Arama sonuçları

TÖZOK Başkanı Öztürk, öğrenciye 'devlet desteği', öğretmene 'yeşil pasaport' istedi

TÖZOK Başkanı Öztürk, öğrenciye 'devlet desteği', öğretmene 'yeşil pasaport' istedi

Türkiye Özel Okullar Derneği’nin (TÖZOK) bu yıl 24’ncüsünü gerçekleştirdiği “Eğitim 5.0” temalı geleneksel eğitim sempozyumu Antalya Belek’te Kaya Palazzo Otel’de başladı. Geleceğin eğitimi, eğitimin dönüşümünü ve yapay zekanın eğitime etkilerinin ele alınacağı 3 gün sürecek sempozyuma özel okul temsilcileri, öğretmenler ile akademisyenlerin yanı sıra yurtdışından da katılımcılar yer alıyor.

Sempozyumun açılışını TÖZOK Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Öztürk yaptı. Öztürk, , özel okulların maliyet dikkate alındığında sürdürülebilir olmaktan çıktığını, ayakta kalmaya çalıştıklarını söyleyerek, öğrenciye “devlet desteği” istedi. Öztürk, bu desteğin okullara değil, velilere verilmesi gerektiğini vurguladı. Öztürk’ün dikkat çektiği bir başka nokta ise özel okul öğretmenleriyle devlet öğretmenleri arasında gerek ücret gerekse özlük haklar konusunda eşitlik sağlanması gerektiği oldu ve her yıl olduğu gibi bu yıl da özel okul öğretmenlerine “yeşil pasaport’ istedi. Öztürk bu taleplerin ise “ayrıcalık” değil, zorunlu atılması gereken adımlar olduğunu vurguladı.

EĞİTİMDE YAŞANAN DEĞİŞİM

Öztürk, günümüzde eğitimi ve öğretimi yalnızca okullar, müfredatlar ya da sınavlar üzerinden konuşmanın yeterli olmadığını söyledi. Öztürk, eğitimin; sadece bilgi aktarılan bir alan değil, insan, teknoloji, bilim ve toplum arasındaki ilişkiyi yöneten; insanı merkeze alarak toplumu dönüştüren ve geleceği şekillendiren stratejik bir sistem haline geldiğini söyledi. Bilgi toplumundan  üreten, düşünen, sorgulayan, yaratıcı ve vizyoner toplumlara doğru ilerlenen bu dönemde ise eğitim sistemlerinin kaçınılmaz olarak dönüştüğüne değinen Öztürk, şöyle konuştu:

ÖĞRETMENLERİN ROLÜ DE DEĞİŞİYOR

“Bu dönüşümün adı Eğitim 5.0’dır. Eğitim 5.0; yalnızca dijitalleşmiş bir eğitim modeli değildir. İnsan merkezli, etik temelli, sürdürülebilir ve yapay zekâ destekli bir öğrenme ekosistemidir.  Bu yaklaşım bize öğrenmenin yalnızca bilişsel değil; aynı zamanda duygusal, sosyal ve etik bir süreç olduğunu söylüyor. Bu nedenle yapılandırmacı öğrenme, bağlantısallık, çoklu zekâ, nörobilim, pozitif psikoloji ve empati; bugünün eğitim anlayışının vazgeçilmez bileşenleri hâline gelmiştir. Tam da bu noktada, eğitimlerimizin merkezinde olan öğretmenlerimizin rolü de köklü bir değişime ve dönüşüme uğramaktadır. Öğretmen artık yalnızca bilgi aktaran değil; öğrenme tasarımcısı, rehber, mentor ve en önemlisi etik ve duygusal bir rol modeldir.”

BU BİR TERCİH DEĞİL

Eğitim 5.0 vizyonunun sadece pedagojik bir tercih olmadığını bu vizyonun hayata geçebilmesi için sağlam bir kurumsal ve ekonomik zeminin gerektiğini anlatan Öztürk, sektörü tüm yönleriyle ele alan, bağımsız bir araştırma kuruluşuna hazırlatılan raporun verilerini de paylaştı. Bu rapordaki verilerin “bir şikayet listesi” olmadığının altını çizen Öztürk, raporun karar vericiler için yol gösterici bir analiz çalışması olduğunu vurguladı.

ÖZEL OKUL SEKTÖRÜ STRATEJİK BİR ALAN

Türkiye’de özel okul sektörünun; kamu eğitim sistemini tamamlayan, beşeri sermayeye, istihdama ve ekonomik büyümeye doğrudan katkı sunan stratejik bir alan olduğunun altını çizen Öztürk, rapordaki verilerle ilgili şu bilgileri verdi:

Ancak aynı rapor şunu da açıkça söylemektedir: Özel okul sektörü artık kendiliğinden büyüyen bir yapı değildir. Demografik yapı değişmektedir. Öğrenci talebi sınırlanmaktadır.

SÜRDÜRÜBELİRLİK TEHDİT ALTINDA

Maliyetler, ücret artışlarının çok üzerinde seyretmektedir. Ve sektör, finansal açıdan kırılgan bir eşiğe gelmiştir. Bu noktada açık konuşmak zorundayız. Özel okullar bir yandan kamusal bir eğitim hizmeti üretirken, diğer yandan tamamen kendi kaynaklarıyla ayakta kalmaya çalışmaktadır. Raporumuz bu duruma açık bir uyarı yapmaktadır: Bu durum sürdürülebilir değildir. Eğer biz özel okullardan kaliteyi yükseltmesini, yenilikçi modeller geliştirmesini ve öğretmenlerine daha iyi imkânlar sunmasını bekliyorsak; bunun kamusal karşılığını da birlikte konuşmak zorundayız. Bu nedenle bu rapor, ‘sorunumuz var’ diyen değil; ‘Bu sorunlar yapısaldır ve çözümünü birlikte üretmeliyiz’ diyen bir çağrıdır.

ÖĞRENCİYE DEVLET DESTEĞİ

Raporumuz; sektörün nicelikten çok kaliteye, hızlı büyümeden çok sürdürülebilirliğe, plansız yayılmadan çok stratejik ve bölgesel planlamaya odaklanması gerektiğini net biçimde ortaya koymaktadır. Bu nedenle, yıllardır dile getirdiğimiz ve sektör raporumuzda da açıkça yer alan bazı temel destek başlıklarını bugün bir kez daha ifade etmek istiyorum.

Öncelikle; özel okula giden her öğrencinin, devlet okullarındaki karşılığı kadar kamusal destekten yararlanması, hem eğitimde fırsat eşitliği hem de sistemin bütünlüğü açısından hayati önemdedir. Bu destek okula değil; öğrenciye ve veliye verilmelidir.

ÖĞRETMENLERİN MAAŞ VE ÖZLÜK HAKLARI

İkinci olarak; öğretmenlerimiz meselenin merkezindedir.

Devlet ve özel okul öğretmenleri arasında oluşan brüt maaş ve maliyet farklılıklarının giderilmesi, sektörün sürdürülebilirliği açısından kritik bir ihtiyaçtır.

Üçüncü olarak; vergilendirme başta olmak üzere, özel öğretim kurumlarına yönelik daha düşük ve adil oranların belirlenmesi, eğitime yapılan bir harcama değil; geleceğe yapılan bir yatırımdır.

ÖĞRETMENLERE YEŞİL PASAPORT

Ayrıca; özel okul öğretmenlerimizin özlük haklarının resmî okul öğretmenleriyle eşitlenmesi artık bir beklenti değil, bir gerekliliktir. Ve uzun süredir ifade ettiğimiz bir talebi burada özellikle vurgulamak isterim, Özel okul öğretmenlerimize yeşil pasaport verilmesi. Bu adım; özel okulda çalışan öğretmenlerimizin kendilerini daha güvende ve değerli hissetmelerini sağlayacak, özel okulda çalışma isteğini artıracak ve aynı zamanda istihdamı güçlendirerek öğretmenlerimizin atanma kaygısını da önemli ölçüde azaltacaktır.

AYRICALIK DEĞİY, ZORUNLU ADIMLAR

Bütün bu destekler bir ayrıcalık talebi değildir.

Bunlar; eğitim sisteminin bütüncül, dengeli ve sürdürülebilir biçimde işlemesi için zorunlu adımlardır.

Türkiye’nin eğitim hedeflerine ulaşabilmesi için, özel okul sektörü ile güçlü, dengeli ve kalıcı bir iş birliği artık bir tercih değil, bir zorunluluktur.

 

29-01-2026


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin

Paylaş