Arama sonuçları

5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü: Türkiye’nin öğretmenleri ne durumda?

5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü: Türkiye’nin öğretmenleri ne durumda?

5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü: Türkiye’nin öğretmenleri ne durumda? 5 Ekim bütün dünyada Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır. Öğretmenlerin çalışma koşullarını ve statüsünü belirleyen belgenin kabul edildiği gün olan 5 Ekim Dünya Öğretmenler Gününde ülkemiz öğretmenlerinin hali ahvaline bir bakalım istedik ki, tablo parlak değil.

Ülkede işsizlik önemli bir sorun. Ne işte ne de eğitimde olmayanların sayısı milyonlarla ifade ediliyor. Hem eğitimli hem de eğitimsiz işssiz sayısı azalma yerine yaşanan ekonomik krizin ve büyüme rakamlarındaki gerilemenin de etkisiyle sürekli artmakta. Krizin etkilerinin yarattığı sosyal travmalar nedeniyle toplumdaki şiddet türleri çeşitlenerek büyük bir artış gösteriyor. Krizden ve yarattığı şiddet sarmalından bütün alanlar derinden etkilenirken öğretmenlik mesleği de bu etkiden payına düşeni fazlasıyla almaya devam ediyor.

5 EKİM DÜNYA ÖĞRETMENLER GÜNÜ: TÜRKİYE’NİN ÖĞRETMENLERİ NE DURUMDA?

Öğretmenlik mesleği yetiştirme sisteminden atanmaya kadar bir dizi sorun yaşıyor. Bugün öğretmenlerin yaşadığı en büyük sorun işsizlik. Öğretmenlerin yaşadığı işsizlik olgusunun yanı sıra,iş bulanların karşılaştığı başka mağduriyetler bulunmaktadır. Bu mağduriyetler; düşük ücret, güvencesiz ve angarya çalışma, hak kayıpları, meslek içi adaletsizlik, ayrımcılık, mesleki şiddet, itibarsızlaştırma, idari ve yönetsel baskılar, demokatik olmayan tutum ve davranışlara muhatap olma gibi yaşanmaktadır. Her biri ayrı ayrı ele alınıp irdelendiğinde sayfalar dolusu yazılar yazılabilecek olan yukarıda yer alan sorunlardan bu yazıda işsizlik, yoksulluk, ayrımcılık ve itibarsızlaştırma sorunlarını özetlemeye çalışacağım.

 

BEYAZ YAKALI İŞSİZ OLDULAR

 

Değerlendirmeye en yakıcı sorun olan işsizlikten başladığımızda karşımıza karamsarlık, belirsizlik ve umutsuzluk denilen psikoloji biliminde içeriği çok kapsamlı kavramlar çıkmaktadır.

İşsiz öğretmen sayısı ile ilgili istatistiklermuhtelif olmakla birlik te son yapılan KPSS A Grubu Eğitim Bilimleri Sınavına başvuran 377 bin kişi ile bu sınavın  ardından yapılan  ÖABT’a başvuran 360 bin rakamlarını bile baz aldığında sorunun ne kadar acil olduğu ve bu soruna çok hızla yeni  ve alternatif çözümler üretilmesi gereken bir tablo oluşturduğu gerçeğini yeniden hatırlatmayı gerekli kılıyor. Elbetteki rakamlar sadece KPSS A grubunda görünenle sınırlı değil. KHK ile işinden atılan 35  bin öğretmen de işsizler treninin yolcusu olmuş durumda. Asıl tehlikenin büyüğü; öğretmen olmak için hazırlık yapan ve pedagojik formasyon programlarına giden yaklaşık  50 bin aday adayı ile eğitim fakültelerinde okuyan 217 bin adayın yanı sıra  değişik yükseköğretim programlarına devam edip pedagojik formasyon alma olasılığı olan 600 bin kişiyi bekleyen belirsizlikte yatıyor. Tabi özel sektörde çalışmakta olup her an kapının önüne konarak işssiz kalma sorunu yaşayacak 170 bin öğretmeni de potansiyel işsiz olarak bir kenara kaydetmek gerekiyor.

 

ATANAN ÖĞRETMEN SAYISI DÜŞÜYOR

 

Kamuya atanan öğretmen sayısı ise sürekli düşüyor. 2010-2015 tarihleri arasında 282.278 öğretmen atanırken 2016-2019 yılları arasında atama sayısı 136.337 oldu. Atamaya ilişkin MEB verilerine dayanılarak hazırlanan sayılar yukarıda yer alan tespitlerimizi doğrulayan bilgileri içeriyor. Bu tespitler ışığında 2010-2019 yılları arasında kamuya kadrolu ve sözleşmeli istihdam biçiminde atanan öğretmen sayılarındayaşanan değişim şöyle:

2010 yılında 40 bin 922

2011 yılında 39 bin 945

2012 yılında 56 bin 106

2013 yılında 41 bin 579

2014 yılında 50 bin 990

2015 yılında 52 bin 736

2016 yılında 49 bin 311

2017 yılında 22 bin 26

2018 yılında 45 bin

2019 yılında ise 20 bin

 

ÖĞRETMEN İTİBARSIZLAŞTIRILIYOR

 

Bu yazıda ele alacağımız ikinci sorun itibarsızlaştırma, diğer bir ifade ile değersizleştirme konusudur.Yıllardır uygulanan yanlış ekonomik, sosyal ve siyasal politikalar sonucu öğretmenlik mesleği büyük itibar kaybına uğratıldıve değersizleştirildi. Bunun bir sonucu olarak Türkiye,2018 yılı Küresel Öğretmen Statü Endeksi’nde(Global Teacher Statüs İndex) yer alan 35 ülke arasında 7.ülke konumundadır. İndexte bulunan başka bir veriye göre ise ülkemiz öğretmenlerine son 5 yılda en çok saygınlık kaybettiren 3 ülke arasındadır. Ülkemiz öğretmenlerine yönelik belirlenen bu veri önemlidir. Görülmelidir ve düzeltilmesi için zaman kaybetmeden gerekli önlemler alınmalıdır.

 

ÖĞRETMENLERİN ÜCRET SORUNU VAR

 

Bir diğer sorun öğretmenlere yönelik uygulanmakta olan ücret sorunudur. Burada da ülkemiz maalesef sınıfta kalmıştır. Kamuda ve özel sektörde görev yapmakta olan öğretmenlerin tamamı aylık yoksulluk sınırının altında ücretalmaktadır. Öğretmen ücretleri 31 OECD ülkesi arasında 3.sırada yer almaktadır. Ülkemiz öğretmenleri diğer ülkelerin öğretmenlerine kıyasla daha zor koşullarda, kalabalık sınıflarda ve sürelerde çalışmakta daha az ücret almaktadır.

TÜRK İŞ tarafından yapılan açıklamada aylık yoksulluk sınırı Ağustos ayı itibarıyla 6.705.94 liradır.15 Temmuz artışı sonrasında meleğe yeni başlayan sözleşmeli öğretmenin maaşı 3700 liradır. Bu durumda bir öğretmen maaşı ile aylık giderlerinin % 55,18’ini karşılayabilmektedir. Buoran 2002’de %53,04’tü.17 yıllık iyileşme oranı sadece %2 olabildi. 2002’de bir öğretmen maaşı ile 20 çeyrek altın alırken bugün ancak 8.33 altın alabilmektedir. Ücretli öğretmenlerin durumu ise çok daha vahimdir.Ücretli öğretmenler açlık ve asgari ücret sınırının çok altında ücretle çalışmaktadır.Öğretmmenlerin yaşam koşullarını ve özlük haklarını iyilrştirecek ekonomik ve sosyal tedbirler önümüzde ki bütçe yılında hayata geçirilmelidir.Öğretmenlerin meslek kanunu, ücretli öğretmenlerin ek ders ücret artışı ve ek göstergeleri 3000 olan öğretmenlerin ek göstergelerinin 3600’e çıkarılmasına yönelik verilen sözler 2019yılı bitmeden yerine getirilmelidir.

 

ÖĞRETMENLERİ AYRIŞTIRMAYIN, BÜTÜNLEŞTİRİN

 

Ayrımcılık ve bir bölüm öğretmene tanınan ayrıcalık öğretmenlerin diğer önemli sorun alanı oldu. Bu kapsamda yöneticilik kadrolarına yapılan atamalarda önceliğin erkeklerden ve iktidara yakın olan sendikanın üyeleri arasından seçilmesi ayrımcılığın ve ayrıcalığın en somut kanıtı olarak yaşanmaktadır. Çoğunluğunu kadınların oluşturduğu iş kolumuzda yönetim görevlerinde kadınların temsil oranı %3’tür. Kadınların yönetimlerde temsili noktasında da Türkiye OECD sıralamasının en sonunda yerini almış durumdadır. Para pul işi gerektirmeyen böyle bir konuda bile son sırada olmanın erkek egemen zihniyetin kadına biçtiği roller yaklaşımı ötesinde bir gerekçesi bulunmamaktadır. Yöneticiliğe atanma da ve yükseltmelerde getirilen mülakat koşulu kayırmacılığın zirve yaptığı bir süreç olarak gerçekleşti. Yöneticilerin %90’nın iktidara yakın duran sendikadan olması,yazılı da yüksek puan alan ancak mülakatta düşük puan verilerek elenen farklı sendika üyelerinin isyan noktasına varan tepkileri gündemden hiç kalkmadı.Bugünde gündemdeki yerini koruyor.

 

SENDİKASINA GÖRE ATAMA YAPILIYOR

 

2019 yılında yapılan Eğitim Kurumlarına Yönetici Seçme Sınavı Sonucu başarılı olan adayların eğitim sendikalarına göre dağılımını MEB Personel Genel Müdürü Hamza Aydoğdu açıkladı. Aydoğdu şöyle dedi:

“En son yapılan yöneticilik sınavında 60 ve üzerinde puan alan öğretmen sayısının 36.756 olduğunu,bunun sendikalara göre dağılımının; Eğitim Bir Sen 20.286, Eğitim İş 507,Eğitim Sen 1.367, Türk Eğitim Sen 5.189 üyesi kazanmış durumda. 9.282 kişi ise diğer sendikaların ve sendikasızların toplamı.”

Bu dağılım yandaş sendika üyesi olmayan öğretmenlerin nasıl bir baskılanma yaşadığını “kazansakta nasıl olsa mülakatta eleneceğiz” düşüncesinden hareketle üyelerininsınava başvurmadığını göstermektedir. Araçsallaştırılan mülakata dayalı ayrımcı,ayrıştırıcı ve ayrıcalıklı uygulamalar yerine birleştirici ve bütünleştirici uygulamalar eğitime ivme kazandırır.

 

KOŞULLARIN DÜZELMESİNİ BEKLİYORLAR

 

 

Sonuç olarak, öğretmenler yeni bir eğitim yılının başladığı bu günlerde  5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nü kutlayacak. Bu kutlamanın mevccut koşullarda buruk, moralsız ve mutsuz bir kutlama olacağını görmek gerekmektedir.Yukarıda özetlenen memeleketin öğretmenlerinin halleri bir dokunana bin dert dinletmektedir. Eğitim nitelikli olsun, çocuklarımız nitelikli yetişsin ve başarılı olsun istiyoruz.

Öyleyse, öğretmene yatırım yapmalı, öğretmeni öncelemeli ve önemsemeli, hak ettiği değeri vermeliyiz. Eğitimi ve çocuklarımızı düşürüldükleri bu karanlık tablodan kurtarıp aydınlığa çıkarmada büyük görev öğretmenlerinse, onlara hak ettikleri insanca yaşam olanaklarını sunmak ülkeyi yönetenlerin sorumluluğundadır. Başarmanın anahtarı burada saklı. Saklanan anahtarı bulup kilidi açmak için şimdi ve hemen harekete geçme zamanı

03-10-2019


Etiketler

Paylaşın arkadaşlarınızı da bilgilendirin