Arama sonuçları

Türkiye'de 'suça sürüklenen çocuk' sayısı son 10 yılın zirvesinde

Türkiye'de 'suça sürüklenen çocuk' sayısı son 10 yılın zirvesinde

Türkiye’de her dört kişiden birinin çocuk olduğu 21,8 milyonluk genç nüfus yapısında, “suça sürüklenen çocuk” (SSÇ) istatistikleri dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. Adalet Bakanlığı ve TÜİK verilerinden yapılan derlemeye göre, 2024 yılında 188 bin 926 ile son on yılın en yüksek seviyesine ulaşan suça sürüklenen çocuk sayısı, 2025’te sınırlı bir düşüşle 186 bin 256 olarak kaydedildi. Rakamlar, son on yılda çocukların suça karışma oranında belirgin bir artış yaşandığını gösteriyor. Adalet Bakanlığı verileri de son yıllarda bu alandaki yükselişi gözler önüne seriyor.

SALGIN DÖNEMİNDE DÜŞTÜ, SONRASINDA HIZLA ARTTI

Evrensel'de yer alan habere göre, verilere göre, 2015’te suça sürüklenen çocuk sayısı 158 bin 560 iken, bu sayı 2016’da 146 bin 737, 2017’de 145 bin 210, 2018’de 157 bin 96, 2019’da ise 161 bin 378 olarak kaydedildi. Bu dönemde sayının genel olarak yatay seyrettiği görülürken, 2020’de Kovid-19 salgınının etkisiyle suça sürüklenen çocuk sayısı bir önceki yıla göre yüzde 25,8 oranında azalarak 119 bin 769’a düştü. Ancak bu düşüş kalıcı olmadı.

2021’de 134 bin 464 çocuk suça karışırken, sayı 2022’de önceki yıla göre yüzde 31 artarak 176 bin 128’e, 2023’te ise 177 bin 174’e ulaştı. 2024’te 188 bin 926 ile zirve görülürken, 2025’te sayı yüzde 1,4’lük düşüşle 186 bin 256 oldu.

SON 10 YILDA ARTIŞ YÜZDE 17,47

İstatistiklere göre, 2015’ten 2025’e uzanan 10 yıllık dönemde suça sürüklenen çocuk sayısında yüzde 17,47 artış yaşandı. 21 milyonu aşkın çocuğun yaşadığı Türkiye’de, 2025 itibarıyla suça sürüklenen çocukların oranı yaklaşık yüzde 0,88’e karşılık geliyor.

EN SIK GÖRÜLEN SUÇLAR: YARALAMA, HIRSIZLIK, TEHDİT

2025 verilerine göre suça sürüklenen çocukların en sık karıştıkları suçlar arasında kasten yaralama, hırsızlık, hakaret, tehdit, mala zarar verme, konut dokunulmazlığının ihlali, yağma, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek ya da bulundurmak, dolandırıcılık, çocukların cinsel istismarı ve diğer suçlar yer aldı.

“CEZASIZLIK ALGISI EN ÇOK TARTIŞILAN KONU”

Adalet psikolojisi alanında uzun yıllar akademik çalışmalar yürüten avukat Cemalettin Gürler, özellikle salgın sonrasında suç oranlarındaki artışa dikkat çekerek tabloyu “korkunç” olarak nitelendirdi.

Artışın tek bir nedene bağlanamayacağını belirten Gürler, sosyoekonomik, kültürel ve hukuki birçok etkenin birlikte rol oynadığını söyledi:

“Ekonomik yoksunluk, kolay ve hızlı para kazanmaya yönelik içerikler, büyüyen gelir uçurumları, bölgesel kültürel dinamikler… Bunların hepsi bir araya geliyor. Çocuğu korumak amacıyla ceza infaz hukukunda yer alan bazı hükümler, bugün suç örgütlerinin elinde suçluyu koruyan bir ‘zırh’a dönüşmüş durumda. Toplumda en çok tartışılan konulardan biri de cezasızlık algısı.”

“4 AY SONRA İŞLESEYDİ MÜEBBET ALACAKTI”

Takip ettiği davalardan örnekler veren Gürler, yaş sınırının sonuçlarını çarpıcı bir örnekle anlattı:

“18 yaşını doldurmasına 4 ay kalmış bir çocuk, pompalı tüfekle bir evi basıyor. İki kişiyi yaralıyor, bir kişiyi öldürüyor. Kişisel husumetten kaynaklanan bir olay. Bu suçu 4 ay sonra işleseydi müebbet alacaktı. Ancak birkaç yıl sonra yeniden aramıza dönecek. Ailesinin sosyal medyada ‘Aslanlar cezaevinde yatar’ diye paylaşımlar yapması da ayrı bir sorun.”

“BU BİR TREND DEĞİL, DELİL KARARTMA YÖNTEMİ”

Gürler, suç örgütlerinin çocukları bilinçli biçimde kullandığını, cezaevine girip çıkan çocukların örgüt içinde statü kazandığını belirtti. Cezaevinden çıkan çocukların konvoylar ve gösterilerle karşılanmasının suçu meşrulaştırdığını ifade etti.

Suça sürüklenen çocukların benzer giyim tarzlarına dikkat çeken Gürler, bunun bir moda değil, “delil karartma yöntemi” olduğunu söyledi:

“Aynı saç kesimi, benzer kıyafetler… Dışarıdan trend gibi görünüyor ama amaç ayırt edilememek. Aynı kıyafetten yüzlerce kişi olduğunda faili tespit etmek zorlaşıyor. Motosikletli kuryelik gibi alanlar da bu yapılar tarafından istismar ediliyor.”

“ÇÖZÜM UZUN VADELİ SOSYAL POLİTİKALAR”

Sorunun yalnızca adli önlemlerle çözülemeyeceğini belirten Gürler, şu önerilerde bulundu:

“Bu suçların ortaya çıkmasına neden olan kültürel ortam ortadan kaldırılmalı. Çocuklara umut verecek alanlar yaratılmalı. Sosyal devlet güçlendirilmeli, aile yapısı desteklenmeli. Kolluk içindeki ‘çürük elmalar’ temizlenmeli. Islah evleri ve cezaevleri gerçekten ıslah işlevi görmeli. Bu hasarı onarmak en az 10–20 yıl sürecek bir toplumsal çaba gerektiriyor.”

03-02-2026


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin

Paylaş