Arama sonuçları

? Siz sorun Pervin Kaplan yanıtlasın

Üniversite sıralama pazarı ve 'hileli' yöntemleri

Üniversite sıralama pazarı ve 'hileli' yöntemleri

Üniversite sıralama pazarı ve 'hileli' yöntemleri. Günümüzde üniversite sıralamaları yalnızca öğrenci ve ailelerinin tercihleri üzerinde etkili olmuyor. Aynı zamanda akademik işbirliklerinin belirlenmesinde, burs dağıtılmasında hatta göçmen kabullerinde bile kriter. Bu kadar etkili bir sektör kendi pazarını da bu pazardaki ‘hilelerini’ de yaratıyor. Sıralama kuruluşlarıyla üniversiteler arasında ‘ticari ilişkiler’ gelişirken, yükseköğretim kurumlarına da sıralamalarda nasıl yükselebileceklerini anlatan danışmanlıklar ortaya çıkıyor.

ÜNİVERSİTE SIRALAMA PAZARI VE 'HİLELİ' YÖNTEMLERİ

Gazete Habertürk'ten Pervin Kaplan'ın haberi şöyle.

İlk kez 2003 yılında Çin’in kendi gelişmesini ölçmek için Şanghay Üniversitesi’nin yaptığı ve dünyadaki üniversiteleri akademik olarak değerlendirdiği “En iyi üniversiteler” sıralaması bugün artık akademinin vazgeçilmezi haline geldi. Yaklaşık 10 sıralama kuruluşunun yaptığı “en iyiler” listesi günümüzde sadece öğrenci ve ailelerin tercihlerinde belirleyici değil.

Bazı ülkelerde devlet bursu alacak öğrencilerin belirlenmesinde bir kriter, yükseköğretim kurumlarının kimlerle akademik işbirliği yapacağında bir ölçüt, hatta göçmen kabullerinde bile dikkate alınan bir veri haline gelmiş durumda.

Her sıralama kuruluşunun hatta aynı kuruluşun sıralamalarında bile aynı üniversitelerin “sırası” farklı çıkıyor olsa da günümüzde yükseköğretim kurumları için sıralamada yer almak bırakın sadece saygınlık sağlamayı “olmazsa olmaz” bir koşul haline geldi.

ÜNİVERSİTE SIRALAMALARI KENDİ PAZARINI DA YARATTI

Her malın taleple birlikte fiyatının artması gibi bu kez hem “sıralamaların bir pazarı” hem de bu pazarda yer alabilmenin bir maddi bedeli oluşmaya başladı. Binlerce dolarlık abonelikler, sıralamada nasıl yükselebileceğinize ilişkin danışmanlıklar ortaya çıktı.

İş sadece bununla da kalmıyor.

YÜKSELME TÜYOLARI VEREN DANIŞMANLAR

Üniversite sıralamalarına girebilmek, yerini korumak ve yükselebilmek için bu pazarda giderek “her türlü tartışmalı yol” da kullanılır hale geliyor. Geçtiğimiz günlerde buluştuğumuz ODTÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Gülser Köksal ile işte bu sıralamaları ve yaşananları konuşma fırsatı bulduk. Yaklaşık 10 sıralama kuruluşunun nasıl oluyor da aynı üniversitelerin sırasını birbirinden farklı gösterebildiklerini, sıralamalarda kullanılan kriterleri ve sıralamalar için yükseköğretim kurumlarının hangi “yöntemleri” uygulamaya başladıklarını konuştuk.

Sohbetimize katılan akademisyenlerin anlattıklarını da dinleyince işte ortaya bu veriler çıktı.

İLK 100’DEN KABUL ALANA DEVLET BURSU

Örneğin Katar ve Kazakistan’da ilk 100’deki üniversitelerden kabul alan öğrencilere devlet bursu veriliyor.

ÜNİVERSİTENİN İŞBİRLİĞİNİ BELİRLİYOR

Sıralamalar akademik ortakların belirlenmesinde kullanılıyor. Brezilya’da sadece ilk 500’dekilerle, Singapur’da sadece ilk 100’dekilerle işbirliği yapılıyor.

ÜNİVERSİTE SIRALAMALARI GÖÇMEN KABULÜNDE BİR KRİTER

Kimlerin göçmenlik başvurularının kabul edileceğine dair bir kriter olarak kullanılıyor. Örneğin Hollanda en iyi 150 üniversitenin mezununu, Danimarka ilk 20 üniversitenin mezununu tercih ediyor.

YURTDIŞI DENKLİK ÖLÇÜSÜ

YÖK, baraj getirdiği bölümlerde okuyacak gençler için 5 sıralama kuruluşundan birinde gidilecek üniversitenin ilk 1000 içinde olmasını kriter olarak kabul ediyor.

METODOLOJİLERİNİ DEFALARCA DEĞİŞTİRİYOR

Sıralama kuruluşları sıralama kriterlerini sürekli değiştirince üniversiteler de yerinden kayıyor. 2016’da makalede imza sayısı dikkate alınmadığı için CERN yayınlarından dolayı ODTÜ dünyada ilk 85’in içine girerken, ertesi yıllarda “imza kriteri” değişince yüzlerce sıra geriye düşebiliyor.

ÇİFTE VATANDAŞ ‘YABANCI’ YAZILIYOR

THE ve QS uluslararası öğrenci ve öğretim üyesini sıralamasında bir kriter olarak kullanıyor. Bu açıdan zayıf üniversiteler sıralamaya girme şansını da yitiriyor. Ama bazı üniversiteler bunun “yolu”nu buluyor. Bu kriterde yükselmek için çifte vatandaşlarını yabancı öğretim üyesi olarak yazıyorlar. Aynı durum sıralama kriteri arasında yer alan uluslararası öğrenci sayısının belirlenmesinde de kullanılıyor. Çifte vatandaşlıkları olan öğrenciler “yabancı öğrenci” olarak gösteriliyor.

ATIFLAR SIÇRATIYOR

Atıf etkisinin hesaplaması değiştiği için sıralamalarda büyük sapmalar yaşanıyor. Örneğin 2010-2011’de Mısır’daki Alexandria Üniversitesi, Harvard ve Stanford’un önüne geçti. Nedeni de kendi kendine ve arkadaşları tarafından kendine bol atıf yaptıran bir matematikçi yüzünden oldu.

ATIFI BOL AKADEMİSYEN BULUNUYOR

Atıf etkisi yüzünden üniversitelerin de baskısıyla akademisyenler makalelerini altına imza koyması için atıfı yüksek akademisyenlere yönlendiriyor. Atıfı yüksek akademisyen, beğenirse makaleye imzasını koyuyor. Bir yandan hiç emek harcamadan makalede imzası çıkıyor hem de bu akademisyenden atıflar geldiği için üniversite yükseliyor. Şimdilik parayla makaleye imza koyanlar duyulmuş değil, ama yakında “Parasını ver, imzamı al” diyenlerin çıkmayacağının da garantisi yok.

AKADEMİK PERSONEL SAYISINDA OYNAMA

Bazı üniversiteler akademik personele doktora sonrası araştırmacılar, okutmanları eklemiyor. Böylece akademisyen başına düşen öğrenci sayısı azalıyor. Aynı zamanda da akademisyen başına düşen yayın sayısı artıyor.

MEZUN SAYISINDA İNCE NUMARA

Mezuniyet dönemi ve kayıt dönemi verilerini seçme. Mezuniyet dönemi öğrenci sayısı gönderilirse az oluyor bu da akademisyen başına düşen öğrenci sayısının azalmasını sağlıyor.

ANKETLER İÇİN ÖZEL İSİMLER

Bazı üniversiteler saygınlık anketlerinde kullanılacak akademisyenleri dikkatli seçiyor. Çünkü QS gibi sıralamalarda anketler de önemli kriter. Üniversiteler anket için isim verdiğinden “en iyi üniversiteleri sıralayın” sorusuna kendi ismini verecek akademisyen peşine düşüyorlar.

ÜNİVERSİTELER ATAMA KRİTERLERİNİ DEĞİŞTİRİYOR

Bazı üniversiteler atama ve yükseltme kriterlerini sıralamalarda fark yaratacak şekilde değiştiriyorlar. Örneğin, yüksek atıf alan yazarlarla ortak makale yazan öğretim üyelerine yüksek puan veya ödül vererek bu yazarlarla işbirliğini teşvik ediyorlar.

ETKİ DEĞERİ YÜKSEK İSE PARA

Etki değeri yüksek dergilerdeki yayınlara daha fazla puan veya ödül verebiliyorlar.

BEYANLAR OYNUYOR

Endüstriyel gelirler sıralamalarda bir kriter olarak kabul ediliyor. Ama beyan usulü olduğu için her türlü manipülasyona da açık oluyor.

16 BİN DOLARA ‘YILDIZ’ SATIN ALINIYOR

Bazı  sıralama kuruluşlarıyla yapılan ticari işbirlikleri üniversitelerin sıralamalarını yükseltiyor Örneğin QS, üniversitelere binlerce sterlin karşılığında 1-5 yıldız ölçeğinde sıralanma fırsatı sunuyor. İrlanda’da Limerick Üniversitesi bu uygulamadan sonra sıralamada yükseldi. Bu yıldızlar da yıllığı 6 bin 850 dolardan 16 bin 700 dolara kadar çıkabiliyor. Yani binlerce dolar ödeyen üniversiteler sıralamalarda yükseliyor.

Yine THE, çeşitli dergi abonelikleri, reklam ve yazılım lisansları gibi seçeneklerle sıralamalarda fark yaratmayı teşvik ediyor. ‘Görünür olun’ diyerek yükseköğretim kurumları reklam vermeye teşvik ediliyor. Bu “tanıtımlara” katılan bunun da bedelini ödeyen üniversitelerden bazıları bunun sıralamalarda bir bant yukarıya kadar fark sağlayabildiğini iddia ediyor. Çok sayıda üniversite binlerce TL harcayarak, abonelik ve reklamlara giriyor. Hatta yine binlerce sterlin karşılığında üniversitelere sıralama verilerine erişim, analiz hizmetleri veriyor.

GÖZETTİĞİMİZ ÜNİVERSİTE OLUN

Bazı sıralama kuruluşlarından “Gözettiğimiz üniversite olun” diyerek yükseköğretim kurumlarına reklam vererek, görünürlüklerini göstermeleri telkin ediliyor.

60 BİN STERLİNE DANIŞMANLIK

YILLIK 30 bin hatta 60 bin sterline varan danışmanlık hizmetleri gündeme geliyor. Yani sıralamalarda “neleri yaparlarsa yükseleceklerine ilişkin” hizmet veriliyor.

DANIŞMANLAR ÜNİVERSİTELERE YAYIN ÖNERISI GETİRİYORLAR

Üniversitelere, kendilerini, seçtikleri belli sayıdaki üniversite ile kıyaslama ve sıralamalarda fark yaratabilecek stratejiler geliştirmelerine yönelik analizler yapma fırsatı sunuyor.

Bazı danışmanlık hizmeti verenler hangi bölümleri açmanız gerektiği ve hangi alanlarda makale yayınlanması gerektiği konusunda hizmet veriyor. Google aramalarını kriter olarak kullanarak aranan, indirilen makaleleri çıkarıyor, yakın gelecekte popüler olacak alanları belirliyor, “Bu alanda yaz şu alanda bölüm aç” diyorlar. Yani veri kazıcılığı yaparak rapor hazırlıyorlar.

ÜNİVERSİTELER ETİK OLMAYANLARI ELEYEBİLİR

DÜNYA üniversitelerini sıralayan kuruluşlardan biri de Türkiye’de URAP Araştırma Laboratuvarı. URAP Başkanı Prof. Dr. Ural Akbulut üniversite sıralamalarının önemli olduğunu ancak hem sıralama hem de yükseköğretim kurumları arasında “etik olmayan” uygulamaların görüldüğünü söylüyor:

“Çin Şanghay’ın yaptığı ve dünyanın yalnızca elit üniversitelerini sıraladığı eleştirisi dışında ARWU’ya kimse söz edemez. Sıralamalar üniversitelerin kendi durumlarını görmelerini ve en önemlisi de akademik yayın yapmalarının önemini gösterdi. Böyle pozitif etkisi oldu. Ama popülerlik ve yarış olunca sistemin içine güvenilir olmayan öğeler de girmeye başladı. Bu yarışta öne çıkmak isteyenler etik olmayan yan yollara saparken, çoğu ticari iş olarak bu işi yapan sıralama kuruluşlarında da aynı davranışlar görülmeye başlandı. Çünkü bu pazar milyonlarca dolarlık bir pazar. Kuruluşlar bunu para kazanmak için de yapıyor. Kendi aralarında da bir yarış var. Danışmanlık ücretleri alıyorlar, kendi verilerini satıyorlar, rapor hazırlıyorlar. Yani sadece web sayfalarına ilan vermeniz yeterli olmuyor. Para kazanmak sıralama yapmaktan önemli hale gelince de özensiz sıralamalar oluyor. Tepkiler üzerine, kendileriyle yapılan özel görüşmelerle kurumların sıralamadaki yerleri değişiyor. Ama bu sıralamaların yanlış olduğu anlamına gelmez. Önlemi de üniversiteler, akademisyenler alabilir. İşbirliği yaparlarsa etik davranmayan kuruluşları devre dışı bırakabilirler. “

 

30-03-2018


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin