Arama sonuçları

Eğitim, okullar, Y ve Z kuşağı

Eğitim, okullar, Y ve Z kuşağı

Bu yıl Özel Okullar Birliği Derneği olarak 15’incisini gerçekleştirdiğimiz Geleneksel Eğitim Sempozyumu’nda “Eğitim ve Okul” konusunu inceledik. Bu güne kadar gerçekleştirdiğimiz 14 sempozyumda eğitim veya okulla ilgili bir konuyu ele alıp derinlemesine tartışıyorduk, ancak bu kez konunun geneline bakmak istedik.

Bunun en önemli nedenlerinden birisi teknolojide, bilişimde ve iletişimde yaşanan baş döndürücü değişim ve yeniliklerdir. Gelişmiş ülkeler özellikle  “Y” ve “Z” kuşağı çocuklar ve gençlerle ilgili araştırmalar yapmakta, güncel yenilikleri incelemekte ve geleceği tahmin ederek bu günden tedbirler almaya çalışmaktadır.

RAHATLARINA DÜŞKÜNLER

Bu kuşakların özellikleri pek çok kez dile getirilmiştir. Teknolojiyi son derece iyi kullanan, rahatına düşkün bu gençler bütün dünya ile kolayca iletişim kurmakta ve sosyal medyayı etkin olarak kullanabilmektedir. Bu gurupta yer alan çocuklar ve gençler zorlamalardan hoşlanmamakta ancak kendi öğrenmek istedikleri bir konu varsa her kaynaktan hızla bilgiye ulaşmakta ve amaçlarını gerçekleştirmektedirler. Elimizdeki mevcut müfredat, klasik ders saatleri ve mevcut okul binaları ile kullanmakta olduğumuz derslik düzenleri bu gençliğe hitap etmemektedir.

YENİ MÜFREDAT KUŞAĞA UYGUN HALE GELİYOR

Diğer yandan teknoloji sayesinde, sanal ortamda, her türlü ders konusu dünyadaki en iyi uzmanlar tarafından hazırlanan içeriğe uygun olarak en etkili kişiler tarafından uygun yöntemler kullanılarak sunulmaktadır. Öğrenciler özellikle seçtikleri konuları kendi uygun zamanlarına ve kendi öğrenme hızlarına göre takip edebilmektedir. Hatta bu derslerin hızı öğrencinin öğrenme hızına göre merkezden de çeşitlendirilebilmektedir. Deney ve uygulamalar öğrencinin sanal ortamda aktif katılımı ile gerçekleştirilebilmektedir.

Dünyanın pek çok ülkesinde dersler, temel olarak verilmesi gereken konuların yanında öğrencilerin ilgi ve talepleri dikkate alınarak çeşitlendirilmekte ve modüler sistemler uygulanmaktadır.

OKUL BİNALARI DEĞİŞMEK ZORUNDA KALIYOR

Okul binaları klasik derslik düzeninden çıkarılmakta, öğrencilerin birbirleriyle ve sanal ortamda tüm dünya ile iletişim kurabilecekleri şekilde dizayn edilmekte ve gerekli imkanlar yaratılmaktadır. Sosyal medyanın kullanılmasına izin verilmektedir. Hatta aynı mekanlarda çeşitli yaş guruplarından öğrenciler birlikte çalışabilmektedir. Bu yolla büyük öğrencilerin küçük öğrencilere rol model olması ve bunun  yanında birlikte çalışma yetisi de kazandırılmaktadır.

GENÇLER ÜLKELER ARASINDA FARKLARI KALDIRIYOR

Artık ülkeler arasında ki farklar çok önemli olmamaktadır. Bilgiye ulaşabilen, dünyayla iletişim kurabilen, ortak çalışma yapmayı başarabilen her genç yaratıcılığa, yeniliğe ve üretime yatkınsa ve yeterince çalışırsa dünyayla rekabet edebilir.

Bu noktaya kadar üzerinde durduğumuz konulara ülkemiz ve tüm okullarımız açısından baktığımızda Bakanlıkça ve özel okullarca yeniliklerin takip edildiği ve teknoloji kullanımına önem verildiği söylenebilir.

BU GENÇLERE HAZIR MIYIZ?

Ancak müfredat, okul bina standartları, sosyal medya ve iletişim araçlarının özgür kullanımı, yabancı dil, programlama dilleri ve yaratıcılığın teşviki konularında güçlendirmemiz gereken yönlerimiz bulunmaktadır. Hatta daha net bir ifade ile vurgulamak gerekirse yarışa yeterince hazır olmadığımızı ve bu yarışta kaybeden olmak istemiyorsak hızla tedbirler alma ihtiyacında olduğumuzu söylememiz gerekir.

TEKNOLOJİ NASIL KULLANILMALI?

Diğer yandan teknolojiyi sadece eğitim-öğretim alanında yardımcı bir araç olarak kabul ettiğimizi belirtmeliyiz. Bilgiye hızla ulaşmak, her kaynaktan öğrenmek, öğrenileni kullanmak, yaratma süreçlerinde yanlış veya aldatıcı bilgi ile karşılaşmak veya doğru bir eğitim alınmıyorsa öğrenilenlerin kötü amaçlar doğrultusunda kullanılması mümkündür. Bunun yanında gençlerin sosyal ve duygusal gelişimi ile sanat ve spor alanında eğitim almaları da hayati önem taşımaktadır. Gençlerin fiziki yapılarının giderek bozulduğu ve birebir insan ilişkilerinde eski kuşaklar kadar başarılı olamadıkları dikkatlerden kaçmamaktadır. Dolayısıyla okullar olarak değişen ve gelişen dünyaya ayak uydururken değerler eğitimine, sosyal ve duygusal öğrenmeye büyük önem vermeliyiz.

TÜM ÇOCUKLARA KALİTELİ EĞİTİM

Son olarak sempozyumda da dile getirdiğimiz gibi tüm dünyada, eğitim alma hakkından her çocuğun eşit olarak yararlanmasına önem verilmelidir. Dünya genelinde, sıradaki savaş, zenginlerle fakirler ya da açlarla toklar arasında yaşanacaktır hatta yaşanmaktadır. Ülkeler ve insanlar arasında ki farklar ancak eğitimde eşitliğin sağlanması ile aşılabilir. Bu nedenle dünyanın tüm gelişmiş ülkeleri bir an önce  dünya çocuklarının sağlıklı beslenmeleri ve kaliteli eğitim almaları için ellerinden geleni yapmalıdır. Bu noktada bizim de el birliğiyle ülkemizin dört bir yanında ki çocuklara eşit ve kaliteli eğitim götürmemiz, okullarımız arasında ki kalite farklarını minimuma indirmemiz hatta gelecekte herkesin kendine en yakın okulu seçeceği şartların yaratılmasını sağlamamız ve seçme sınavlarının tarihe karışmasına önem vermemiz gerekir. Ayrıca ülkemizde misafir durumunda bulunan 400 bin Suriyeli yavrumuza kaliteli eğitim verilmeli ve bu konuda diğer ülkelerinde üzerine düşeni yapmaları konusunda çalışmalar yürütülmelidir.

07-02-2016


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin