Arama sonuçları

ÖMK: Öğretmenlik diploması yok sayılıyor

ÖMK: Öğretmenlik diploması yok sayılıyor

Eğitim sendikaları Meclis’te görüşülmeye başlayacak Öğretmenlik Meslek Kanunu teklifini protesto etti. Önce kanun teklifi Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) önüne siyah çelenk bırakarak protesto edildi, ardından da Meclis önünde açıklama yapıldı. Basın açıklamasını okuyan Eğitim İş Genel Başkanı Kadem Özbay, bu teklifle öğretmenlik diplomasının yok sayıldığını söyledi.

Bu kanun teklifiyle birlikte öğretmenlik mesleğine adım atan gençlere “Sen öğretmen olamazsın” denildiğini belirten Özbay şöyle konuştu:

“ 12 yıl eğitim görecek, ardından üniversite okuyacaksın, birçok sınavı ve uygulamayı geçeceksin diplomanı alacaksın ama yetmez. Öğretmen olabilmek için bir de KPSS’yi kazanacaksın, yetmeyecek akademiye alınacaksın çünkü ben iktidar olarak öyle istiyorum. Eğitim fakültesi mezunuysan 10 ay, değilsen 14 ay hazırlık eğitimine tabi tutulacaksın. Sana asgari ücret kadar harçlık vereceğim, sağlık sigortanı ödeyeceğim ama sen sigortalı bir çalışan olamayacaksın. Bu kanunla öğretmenin diploması yok sayılmaktadır. Öğretmenlik, diploması yok sayılan bir meslek haline getirilmek istenmektedir.

ÖĞRETMEN KURSİYER SEVİYESİNDE

Bu kanun, öğretmenleri bir ‘kursiyer’ seviyesine indirgemekte, fakat onlara memurlardan daha ağır disiplin cezaları uygulanacağını öngörmektedir. Bu bir meslek kanunu değil. Öğretmenin haklarını savunmayan, görev ve sorumlulukları detaylandırırken, sosyal haklarını görmezden gelen bir teklif var karşımızda. Öğretmene ‘gerektiğinde seni akademiden atarım’ diyen bu kanun, iktidarın mülakatla yapamadığını kanun yoluyla gerçekleştirme planıdır.

EĞİTİM FAKÜLTELERİ ÖĞRETMEN YETİŞTİRİR

Eğitim fakülteleri, öğretmeni yetiştiren kurumlardır. Nasıl ki kısa bir kursla doktor ya da avukat yetiştirilemez, öğretmen de yetiştirilemez. Buradan tüm eğitim fakültesi dekanlarına, öğrencilerine ve velilerine sesleniyoruz: Bu kanun, eğitim fakültelerini değersizleştiriyor. ‘Öğretmen olacağım’ diyerek fakülteleri tercih eden gençlerin geleceği çalınıyor. Veliler, bu kanun, "Benim adamım değilsen öğretmen olamazsın" demektedir. Bu kanun, siyasi iktidarın kendi memurunu yaratma projesidir.

Bu kanunun gerekçesi yalanlarla doludur. Eğitim fakültelerinde nitelikli öğretmen yetişmiyor deniyor. Peki, o zaman bu fakültelerin sorunlarını çözmek iktidarın görevi değil mi? Programları değiştirmek, eğitimin süresini uzatmak, sorun varsa kaynağında çözmek gerekmiyor mu?

GÖREVDEKİ ÖĞRETMENLERİ BEKLEYEN TEHLİKE

Görevdeki sevgili öğretmenim, yıllardır özveriyle çalışıyorsun, şimdi bu kanunla seni mesleğinden göndermek için raporlar hazırlamanın önünü açıyorlar. Sesini çıkaran, iktidara karşı duran öğretmeni meslekten atmaya zemin hazırlayan bir düzenleme ile karşı karşıyayız. İki müfettiş ve uydurma bir soruşturma ile keyfi şekilde hizmet sınıfını değiştirmenin önü açılıyor. Disiplin hükümleriyle baskılanmayı kabul etmiyoruz. Zaten hakkımız olan maddi haklar üzerinden oynanan bu oyuna kanmamalıyız. Biz, eğitim fakültelerinden öğretmen olarak mezun olduk, okullar bizim iş yerimizdir, memurluk da bizim istihdam biçimimizdir. Bugün mesleğimizi tehdit eden bu kanuna karşı çıkmazsak, hem kendimize hem gelecekteki meslektaşlarımıza ihanet etmiş oluruz.

ÖĞRETMENE SINIFLANDIRMA

Unvan ayrımı kabul edilemez. Uzman öğretmen ve başöğretmen unvanları, görev ve yetki farklılaşması olmadan korunmuştur. Meslek kıdemi esas alınarak yapılan ücret düzenlemesi, tüm öğretmenlere unvan şartı aranmaksızın verilmeli, bu ödemeler emekliliğe yansıtılmalıdır. Özel sektör öğretmenlerinin ücretleri güvence altına alınmalı, taban maaş yasasıyla, kamu-özel farkı ortadan kaldırılmalıdır. Bu, mesleki adaletin temel şartıdır. Şube müdürleri, uzman, araştırmacı ve müfettiş kadrosunda görev yapanların, görev ve sorumluluk alanlarına göre ücret hakkı bir an önce tanınmalıdır.

Güvencesiz istihdamı reddediyoruz. Eğitim emekçilerinin ücretli, sözleşmeli değil; kadrolu ve güvenceli olarak istihdam edilmesi zorunluluktur. Öğretmenlik mesleği, geçici ve güvencesiz çalışmanın değil, daimi istihdamın sağlandığı bir meslek olmalıdır. Eğitim sisteminin geleceği, güvencesiz çalışan öğretmenlerle inşa edilemez.

ÖĞRETMENİN TATİL HAKKI KALKIYOR

Bu kanun, öğretmenlerin tatil haklarını ortadan kaldırıyor; nöbet, merkezi sınavlarda görev alma gibi dayatmaları asli görevlerimiz haline getiriyor. ÇEDES ve TÜRGEV gibi protokollerle dayatılan görevler, öğretmenliğin gerçek misyonunu zedelemektedir.

Biz Cumhuriyet’in öğretmenleriyiz. Cumhuriyet dersini vermeye, Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği gibi fikri hür, vicdanı hür nesiller yetiştirmeye devam edeceğiz. Bu kanun tamamen yürürlükten kalkana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Öğretmene yapılan saldırı tüm topluma yapılan saldırıdır. Mesleğimizin onuruna, geleceğimize sahip çıkacağız. Bu kanunu hazırlayanlar, alkışlayanlar ve kanunlaşması için mücadele edenler ise tarihin çöplüğündeki yerini alacaktır.”

02-10-2024


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin

Paylaş