Arama sonuçları

Yoksulluğun bedelini çocuklar ödüyor

Yoksulluğun bedelini çocuklar ödüyor

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 1989 yılında kabul edilen “Çocuk Haklarına Dair Sözleşme” ile 20 Kasım, tüm dünyada çocukların karşı karşıya kaldığı hak ihlallerine dikkat çekmek amacıyla “Dünya Çocuk Hakları Günü” olarak kutlanıyor. Dünyanın hemen her köşesinde olduğu gibi Türkiye’de çocuklar; sağlık, eğitim, güvenlik ve sosyal koruma alanlarında ciddi ihlallerle karşı karşıya. 

Eğitim Sen yaptığı yazılı açıklamada, çocuk yaşta zorla evlilikler, cinsel istismar, çocuk işçiliği ve tutuklamaların sürdüğünü, ekonomik kriz, yoksulluk ve sosyal politikaların yetersizliğinin, en ağır bedelini çocukların ödediğini belirtti. Türkiye’de yaklaşık 2,3 milyon çocuk işçi bulundugu ve her yıl yüzlerce çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybettiğine dikkat çekilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı: 

ÇOCUKLAR İŞ CİNAYETİNE KURBAN

İSİG verilerine göre, son 12 yılda iş cinayetlerinde hayatını kaybeden çocuk sayısı en az 770’tir. Eğitim sistemi, çocukları dil, din, etnik köken ve mezhep temelinde ayırmaya devam etmekte; mülteci çocuklar ve farklı kültürel kimliklere sahip öğrenciler ayrımcılığa uğramaktadır. Müfredat ve ders materyallerindeki bilimsel, demokratik ve laik eğitimden uzaklaşma, eğitim hakkının kalitesini düşürmektedir.

ÇOCUK EMEĞİ SÖMÜRÜSÜ TEHLİKELİ BOYUTLARA ULAŞTI 

Piyasa odaklı ekonomi politikaları, çocuk işçiliğini “mesleki eğitim” adı altında meşrulaştırmakta, çocuk emeği sömürüsünü derinleştirmektedir. Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) ve mesleki ortaokul uygulamalarıyla çocuklar, haftanın çoğu günü düşük ücretlerle çalıştırılmakta, eğitim hakkı ikinci plana atılmaktadır. MESEM bünyesinde çalışan çocuk ve gençler staj adı altında denetimsiz, kontrolsüz, tehlikeli işlerde çalıştırılmaktadır. Yasal olarak tehlikeli ve çok tehlikeli işlerde çocukların çalıştırılması yasak olmasına rağmen, MESEM bünyesinde çalıştırılan çocuklar/gençler iş cinayetlerinde yaşamını yitirmeye devam etmektedir. Çocuk işçiliğinin devlet eliyle meşrulaştırılması anlamı taşıyan bu uygulama nedeniyle son iki yıl içinde en az 15 çocuk çalışırken hayatını kaybetmiş, yüzlerce çocuk çalışırken iş kazası yaşamıştır. Tüm iş kazaları kayıtlı olmadığı için veriler sağlıklı değildir.  Çocuk işçiliğinin devlet eliyle meşrulaştırılması anlamı taşıyan bu uygulamadan derhal vazgeçilmelidir. 

ÇOCUKLAR SUÇA SÜRÜKLENİYOR

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan “Güvenlik Birimine Gelen veya Getirilen Çocuk İstatistikleri” raporu, 2024 yılında güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocuklara ilişkin çarpıcı veriler sunmaktadır. Toplam olay sayısı 612.651’e ulaşarak önceki yıla göre yüzde 9,8 artış göstermiştir. Bu olayların yaklaşık üçte biri (202.785) suça sürüklenen çocuklar kategorisinde yer almakta ve bu sayı son 9 yılda yüzde 51,5’lik bir artışa işaret etmektedir. En yaygın suçlar arasında yaralama (yüzde 40,4), hırsızlık (yüzde 16,6) ve uyuşturucu maddelerle ilgili suçlar (yüzde 8,2) öne çıkmaktadır. Özellikle uyuşturucu suçlarında son 9 yıldaki yüzde 119,5’lik artış dikkat çekicidir. Mağdur çocuklar ise 279.620’ye ulaşmış ve bunların yüzde 55,3’ü yaralama mağdurudur. Bu veriler, çocuk suçluluğunun hem yaygınlaştığını hem de ağırlaştığını göstermektedir. Örneğin cinayet suçuna karışan çocuk sayısı son 9 yılda yüzde 131 artarak 1.270’e yükselmiştir. Uzun vadeli eğilimlere bakıldığında, 2010-2024 arası suça sürüklenen çocuk sayısının neredeyse iki katına çıktığı görülmektedir.

EĞİTİMDEN KOPAN ÇOCUKLAR

Çocukların suça sürüklenmesindeki artış öncelikle çocuk yoksulluğu ve eğitimden kopma en belirgin etkenler arasındadır. TÜİK verilerine göre, suça sürüklenen çocukların büyük kısmı 15-17 yaş grubunda (erkeklerde yüzde 60, kızlarda yüzde 11) ve bu grupta okul terk oranlarının yüksek olması, suç eğilimini tetiklemiştir. Uzmanlar, yoksulluk nedeniyle çocukların ucuz iş gücü olarak sömürülmesini ve bu süreçte organize suç örgütlerine bulaşmasını vurgulamaktadır. Ayrıca aile içi şiddet veya göç nedeniyle ailelerin dağılması çocukların korunmasız kalmasına yol açmaktadır. Göçmen kaçakçılığı gibi suçlarda mağduriyet oranının yüzde 9,5’e yükselmesi, mülteci çocukların risk altında olduğunu göstermektedir. 

Çocukların her türlü şiddet, istismar ve sömürüden korunması anayasal ve insani bir görevdir. Çocuklar, güvenli ve özgür bir ortamda büyümeli, asla sömürülecek ucuz iş gücü kaynağı olarak görülmemelidir. Çocuk emeği sömürüsüne son vermedikçe gerçek anlamda çocuk haklarından bahsetmek mümkün olmayacaktır.

20-11-2025


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin

Paylaş