Arama sonuçları

Zorunlu eğitim çağındaki 570 bin 293 çocuk nerede?

Zorunlu eğitim çağındaki 570 bin 293 çocuk nerede?

Zorunlu eğitim çağında olan yarım milyonu aşkın çocuk, eğitim sisteminin dışında. Bu çocuklar okuldan ayrıldıklarına göre neredeler? İşçi çocuk mu oldular? Bu çocuklar mülteci mi? Özel eğitim ihtiyacında olan çocuklar mı? Yoksa zorla evlendirilen çocuklar mı?

6-17 yaşları arasındaki 570 bin 293 çocuğun eğitim sistemi içinde neden yer almadığının yanıtını kim verecek? Çünkü verilerde bu sorunun yanıtı yok.

Eğitim Reformu Girişimi’nin (ERG), Eğitim İzleme Raporu 2022’de, eğitim sisteminin dışında kalan çocuklara işaret ediliyor. Raporda, okullulaşma oranlarındaki olumlu gelişmelere karşın, 2021-22’de zorunlu eğitim kapsamındaki (6-17 yaş grubu) yaklaşık 570 bin 293 çocuğun eğitim dışında olduğuna dikkat çekiliyor. Yani zorunlu eğitim çağındaki çocukların %3,7’si eğitim dışında. Bu çocukların %50,8’i kız çocuk, %49,2’si oğlan çocuk.

Okula başlama yaşı olan 6 yaşta 41 bin 940 olan sayı, 7 yaştan itibaren 15 binin altına düşüyor. Ortaokula geçişle birlikte yeniden artışa geçen sayı, ortaöğretime başlangıç yaşı olan 14 yaşta 55 bin 665’e çıkıyor.

YAŞLA BİRLİKTE SAYI ARTIYOR

Bu yaştan sonra da artmaya devam eden eğitim dışındaki çocuk sayısı, 17 yaşta en yüksek sayıya 161 bin 738’e yükseliyor. Eğitim dışındaki çocuk sayısına cinsiyet ayrımında bakıldığında ise 6-12 yaş grubunda ve 17 yaşta eğitim dışındaki oğlanların sayısı daha yüksektir. 13-16 yaş grubunda ise kızların sayısının yüksek olduğu görülüyor. Diğer yandan, toplam sayıya bakıldığında eğitim dışındaki kız çocuk sayısı yaklaşık 289 bin 502 iken oğlan sayısı 280 bin 791.

Raporda dikkat çekilen nokta ise bu çocukların ne kadarının mülteci olduğu, kırsalda yaşadığı, özel eğitim desteğine ihtiyaç duyduğu veya çalıştığı ya zorla evlendirildiği için eğitimden ayrıldığı bilgisine erişilemediği vurgulanıyor.

KIZ ÇOCUKLARININ ORANI ARTIYOR

Yine raporda çocukların doğum yıllarına göre okullulaşma oranlarına bakıldığında da bazı doğum yıllarında önceki yıla göre öğrenci sayısında azalma olduğu, bu azalmanın cinsiyete göre farklılaştığı görüldüğü belirtiliyor. Cinsiyete göre önceki eğitim yılıyla 2021-22 arasındaki öğrenci sayısı farkları karşılaştırıldığında kızlar ve oğlanlar arasındaki farkın en yüksek olduğu doğum yılının 2008 yılı olduğu dikkat çekiyor. 2021-22’de 2008 doğumlu kız öğrenci sayısındaki azalma yaklaşık 3 bin 624 öğrenciyken, aynı grupta oğlan öğrencilerin sayısındaki azalma yaklaşık 325.

LİSEYE GEÇİŞTE NE OLUYOR?

Raporda hem kız hem de oğlan çocuklar için eğitim dışına çıkma sorununun ağırlıklı olarak ortaöğretime geçişle başladığının görüldüğü vurgulanıyor. 2021-22 verilerine göre ortaöğretimde net okullulaşma oranı kızlarda 1,5 yüzde puan artarak %89,3, oğlanlarda ise 2 yüzde puan artarak %90,0 oldu. Oranlara bölgesel bazda bakıldığında da hem kız hem de oğlanların ortaöğretimde net okullulaşma oranlarının Doğu Karadeniz hariç tüm bölgelerde arttığı görülüyor. Bu artışa karşın önceki yıla göre ortaöğretimde kız ve oğlanların net okullulaşma oranları arasındaki fark oğlanların lehine 0,3 yüzde puanken bu 2021-22’de fark 0,7’e yükseliyor.

ÇOCUK EVLİLİKLERİ

Raporda dikkat çekilen bir başka nokta ise çocuk yaşta erken ve zorla evlilikler de oğlanlara oranla kızların daha fazla eğitim dışına çıkmasına neden olan sorunlardan birisi olması.  2021’de resmi evliliklerin %2,3’ünde 16-17 yaş grubundaki kız çocuklar evlendirildi, aynı oran oğlan çocuklar için %0,1.

2021 yılında 16-17 yaş grubunda yaklaşık 13 bin 139 kız ve 770 oğlan çocuğun resmi olarak çocuk yaşta erken ve zorla evlendirildiği anlamına geliyor. Bu verilerin resmi evlilikleri gösterdiğini ve bölgesel farklılıkları göz ardı ettiğini vurgulamak gerekiyor. Kız ve erkek çocuklar arasındaki fark ise bir başka gerçeğe işaret ediyor. Kız çocuklarının yaşıtlarıyla değil, büyüklerle evlendirildiklerine.

BÖLGELER ARASI FARKLILIKLAR

Raporda kız çocumlarının okullaşma oranları bölgelere göre de inceleniyor. Buna göre  kız çocukların okullulaşma oranının en yüksek olduğu (%94,9) Doğu Karadeniz, aynı zamanda hem kızlar lehine okullulaşma oranlarının en yüksek, hem de Türkiye genelinde ortaöğretim net okullulaşma oranının en yüksek olduğu bölge.

Kız çocukların okullulaşma oranının en düşük olduğu bölge ise %78,6’yla Güneydoğu Anadolu. Diğer yandan da 2021-22’de kız çocukların ortaöğretim net okullulaşma oranları arasındaki bölgesel fark yüzde 20,7’den yüzde 16,3 yüzde puana gerilemiş durumda.

Rapor, ulusal ve uluslararası testlerde akademik başarıda erkek çocuklarından daha yüksek başarı gösteren kız çocuklarının erişimle ilgili erkek çocukların gerisinde olduğuna dikkat çekiyor. Eğitime erişime ilişkin göstergelere bakıldığında eğitime erişimde özel önemlere ihtiyacı olan engelli çocuklar, mülteci çocuklar ve çalışan çocuklar gibi grupların içerisinde de kız çocukların daha dezavantajlı durumda oldukları ifade ediliyor. Bunun için de  kız
çocukları odağa alan müdahale ve programların tasarlanmasına ihtiyaç olduğuna vurgu yapılarak, şöyle deniliyor:

TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ POLİTİKALARI

"Mevcut politika ve uygulamalarla eğitime erişimdeki sayısal fark kapansa bile eğitimde toplumsal cinsiyet eşitliği çerçevesinin eksikliği toplumsal hayatın farklı alanlarında eşitsizliklere, kadın ve kız çocukların ayrımcılığa ve şiddete maruz kalmasına neden olmaya devam edebilir. Bu bağlamda 2019’dan sonra sürdürülmeyen eğitimde toplumsal cinsiyet eşitliği odaklı projelerin152 geliştirilerek yeniden uygulamaya geçirilmesi elzemdir.”

KRİZLER ÇOCUKLARI ETKİLİYOR

Raporda araştırmaların iklim ve biyolojik çeşitlilik krizlerini de kapsayan çoklu krizlerden en çok etkilenen gruplardan birinin çocuklar olduğunu gösterdiğine vurgu yapılıyor. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve UNICEF, 2020 Küresel Tahminler Raporu’nda, devletlerin sunduğu sosyal koruma hizmetlerinin kapsamında daralma olursa 2022 yılı sonunda 8.9 milyon çocuğun daha işgücüne katılabileceğini ve bunun çocuk işçiliğinde dikkate değer bir artış anlamına geleceğini belirtiğine dikkat çekilerek, şu ifadeler kullanılıyor: “Artan gıda fiyatları, yüksek enflasyon oranları, hanelerin gelir ve geçim kaynağı kaybı, sosyal hizmetler ve çocuk koruma hizmetleri ve bunlara ayrılan kaynaklar üzerindeki baskı çocuk işçiliği ve dolayısıyla çocukların eğitim dışına itilmesi riskini artırıyor. Eğitim sisteminin krizler karşısındaki önleyici ve onarıcı rollerinin güçlendirilmesi için bir an önce harekete geçmek gerekiyor. İklim ve biyolojik çeşitlilik krizi özelinde, krizlerin etkilerinin anlaşılması ve krizlere yönelik bilgi, beceri, değer ve tutumların kazandırılması için eğitim önemli bir rol oynuyor. “

 

23-11-2022


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin

Paylaş