Arama sonuçları

? Siz sorun Pervin Kaplan yanıtlasın

‘Bilimsel eğitim ortadan kalkıyor’

‘Bilimsel eğitim ortadan kalkıyor’

‘Bilimsel eğitim ortadan kalkıyor’ Bu sözler en büyük eğitim sendikalarından birine Eğitim Sen’e ait. Yeni müfredat ile ilgili tartışmalara Eğitim Sen de “bilimsel eğitim ortadan kaldırılıyor” sözleriyle katıldı Yeni müfredatın gelecek yıldan itibaren uygulanmaya başlayacak olmasını da sakıncalı bulduğunu belirtti.

İşte Eğitim Sen’in yeni müfredat ile ilgili açıklamaları:

OLDU BİTTİYE GETİRİLMEK İSTENİYOR

Ülkenin eğitim sistemi ve geleceği açısından böylesine önemli bir konuda taslak programlarla ilgili kurumsal önerilerin 6 Şubat, bireysel önerilerin 10 Şubat 2016 tarihleri ile sınırlandırılması, MEB’in müfredat taslakları ile “öneri alma” sürecini sadece sembolik olarak ele aldığını göstermektedir. Bakanlığın gelecek öneriler doğrultusunda ders kitapları yazım sürecinin20 Şubat’tan itibaren başlayacağını açıklaması, tıpkı 4+4+4 düzenlemesinde olduğu gibi, müfredat da bir oldu bittiye getirilmek isteniyor.

SÖZDE SADELEŞTİRME YAPILIYOR

Yeni müfredat hazırlıkları sürecinde “Eğitim müfredatının basitleştirilerek, hacminin daraltılacağı”, “Bilgiden çok analiz yeteneklerini geliştirecek bir müfredat oluşturulacağı” iddia edilmiştir. Ancak “sadeleştirme” ve “basitleştirme” kavramları ile neyin kastedildiği kısa sürede anlaşılmıştır. MEB’in sadeleştirmeden kastı, öğretim programlarında iktidarın siyasi-ideolojik söylemleri ile çelişen bilgi ve ifadelerin ayıklanması, buna karşın özellikle iktidar tarafından sürekli referans gösterilen kişi ve olayların öğretim programlarının içine yerleştirilmesidir.

BİLİMSEL EĞİTİM ORTADAN KALDIRILIYOR

MEB tarafından açıklanan yeni müfredat program taslağı üzerinde bakanlığın iki yıldır süren çalışmalarının,iktidardan farklı düşünen akademisyenlerin, bilim insanlarınınve yandaş sendika dışındaki sendikaların görüşlerine neden başvurulmadığı anlaşılmıştır. Tüm ülkeyi ve gelecek nesilleri yakından ilgilendiren eğitim müfredatı gibi bir konuda, taslağın, siyasal ve ideolojik olarak iktidara yakın çevrelerin müdahalesiyle daha da geriye götürülmesi, bilime ve aydınlanma düşüncesine karşı adeta bayrak açılması söz konusudur.

DİNİ DEĞERLER ÖNE ÇIKARILDI

Ders kitaplarında bir süredir sürdürülen “sadeleştirme” ve “basitleştirme” uygulamalarının doğrudan bilim, felsefe, tarih ve sanat derslerini hedef alması, ünite ve kazanım sayılarının azaltılarak, “dini” ve “milli” öğeler ve referanslarla donatılmış bir müfredat oluşturulmak istenmektedir.

YENİ MÜFREDAT BİLİMLE BAĞI KOPARIYOR

MEB böylesine tehlikeli bir adım atarak, eğitim müfredatının bilimle, bilimsel bilgi ile gerçeklerle en somut bağını koparmış, eğitim sisteminde her türlü bilim dışı akım ve düşüncenin gelişmesi için geniş bir alan açmıştır. Evrim Teorisi sadece biyolojide değil, tüm doğa ve insan bilimlerinde, bilimi ve aklı yok sayan “yaradılışçı eğilimler”in akıl dışı safsatalarına karşı, bilimlerin bilimsel kalitelerini geliştirme ve ilerletmenin temel dayanak noktalarından birisi olan bir teoridir.

BÜTÜN OKULLAR İMAM HATİP MÜFREDATLI

Bu adımın arkasında, bütün okullarda okutulan müfredatı, imam hatip müfredatı ile benzer hale getirme çabaları yatmaktadır. Müfredat değişiklikleri ile tarihin, darbeler ve cuntaların da tarih kitaplarında okutulacak olması, dönem başında tüm okullarda bir hafta boyunca şiddet görüntüleri eşliğinde gelişme çağındaki ilkokul öğrencilerine sakıncalı olmasına rağmen zorla izlettirilen ve “15 Temmuz darbe girişimi”nin eğitim müfredatına girmesi, ulusal bayramlar arasında sayılması, hatta Felsefe dersi müfredatı içine yerleştirilerek anlatılmak istenmesinin eğitim bilimine ne kadar katkısı olacağı tartışmalıdır. Son dönemde laik/seküler eğitime yönelik olarak başlatılan düşmanca yaklaşımlar, Anayasa’nın ve toplumsal yaşamın temel ilkelerinden birisi olan laik eğitim ve laik yaşamı savunanların gözaltına alınması, tutuklanması ve hedef haline getirilmesine ilişkin tehlikeli yaklaşımları, yapılmak istenen müfredat değişikliklerinden ayrı ve bağımsız değerlendirmek mümkün değildir.

SEKÜLERİZMİ SATANİZM İLE AYNI KEFEYE KOYUYOR

Müfredat değişiklikleri, bir anlamıyla “laik eğitim ve laik yaşama” karşı meydan okumanın somut bir yansımadır.Laik-bilimsel eğitim anlayışına açıkça meydan okuyan, din-toplum ilişkisini konu alan ve laikliği de içeren sekülerizmi “satanizm” ile aynı kefeye koyarak “sakıncalı düşünce” ilan eden çağ dışı zihniyete karşı eğitim ve bilim emekçilerinin örgütlü gücü Eğitim Sen olarak bütün imkanlarımızla mücadele edeceğimiz bilinmelidir.

TARİH KİTAPLARINDA ‘YENİ OSMANLICILIK’

Özellikle tarih ders kitaplarında Atatürk ve Cumhuriyetin ilk yılları ile ilgili bilgilerde ciddi bir ayıklanma yapılırken, Osmanlı İmparatorluğu ile ilgili son derece ayrıntılı eklemeler yapılmış olması dikkat çekicidir. Daha somut örnekler vermek gerekirse; “Ortaöğretim Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi” dersi öğretim programında “Türklerde Eğitim ve Bilim” başlığı altındaki alt başlıklara bakmak yeterlidir.

PISA’NIN SORUMLUSU GÖSTERİYOR

Bilindiği gibi 2005 yılında MEB, tıpkı bugün yaptığı gibi, mevcut müfredat programları ile PISA gibi uluslararası sınavlardaki başarısız sonuçları gerekçe göstererek değiştirmiştir. Ancak aradan geçen sürede Türkiye PISA sınavlarında sürekli gerilemiş, sorunun sadece öğretim programlarından değil, doğrudan benimsenen yanış ve bilim dışı eğitim politikalarından olduğunu göstermiştir.

TÜRKİYE’NİN NASIL BİR SİSTEME İHTİYACI VAR?

 Bütün toplumlar için esas olan demokratik, katılımcı, bilimsel, eşitlikçi ve adaletçi bir kültür inşa etmektir. Hiç kuşkusuz ki, bunun yolu da demokratik, bilimsel ve laik eğitimden geçmektedir.

 

17-01-2017


Etiketler

MEB

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin