Arama sonuçları

Suça sürüklenen çocuklar için ‘Adana Modeli’ çözüm olur mu?

Suça sürüklenen çocuklar için ‘Adana Modeli’ çözüm olur mu?

Adana’da uygulanan, suça sürüklenen çocuklara mentorluk ve sosyal temelli yaşam koçluğu modeli içeren projeye katılan çocukların yüzde 85’inin yeniden suça karışmadığı açıklandı. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, önerileriyle Meclis Suça Sürüklenen Çocuklar Komisyonu’nda sunum yaptı. Gönültaş, çocuk suçluluğunda ailenin önemli olduğunu, aileye bağlılık düştükçe okula bağlılığın düştüğünü, bu 2 faktörün çocuğun suça karışma düzeyini artırdığını söyledi. 

Çocuk suçluluğunun yeniden tanımlanması gerektiğini belirten Gönültaş şöyle dedi: “Üç sacayağı üzerine kurulu yeni bir tanım yapılmalı. Birincisi sosyalizasyon problemlerini ortaya koymalı; ikincisi, anti sosyal alanın etkisini ortaya koymalı; üçüncüsü de çocuk adalet sisteminin önemini ve yerini ortaya koymalı.” 

OKUL VE AİLE ETKİSİ

Gönültaş, çocukta “sık yalan söyleme, otoriteyle, evde anne babayla, okulda öğretmen ve idareyle çatışma, okuldan ve evden kaçma, geç saatlere kadar dışarıda kalma ve madde kullanımı” gibi durumların “suç için staj yapma” ortamı sağladığına dikkat çekti. Milliyet’ten Evrin Güvendik’in haberine göre çocuk suçluluğunun 16-18 yaşında daha çok yoğunlaştığını aktaran Gönültaş, bu yaş grubu çocukların başka suçlularla etkileşiminin hem onları suça sürüklediği hem de mağdur olma ihtimallerini artırdığını ifade etti.

ÇOCUKLARA KOÇLUK SİSTEMİ 

Gönültaş, çocuk suçluluğuyla mücadele kapsamında ABD’de uygulanan Aile ve Gençlik Başarısı Programı’nın (FAYS) en başarılı program olarak değerlendirildiğini, bu programda şiddete ve suça karışan çocuklara bire bir koçluk hizmeti verildiğini söyledi. 

Gönültaş, Kanada’da uygulanan “Korkutarak Yola Getirme” projesiyle ise suça karışan çocukların yetişkin cezaevlerindeki ortamı görmelerinin sağlandığını ancak korkunun caydırıcılık etkisinin olmadığının görüldüğünü kaydetti. 

ADANA MODELİ YAYGINLAŞTIRILSIN

Gönültaş, Adana’da önce 120 çocukla başlanılan “Yaşam koçlarıyla umut yıldızı” projesinin Türkiye’de yaygınlaştırılmasını önererek, projeyi anlattı:

“Çocukların yaş aralığı 16-18’di. Çok zor bir gruptu, birkaç suç işlemiş, içinde madde bağımlısı olan çocuklarımız da vardı. Ağırlıklı olarak mal varlığına yönelik suçlar vardı, terör suçları vardı. Diğer projelerde olmayan farklı bir şey vardı; yaşam koçları. Bu projede özellikle çocuk polisi arkadaşlarımızı ama toplum destekli polis arkadaşlarımızı her bir çocuğa yaşam koçu olarak belirledik. Bu personelimize yaşam koçluğu eğitimi verdik. Projeyi 105 çocukla bitirebildik, 15 çocuğumuz ayrıldı. Çocuklarımızdan 65’ini sivil toplum örgütleri ve özellikle meslek odaları vasıtasıyla işlere yerleştirdik. Proje bittikten sonra suç kayıtlarına yeniden baktık; sadece suça karışan çocuk sayısının 15 olduğunu,% 85’inin suça karışmadığını gördük.”

‘SOSYAL KONTROLLE TAKİP EDİLMELİ’

Çocuk suçluluğunu önlemeye yönelik mottosunu “evde anne, mahallede muhtar, hayatta mentor” olarak dile getirdiği “göz (sosyal kontrol)” modelini anlatan Gönültaş, “Çocuğun üzerinde sosyal kontrolü ne kadar artırabilsek evde anne, baba, mahallede bir büyük, akraba ya da muhtar, okulda öğretmen, hayatta mentor (yaşam koçu) kısacası çocuğu ne kadar takip eden kişi varsa antisosyal davranışın ortaya çıkma ihtimali o kadar azalıyor” dedi.

21-01-2026


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin

Paylaş