Arama sonuçları

? Siz sorun Pervin Kaplan yanıtlasın

Görev yeri değişikliğinin adı ‘sürgün’ oldu

Görev yeri değişikliğinin adı ‘sürgün’ oldu

Görev yeri değişikliğinin adı ‘sürgün’ oldu. Sürgün, TDK sözlüğünde bir kimsenin oturduğu veya çalıştığı yerden başka bir yere kendi rızası dışında gönderilmesi, bu yolla kişinin cezalandırılması olarak tanımlanmaktadır. Sürgün dün vardı, bugünde devam ediyor. Ülkede gerçek anlamda demokratikleşme sağlanmadığı sürece gelecekte de yaşanacak gibi görünüyor. Yasalarda “görev yeri değişikliği” memurlar ve halk arasında “sürgün” olarak nitelendirilen uygulamanın mevzuattaki geniş karşılığı  “çalışmakta olduğu görev yerinde çalışması sakıncalı görülenlerin, görülen lüzum üzerine başka bir görev yerine gönderildiniz” diye gerekçelendirilen uygulama idari bir tedbir ve tasarruf olarak nitelendirilmektedir.  

GÖREV YERİ DEĞİŞİKLİĞİNİN ADI SÜRGÜN OLDU

Eğitim emekçilerinin sürgünleri ile sınırlı tutacağımız bu yazı, sendikanın aldığı karara katılarak 29 Aralık 2015’te bir gün iş bırakma eylemi yapan eğitim emekçilerinin yaşadığı sürgün uygulamalarını ve yaratacağı mağduriyetleri içermektedir. Bayram öncesi gündeme gelen ve sayısı bin 190’a ulaşan tamamına yakınını (Artvin hariç) Doğu ve Güneydoğu illerinde görev yapan eğitim emekçisinin oluşturduğu il dışı görev yeri değişiklikleri uygulayanlar tarafından idari tedbir diye ifade edilse de bize göre yapılanlar siyasi amaçlı bir sürgündür.

BASKIYA DAYANILARAK LİSTE HAZIRLANDI

Kişileri evinden, çevresinden, öğrencilerinden ve ailesinden kısacası yaşam alanlarından kopartarak bilmediği, yabancısı olduğu ve gittiği yerlerde yönetenler ve yaşayanlar tarafından potansiyel suçlu gibi görülecek olan sürgün zedelere reva görülen kıyımın yaratacağı mağduriyetlerin büyüklüğünü düşünmek bile istemiyoruz. Yönlendirme, koşullandırma ve yandaş kamuoyu baskısına dayanarak hazırlanan sürgün listelerinde yer alanların sendikanın aktif kadro unsurları olması doğrudan sendikal faaliyetleri çökertmeye, akamete uğratmaya ve etkisiz kılmaya yönelik bir tutum olarak yorumlanmaktadır. 

Bu yoğunlukta ilk olan toplu sürgün uygulamasının uygulayanlar tarafında da bir vicdan sorgulamasına neden olacağını belirtmek isterim. Yüz yıllardır süregelen, vesayetçi devleti kutsamaya hizmet eden ve 21.yüz yıla yakışmayan bu anti demokratik uygulamanın emekçilerin gündeminden çıkarılmasının zamanının geldiğini düşünmekteyim. Başta Bakan olmak üzere diğer bakanlık yetkililerinin yeniden bir durum değerlendirmesi yaparak bu adaletsiz uygulamayı durduracaklarına olan umudumu korumak istiyorum.

1190 EĞİTİM EMEKÇİSİ ZORUNLU İKADEMETTE 

Bir takım duyarlılıkları korumak adına insanlara “ölümü gösterip sıtmaya razı etme” anlayışı çağdışı, demokrasiyi içselleştirmemiş, otoriter ve baskıcı yönetimlere özgü bir anlayıştır.Büyük mağduriyetler yaşayacakları yaşanmış örneklerle sabit olan bin 190 eğitim emekçisinin kendilerine ayrımcılık, ötekileştirmecilik ve izole bir yaşamda zorunlu ikamete tabi tutulmuşluk duygusu yaşamalarına izin verilmemelidir.

İKİ YIL SONRA VERİLEN KARAR 

İki yıldır sürmekte olan soruşturmalarda bulundukları ilde çalışmaları 29 Aralık 2015’ten bu yana “sakıncalı” görülmeyenlere iki yıl sonra dosyalarına “sakıncalı” ibaresi düşülerek bulundukları ilden başka bir ile sürgüne yollamak, bu kişilerin gittikleri ilde yaşayacakları zorluklara, mahalle baskısına ve başka örneklerde benzeri yaşanan can güvenliği sorununa davetiye çıkarmak anlamına gelmektedir. Anayasaya,4688 Sayılı Kamu Görevlileri Sendikalar Yasasına ve Uluslararası Sözleşmelere aykırı olarak gerçekleştirilen atamaların iptal edilmesi gerekmektedir.

KATILDIKLARI BİR SENDİKAL EYLEMDİR

Sonuç olarak, 29 Aralık eylemi bir sendikal eylemdir. Sendikalar böyle eylem kararları alabilirler. Almaları da meşru ve hukukidir. Bu tür eylem kararları başka hiç bir kategoride değerlendirilmemelidir. Sürülenlerin, kendi ülkesinde gurbet, ayrılık, yalnızlık ve hasret duygusu yaşamalarına yol açacak olan atama kararlarının iptal edilmesi kazanılmış hakların korunması ilkesini de güçlendirecektir. Zaten zor ve ağır koşullarda büyük öz verilerle görevlerini yapmakta, bu zor ve ağır koşullara rağmen öğrencilerine yararlı olmaya çalışanlara reva görülen zorla göç ettirme uygulamasının durdurulması aileleri ile birlikte bütün eğitim camiasını sevindirecek bir karar olacaktır.

 

01-09-2017


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin