaklaşık bir saat sürdü. Avukatların da söz almasının ardından son sözlerini söylemek için tekrar kürsüye çıkan İmamoğlu ile mahkeme başkanı arasında sözlü tartışma yaşandı. Duruşma ertelendi, kararın 15 gün içinde açıklanacağı kaydedildi.

BirGün'de yer alan habere göre, Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptaline karşı açılan dava İstanbul 5. İdare Ceza Mahkemesi'nde görüldü.

İLK DURUŞMA SİLİVRİ'DE

Davanın ilk duruşması, İmamoğlu'nun tutuklu bulunduğu Silivri'deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu içerisindeki mahkeme salonunda yapıldı. Saat 11.20 civarında CHP lideri Özel, duruşma salonuna giriş yaptı. Dakikalar sonra ise Ekrem İmamoğlu da salona getirildi, alkışlarla karşılandı.

Duruşma saat 11:40'da başladı. Ekrem İmamoğlu, "Diplomamı savunmaya gelmedim. Bir gencin devletine güvenerek kurduğu hayatın geriye doğru sökülmek istendiğini anlatmaya geldim" ifadelerini kaydetti.

İmamoğlu, diplomasının iptaline ilişkin işleme karşı beyanlarında, yatay geçiş için verdiği başvuru dosyasının ekleri arasında yalnızca dilekçe ve kimlik belgeleri değil, geldiği üniversiteye ait resmi transkript belgesinin de yer aldığını belirterek, şöyle dedi: "Hepsi buradadır; açık, resmî ve belgelidir. Pasaportum vardır. Girdiğim sınavların hiçbirinde dersten kalmamışımdır. Dört üzerinden 2,50 not ortalamasıyla başvuru yapmışımdır. Başvuru dilekçemin ekinde, ilgili fakülteye teslim ettiğim belgeler açıkça yer almaktadır. Öğrencinin aldığı dersleri ve akademik durumunu gösteren en temel belge, yani transkript, eksiksiz biçimde dosyaya konulmuştur. Ben de tam olarak bunu yaptım."

Yatay geçiş başvurusunun üniversite tarafından incelendiğini, derslerinin tek tek değerlendirildiğini, hangi derslerden muaf olacağı, hangi dersleri alması gerektiğinin açıkça belirlendiğini anlatan İmamoğlu, mahkemeye sunduğu belgede bunların tamamının bulunduğunu söyledi.

BİR KURBAN YARATMA ÇABASIDIR

İmamoğlu, bugün "şu belge yoktu", "bu bilgi bilinmiyordu" gibi öne sürülen iddiaların, yapılan yatay geçiş işlemi karşısında hiçbir anlamının kalmadığını vurguladı. İmamoğlu, şunları kaydetti: "İdare mahkemesi olarak duruşma ortamını sağlamak üzerine gayretinizi önemli buluyorum. Kolaylaştırmak ve zorlaştırmak kavramları açısından, madem Silivri’deyim; buradan beri savcılığın yaptığı düzenlemeleri de hayretle takip ettiğimi söylemeliyim.

Hem yeni yıla girdik; huzurunuzda tüm ülkemizin yeni yılını kutluyorum. Hem dünya hem de ülkemiz bir sınav veriyor. Miraç Kandili’nin olduğu bir gün bu duruşma yapılıyor. Dinimizin esasında da iyi insan olmak vardır. Ben de kendim iyi insan olma gayretinde olan bir vatandaşım. Birazdan 18 yaşımı konuşacağız. Orada ne yaptığımı, iyi insan olmak üzerine neler yaptığımı anlatacağım. Bugün ahlak dışı uygulamaların yapıldığı bir ülkedeyiz. Bir yılı aşkın süredir uğradığımız yargı tacizinin ayrı bir boyutta olduğunu görüyoruz.

Zira istenen belgeler, az önce gösterdiğim ilanda açıkça belirtilmiştir. Hepsi tek tek sunulmuştur. Özetle söylüyorum, her şey dosyadadır. Bugün geriye dönüp, ‘bilgi eksikti’, ‘üniversite yanıltıldı’ demek hem dosyanın içeriğiyle hem de üniversitenin en üst düzeyde yaptığı idari işlemlerle bağdaşmamaktadır. Bu, hukuki bir değerlendirme değil; kötü niyetle yapılmış bir tutumdur. Bu, asılsız ithamlarla yürütülen, bir kurban yaratma çabasıdır. Bu, bir tuzak kurma girişimidir. Ancak şunu açıkça ifade etmek isterim, kim olursa olsun, hangi koşulda bulunursa bulunsun, hukuksuzluğa uğrayan herkes gibi ben de hayatım boyunca hukuk önünde hak arama mücadelesini sonuna kadar vereceğim. Yıllar sonra bu sürecin sorgulanması, hukukun değil, hukuki güvenliğin tartışma konusu hâline getirildiğini göstermektedir.

35 YIL BOYUNCA SUSAN İDARE

Şimdi, anlatımın ötesinde dosyanın en somut gerçeğini göstermek istiyorum. Biliyor musunuz nedir bu? Anamın ak sütü kadar helal bir diplomam. Bu benim diplomam. Ve bugün deniliyor ki: ‘Üniversite geri alacak.’ Hadi oradan! Hadi oradan! Bu diploma, İstanbul Üniversitesi’nin inceleyerek, araştırarak, ölçerek ve kabul ederek kendi iradesiyle verdiği resmî bir devlet belgesidir. Yıllarca geçerli sayılmıştır. Yıllarca devletin tüm kurumlarında kabul edilmiştir. Bugün üzerinde yazan tarih, imza ve mühür neyse odur. Ben, bütün bu süreçlerden geçmiş bir belgenin yok sayılmasını kabul etmiyorum. Cumhurbaşkanı adayı olduğumu ilan ettikten sonra, 35 yıldır geçerli olan diplomam iptal edilmiştir. Bu bir varsayım değildir. Bu bir yorum değildir. Bu, takvimle sabit bir olgudur. Sormak zorundayım, 35 yıl boyunca susan idare, neden tam da bu açıklamadan sonra harekete geçmiştir?

Şimdi zurnanın zırt dediği yer geliyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Üniversitesi’ne, 24 Şubat 2025 tarihinde bir resmî yazı gönderiyor. Bu yazı bir uyarı değildir. Bu yazı bir denetim değildir. Bu yazı açıkça tehdittir. Yazıda aynen şu ifade yer alıyor: ‘Bahse konu diplomanın kullanılmaya devam edildiği (Yüksek Seçim Kurulu ve benzeri) bu kapsamda diplomanın dayanak gösterilerek kurulacak iş ve işlemlerin hukuka aykırı olmaması adına gerekli işlemlerin bir an önce yapılması…’ Şimdi bu cümleleri yavaş yavaş, kelime kelime okuyalım. ‘Diplomanın kullanılmaya devam edildiği’ deniyor. Nerede? Parantez açılıyor: ‘Yüksek Seçim Kurulu’, parantez kapanıyor. Bu ne demektir biliyor musunuz? Açıkça şunu söylüyorlar: ‘Bu kişi, bu diplomasıyla her an Cumhurbaşkanı adayı olabilir. Acele edin.’ Soruyorum, o tarihte bir seçim var mı, yok. Peki lisans diploması neden gerekir? Sadece ve sadece cumhurbaşkanı adayı olmak için gerekir. Anayasa’nın 101. maddesi bunu söyler. 4271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu’nun 6. maddesi bunu söyler. Türk siyasetinde üniversite diplomasının siyasi olarak tek belirleyici olduğu makam vardır, Cumhurbaşkanlığı. Başka hiçbir görev için bu şart yoktur. O yüzden bu yazıda özellikle ‘kullanılmaya devam edilen diploma’ deniyor ve özellikle parantez içinde YSK yazılıyor.

"BU, AĞIR BİR SİYASİ TALİMATIN ALARM HÂLİDİR"

Bu bir hukuki refleks değildir. Bu bir denetim değildir. Bu, ağır bir siyasi talimatın alarm hâlidir. Kanunla, hukukla, idari usulle ilgisi yoktur. Bu, siyasi talimatın yargı eliyle uygulanma çabasıdır. Birbirine bakarak, kulak kabartarak, sürünerek o talimatın peşinden gitmenin acziyetidir. Utanç verici bir durumdur. ‘Bir an önce gerekli işlemleri yapın’ deniyor. ‘Acele edin’ deniyor. Neden? Çünkü korkuyorlar, ayıptır. Gerçekten ayıptır. Cesaretiniz yok. Mücadele etmeye cesaretiniz yok. Sandıkta yarışmaya cesaretiniz yok. Bu yüzden hukuka ihtiyaç duyuyorsunuz. Bu hukuk değildir. Bu, hukukun araçsallaştırılmasının zirvesidir.

Bir savcı, bir üniversiteye yazı yazarak, ‘Bu kişi aday olabilir, diplomasını iptal edin’ diyebilir mi? Böyle bir yetki olabilir mi? Bu, yargı eliyle koca İstanbul Üniversitesi’ni tehdit etmektir. Ve bunu yapan anlayış, bir de çıkıp ‘hukuk adına yaptım’ diyecek. Soruyorum: Ben korkulacak bir adam mıyım? Silah mıyım? Tehdit miyim? Hayır. Ben sadece milletin karşısına çıkıp milletten oy isteyen bir siyasetçiyim. İstanbul’da milyonların oyunu almış, İstanbul’u yöneten bir Büyükşehir Belediye Başkanıyım. Bu yapılan şey şudur: Milletin önüne çıkabilecek bir ihtimali, hukuk yoluyla daha doğmadan boğma çabasıdır. Böyle bir anlayış olabilir mi? Bir vatandaşın, bir kurumun, bir üniversitenin bu şekilde hizaya sokulmaya çalışılması kabul edilebilir mi? Bu bir hukuk devleti pratiği değildir. Bu, korkunun ve acziyetin belgesidir."

İmamoğlu'nun beyanı yaklaşık 1 saatlik sürenin ardından sona erdi. Ardından söz alan avukatları beyanlarını tamamlamadı. Sonrasında ise rektörlüğün avukatları davalı sıfatıyla söz aldı.

İMAMOĞLU İLE MAHKEME BAŞKANI ARASINDA 'ATIŞMA'

Son sözlerini almak üzere saat 13:40 civarında yeniden kürsüye çıkan Ekrem İmamoğlu, salona dönerek konuşunca mahkeme başkanıyla arasında gerginlik yaşandı.

Hakim, İmamoğlu’nu beyanlarını kendisine bakarak yapması konusunda uyardı. İmamoğlu ise “Neden?” diyerek sözlerini salondaki herkese hitaben söyleyebileceğini dile getirdi.

Bunun üzerine mahkeme başkanı, muhatabın heyet olduğunu ve kararı verecek olanların kendileri olduğunu belirtti. İmamoğlu ise bu uyarıya rağmen konuşmasını çevresine dönerek sürdürdü.

"BU DAVA, ABSÜRTLÜĞÜYLE TARİHE GEÇECEKTİR"

İmamoğlu, son sözleri için çıktığı kürsüden şunları kaydetti: "Bu dava, 'Türkiye'de hâlâ bir hukuk devleti var mı yok mu' sorusunun cevabını verecek davadır. Bu dava, 'Türkiye hukuk devleti ayakta mı' sorusunun yargılandığı davadır ve absürtlüğüyle tarihe geçecektir. Casusluk, sahtecilik, İBB davası gibi tarihe geçecektir. Vereceğiniz karar ne olursa olsun tarihe geçecektir."

DURUŞMA SONA ERDİ

Davanın ilk duruşması sona erdi. Kararın 15 gün içinde taraflara yazılı olarak bildirileceği kaydedildi.

ÖZGÜR ÖZEL: SUNDUKLARI BÜTÜN BELGELER, BİLGİLER BİZİ DESTEKLEDİ

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, duruşmanın ardından Silivri'de açıklama yapıyor. Özel, özetle şunları kaydetti:

"Bu bütün meseleyi Recep Tayyip Erdoğan, ‘Ben girdiğim her seçimi kazanıyorum’ diyerek ilerleyen Erdoğan, 31 Mart sabahı uyandı. Gece uyku uyuyamadı. Çünkü artık hiç seçim kaybetmeyen biri değildi. Onu yenenler vardı. Cumhuriyet Halk Partisi 47 yıl sonra birinci parti oldu. AK Parti kurulduğundan beri ilk kez ikinci parti oldu. Ekrem İmamoğlu ise dördüncü kez Tayyip Erdoğan’ın gösterdiği bir adayı yendi. Artık Türkiye’de siyaseten yenilmeyen bir kişi vardı. O da Erdoğan değildi. O, o gün yenildi. Ama Ekrem İmamoğlu, dördüncü kez Erdoğan’ın gösterdiği adayları yendi. O gece uyku uyuyamadı. Niye uyuyamadı? Kendi sesi uyutmadı. ‘İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır. İstanbul’u kaybeden, Türkiye’yi kaybeder.’ Bu Sayın Erdoğan’ı uyutmayan ses, ona ‘Artık seçimle bu iş olmuyor.

Rakibin seni yeniyor. Karşında yenemediğin biri var ve o İstanbul’u aldı. Türkiye’yi de alacak’ dedi. İşte o yüzden siyasetçi birini, eski mesleği hakimlik olan siyasetçi birini, Bakan Yardımcısı, Erdoğan’ın yalancısıyım. Diyordu ki eskiden ‘Bakanlar siyasiydi, müsteşarları teknik. Şimdi bakanlar teknik, yardımcıları siyasi.’ Siyasi birini tuttu savcılığa, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına atadı. Görevi belliydi: ‘Akın akın gideceksin, orada bir akın düzenleyeceksin. Ekrem İmamoğlu’nun karşımda aday olmasına engel olacaksın. Her ne yolla olursa olsun.’ O da geldi buraya, ne yapabilir? O kadar kararlıydı ki, talimatla o kadar yüklüydü ki. ‘Ne yapayım? Yolsuzluk davası açayım. Ne yapayım, terör davası açayım. Ne yapayım? Belediyesine kayyım atayayım, belediyeyi elinden alayım hizmet edemesin. Kendine yolsuzluk diyeyim, derdini dünyaya anlatamasın. Avrupa yolsuzluk deyince uzak durur. Terör diyeyim, milliyetçilerden oy alamasın.

"BİZİM ÖNÜMÜZ AÇIKTIR, İSTİKAMETİMİZ İKTİDARDIR"

Bu savcı gitmiş ve ‘Bu diploma iptal edilsin’ demiş. İstanbul Üniversitesi’ne yazdığı yazı var. Diyor ki ‘Bu diplomayı derhal iptal et.’ Kardeşim sen savcısın ya. Nasıl İstanbul Üniversitesi’ne talimat yazıyorsun? Açacaksan dava açarsın, suç duyurusunda bulunursun. Suç duyurusu kabul edersin, resen harekete geçersin. İstanbul Üniversitesi’ne diyor ki ‘Bu diplomayı iptal et.’ Yargılama oldu da bir karar var da, o olsa yine senin işin değil. Tayyip Erdoğan’ın işlerinden sorumlu İstanbul Başsavcısı, ‘Diplomayı iptal et’ diye yazmış ya. Diyor ki ‘Bu diploma YSK dahil, -parantez içinde yazmış- kullanılmaktadır.’ Bir kere hiç kullanılmadı da cahil cühela adam. Belediye başkanı olmak için üniversite diploması kullanmıyorsun. Milletvekili olmak için üniversite diplomasına ihtiyaç yok. Sadece Cumhurbaşkanlığı adaylığında var. Onun da daha başvurusunu yapmadık. Diyor ki ‘Bu diploma YSK dahil kurumlarda kullanılıyor, önlenemeyecek kayıplar olur.’ Ne olur? ‘Erdoğan seçim kaybeder’ diyor. Açıkça söylüyor. Önlenemeyecek kayıplar. Açıkça söylemiş, yazmış oraya. ‘Ekrem İmamoğlu’nda bu diploma olursa aday olur. Olursa da Erdoğan’ı yener, biz bunu önleyemeyiz’ diyor. ‘Önleyin’ diye iptal yazmış. Fakülte, dekanlık defalarca yazmış ‘İptal edilemez’ diye. Dekanın gırtlağına çökmüşler, istifa etmiş. Yerine dekan atamamışlar. Dekan atamadan önce de İstanbul Üniversitesi’nin yönetimini toplamışlar, orada da hukukçu yok. Bunlar ring seferi filan düzenleyecek, öyle görevleri var. Gitmişler diplomayı iptal etmişler. Böyle bir delilikle meşgulüz arkadaşlar. Böyle bir delilikle meşgulüz. Öyle şeyler ki teker teker Ekrem Başkan’ın her yaptığının doğru, üniversitenin yaptıklarının yanlış olduğunu, son aldıkları kararı alabileceklerini söylüyorlar. Ama sundukları bütün belgeler, bütün bilgiler bizi destekledi. Bir de oraya şey bulmuşlar bir tane. Bir yazı atlayarak okuyor. Çünkü orada diyor ki, ‘Danıştay bir kere üniversitenin yaptığı iptali kabul etti’ diyor. ‘Neden fakültenin yapmadığını’ diyor. Danıştay orada şey yapmış, ‘Durumun özelliğinden ve yapılan soruşturma gereğince bu işlem olabilir’ demiş. Orayı atlıyor. Allah’tan baktık da, arkadaşlar attılar kararı. Perişan haldeler. İstanbul Üniversitesi’ni de rezil ettiler, kendilerini de rezil ettiler, Türkiye’yi de rezil ettiler. Utanç içindeyiz harcadığımız zamana. Orada yakılan elektriğe yazık ya. Orada yakılan elektriğe yazık.

Bizim önümüz açıktır, istikametimiz iktidardır. Tayyip Erdoğan’ı yeneceğiz, Ekrem İmamoğlu’nun diplomasını ne yaparsanız yapın yeneceğiz. Bizim elimizden Tayyip Erdoğan’ı siyaseten hiç kimse alamaz. Çünkü kararı millet verecek. Ben millete güveniyorum. Millet böyle insafsız değil. Millet kendi torununun diplomasını tartışmaya açmaz."

"ARBEDEDE BİR KADININ KABURGALARINI KIRDILAR"

Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Özgür Özel, duruşmada küçük salonda yapılmasından kaynaklı olarak arbede yaşandığının hatırlatılması üzerine şunları söyledi:

"Birincisi, akıl almaz bir şekilde; bu duruşma kendi yerinde yapılabilir, Ekrem Bey’i alıp İdare Mahkemesi’ne götürebilirlerdi. ‘Yok Silivri’ye geleceğiz.’ Silivri kampüsünde görülen ilk idare davası. Olacak iş değil. Onu da bu kadar ilginin yoğun olduğu bir yerde en küçük salona koymuşlar. Maksat AK Parti’nin kara düzeni. Bu duruşmanın böyle görülmesini talimatlandırmış. Yoksa akıllı olacak bir şey değil. Siz de sıkıştınız, gazeteciler sıkıştı, aileler sıkıştı, avukatlar sıkıştı. Zorla girildi içeriye. Nefes alınmıyor. Sonra bu barikatlardan öteye kimseyi salmıyorlar. Çekmişler jandarmanın aracını. Oradan 70 yaşında insanlara su sıkıyorlar. Arkadaşlığımız gidiyor, ‘Yapmayın, etmeyin’ diyor. 70 yaşındaki o insana su sıkılır, yerde sürüklenir mi yahu? Ne yapmaya gelmiş? Ekrem İmamoğlu‘nun diploma davasına desteğe gelmiş 70 yaşında insanlara. O sırada yerde sürüklenenler var, üstü ıslananlar, perişan olanlar var. İçerideki arbedede bir kadının kaburgalarını kırdılar maalesef. Doktor Ayşegül Hanım müdahale etti. 45 dakikadan fazla sedye beklendi. Arkadaşlar dışarıda alınan tedbirlerden, dışarıdaki ambulanslar gelemediği için salondaki sağlık görevlileri yerde sürüklenen ve kaburgaları kırılan kişiye müdahale için gitti. Sedye 45 dakikada geldi. Şimdi Silivri Devlet Hastanesi’nde. Dört milletvekilimiz de eşlik ediyor kendisinin tedavisine ve tetkiklerine.

Bu sırada bu mesele olurken bir milletvekilimizin, genel başkan yardımcımızın yapılan işe tepki için söylerken ağzından istemedik bir cümle çıkmış. ‘Efendim jandarmamıza bunu dedi.’ Kimse jandarmaya öyle bir şey demez Cumhuriyet Halk Partisi’nde. Demiyor. O su sıkan zihniyete kızgınlığından, 70 yaşındaki teyzenin burasına su vurunca ‘Yapma bunu’ derken ağzından bir şey çıkıyor. ‘Jandarmaya söylendi’ diyorlarsa, Özgür Özel olarak o sorumluluğu ben alıyorum, o kelimeyi ben geri alıyorum ve ben özür diliyorum. Ancak yapılan iş soruşturmaya tabi tutulmalıdır. O emri verenler ve o kanunsuz emri uygulayanlar hakkında da Jandarma Komutanlığı’nın üstüne düşeni yapması lazım. 70 - 80 yaşında kadına, amcaya, teyzeye, dedeye su sıkmak nedir? Kaburgasını kırmak nedir? Olacak şey değil. Aslan jandarma… ‘Böyle bir laf söylenmiş, bu jandarmaya söylenmiş.’ Öyle bir şey yok. O jandarma kendisini buraya kimin sürüklediğini, o emirleri kimin verdiğini ve neler yapıldığını biliyor. Hepsi bizim canım, ciğerimiz. Jandarmanın genelinden alınan varsa ben özür diliyorum. Ama o emri veren ve teyzeye o su sıkana da… Düşün be kardeşim, kendi annen - baban var. Ne yapsın arkadaşlar? Telin ötesinden çıkıyor. Bir de şöyle oluyor; su susuyor, arkadaşlar ‘Yapma’ deyince ‘Sen karışma. Dur biraz daha hızlı sıkayım’ diyor ve basıncı iki katına çıkarıyor. Olacak iş değil yani."

DAVA ÖNCESİ GERGİNLİK

Duruşma salonuna alımların kapatılmasının ardından duruşmayı takip etmek isteyenler ile jandarma ekipleri arasında arbede çıktı. CHP Ankara Milletvekili Sibel Suiçmez ile İstanbul Milletvekili Ali Gökçek ise duruma tepki gösterdi.

Mahkeme, son ara kararında İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’ndeki duruşma salonlarının kapasitesinin yetersiz olması, mikrofon sisteminin duruşma icrasına uygun şekilde kurulamaması, tutuklu bulunan davacının bekleyebileceği uygun bir alanın bulunmaması ve Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu bünyesindeki salonların daha elverişli görülmesi gerekçeleriyle davanın Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu’nda yapılmasına karar vermişti.

DİPLOMA, 31 YIL SONRA İPTAL EDİLDİ

İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu, 18 Mart 2025 tarihinde İmamoğlu'nun arasında bulunduğu 28 kişinin lisans diplomasının iptaline karar vermişti.

18 Mart'taki iptal kararından bir gün sonra, 19 Mart 2025'te Ekrem İmamoğlu hakkındaki soruşturma kapsamında İstanbul'daki evinde gözaltına alınmış ardından ise tutuklanmıştı.

İmamoğlu’nun İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İngilizce İşletme Bölümü mezuniyeti sürecinde yatay geçiş işlemlerinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla, "yokluk" ve "açık hata" gerekçeleriyle mezuniyet ve diplomanın iptaline dair İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu'nun 18 Mart 2025 tarih ve 3/1 sayılı işleminin iptali istemiyle dava açılmıştı.

Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) atama kararları kapsamında davayı yürüten mahkeme heyeti değiştirilmişti. İstanbul 5. İdare Mahkemesi Başkanı R.Ş. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi üyeliğine atanırken, üye G.Y. de aynı mahkemeye görevlendirilirken, üye N.T.D. ise görevine devam etmişti.

16-01-2026


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin

Paylaş