Arama sonuçları

? Siz sorun Pervin Kaplan yanıtlasın

YKS sonuçları eğitimdeki tahribatın kanıtı

 YKS sonuçları eğitimdeki tahribatın kanıtı

YKS sonuçları eğitimdeki tahribatın kanıtı. Geçtiğimiz 31 Temmuz’da açıklanan Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçları eğitimciler tarafından tartışılmaya devam ediyor. Eğitim Sen, YKS sonuçlarının eğitimdeki ağır tahribatın bir kanıtı olduğunu söyledi.

Sendika yaptığı açıklamada şunlara dikkat çekti.

YKS SONUÇLARI EĞİTİMDEKİ TAHRİBATIN KANITI

Bir gecede değiştirilen ve bu yıl ilk defa yapılan Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın sonuçları 31 Temmuz 2018 tarihinde açıklandı. Sınav sonuçlarına dair yayınlanan istatistikler, eğitimdeki ağır tahribatı gözler önüne serdi.

Adayların YKS’deki başarı düzeylerine yakından bakıldığında en çarpıcı verinin, bu yıl ilk defa uygulanan “Temel Yeterlilik Testi” sonuçlarında karşımıza çıktığı görülmektedir. Şöyle ki, 500 puan üzerinden değerlendirilen bir testte 250 ve üzerinde puan alan adayların, toplam adaylara oranı yüzde 19,80 oldu. 400 ve üzerinde puan alan adayların oranı ise yüzde 1,37. Bu tablo, eğitim sisteminde öğrencilere kazandırılmak istenen yeterliliklerin kazandırılamadığının, yani eğitim politikalarındaki başarısızlığın ifadesidir. Daha açık ifade etmek gerekirse, eğitim sistemi ile hedeflenen en temel yeterlilikler dahi öğrencilerin çok küçük bir kısmına kazandırılabilmiştir.

EĞİTİM SİSTEMİNİN ÇÖKTÜĞÜ GÖRÜLÜYOR

Adayların sorulara verdikleri yanıtlar değerlendirildiğinde ise eğitim sisteminin çöktüğü daha net görülebilmektedir. Türkçe testinde soruların en az yarısını doğru yanıtlayabilen adayların oranı yüzde 45’tir. Soruların en az yarısını doğru yanıtlayabilen adayların fen bilimleri testindeki oranı %11; sosyal bilimler testinde yüzde 24; temel matematik testinde ise yüzde 11’dir.

Kısaca eğitim sistemimiz, öğrencilerine sadece temel yeterlilik düzeyinde değil, Türkçe, fen bilimleri, matematik ve sosyal bilimler alanında da kazandırmayı hedeflediği noktadan çok uzaktır. Öyle ki sınava giren adayların toplamda matematikte 40 sorudan 3,9; fizikte 14 sorudan 0,4; kimyada 13 sorudan 1,1; biyolojide 13 sorudan 1,6 soruya ortalama doğru yanıt verdiği düşünülecek olursa, eğitim sisteminin iflas ettiğini söylemek işten bile değildir!

 

FEN VE ANADOLU LİSELERİNDE BAŞARI DÜZEYİ

 

Ayrıca verilere daha yakından bakıldığında fen ve Anadolu liselerinin hala sayısal ve eşit ağırlık alanındaki başarı düzeyini koruduğu da görülmektedir. Ancak özellikle özel fen ve temel liselerin ortalama başarı puanları da diğer özel liselere kıyasla yüksek görünmektedir. Fakat burada sorulması gereken önemli bir soru vardır. Özel liselerin dershane mantığıyla hareket ederek, kendilerini “sınava hazırlık” propagandasıyla pazarladığı herkes tarafından bilinmektedir. Acaba lise son sınıftayken kaç öğrenci devlet okullarını bırakıp, özel liselere geçiş yapmıştır? Devlet okullarında yetişen bu öğrenciler, kimi özel liselerin başarı grafiğini nasıl etkilemiştir? Bu sorulara gerçekçi yanıt verilmemesi durumunda, mevcut istatistiklere bakarak yorum yapmak sadece eğitimdeki ticarileştirme politikalarına meşruluk kazandırma işlevi görecektir.

 

BÖLGELER ARASI EŞİTSİZLİK NE DURUMDA?

Son olarak, geçmiş yıllarda yayınlanan istatistiklerde, Türkiye’de coğrafi bölgeler arasındaki ekonomik, kültürel, toplumsal eşitsizliğin sınavların “başarı” dağılımlarına da yansıdığı görülmekteydi. Bu yıl yayınlanan istatistiklerde ise bölgesel dağılımın yer almaması eğitimdeki eşitsizliğin görülmesini engellemektedir. Haliyle yukarıda ifade ettiğimiz ağır tahribatın bu yanı gizlenmekte, eğitimdeki en temel sorunlardan birisi yok sayılmaktadır.

ÖĞRENCİLERİN DEĞİL, SİSTEMİN BAŞARISIZLIĞI

Eğitim Sen olarak belirtmek isteriz ki yayınlanan veriler, adayların ve öğrencilerin değil, eğitim politikalarının başarısızlığını göstermektedir. Bu tablo, siyasi iktidarın öğrencinin ilgi, yetenek ve yaratıcılığını geliştirmek yerine, kendisine sadakatle itaat edecek nesiller yaratma arzusunun sonucudur! Okullaşma politikasından, öğretim programlarını oluşturmaya; öğretmen yetiştirme sisteminden, öğretmenlerin hak gasplarına; demokratik ve evrensel değerlerin yok sayılmasından, siyasi iktidarın yürüttüğü toplum mühendisliğine; devlet okullarına kaynak aktarılmazken, özel okullara öğrenci başına verilen binlerce TL’lik teşviklere kadar çok sayıda faktör bu tablonun oluşmasını sağlamıştır. Kaygımız, bu karanlık tablonun daha da derinleşeceğidir. Bu karanlıktan çıkışın tek yolu, demokratik bir siyasi atmosferin sağlanması ve eğitimin kamusal, parasız, bilimsel, laik, nitelikli ve anadilinde örgütlenmesinin hedeflenmesidir. 

02-08-2018


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin