Arama sonuçları

Türkiye’nin bilimsel araştırma kartı: Akademik üretim düşük, atıf ortalamanın altında

Türkiye’nin bilimsel araştırma kartı: Akademik üretim düşük, atıf ortalamanın altında

Türkiye’nin bilimsel araştırma kartı: Akademik üretim düşük, atıf ortalamanın altında. Fen, sosyal, sanat ve insan bilimleri alanında yayımlanan makale ve bildirileri tarayan en geniş ağ olan Web of Science, Haziran ayı sonun Japonya’nın Osaka kentinde düzenlenen 2019 G20 zirvesinde küresel bir araştırma raporu yayımladı. Bu rapor da Türkiye’nin bilimsel performansının ne durumda olduğunu da gösteriyor.

TBMM'ye sunulan ve 2019-2023 dönemini kapsayan On Birinci Kalkınma Planı’nda eğitimle ilgili yer alan hedeflerden biri de 2023 yılına kadar Türkiye’den en az 2 üniversitenin dünyanın en iyi sıralamaları listesinde ilk 100’e, en az 5 üniversitenin de ilk 500’e girmesi sağlanması olarak gösteriliyor.

Dünya sıralamalarına girmenin en önemli yolu ise bilimsel üretkenlikten geçiyor. Yani akademisyenlerin yazdığı makalelerin etki gücü yüksek dergilerde yayımlanması ve bolca atıf alması gerekiyor.

Peki Türkiye’deki bilimsel makaleler ile araştırmaların gücü nedir?

İşte tam bu sorunun yanıtını söz konusu rapor veriyor.

 

TÜRKİYE’NİN BİLİMSEL ARAŞTIRMA KARTI: AKADEMİK ÜRETİM DÜŞÜK, ATIF ORTALAMANIN ALTINDA

 

G20 ülkelerinin bilimsel performanslarını gösteren bu raporda ülkelerin puan kartları da oluşturuldu. Bu raporu kaleme alanlardan biri de University World News’ten Karen MacGregor oldu. Rapor, dünya yayınlarının yüzde 65’ini üreten, araştırma fonlarının yüzde 92’sini harcayan,  dünyadaki akademisyenlerin yüzde 87’sine iş veren ve küresel araştırma raporlarının yüzde 70’ini yayınlayan G20 ülkelerinin profilini çıkardı.

Institute for Scientific Information (ISI) tarafından 2019 yılında üretilen yıllık G20 Puan Tablosu – Araştırma Performansı, (G20 Scorecard) ülkelerin “sağlıklı araştırma girişimlerini etkileyen önemli meseleler”le ilgili son bilgileri içeriyor.

Yayınlanan liste, bir sıralamadan ziyade araştırma iş gücü ve birliği, üretim, kalite ve rekabetçiliğine odaklanarak, AB üyesi ülkeleri haricindeki 19 adet G20 ülkesinin profilini çıkarıyor. Bu ülkelerin yayınladığı 5 milyondan fazla sayıdaki makale, Web of Science’ta yer alan araştırma ve alıntıların yüzde 70’inden fazlasını oluşturuyor.

ScoreCard’larda ülkelerin araştırma fonları, uluslararası işbirliği, yayın sayısı, atıf gücü gibi konulardaki durumu inceleniyor.

 

TÜRKİYE’NİN DURUMU NEDİR?

 

Peki raporu incelediğinizde ne görüyoruz?

Rapora göre Türkiye’de akademik üretim son zamanlarda düştü. Araştırma ile kalkınmaya harcanan gayrisafi milli harcamanın son on yılda düştüğü gözlemlendi. Her alana ait araştırmalardan yapılan alıntılar dünya genelinin oldukça altında kalırken, uluslararası işbirliği ile yapılan araştırmalar da yüzde 25 oranında. Türkiye’nin küçülen ekonomisi ve azalan erişim imkanları da göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye’de tüm alanlarda yapılan araştırmaların tüm G20 ülkelerine oranla düşük kaldı. URAP Başkanı Prof. Dr. Ural Akbulut, bunun en önemli nedenleri arasında da Türk üniversitelerindeki akademisyenlerin etki gücü düşük, hatta sıfır olan yayınlara yönelmesini gösteriyor.

Bu oranlar ile Türkiye ile Meksika en kötü durumdaki ülkeler. Bilimsel makalelerde en fazla atıf alarak yüzde 10’luk dilime giren iki ülke ise Avustralya ve İngiltere. Avustralya’nın makalelerinin yüzde 17.5’i İngiltere’nin makalelerinin yüzde 14.5’i dünyanın en fazla atıf alan ilk yüzde 10’luk dilimde yer alıyor.

ÜRETKENLİK NEDEN DÜŞÜYOR?

 

URAP Başkanı Prof. Dr. Ural Akbulut ile bu raporu konuştuk. Kendisinden raporu yorumlamasını istedim. İşte Akbulut’un rapora ilişkin yorumları:

ISI tarafından yayımlanan G 20 ülkelerinin 2019 yılı bilimsel araştırma karnesinde maalesef Türkiye’nin durumunun iyi olmadığı görülüyor. Ülkemizde AR-GE için ayrılan payın milli gelire oranının çok düşük olduğu vurgulanan raporda son 10 yılda bilimsel üretkenliğimizin gerilediği belirtilmektedir. Bilimsel performansımızın düşmesinin temel nedeni, çok sayıda üniversitemizin son yıllarda etki değeri çok düşük veya sıfır olan dergilere yönelmiş olmasıdır. URAP raporlarında her yıl üniversitelerimizin dünya sıralamasında yükselebilmesi için etki değeri yüksek dergilere yönelmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Etki değeri düşük veya sıfır olan dergilerdeki makaleler okunmaya değerli bulunmadığı için atıf alamamaktadır. Bu nedenle üniversitelerimizin ve ülkemizin makale başına düşen atıf sayısı da düşmektedir.

EN İYİ DURUMDAKİ ÜLKELER

Rapora göre Güney Kore’nin AR-Ge payı yüzde 4,5’e, Japonya’nın yüzde 3.2’ye ve Çin’in AR-GE payı ise yüzde 2.0’ye ulaşmıştır. Bilimsel makalelerin aldığı atıflara bakıldığında; en fazla atıf alan makaleler içinde ilk yüzde 10’luk dilime giren makale yüzdesi en yüksek olan iki ülke Avustralya ve İngiltere’dir. Avustralya’nın makalelerinin yüzde 17,5’i İngiltere’nin makalelerinin yüzde 14,5’i dünyanın en fazla atıf alan ilk yüzde 10’luk dilimdedir.

HİÇ ATIF ALAMAYAN MAKALE SAYISI ARTIYOR

Ülkemizde ise hiç atıf alamayan makalelerimizin oranı maalesef giderek artmıştır. Bu rapordan çıkartılan sonuca göre üniversitelerimizin akademik performansını artırıp dünyanın en iyileri arasına girebilmesi için yapılması gerekenler:

a) Bilimsel yayınlarımızı etki değeri yüksek dergilere yöneltmek

b) Ülkemizin AR-GE payını en kısa sürede yüzde 2,0’nin üzerine çıkarmak şeklinde özetlenebilir.

10-07-2019


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin