Arama sonuçları

Bu karneyi görünce ne düşünürsünüz? NASA'dan bir astrofizikçinin karnesi olabilir mi?

Bu karneyi görünce ne düşünürsünüz? NASA'dan bir astrofizikçinin karnesi olabilir mi?

İşte bir lise karnesi: Matematik birinci dönem notu 1, ikinci dönem notu 0, yılsonu ortalaması 1, fizik 3, kimya 3. Karneye baktığınızda 0’lar, 1’ler, 2’ler görüyorsunuz. 5 notu sadece beden eğitimi ile davranıştan geliyor. Böyle bir karneyi gördüğünüzde ne düşünürsünüz? Başarısız öğrenci der misiniz? Peki doğru mu?

Ben size karnenin sahibini söylesem: Sanırım birçok kişinin çalışmak için hayalini kurduğu Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi'nde (NASA) astrofizikçi olarak çalıştıktan sonra Türkiye’ye dönen Umut Yıldız desem. İşte bu lise karnesi NASA’daki kadrolu işini bırakıp, Türkiye’ye dönüp Plan-S Uydu ve Uzay Teknolojileri'nde Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışmaya başlayan astrofizikçi Umut Yıldız'ın.

Peki böyle bir lise karnesine sahip bir öğrenci nasıl oluyor da üniversiteyi bitiriyor, ardından da NASA’da çalışıyor? Zekasından kimsenin kuşkusu olmayan birinin notları neden böyle oluyor? Sorun eğitim sisteminde mi? Bu sistem Umut Yıldız gibi öğrencilerin ilgisini çekemiyor mu? Lisede notları “kötü” olan bir öğrenci daha sonra üniversitede aynı derslerden nasıl oluyor da 100 alıyor ve derece ile mezun oluyor?

Tüm bunları geçtiğimiz günlerde Antalya’da 22’ncisi düzenlenen Türkiye Özel Okullar Derneği’nin eğitim sempozyumunda buluştuğumuz Umut Yıldız ile konuştuk. NASA’dan neden ayrıldığını, Türkiye’de ne yapmayı planladığını, hayallerini ve elbette eğitim sistemini konuştuk.

21 YIL SONRA TÜRKİYE’DESİNİZ, NEDEN DÖNDÜNÜZ?

Ben aslında hiç gitmemiştim ki. Bir ayağım hep Türkiye’deydi. 21 yıl önce üniversite bitince Türkiye’den gitmiştim. O sıralarda astronomi bölümünde benim istediğim alan radyo teleskop alanıydı, Türkiye’de yoktu. Ben de yurtdışına gideyim dedim. Çıkış, o çıkış. Aradan 21 yıl geçti. Beden yurtdışında olsa da, aklım her zaman Türkiye’deydi. Bu süreçte de sürekli Türkiye’de projelerim vardı. Türkiye’yi 2010-2011’de European Southern Observatory (Avrupa Güney Gözlemevi) üye yapmak için 50 kişilik bir grup kurmuştuk. Neredeyse kabul edilmişti ancak sonradan vazgeçildi. Hatta şöyle söyleyeyim, ABD’de 10 yıl yaşadım. Tatillerimde Türkiye’de hep konferans verdim.

NASIL BİR İŞ TEKLİFİ SİZİ İKNA ETTİ?

Git geller yaparken, öğrencilerle etkileşimim devam ettiği için yavaş yavaş ismim duyulmaya başlıyordu. Yaklaşık 2,5 yıl önce Plan-S isminde bir özel uzay şirketi kuruldu onların kurucularıyla Washington DC’de bir konferansta karşılaştık. Bana ‘Uydu şirketi kurduk, birkaç yüz tane uydu göndereceğiz. Nesnelerin internetinin (IoT), dünyada bağlantılarını sağlayacağız. Bir nevi internet sağlayıcısı bir şirket olacağız’ dediler. Şaşırdım, çünkü devlet destekleri yok ve birkaç yüz tane uydu gönderecek kapasiteye nasıl ulaştıklarını sordum. Tamamen öz kaynaklarıyla yaptıklarını söyleyerek, beni ikna ettiler. Bir hafta sonra Türkiye’ye yanlarına geldim ve sonra da 2 ayda bir Türkiye’ye gelmeye ve Türkiye’deki bu uzay potansiyelini görmeye başladım. Uzayla alakası olmayan Türkiye’nin en iyi elektronik, telekom, bilgisayar mühendislerinin toplandığı şirket burası. Hiçbirinin uzayla alakası yokken yaklaşık 7-8 ay içerisinde uydu yaptılar.

TÜRKİYE’NİN CİDDİ BİR POTANSİYELİ VAR

Bana ‘En iyi elektronik mühendislerini aldık, sen de bize uzayı anlat’ dediler. Yavaş yavaş Türkiye’ye git gel yaparak, adaptasyon sürecim hızlanmış oldu. Buralarda bir şeyler yapabilirim diye hissettim. Ayrıca Türkiye’de uzayla alakalı da ciddi bir potansiyelin olduğunu görüyorsunuz.

NASA’YI BIRAKMAK KOLAY OLDU MU?

Hiç kolay değildi. Gayet yüksek bir maaşım vardı, daimi kadrodaydım. Ondan dolayı zor oldu. Ancak bu süreçte şunu fark ettim, çok benzer işler yapmaya başlamıştım. Birkaç tane simülasyonum vardı, onları hızlandırmıştım. Vakit de artmıştı ve canım sıkılmaya başlamıştı. Vakit artınca başka bir şey de yapamıyorsun, iş yerinde durmak zorundasın. Oysa hiçbir zaman boş durmayı seven biri olmadım. Pandemiden itibaren az iş yapmak beni yormaya başlamıştı. Türkiye’de çok güzel işler çıkacak gibi görünüyordu. Artık Türkiye’ye dönme vakti geldi, diye düşündüm.

KARNEDE MATEMATİK 0 AMA NASIL BURAYA GELDİNİZ?

Lisede bir taraftan matematikten sıfır, analitik geometriden 1 alıyorum. Aynı zamanda Plüton’un ötesindeki gezegeni keşfetmek için matematik hesapları yapmaya çalışıyordum. Zaten evde elektronik deneyler, elektronik devre yapardım. Ortaokul birinci sınıfta ilk devreyi yapıp satmıştım. Evde fizik, kimya laboratuvarım vardı. Bizim zamanımızda kuponla ansiklopedi satılırdı. Evde fen bilimleri, sosyal bilimler ansiklopedileri vardı. Fen bilimleri ansiklopedisini okuyordum, hatta aynı bilgileri başka bir deftere yazıyordum. Bu ilkokuldan gelen bir alışkanlıktı. O zamanlar cep telefonu oysaydı keşke, odamın fotoğrafını çekmiş olurdum. Gerçekten üzülürüm odamın bir fotoğrafı olmamasına. Odam tamirhane gibiydi. O sıralar tek derdim bu tür deneyler olduğu için okuldaki dersler kalıyordu.

SORUN EĞİTİM SİSTEMİNDE MİYDİ?

Okul, eğitim sisteminde test, ezber. Ama ortaokuldan itibaren astronom olmak istiyordum. Derslerim çok kötüydü ama o yaz oturup, fen ve matematik bölümüne girmek için çok ders çalıştım, çünkü astronom olmak istiyordum. Biraz da şansın yardımıyla fen matematiğe girdim.  

ÜNİVERSİTE SINAVINDA BAŞARI NASIL GELDİ?

Bütün bilim insanlarının hayatını okumuştum. Hepsine baktım ki bir üniversiteye gitmişler. ‘Üniversiteye gitmek zorundasın’ dedim. Lise sonda madem bu iş için üniversiteye gitmek mecburi. O zaman resmen sıfırdan, toplama, çıkartmadan başlayarak, lise sonda ortaokul ve liseyi tek celsede bitirmiş oldum. O yıl teneffüsler dahil hep test çözüyordum, çok hızlı test çözmeye başlamıştım. Sonuçta üniversiteyi kazandım. Tek tercih yaptım, Ankara Üniversitesi astronomiyi kazandım.

MATEMATİĞİ ÖĞRENMİŞTİM

Bölümde notlarım hep 80-100 civarıydı. Matematik 100 geliyordu. Artık matematiğin ne olduğunu öğrenmiştim. Aslında zor da bir şey değilmiş. O türevler, integraller falan basit gelmeye başladı. Hatta uygulama derslerinde kimse benden hızlı çözemiyordu.

AMA BU ARADA ÜNİVERSİTEYİ DE BIRAKTINIZ?

Aslında üniversite hayal kırıklığı oldu. Satılan bütün fizik, astronomi, bilim kitaplarını alıp okumuştum. Pek çok şeyi bölüme gitmeden önce öğrenmiştim. Birinci sınıfta ortak dersler var. Matematik, temel kimya vs. hepsini geçtim. İlk 5’teydim. İkinci sınıfta astronomi dersleri başladı. Çok büyük hayal kırıklığına uğradım çünkü çok eski dersleri anlatıyorlardı. Motivasyonum kırıldı, ikinci sınıfta hiç ders geçemedim. Üçüncü sınıfın birinci döneminde hiç ders geçemedim. ‘Umut bu iş olmuyor herhalde’ dedim. Yarıyıl tatilinde bir uluslararası eğitim ajansıyla görüştüm. ‘Çocuk bakıcısı olarak gider misin?’ diye sordular. ‘Olur’ dedim. Ertesi gün İngiltere konsolosluğuna gidip vize başvurusunda bulundum, 2 yıllık vize geldi ve İngiltere’ye gittim. Çocuk bakıcılığı, bulaşıkçılık, dağıtım vs. gibi pek çok işte çalıştım.

İNGİLTERE’DE DE ÜNİVERSİTEYE GİTTİNİZ NASIL OLDU?

Orada tanıdığım biri ‘Sen astronomiyi çok seviyorsun niye İngiltere’de okumuyorsun?’ dedi. Ben de 10 üniversiteye maille kendimi tanıtıp ‘Sizde lisansta devam edebilir miyim, ama bende çok para yok, İngiliz vatandaşlarının verdiği parayı versem olur mu?’ diye sordum. Mektup yazdıklarımın biri hariç tümü ‘Parayı verirsen kabul ederiz’ deyip, reddetti. Bir University College London kabul etti. Ancak üniversite, 1 senenin sonunda ‘Kusura bakma sen az para ödüyormuşsun, biz sana diploma yerine sertifika verelim, bu sertifikayı diplomaya sonra krediyle tamamlar çevirirsin’ dedi. Bu arada artık yorulmuştum, gündüz çalışıyordum, öğlen okula gidiyorum. 2 senenin ardından Türkiye’ye döndüm.

TEKRAR ÜNİVERSİTEYE Mİ DEVAM ETTİNİZ?

Ama 5. senede sadece 1. sınıfı bitirmiştim. UCL’deki dersleri saymadılar. İkinci sınıftaki derslerin isimleri, kodları değişmiş. 5. Senemde 1. sınıfı bitirmiş öğrenciydim. Sonra İngiltere’ye tekrar döneceğim dedim. Çünkü astronomi bölümünün nasıl olduğunu biliyordum artık. 6. Senede Ankara’da astronomi bölümünü bitirdim. Matematikten yan dal yaptım. Fizik bölümünü de bitirecektim ama zamanım kalmamıştı. Dereceyle bitirdim.’

HAYALİNİZDE NASA VAR MIYDI?

Tabii ki vardı. İlk girdiğimiz site NASA’ydı. O sıralar hep hayal gibi görünüyordu.  NASA’nın Los Angeles merkezinde 7-8 Türk var. Diğer merkezleriyle birlikte NASA’da yaklaşık 25 bin çalışan var.

BUNDAN SONRA HAYALİNİZ NEDİR?

Monotonluktan çıkmak için geldim. Bir şeyler yapmak için geldim. Türkiye’de de o potansiyelin başladığını gördüm. Ondan dolayı geldim. Uzak vadede en çok yapmak ve görmek isteğim, Türkiye’de de uzay ekosisteminin artık kendi kendine işleyecek hale gelmesi. Mesela ABD’de iki şirket kapanınca uzay çalışmaları bitmiyor ama Türkiye’de bitebilir. Türkiye’de zaten birkaç tane şirket var, bunlar da yok olursa gerçekten çok kötü olur. Kırılma noktası var. Onu geçeceğimiz günleri görmeyi çok isterim. Bunun için de yapabileceğim bir şey olursa elimden geleni yapmak isterim. Bu önümdeki büyük plan. Diğer plan da özellikle bu uzay şirketinde Space-S önümüzdeki birkaç yıl içerisinde birkaç yüz tane uydu gönderilecek. İki senede 5 uydu gitti. Bu sene 12 tane daha gönderilecek. Seneye ve ondan sonraki sene 80 civarında gönderilecek. Şu anda öz sermayeyle çalışmaları yapıyorlar. Devlet destek vermese de çalışmaları sürdürecekler. Şu ana kadar da çok ciddi para harcadılar.

ÖĞRENCİLERE TAVSİYENİZ NEDİR?

Eğitim için bir insan fırsat bulduysa gitsin. Gençlere eğitim için gitmek istiyorlarsa gitmelerini, oranın deneyimlerini almalarını ama Türkiye’yi unutmamalarını öneririm. Türkiye’de destek vereceğiniz çok öğrenci var. Ben bunu yaptım. Türkiye’de bugüne kadar, 10 binden fazla NASA stickerları dağıttım. Seyahatlerimde bavul kilo hakkımı buna kullandım. Öğrencilerime mutlaka Erasmus’a katılıp Avrupa’yı gezmelerini öneririm. İngiltere’de okumak beni vizyon olarak çok değiştirmişti.

ÖĞRENCİLERLE HANGİ ÇALIŞMALARI YAPMAK İSTERSİNİZ?

Bilim merkezleri konusunda çalışmak istiyorum. Türkiye’de birçok şehirde var. Özellikle Doğu’da, Güneydoğu’da, Karadeniz’in pek çok şehrinde yok. TÜBİTAK bir ara Türkiye’nin her şehrinde bir program başlatmıştı, o program bitmedi. Bu konuda elimden gelirse destek vermek isterim. Dünyanın neresinde olursa olsun bilim merkezi işine girmek istiyorum.

BİLGİSAYAR OYUNLARI KONUSUNDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Zamanımı oyun oynayarak geçirmem. Çocukken oyun oynadığımı söyleyemem. O zamanlar bilgisayarlar daha yeni icat edilmiş sayılırdı. Benim yapmaya çalıştığım yazmaya çalışmaktı. Oyun oynamak zaman kaybı geliyordu. Bugün oyun oynamak farklı mesleklere yol açabilir ama onu yapan, para kazananlar çok az. Oyunu meslek yapanlar da oyun oynayanlar değil.

-

 

 

 

 

09-02-2024


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin

Paylaş